Kemal Kılıçdaroğlu

  • Kullanıcı Thor
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal Sözlük
Konu sahibi son olarak 1210 gün önce görüldü
Romantizm dönemi bitti, realizmdeyiz artık;

Yaptığı en büyük hata son 2 yıl içinde siyaset merkez sağa endekslemesi, çözümü oraya yaslamasıydı. Son 2 yıl diyorum çünkü siyasette önemli kırılma noktalarını bu 2 yıl belirliyor. “Türkiye toplumu sağcıdır, dolayısıyla iktidarı almak için sağcılaşmak gerekir, kimlik siyaseti yapmak gerekir, biz daha islamcıyız diyelim” gibi özetlenebilecek yanlış bir yol da denebilir. Oysa alakası yok. Hiçbir toplum özü itibariyle sağcı değildir. Siyasi mücadeleler toplumun yöneldiği/yöneleceği yeri belirler. 6’lı masa ittifakının varlığı da CHP yönetiminin çözümü burada, yani sağcılaşmak/merkez sağa yönelmekte görmesinden kaynaklanıyor. Bunun meyveleri de acı oldu. Çünkü seçimin esas galibi milliyetçiler/ülkücüler oldu ki bunda kendisinin de önemli bir payı var(MHP 10, iyip 10, Özdağ 2,5, BBP %1 = yaklaşık %25 oy)

Bilenler hatırlar zaten, bundan önceki seçim dönemlerine genelde beka söylemi ile girerdik ve bu vasıtayla milliyetçi doz artırılır ve bu eksende propaganda yürütülürdü. Mesela seçim döneminde PKK eylemleri, yapılan dış operasyonlar, asker cenazeleri, cenazelerin bir mitinge dönüştürülmesi, ellerini tabutun üzerine konup hamaset yapılması, yabancı bir ülkenin mallarının boykot edilmesi, Yunanistan’a karşı vs bir gerilim gibi şeyler hep önümüze çıkar ve milliyetçilik yükseltilirdi. Bu seçim döneminde bahsettiğim olayların hiçbiri olmamasına rağmen milliyetçilik yükseltildi ve beka söylemi ön plana çıktı. Bu kendisinin 2 yıl boyunca yürüttüğü siyasetin de etkisiydi. Oysa sosyal demokrat/sol’un en iyi bildiği metafor “boş tencere iktidar götürür” söylemiydi. Ecevitçilikti. Sözlük anlamıyla sol-popülizmdi. Buraya oynanmadı. Alabildiğince sol popülizm yapabilecek zemini olmasına rağmen kendisini sağa endeksledi ve seçimin son haftasına alışık olunmayan bir şekilde milliyetçi söylemlerde bulunmak zorunda kaldı. Tabi ki halk da bunu yemedi. Eğer son 2 yıl boyunca(pandemi sonrası artan yoksulluk, kur şoku, yüksek enflasyon, deprem vs gibi) yaşanan olayların siyasi yönünün üzerine koyarak, siyasetini tabana yayarak gelseydi sonuçlar farkedebilirdi. Sağcıyla sağcılık yarıştırılmaz. Aslı varken kimse suretine de bakmaz. Geçmiş olsun.
 
@No Pasaran,

İlk ittifak kurulduğunda da "Sağ yakınlaşması fayda getirmeyecek" demiştin.

Kılıçdaroğlu kaybettiği andan itibaren ilk eleştiriler de sağcılardan gelmeye başladı oysaki bu kadar hızlı manevra ile en uygun aday söylemlerini de unutmuş oldular.
 
Romantizm dönemi bitti, realizmdeyiz artık;

Yaptığı en büyük hata son 2 yıl içinde siyaset merkez sağa endekslemesi, çözümü oraya yaslamasıydı. Son 2 yıl diyorum çünkü siyasette önemli kırılma noktalarını bu 2 yıl belirliyor. “Türkiye toplumu sağcıdır, dolayısıyla iktidarı almak için sağcılaşmak gerekir, kimlik siyaseti yapmak gerekir, biz daha islamcıyız diyelim” gibi özetlenebilecek yanlış bir yol da denebilir. Oysa alakası yok. Hiçbir toplum özü itibariyle sağcı değildir. Siyasi mücadeleler toplumun yöneldiği/yöneleceği yeri belirler. 6’lı masa ittifakının varlığı da CHP yönetiminin çözümü burada, yani sağcılaşmak/merkez sağa yönelmekte görmesinden kaynaklanıyor. Bunun meyveleri de acı oldu. Çünkü seçimin esas galibi milliyetçiler/ülkücüler oldu ki bunda kendisinin de önemli bir payı var(MHP 10, iyip 10, Özdağ 2,5, BBP %1 = yaklaşık %25 oy)

Bilenler hatırlar zaten, bundan önceki seçim dönemlerine genelde beka söylemi ile girerdik ve bu vasıtayla milliyetçi doz artırılır ve bu eksende propaganda yürütülürdü. Mesela seçim döneminde PKK eylemleri, yapılan dış operasyonlar, asker cenazeleri, cenazelerin bir mitinge dönüştürülmesi, ellerini tabutun üzerine konup hamaset yapılması, yabancı bir ülkenin mallarının boykot edilmesi, Yunanistan’a karşı vs bir gerilim gibi şeyler hep önümüze çıkar ve milliyetçilik yükseltilirdi. Bu seçim döneminde bahsettiğim olayların hiçbiri olmamasına rağmen milliyetçilik yükseltildi ve beka söylemi ön plana çıktı. Bu kendisinin 2 yıl boyunca yürüttüğü siyasetin de etkisiydi. Oysa sosyal demokrat/sol’un en iyi bildiği metafor “boş tencere iktidar götürür” söylemiydi. Ecevitçilikti. Sözlük anlamıyla sol-popülizmdi. Buraya oynanmadı. Alabildiğince sol popülizm yapabilecek zemini olmasına rağmen kendisini sağa endeksledi ve seçimin son haftasına alışık olunmayan bir şekilde milliyetçi söylemlerde bulunmak zorunda kaldı. Tabi ki halk da bunu yemedi. Eğer son 2 yıl boyunca(pandemi sonrası artan yoksulluk, kur şoku, yüksek enflasyon, deprem vs gibi) yaşanan olayların siyasi yönünün üzerine koyarak, siyasetini tabana yayarak gelseydi sonuçlar farkedebilirdi. Sağcıyla sağcılık yarıştırılmaz. Aslı varken kimse suretine de bakmaz. Geçmiş olsun.
tam emin değilim ama glu olması lazım sanırım, geçen gün forumda bir yazı vardı. sosyal yardım muhabbeti üzerine yazılmıştı. "boş tencere iktidar götürür" söylemi de havada kalıyor. sen, ben önemsiyoruz bu durumu. forumda örneğini gördüğümüz gibi kişi kuru ekmek soğan yerim diyor ama vatan, millet derim diyor. kısmen yapılan yanlışlar olmasa ve suriyeliler ve afganlar üzerinden milliyetçilik kartı geç açılmasa bu seçim lehe olabilirdi.
 
2002 meclis
2010 genel başkanlık
chp'nin tek adamı
kazandığı seçim yok
 
2 seçiminde galibi kazananı Kemal dedemdir.
Hakaret küfür vs bizlik, benlik değil ama ahımız var Allah'a havale etmek en mantıklısı.
Bu millete doğruyu söylemek fayda etmiyor, vatan millet ezan diyeceksin ve hepsini donlarına kadar soyacaksın senden iyisi olmaz. Daha beter olsunlar, vatan adına milleyetçilik adına hesap kitap bilmezlere bu ülkeyi teslim edenleri de asla ciddiye almayacaksın. Sıkışınca başlarlar terörüst, vatanhaini, bayrak,... diye zırvalamaya. Bu söylediklerim her milliyetçi için değil, onlar kendilerini iyi bilir verdikleri oy ile.
 
kılıçdaroğlu'nun seçim kampanyaları süresince inandığı birleştirici güç olma ve helalleşme meselesi toplumda çok da karşılığı olmayan bir mesele değildi aslında. başlangıçta ''helalleşme'' mevzusuna tepkiler olsa da süreç ilerledikçe pozitif tutumunun etkisiyle anlatmak istedikleri netleştikçe bu helalleşme mevzusu gündemden silindi yerine gerçek dertlerimiz geldi. twitter ve google reklamlarıyla birlikte ulaştığı kitle, kılıçdaroğlu'nun vaatlerinden, ülkesi için kurduğu plandan umutluydu ve kazandığı ivme ister istemez o dönem seçim anketlerine de yansımıştı. hdp tarafından net bir şekilde destek açıklaması gelene kadar da her şey güzel gidiyordu kılıçdaroğlu adına ama gelen destek, elinde halka şunu sunacağız, bunu sunacağız gibi vaatleri kalmayan erdoğan'ın gözlerini parlattı. yapabilecekleri en çirkin, en ahlak dışı montajlarla, afişlerle kılıçdaroğlu-pkk-chp üçgenini kurarak bir diriliş yaşadılar ve kılıçdaroğlu'na karşı olan pozitif tutumu da-en azından bir kesime karşı- kırmayı başardılar. bu süreçte hem televizyonu, hem medyayı, hem dijital kanalları çok rahat elinde bulundurup yönlendirebilecek olmalarını da bir güzel kullanıp her yerde bu çirkinlikleri yayarak hem kendi kitlesini canlandırdılar hem de muhalif ittifaklara karşı olan ilgiyi azalttılar. tam da bu noktada kırılmanın başladığını düşünüyorum. millet ittifağının karşılarındaki çirkinliklere karşı hala pozitif tutumu sürdüren kampanyalarına devam etmeleri, vaatlerinin bir kısmının erdoğan tarafından gerçekleştirilmesi, asıl sorunlara odaklanıyor gibi durmalarına rağmen ekonomiden ve alınan göçlerden yeteri kadar bahsedilmemesi, birleştirici güce dahil ettikleri milliyetçi tarafta tam bir karşılık bulamamaları ve meral akşener'in sert bir tavırla masayı terk etmesi de bu ittifaka karşı olan inancı kırdı.

yapılan yanlışlara, kendine ait olmayan bir kitleyi kucaklama çabasına rağmen kılıçdaroğlu kendi adına bugüne kadar ki en iyi oyunu aldı ama sandığa gitmeyen seçmeni de bir türlü ikna edemedi. yapabileceğinin en iyisini yapamadı belki ama bu şartlarda oldurabileceğinin en iyisini yapmaya çalıştığı için benim iki oyumdan da gram pişmanlığım yok. bu saatten sonra yapabileceği en iyi iş tabii ki istifasını verip kendini yıpratmamaktır çünkü zaten yıpranmış bir isimdir. muhtemelen yerel seçimlere kadar da partinin başında kalıp sonra veda edebilir. kılıçdaroğlu sonrası herkesin tek yürek olduğu ekrem imamoğlu'nun chp içinde aktif yer almasını da isteyenleri anlıyorum ve ben de isterim genç, dinamik, çat çat cevabını veren, her kesimde karşılığı olabilecek birini ama onun siyasi yasaklı olma ihtimali de isteğimizin önünde kocaman bir engel oluşturuyor.

içimi döktüm gidiyorum... daha çok şey konuşulur, yazılır, çizilir de uno premium ekmek fiyatına kızıp untad daha ucuz diye ona yönelen bir insan olarak untad'ın uno premium'dan daha pahalı hale gelmesine sövmem lazım. teşekkürler.
 
Çocuğu, torunu yaşındakiler tarafından bile aşağılanmaya, alaya alınmaya çalışıldı da hiçbirine aynı seviyede karşılık vermedi, hoşgörü ile karşıladı.
 
Çocuğu, torunu yaşındakiler tarafından bile aşağılanmaya, alaya alınmaya çalışıldı da hiçbirine aynı seviyede karşılık vermedi, hoşgörü ile karşıladı.
seren serengil’in köpeği noynoy bile gülben’e bu kadar tepki vermedi… olsaydı güzel olacaktı ama olmadı be lefty’cim. hatırlayınca üzülüyorum arada. başka baharlara kaldık…
 
Toplum yapısını bilmeyen ve toplumu okuyamayan danışmanlarının ve akıl takımının kurbanı oldu. Şu seçimi kaybetmek inanılmaz zordu ve Kılıçdaroğlu ve ekibi destansı bir başarısızlıkla seçimi kaybetti.

Kavala ve Demirtaş özelinde ifade ettiği büyük bir hukuksuzluk problemini ve bu problemi halka anlatabilmeyi başaramadı ve bilhassa Demirtaş üzerinden Akp tarafından epey hırpalandı ve belki de bu seçimin en büyük faktörlerinden birisi de bu oldu. Akp'nin yaptığı etik veya değil, bu bambaşka bir tartışmanın konusu ama sen 20 yılı devirmiş ve mükemmelleştirilmiş bir algı makinasına sahip Akp'ye o açık kapıyı bırakırsan orayı zorlarlar ve nitekim inanılmaz zorlayıp seçimi de oradan kazandılar. Ben Akp'nin Kılıçdaroğlu'nun terör örgütleriyle iş birliği yaptığı anlatısından başka elle tutulur bir seçim söylemi olduğunu hatırlamıyorum ya da böyle bir söyleme denk gelmedim. Bütün seçimi bu ifadenin üzerine inşa ettiler ve ne yazık ki muhalefet cephesi de bu anlatıya karşı bir anlatı oluşturamayarak Akp'nin buradaki gediği genişletmesine yardımcı oldu.

Diğer kritik husus da muhalefetin kendisine ait olmayan tabana ulaşamaması. Burada iktidarın medyayı ele geçirmesi esas belirleyici oldu ama muhalefet de bunu farklı bir şekle sokmayı hiç denemedi. Akp tabanını dağıtmadan Akp'yi ve Erdoğan'ı deviremezsiniz ki deviremedi de. 2018'den 2023'e kabaca 1,5 Milyon oy artırabildi. Erdoğan, devrilmek için gerekli olan iki şeyi Kılıçdaroğlu ve ekibine altın tepside sundu, berbat ekonomi ve kaçak/sığınmacı sorunu. Muhalefetin bu iki söylemle adaydan bağımsız şekilde bu seçimi kazanması çok ama çok kolaydı. Bunları Akp tabanına anlatmak için de ekstra bir çabaya da gerek yoktu ama öyle bir seçim anlatısı inşa etti ki Kılıçdaroğlu'nun beyin takımı neredeyse bu iki hususa hiç değinilmeden girildi ilk tura. Ulan Kılıçdaroğlu 1440 dakikanın 1435 dakikası ağzını bantlayıp geri kalan 5 dakikada sadece kötü ekonomi ve sığınmacılar dese yine seçimi kazanırdı. Gerçi yineleyeyim, Kılıçdaroğlu'na demedikleri değil, başta Kavala ve Demirtaş özelinde dedikleri seçimi kaybettirdi.

Bu saatten sonra sadece kendisi değil, partiye doluşturduğu bütün delegeleri, üyeleri ve hatta çaycıları dahi çıkartıp en son kendisi çıkacak şekilde binadan ayrılmalı. Muhalif kanadın kanadını kırdı. Bütün bu başarısızlığının üstüne istifa etmesi o kanadın aldığı hasarı gidermeye yetmeyecek ama toparlanma sürecini hızlandıracaktır.
 
Son düzenleme:
Bu ülkede kimse Soğan Ekmek yemiyor ki. O 60 sene önceydi. Soğan fiyatı üzerinden yapılan bir seçim kampanyası ile anca buraya kadar. Yine de iyi bir sonuç.
 
Kendisini çok iyi anladığım bir siyasetçi. Zira Angie de bana aynı şeyi reva görüyor. Tercihini benden yana kullanmıyor. Muhafazakâr adımlar atmaya devam ediyor. Değişime kendini bir türlü açmıyor. Tabularını yıkmak istemiyor. Başına gelebilecek güzel şeylerden, daha demokratik, daha yenilikçi, daha renkli, daha barış dolu, daha kedili bir hayattan kendini mahrum bırakıyor. Yarınlarını klişelere ve hoyratlığa hapsediyor. Beni de kendisinden mahrum bırakıyor.

Zat-ı şahanesine tekrardan sesleniyorum: @angie

Whatsup'ını özelden göndermeni rica ediyor, sevgilerimi gönderiyorum. Bekliyorum. Teşekkürler.
 
Son düzenleme:
Kilicdarogly durusttur, adildir, iyi biridir ama bu ulkede bence secimi kazanmasi imkansizdir. Gecen gun bir roportajda adamin biri adayi degil halki degistirmenin daha mantikli olacagini soylemisti. Malesef bu millet mezhepcidir. Aleviye oy vermezler. Kurde oy vermezler. Ankarayi kazan istanbulu kazan izmiri kazan egeyi kazan ama anadoluya yenilirsin. Istedigin adayi cikar istedigin vaadi ver. Adamlar pusulada rte yi gorunce vicdan yapar yine oy vermez. Ben verirdim bak ben verdim diyenler oluyor ama iste ulkenin yuzde 50 si hala rte sevdalisi. Cok ugrasti cok didindi hatalari vardi ama anadolu ilim irfani malesef bunu anlamadi. Cani sagolsun. Gitsin keyfine baksin.
 
Çevresinde kimse kendisinin cb olmasını istemiyor. Yoksa tarihin en kolay seçimini kazanırdı diye düşünüyorum. Akp miting bile yapmadı, çoğu akpli bilinir kişi bavulumu hazırladım tweetleri bile attı. Ama olmadı , artık chp sıfırdan başlamalı .
 
Sebep Facebook..
Facebookta reis sevdalıları gibi grup ve sayfaların beyin yikamasini engellemek gerekiyordu.
 
Kendisini çok iyi anladığım bir siyasetçi. Zira Angie'de bana aynı şeyi reva görüyor. Tercihini benden yana kullanmıyor. Muhafazakâr adımlar atmaya devam ediyor. Değişime kendini bir türlü açmıyor. Tabularını yıkmak istemiyor. Başına gelebilecek güzel şeylerden, daha demokratik, daha yenilikçi, daha renkli, daha barış dolu, daha kedili bir hayattan kendini mahrum bırakıyor. Yarınlarını klişelere ve hoyratlığa hapsediyor. Beni de kendisinden mahrum bırakıyor.

Zat-ı şahanesine tekrardan sesleniyorum: @angie

Whatsup'ını özelden göndermeni rica ediyor, sevgilerimi gönderiyorum. Bekliyorum. Teşekkürler.
Bir an o ben miyim dedim…
 
Yanlis zaman yanlis adam
 
Geri