Kelt Uygarlığı

Konu sahibi son olarak 2625 gün önce görüldü

Keltler

Hint-Avrupa dillerinden Kelt dillerini konuşan, Avrupa’nın önemli bir bölümünde yaşamış eski halklar topluluğu.

Orta Avrupa kökenli olan (günümüzün Güney-batı Almanya’sı’ndan çıktıkları sanılır) Keltler, İ.Ö. 2000’de Avrupa’ya yayılmaya başlamışlar, ama bu yayılma bir akın biçiminde değil, birbirini izleyen ağır dalgalar halinde olmuştur.

Daha İ.Ö. 2000-1700 yılları arasında, ilk Kelt dalgası Büyük Britanya’ya ulaşmış olmakla birlikte, gerçek Kelt yayılması, adını Avusturya’daki Hallstatt’tan alan Hallstatt uygarlığıyla (İ.Ö. VIII-V. yy’lar) başlamıştır.

(Hallstatt’ta, 2000’i aşkın mezar kapsayan bir mezarlık bulunmuştur). O dönemde Keltler, Ren ırmağını aşarak Fransa ve İspanya’ya ulaşmışlardı.

Akdeniz, ülkeleriyle ticaret yapıyor, kalay ve amber satıp, kayatuzu madenleri işletiyorlardı.

Çevrelerine korku salan savaşçılardı; at üstünde dövüşürlerdi; ama demir tekerlekli savaş arabaları da vardı. Demircilikte ustalaşmışlardı; çekiçle döverek yaptıkları kılıçların niteliği ünlüydü.

Silah ve araçlarında (Galyalılar, sabanı ve fıçı çemberlemeyi bulmuşlardı) demir kullanmalarına karşılık, mutfak eşyasında (kazanlar) ve sanat eşyasında tunç kullanırlardı.

İ.Ö. 500 yıllarına doğru, Hallstatt uygarlığını, adını İsviçre’deki La Tene köyünden alan La Tene uygarlığı izledi (Cenevre gölü yakınındaki La Tene’de, birçok konutun kalıntıları ortaya çıkarılmıştır).

Keltler, kuşkusuz Germenlerin baskısıyla, Avrupa’nın her yanına yayıldılar.

İ.S. IV. yy’da İtalya’ya girerek 390’da Roma’yı yağmaladılar.

Adriya denizi kıyılarından Yunanistan’a geçip, Anadolu’ya ulaştılar.

Bazılarıysa İskandinavya’ya, Britanya adalarına (İrlanda), Güney Rusya’ya yerleştiler.

Çevrelerine son derece kolay uyan kişiler olduklarından, yerleştikleri bölgelerin halklarıyla karıştılar ve melez halklar oluşturdular.

Kelt dünyasında ticaret ilişkileri hızla gelişti. Ticaret, mevsimlik büyük panayırlarda yapılıyordu.

Marsilya limanı, Galya’nın doğal ağzıydı: Keltler, bu liman aracılığıyla Roma dünyasıyla ilişki kurdular ve Sezar, Galya’nın fethine Marsilya’dan başladı.

Keltler, sonradan Germen halklarının yapacakları gibi krallıklar ve imparatorluklar kurmamışlardır.

Tersine, devlet kavramından habersiz oldukları bilinmektedir.

Savaş sırasında seçimle iş başına gelen bir önderin yönettiği toplumları, klanlar ve kabileleri halinde örgütlenmişti ve üç sınıfa bölünüyordu: Köylüler; savaşçılar; dravidler.

Dravidler, topluca bir arada yaşayan rahiplerdi. Halkı şiirle eğitir, ezbere binlerce dize bilirlerdi.

Ayrıca, gelecekten haber verdiklerinden, kabile reisleri her önemli karardan önce onlara danışırlardı.

Dravidler yargıçlık da yapar, geleneksel hukuka ve ahlaka dayanarak anlaşmazlıkları çözerlerdi.

Yavaş yavaş halk, onlarda büyücülük gücü olduğuna inandı ve Ortaçağ boyunca ormanlarda, eski dravidlerin soyundan gelen erkek ya da kadın dravidler yaşadı.

Din açısından dravidler, canlılar dünyası ile öbür dünya arasında birer aracı sayılıyorlardı.

Keltler için öbür dünya korkulacak bir yer değildi.

Tersine, bir süre kalındıktan sonra yeryüzüne dönülen bir zenginlik ve mutluluk ülkesiydi.

Keltler ölümden korkmak bir yana, bazen, sevinçli bir dakikayı sonsuza kadar sürdürmek için intihar ederlerdi. Her ölüm olayı, karnaval şenliğine benzer törenlere yol açardı.

Keltlerin pek çok sayıda tanrısı vardı (Galyalıların 400 kadar). Adalet dağıtan büyücü tanrılara, savaşçı tanrılara, hekimliği, el sanatlarını, tarımı koruyucu tanrılara, bereket tanrıçalarına inanılırdı.

En önemli tanrılardan Lug (Lyon kenti-Eski Lugdunum- adını ondan almıştır), sanatları, yolcuların ve ticaretin koruyucusu sayılırdı; sonradan Romalılar tarafından Mercurus’la (Merkür) bir tutuldu. Evrenin tanrısı Dağda (Romalılarda lupiter), her şeyin tanrısıydı.

Gücünün simgesi olan bir topuzla, bolluk simgesi bir kazanla ve güneşin simgesi (aynı zamanda da gökyüzü tanrısıydı) bir tekerlekle canlandırılırdı, Ogmios güzel konuşma tanrısı, Govannon demirciler tanrısı, Epona atları koruyan tanrıydı.
 
Geri