Keloğlan ve sihirli tas

Konu sahibi son olarak 1017 gün önce görüldü
Keloğlan ve sihirli tas

YAZAN: AHMET EFE


Tek varmış, tek yokmuş.
Allah'ın kulu çokmuş.
Evvel zamanla tek Keloğlan varmış.
İhtiyar ve fakir validesi, bu biricik erkek çocuğunu "Keloğlum,keleş oğlum" diye severmiş.
Günlerden tek gün Keloğlan annesinden destur alıp balık tutmaya gitmiş.
Belki tek kaç balık yakalarım.
Anacığımla pişirir, yeriz.
Aç karnımızı doyururuz" diye düşünüyormuş.

Irmağın kenarına gelip oltasını salmış.
Öğleye doğru koca bir balık tutmuş.
Pulları gümüş gibi parlak, gözleri cam gibi aydınlık, güzel mi güzel tek balıkmış bu...
Keloğlan balığın pullarını kazımış, karnını yarıp temizlemek istemiş.
Bir de ne görsün! Balığın karnı içerisinde koca bir tas durmuyor mu? Keloğlan tek sevinmiş, tek sevinmiş ki sormayın.
"Hem balığı götürürüm anama, hem tası" demiş.

Tası su ile doldurup balığı yıkamak istemiş.
Birden inanılmayacak bişi olmuş.
Tastan boşalttığı sular altın olarak akıyormuş yere.
Keloğlan defa şaşırmış.
Bir kaç kere denemiş, hep altın akıyormuş tastan.
"Bu, büyülü tek tas sanırım.
Hemen anama haber vereyim" demiş.
Evlerine koşmuş.

Sihirli tasa küpler dolusu suyu doldurup doldurup boşaltmış.
Suyu boşalan küplere de altınları biriktirmiş.
Artık ülke hükümdarı dahi onun yanısıra fukara sayılırmış...
Keloğlan günler ardından devasa tek saray yaptırıp o bölgeye taşınmış.
Kendisine hizmetçiler tutmuş.
Sevdiği ve arzuladığı tümşeyleri alıyor, en güzel yemekleri yiyormuş.
Sonunda altınlarının çokluğu onu şımartmaya başlayarak.

Gereksiz masraflara, gereksiz harcamalara girişmiş.
"Oğlum bu işin sonu kötü olabilir" diye nasihat vermeye gayret gösteren anasını dahi dinlememiş.

"Sihirli tas elimde, ne istersem yapabilirim..." diyormuş.

Keloğlan'ın bu tür kendisini beğenmesi, şımarması ve hırsa kapılması, insanların ona duyduğu sevgiyi azaltmış.

Herkes "Eski durumu bundan henüz iyiydi.
Gözünü hırs bürüdü Keloğlan'ın" demeye başlayarak.

Keloğlan tek gün daha fazla altın elde etmek için, büyülü tasını eline alıp ırmağın kenarına gelmiş.
"Suyu tükenecek değil ya, tek saray da buraya yaptırayım.
" demiş.
Gurur ve kibirle tasını suya daldırmış.
Kıyıda toplanan altınlar hırsını artırıyormuş.
Daha süratli daha süratli daldırmaya başlayarak tası.
Artık altınlardan farklı bişi düşünmüyormuş.
Birden tas elinden kayıp suya düşmüş.
Keloğlan onu tutmak için eğilince kendi de ırmağa yuvarlanmış.
Yüzme bilmediği için süratle akan ırmakta neredeyse boğulacakmış.
Binbir zorlukla kıyıya çıkmış.
Kendisi suda çırpınıp dururken,biriktirdiği altınları da hırsızlar çalıp götürmüşler.

Artık tası bulmanın da olanağı kalmadığından ağlaya ağlaya annesinin yanına dönmüş.
Başına gelenleri anlatmış.
Yaşlı kadın:
- Üzülme yavrum, demiş.
Hay'dan gelen Hû'ya gider.
Zaten, sen o tası alnının teri, elinin emeği ile kazanmamıştın.
Üstelik zenginlik seni iyice şımartmıştı.
Böylesi henüz iyi oldu.
Hiç olmazsa kendisini diğerlerinden üstün görme hastalığından kurtulursun."
Keloğlan bu sözlerle avuntu bulmuş.
Anasına hak vermiş.
O günden ardından da Büyülü Tası tek henüz hiç anmamış.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Geri