Keloğlan Dağlar Padişahı

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü

KELOĞLAN DAĞLAR PADİŞAHI

Bir varmış bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Bu Keloğlan zamanla büyüyüp gelişmiş. 20 yaşına girmiş.

Mert yiğit biriymiş ama çalışmayı sevmez boş gezenin boş kalfası misali koca boyuyla gezer dururmuş.

Garip anacığı çalış para kazan dedikçe para benim neyime deyme ana keyfime yazık olur emeğime et doldur tabağıma dermiş.

Günlerden bir gün Keloğlan iftiraya uğramış kolculara yakalanmamak için dağlara kaçmış. O yörenin beyi Keloğlan'ı altınlarımı çaldı diye suçlarmış.

Beyin baskısından yıllardır bıkıp usanan köylüler Keloğlan'a ekmek yemek götürerek onun dağları mesken tutmasını sağlamışlar.

Bir iki derken tarlalarda karın tokluğuna çalışmak istemeyen on köylü Keloğlan'ın çevresinde saf tutmuş.

Keloğlan gücüne güç katmış ve bir gün adamlarıyla düze inerek beyi sindirip korkutmuş.

Tarlalarda ırgatlık yapan köylüler Keloğlan'ın yanına gelerek sen çok yaşa emi Keloğlan diye bağırmışlar.

Kolcular Keloğlan'ın etrafını sarınca araya girerek Keloğlan'ı dağa kaçırmışlar.

Olanlardan haberdar olan o ülkenin padişahı tebdil kıyafet gelerek köylülerle konuşmuş Keloğlan'la tanışmış.

Onun iftiraya uğradığını anlamış. Sonradan kimliğini açıklamış ve Keloğlan'ı sarayına davet etmiş.

Sarayda padişahın dünya güzeli kızını gören Keloğlan kıza aşık olmuş. Kız da ününü duyduğu Keloğlan'ı görür görmez sevmiş.

Sonraki bir gün Keloğlan anasıyla gelerek padişahtan kızını istemiş.

Padişah kızını Keloğlan'a vermiş. Düğün günü bey bir kenarda eğlenceleri izlerken onun baskısından kurtulmuş olan köylüler oynamışlar eğlenmişler.

Yıllar sonra bile çocuklarına torunlarına Keloğlan Dağlar Padişahı diyerek anılarını anlatmışlar.

SON
 
Geri