Günlük Kelebek Ruhu*

Konu sahibi son olarak 51 gün önce görüldü
22.09.2025 Pazartesi
Söyleyemediklerim vol 2.

hayattaki hiçbir sınavım, onayını almak istediğim aile bireylerim,
yanında deliler gibi olmak istediğim ama bunu zorlaştıran en yakın arkadaşım,
geçmem gerektiğini düşündüğüm diğer tüm derslerim...
bunların hiçbiri benim mentalimden, benim fiziksel sağlığımdan kıymetli değil
kaybetmemem gerekenleri biliyorum korumam gerekenleri biliyorum
biliyorum ama dibe de vuruyorum be bunları öğrenirken
ama orada olmak harika hatta hala düşüyor olma fikrinden bile harika
çünkü artık kimse size zarar veremiyor
ve dipten çıkmak için çok çırpınmıyorum, gün geliyor geçmez dediğim günler geçiyor
unutamam dediğim günleri gülerek hatırlıyorum
gözyaşlarım bile kuruyor
işte o yüzden çırpınmıyorum...
ve evet havalar soğuyor ama güneş hala çok sıcak İrem,
unutma...
 
24.09.2025 Çarşamba
Söyleyemediklerim vol 3.

Bugün zorlanıyor olabilirim.
Birilerinin varlığı, yokluğu, sessizliği ya da birdenbire beliren izleri kafamı karıştırıyor olabilir.
Ama şunu kendime hatırlatmakta fayda görüyorum.
Ben bu hikâyede artık savrulan değil, yönünü seçen kişiyim…
Sustuğumda zayıflığımdan değil de kendime duyduğum saygımdan susuyorum sessiz ama en güçlü şekilde dikiliyorum karşılarına.
Bir şey söylemek isteyen biri bunu açıkça yapar saklanmaz oyunların arkasına…
O yüzden ben artık sadece netliği, açıklığı ve içtenliği tercih ediyorum…
Belirsiz hiçbir sinyalin peşinden gitmiyorum, gitmeyeceğim de ve kendime yük olan hiçbir duyguyu taşımayacağım…
Bugün yazmıyorsam içimdeki değerimi koruyorum ve bugün aramıyorsam kendi merkezimde kalıyorum… olumsuzluklardan uzak kendimi tercih ediyorum…
Bilirim sustukça kaybolmam, eksilmem aksine kendime sadık kaldıkça tamamlanırım bilirim…
Bu süreç asla kolay olmadı ama geçici işte onu biliyorum ve kabul ediyorum.
Kendi sevgimin bana yettiği günlere ışınlanmak istiyorum bir an önce, olsun ama korkum da yok kendi yolumu yürümeye cesaretim de var yanlış olmasınnnn (:
Ve bugün, kendime verdiğim bu sözle yeniden başlıyorum güne:
Ben kendime sadık kalacağım (:
Çünkü önce ben varım, ben hak ediyorum (:
 
01.10.2025 Çarşamba
artık söyleyebildiklerim vol1.

Her günüm aynı değil; ruhum bazen dalgalanır gibi yükseliyor,
Bazen sakin ve durgun.
Duygularımın iniş çıkışları içinde kaybolmak yerine,
Onlarla nazikçe buluşmayı öğreniyorum.
Değişim isteğim bazen çok güçlü, bazen ise çok hafif.
Bu dalgaların içinde dengemi bulmak ve hayatımda o dengeyi kurmak istiyorum.
İlişkilerimde sınırlarımı belirlemek benim için önemli artık.
Kendi alanımı, kendi değerimi koruyorum.
Bu sınırlar, beni koruyan birer kalkan;
Başkalarının benim iç dünyama izinsiz girmesine izin vermiyorum.
Acımı, özlemimi hissetmekten çekinmiyorum;
Çünkü her duygu benim bir parçam, beni ben yapan bir parçam.
Kendime şunu hatırlatıyorum:
Denge, sabırla ve sevgiyle inşa edilir.
Kendime karşı nazik olmayı, duygularımı kabul etmeyi seçiyorum.
Sınırlarımı çiziyorum ve bu sınırların arkasında güçleniyorum.
Her inişte, her çıkışta kendime biraz daha yakınlaşıyorum.
Bugün, kendimle barışığım İrem belki yarın olmayacağım ama bugün barışığım.
Duygularımın rehberliğinde, dengemi bulmak için yavaşça ilerliyorum.
 
07.10.2025 Salı
artık söyleyebildiklerim vol2.

Sana bile ait olmayan bir şeyi kaybetmekten korkuyorsun...
Yolculuğundan başka hiçbir şey sana ait değil ki
Hiçbir insan, hiçbir ilişki, hiçbir eşya aslında “bizim” değil.
Her şey bir süreliğine hayatımıza giriyor ve sonra ya kalıyor ya gidiyor.
Ama tek gerçekten bize ait olan şey, kendi yolculuğumuz:
Düşüncelerimiz, seçimlerimiz, öğrendiklerimiz, kendimize kattıklarımız.
Benim şu an yaşadığım acı da tam bu farkındalığın başlangıcı.
Birilerinin hayatımdan gidişi, bir şey kaybettiğim anlamına gelmiyor ki;
aksine kendi yolculuğuma daha çok döndüğüm anlamına geliyor, biliyorum...
Şimdi kaybetme korkusunun yerini yavaş yavaş “özgürlük” hissi alıyor...
Çünkü aslında kimseyi kaybetmiyorum — sadece kendi yolumda ilerliyorum be...
 
25.10.2025
artık söyleyebildiklerim vol3.

Tekrar deniyor insan; güvenmeyi deniyor...
Ama yine kanabiliyor, yine inanabiliyor...
Şimdi durmak istiyorum sadece ve kendimi hatırlamak istiyorum.
Yaşananlar bana sınırlarımı, değerimi ve neyi kabul edip neyi etmemem gerektiğini gösterdi işte...
Duygularımı kabul etmek istiyorum henüz edemiyorum galiba
Kırgınlık, öfke ve üzüntü, yaşadıklarımı anlamam için bir yol onu da biliyorum ama zorlanıyorum
Her nefeste fark ediyorum aslında ben hâlâ buradayım, ben hâlâ benim biliyorum.
Kendi içimi dinleyip, kendime saygı duymak istiyorum...
 
24.11.2025
yoruldum vol1.

Tek istediğim güven ve emekti.
Süslü püslü sözler değil de gerçekten bir bağlılıktı...
Kimsenin mükemmel olmasını da beklemedim ki yanımda durulsun, sözler tutulsun ve çaba gösterilsin istedim.
Aslında değer verdiğim şeyler en basit olanlardı ama anladım ki bazen en basit beklentiler bile en zor karşılananlar olabiliyormuş
Belki de bu yüzden kırıldım, yoruldum...
Çünkü istediğim küçük görünse de benim için her şeydi...
 
01.12.2025
yeni bir şeyler vol1.

Bugünüm hayatımın sıradan akışına küçük bir kıvılcım ekleme günü olsun bari...
Ne büyük bir plan, ne de dev bir karar…
Sadece yeni bir şey...
...yeni bir cümle, yeni bir nefes, yeni bir his...
Belki bir fincan kahvemi farklı bir pencerede içmek...
Belki uzun zamandır ertesi güne saklanan bir hayali
bugünün içine usulca iliştirmek…
Değişim bazen devrimlerle gelmiyor azizim
bazen sadece bugün başka olsun demek yetiyor...
 
16.01.2026
yorulmuşluk hali vol2.

Aklımın gördüklerini, kalbimin kabul etmemesinden...
Hak etmediğimi düşündüğüm davranışlarla karşılaşmaktan...
İnsanlara beklentiler yüklemekten...
Sevildiğim yerden kaçıp gitmek isterken, sevilmediğim yere varmak istemekten...
Merak etmekten...
Hiç olmadığım ruh hallerinin üstüme yapışmasından...
Hakkımda aşırı yanıldıklarını söyleyememekten...
Olgunlaştığımı sanırken çocuk yanımın bir kenarda salıncağa binmesinden...
Bencil olma isteğimden...
Ve tüm bunlara rağmen,
hâlâ incitmemeyi seçmemden…
 
17.01.2026
yeni bir şeyler vol2.
bir şey okudum... diyordu ki;

çok da üzülmeyin dünyadır geçer...
acıtır, üzer süründürür,
dayanamam sanırsınız
yanarsınız, ama geçer...
Arada, dünyanın seyrine,
seyranına kendinizi bırakın.
Görürsünüz geçer...
Bir ince sizi kalır..
O da insanlığınızı hatırlatır. İyidir...
 
04.02.2026
kıymetli şeyler vol1.


Bir gün kendimi kaybolmuş hissedersem
aslında kendi kalbimin içinde bir yuva edinebileceğimi hatırlamam gerekiyormuş.
gitmek istemediğim bir yere götüren bir yol varsa, o yoldan geri dönebilmek de bir tür ilerleme sayılırmış.
çünkü büyümek her zaman ileri doğru koşmak değil, bazen durabilmek, bazen yön değiştirebilmek.....
bazen de “burada kalmak istemiyorum” diyebilecek cesareti gösterebilmekmiş....
Guy Finley’nin dediği gibi: “Bir yerden ayrılmaktan korkma oraya bağlı kalmaktan, alışkanlıklarından ve hep aynı kalmaktan kork.”
İlahi bir sistem varsa *ki olduğuna inanmak istiyorum* hayırlı olan hiçbir şeyin benden alınmayacağını,
açılan hiçbir kapının kapanan bir kapıyı aratmayacağını da biliyorum.
dengesiz kaldığımı sandığım anlarda bile aslında bir denge içinde olduğumun farkındayım artık.
insan bazen yolunu değil, kendini yeniden buluyormuş meğer.
ve bu kısacık süreçte içimi hafifleten, beni olduğum hâlimle güvende hissettirmeye çalışan, kalbimi sakinleştiren şeylerin tesadüf olmadığını da öğreniyorum...
güzellikler sabrın ve zamanın perde arkasında sessizce bekliyor o perdeleri çekebilenler ise hem kendileriyle hem hayatla barışıyor.....
 
21.02.2026
kıymetli şeyler vol2.


Hayat son zamanlarda hızını aşırı artırdı... takvimden günler daha da hızlı siliniyor...
günlerim birbirine karışıyor, yapılacaklar listem uzadııııkça uzuyor....
Ama...
garip bir şekilde...
içimde eskiye göre daha az telaş var...
yoğunluk hep vardı belki,
farkı sanırım şu ki artık o yoğunluğun içinde kaybolmuyorum...
eskiden yetişmeye çalıştığım her şey beni tüketirdi şimdi bazı şeylere bilinçli geç kalıyorum..
Ve bunun adı başarısızlık değil biliyorum bunun adı ....denge.......
evet kabul ediyorum her şeyi aynı anda düzeltmek zorunda değilmişim
herkese yetişmek zorunda değilmişim....her kapıyı açık tutmak zorunda hiiiiç değilmişim...
bazı dönemlerde fark ediyorum ki insanın hayatı genişlemiyor...derinleşiyor....
yorgun olduğum günlerde var,
kararsız kaldığım anlar da....
ama artık o anlarda gerçekten paniklemiyorum
çünkü...biliyorum ki geçiş dönemleri dağınık görünür oysa içten içe bir düzen kuruluyordur (:
şunu öğrendim
kıymetli şeyler hep gürültülü olmuyor.....
bazen bir bakış açısı değişimi,
bazen yavaşla, ben her zaman senin yanındayım ne olursa olsun sadece mutlu ol irem diyebilen bir iç ses.....
bazen de sadece kendi tarafında kalabilmek…
belki de büyümek tam olarak bu.
hayatın hızına rağmen iç hızını sabitleyebilmek.
ve eveeeet, yoğun bir dönemden geçiyorum.
ama ilk kez bu kadar bilinçli,
bu kadar kendim olarak....
 
Geri