Güneydoğu’da Çocuk Olmak Bir Gecede Büyümek Demek
Bütün çocuklar kadar mutlu
bütün çocuklar kadar tasasızdılar
Kasabanın bütün bağlarına girebilir
bütün bahçelerinden yiyebilir
meyve ağaçlarına dalabilirdiler
Bir yaz gecesi aniden patlayan silah seslerine kadar
Önce özgürlüklerini
şenliklerini kaybettiler
sonra evlerinin bir ateş topu olduğunu gördü gözleri
Büyükler onlara bir şey söylemiyor
kendi aralarında “dışardakiler” dedikleri birilerinden bahsediyorlardı
Kimdi bu dışardakiler?
Çocukluğunu 80’li yıllarda Güneydoğu’da geçiren yazar Emine Uçak Erdoğan
iki ateş arasında sıkışan bölge halkının bir yaz gecesi ansızın alt üst oluşunu anlatıyor:
“Hayatın ve imkânların bütün yoksunluğuna rağmen
hayal dünyamızın ve zihinlerimizin alabildiğince özgür ve zengin olduğu o günleri biraz da olsa bugüne taşımak istedim
Savaş
göç
molotof kokteyli
acı
öfke ve daha nice olumsuz kelimeyle yâd edilen o topraklarda bir zamanlar bambaşka kelimelerin
hayatların hüküm sürdüğünü hatırlatmak için
”
***
“Emine Uçak Erdoğan
kalemini kamera gibi kullanıyor
Acının kutsal bir vahşiye dönüştüğü bir coğrafyanın yazgısını
gerçekçi fotoğraflar pozlayarak anlamaya ve anlatmaya çalışıyor
İçeriden bir gözlemin
gerçekçi anlatımın ve daha önce bakılmayan yerlerden bakmanın getirdiği bir zenginlik bu
Yıllar önce Fikret Otyam ve Yaşar Kemal’in yaptığını ama eksik bıraktığını daha gerçekçi bir biçimde
şiiriyeti yalınlığında saklı bir dille tamamlıyor
‘Bölge’nin acıtıcı
gerçekçi manzarası
Erdoğan’ın kalemiyle bir kez daha dile geliyor
”
Sadık Yalsızuçanlar