Kefernahum

Konu sahibi son olarak 718 gün önce görüldü
kefer.jpg

"Orada çocuklar eceliyle ölüyormuş..."

Yaşadığımız dünyanın ta kendisi/en azından yakinen uyarlanmış diyebileceğim nadir filmlerden bir tanesi Kefernahum.Batının estetiğe dayalı sinemasına karşı Doğunun hakikati düstur edinen sineması.Batı hakikat raddesinde eksikliğini gideremiyor,lakin doğu hakikat mefhumunu ana motif olarak işledikten sonra,güzellik ilkesine cinsellik üzerinden değil,masumiyet imgesiyle ulaşıyor.Ve bunu yaparken yeryüzünde en günahsız varlıklar olan çocukları bir imge olarak kullanıyor.

Kefernahum,sinemanın hakikake yaklaştırma sanatı olduğunu bir kez daha deklare ediyor.Film üzerine konuşulur veya uzunca analizler yapılabilir.Lakin okuyucuyu sıkmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum.Hollywood sirkinin hazır kurgularından sıkıldıysanız,izlemizi tavsiye edebilirim.

Bu arada eklemem gerek,küçük oyuncuların oyunculukları üst vechede.Khaled Hosseini'nın Uçurtma Avcısı'nı izlemiş ve beğenmişseniz,bu filmi de sevecek ve beğeneceksiniz.
 
Çocuk istismarı panelinde duymuştum adını ilk kez. Sonra incelemek isterken filmi izledim. Harika bir film gerçekten…
 
Senin bu filmi izlediğine şaşırmadım @Angie genelde motifleri,masumiyet timsali çocuk hakikatiyle bezenmiş filmleri izlediğini veya adına aşına olduğunu düşünüyorum ben senin.Günümüz bireyinin vicdan melekesi ancak,çocuk imgesiyle harekete geçiyor...
 
Senin bu filmi izlediğine şaşırmadım @Angie genelde motifleri,masumiyet timsali çocuk hakikatiyle bezenmiş filmleri izlediğini veya adına aşına olduğunu düşünüyorum ben senin.Günümüz bireyinin vicdan melekesi ancak,çocuk imgesiyle harekete geçiyor...
Genelde mesleğimle alakalı şeyler dikkatimi çeker. Film izlemem normalde. Böyle özel yapımlar ilgimi çeker ama… çocuklar her zaman güzel ya… Dünyaları çok masum.
 
Bazı kitaplar ve filmlerin giriş cümleleri akıllara kazınır ya. Ya da içerisinde öyle bir sekans olur ki akıldan çıkmaz hiçbir zaman. Bu film de onlardan “Aileme dava açmak istiyorum, beni dünyaya getirdikleri için.” diye başlıyor.
 
Bazı kitaplar ve filmlerin giriş cümleleri akıllara kazınır ya. Ya da içerisinde öyle bir sekans olur ki akıldan çıkmaz hiçbir zaman. Bu film de onlardan “Aileme dava açmak istiyorum, beni dünyaya getirdikleri için.” diye başlıyor.

İzlediğinize sevindim abi.O girişte ben de dumur oldum.Çocuk belki de insanlık elinden,zulme uğrayan tüm masumlar adına konuşmuş.
 
İzlediğinize sevindim abi.O girişte ben de dumur oldum.Çocuk belki de insanlık elinden,zulme uğrayan tüm masumlar adına konuşmuş.
Evet etkili bir giriş. Devamında da altını doldurmayı başarıyor film zaten. Karakter gelişimi açısından çok sade ve net bir anlatımı var filmin.

Örtülü bir tanrı paradoksu da var o cümlenin içinde. “Masum bir çocuğun yaşadığı tüm bu eziyetlerin sorumlusu kim? Çocuk kendi aklıyla ailesini suçluyor, dünyaya onların getirdiğini düşündüğü için ama cümledeki vurgu “dünyaya gelmek” sembolist bir tanrı paradoksu da var.

“Tanrı mutlak iyi olan ise tüm bu zulme nasıl sessiz kalır?”

Ya da Hayyam’ın rubaisi ile ;


Öldürmek de, yaşatmak da senin işin;
Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.
Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat?
Beni böyle yaratan sen değil misin?

O yönüyle de güzel bir sembolizm olarak okunabilir bu cümle de.
 
Güzel bir perspektifin var Abi.Film de varoluşsal sancılar/sanrılar ve belki de kelimeler ile ifade edemediğimiz farklı duygu tonları var.

"İnsanda insanı öldürür.'' monoloğu Senin,vurgu yaptığın nüktelerden aklıma en yakın olarak yer edineni.Yönetmen bu paradoksal sekansları,bilerek izleyicinin rahatının bozulması ve tefekkür edebilmesi için mi entegre etti kestirmek zor.Esasen ben derinlemesine bir analiz yapmayı düşünüyordum bu film için.Hatta antik Mısır'dan tutun da,kader kavramı üzerinden ele almaktı bu filmi niyetim.Ancak zaman,mekan ve günümüz insanın malayani endişeleri sebebiyle,kısa bir tanıtımla konuyu açmak nasib oldu.

Teşekkür ederim güzel katkın için.
 
Geri