Kayseri ili Tarihi

M
  • Kullanıcı milis
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - İç Anadolu Bölgesi
Kayseri İli, Kültepe kazılarında yapılan araştırmalar, çevrede M.Ö. 3.500 yıl öncesine kadar uzanan bir yerleşme bölgesi çıkarmaktadır. Bu kazılarda ele geçenler ilk Tunç Çağı'nın izlerini taşır. Ayrıca, Eğriköy höyüğü, Fraktin, Şimşekkaya, Erkilet, Taşçı, Yağmurluköy vc Hanyeri'nde yapılan kazı1arda, buradaki insanlık tarihinin çok eskilere gittiğinden söz cdilmektedir.
Kayseri ve çevresindeki yazılı tarih ise, Asur Ticaret Kolonilerinin bu çevreye gelmeleri ve M.Ö.2500 yıllarına doğru da Hitit İmparatorluğu'nun yerleşmesiyle başlar ve kanisti adıyla şehir kurulur.
Kayseri, bu dönemde Hitit Halkı'nın yerleşme alanıdır ve sık sık da, Ege Göç Kavimleri'nin işgallerine uğramaktadır. Hititlerin bu bölgedeki etkinlikleri, M.Ö. 900 yılı dolaylarında Tabal Krallığı'nın kurulmasıyla yeni bir şekil alır. Artık, çevrenin etkinliği de artmaktadır. Eğe çevresinden, Suriye bölgesinden, hatta Batı'dan gelen ticaret kervanlarının önemli uğrak yerlerinden birisidir. Geç Hitit Dönemi diye de adlandırılan bu devirde, söz sahipliği Asurlular'ın elindedir. Ancak, bunların etkinlikleri de fazla sürmez. M. Ö. 612'de Med'1er, Asurluların çevredeki etkinliklerine son verirler. Bunun peşinden çevrede Kilikya Devleti kurulur. Bunun ömrü de uzun olmaz. M. Ö. 550'de pers'1er Med yönetimine son vererek kendi devletlerini kurarlar. Şehrin adı Mazaka olur. Pers'1erin bu bölgeye gelip yerleşmelerinden sonra şehir Mazak adını alır. Ba adı alasıya kadar Kayseri'nin adı Kanisti'dir. L.Dareios döneminde bu bölgede Kapadokya Karallığı'nın etkinliği artar. Ne var ki, bu da uzun sürmez ve M.Ö. 334'te Makedonyalılar Persler'i yenerek bölgeye yerleşirler.
İskender'in ölümünden sonra bölge yine el değiştirir ve bu defa M.Ö.280'de Persler yeniden Kapadokya Krallığını kurarlar. Kayseri, Pers Kralı IV. Ariaretes Esebes'in döneminde ''Evsebia'' adını alır. Pontus Krallığı kendi hükümranlığını ilari eder. Bunun hemen arkasından, birkaç yıl sonra Roma orduları görüldü. Romalılar'ın buradaki söz sahipliği fazla sürmedi. Romalılar geri çekilirler ve şehirde Kapadokya Hükümdarlığı'nın yönetimi hakim olur. Bunların etkinliği de pek fazla devam etmez. O dönemin istilaları, mevcut kavimlerin birbiri aleyhine seyrettiği için, Kayseri bunun dışında kalamaz. Bu defa, M. Ö. 77'de ermeni Kralı Dikran şehri yağmalar. 9 yıl sonra da yani M.Ö. 66'da Romalı Paypeius, kendilerine bağlı bir devlet kurar. M. S .17 . Yılında ise Kayseri ve çevresi Kapadokya hakimiyetinden tamamen çıkarak Rom,alıların denetimine geçer. Şehir, Kapadokya'nın son kralı Arkilaius zamanında Kaisaraeia'' adını alır. Bu günkü adının da buradan geldiği bilinmektedir.



TARİHİ GELİŞİM İÇİNDE

KAYSERİ


Kayseri İli, toprak, su kaynaklan ve ulaşım bakımından çevresine göre elverişli doğal koşullara sahip olması nedeniyle, binlerce yıldan beri yoğun bir yerleşmeye sahne olmuştur. İlk yerleşmeler Kayseri Ovası'nda olmuştur. Ova topraklannın verimli oluşu, su kaynaklarının bolluğu, bu düz alanda yaşamın sürdürülmesine olumlu katkıları olan yüksek bir dağın ovanın hemen yanı başında bulunması, yörenin yerleşme için seçilmesinde etkili olmuştur. Bunun yanısıra, ovanın her çağda ticari ve askeri yolların kavşak noktasında olması, buradaki yerleşmelerin önemini hep artırmıştır.


Yörede yapılan bilimsel çalışmalar ışığında, yerleşmenin başlangıcı M.Ö. 3. Bin yılın ortalarına kadar uzanmaktadır. Kayseri Ovası'nda tarih öncesi ve tarih çağlarında ki yerleşmeyle ilgili en önemli bilgiler, Kültepe Höyüğü'nde (Kaniş-Karum) yapılan kazılar sonucu elde edilmiştir. Bu höyük, İç Anadolu'daki en büyük höyüklerden biri olup, eldeki bilgilere göre, yalnız Kayseri'nin değil, Anadolu'nun da geçmişini aydınlatması bakımından çok önemli bir yerleşmedir.



Kültepe, Kayseri Ovası'nın kuzeydoğusunda, Karahüyük Köyü'nün sınırları içindedir ve yerleşme merkezinin güneyindedir. M.Ö. 3. Bin yılın ortalarından başlayarak Roma Çağı'na kadar oturulan höyüğün hemen yanında ikinci bir yerleşim birimi veya aşağı şehir vardır ki, burası da Kaniş Karumu'dur. Burada daha çok Asurlu tüccarlar oturmuşlardır.



Kültepe'de 1948 yılından itibaren sistematik biçiminde yapılan kazılar sonucunda bol miktarda çivi yazılı tabletler, seramik buluntular, mimari kalıntılar ele geçmiştir. Kültepe buluntularının en eskisi Eski Bronz Çağı'na (M.Ö. 2000-2500) aittir. Buna göre yerleşmenin başlangıcı mevcut ve lere göre Eski Bronz Çağı'na kadar gitmektedir. Höyükte yapılan kazılarda geniş binalar, tek vücutlu fakat çok başlı idoller, çıplak heykeller ve özellikle boyalı seramiği, Kültepe'nin Eski Bronz Çağı'nda Anadolu'nun en önemli şehirlerinden olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak çevrede yapılan yüzey araştırmaları sonucu, yörede Kalkolitik, hatta Neolitik yerleşmesi olabileceği yolunda ipuçları elde edilmiştir (Baydur, 1970: 30-31).



Tarihi devirler yazı ile başlar. Mısır, Mezopotamya ve Anadolu gibi üç bölgede gelişen eski Önasya medeniyetlerinden ilk iki ülkede M.Ö. 4. Bin yıl sonlarında (3200'lerde) yazı başladığı halde, Anadolu ancak 2. Bin yıl başlarında yazıya erişir. İlk yazılı ve kalar da Kültepe'de bulunmuştur. Kültepe tabletleri denilen vesikalar, Asurlu tüccarlara ait vesikalar olup, eski Asur lehçesi ve çivi yazısı ile yazılmıştır.



M.Ö. 1900-1750 yılları arasındaki Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda Kültepe'de canlı bir ticaret hayati vardı. Höyükte, Hitit Çağı (M.Ö. 1800-1200), Geç Hitit Çağı (M.Ö. 1200-700) ve Frig Çağı'nı (M.Ö.800-650) ihtiva eden katlar bulunmuştur.



Kaniş, Koloni Çağı'ndan sonra, kronolojik sıralamaya göre, önce Eski Hitit Devleti, sonra da Büyük Hitit Devleti Dönemi'nde de yerleşme görmüştür. Şehrin yerleşmesindeki ilk uzun kesinti, Hitit Devleti'nin ortadan kalkmasından, Frig iskânına kadar geçen zamanda görülür. Friglerden sonra, Aralıklı da olsa yerleşme Roma Çağı'na kadar izlenebilmektedir. Höyükte Frig katinin üzerinde 75 cm. kalınlığında bir toprak yığını vardır. Bundan, pek uzun olmasa da, şehrin bir süre terkedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Hellenistik Çağ'da Mazaka'nın (Kayseri) önem kazanması sonucu, Kaniş eski önemini kaybetmişse de burada oturulmaya devam edilmiştir. Roma Çağı'nda şehir duvarı yeniden onarılarak kullanılmıştir. Bu dönemde yerleşme oldukça sikti, nekropol şehrin dışında, Karum alanındaydı. Gerek şehirde ve gerekse nekropolde bulunan sikkeler, Kaniş'de Geç Roma Çağı'na kadar oturulduğunu ortaya koymaktadır (Baydur, 1970: 76).



Tarihi boyunca, bazı göçler ve savaşlar sonucu kesintiler olmakla beraber, höyükte sürekli bir yerleşmenin varolduğu şüphe götürmez. Muhtemelen M.Ö. 11. yüzyıl ortalarından bu yana Kaniş'e paralel olarak, yöredeki daha sonraki dönemlerde en önemli yerleşme olan Mazaka tarih alanına çıkar. Mazaka Tabal Krallığı'nın kurulduğu yerdir. Tabal Krallığı'nın yıkılmasından sonra, bölge, Kilikya, Med ve Pers yönetimine girmiştir.


Perslerin Lidyalıları yenmesiyle birlikte, M.Ö. 550'de bütün Anadolu ve Mazaka da Pers hakimiyetine girmiş ve Kapadokya'nın büyük satraplığının merkezi yapılmıştır. Makedonyalı İskender yönetiminden sonra yörede kurulan Kapadokya Krallığı döneminde adı "Eusebia" olarak değiştirilmiştir. Kapadokya'nın Roma'ya bağlanmasından sonra İmparator Augustus zamanında ona izafeten "Caeseria" (Kaseria) olarak adlandırılmıştır (M.Ö. 1. yüzyıl). M.S. III. Yüzyılında Sasanilerin saldırısına uğrayan Kayseri, çeşitli dönemler geçirmiştir. Bu sırada Kayseri'nin nüfusunun 400.000 civarında olduğu ileri sürülmektedir. Şehir W. yüzyılda tamamen Hristiyanlaşmıştir. Theodosius'un Roma anıtlarını tahrip ettirme si yüzünden büyük zarar görmüştür. Fakat Justinianus zamanında şehir tekrar büyük imar görmüş, Roma dönemi surları daraltılarak yeni surlarla çevrilmiştir.


Kayseri, Bizanslıların elinde iken VII. Yüzyıldan itibaren kısa sürelerle (690-725 yıllannda) Araplar tarafından zaptedilmiştir. 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Selçuklulara tâbi Danişmentliler tarafindan fethedilen şehir, 1127 yılında Danişmentlilerden Emir Melik Mehmet Gazi'nin eline geçmiş, oğlu Melik Mehmet zamanında ise beyliğin başkenti olmuştur. 1169 yılından itibaren Anadolu Selçukluları, Kayseri ve civarındaki bütün kaleleri alarak buraları Selçuklu Devleti'ne dahil etmiştir.

Kayseri, 1243 yılında Moğol istilasına uğramış, 1335 yılına dek, önceleri kısmen Selçuklulara tâbi olmakla birlikte esasen Moğol-İlhanlı hakimiyetinde kalmıştır. Moğollar bu tarihler arasında Anadolu'da büyük katliamlar yaparak bölgeyi yağmalamışlardır. 1330'lu yıllardan itibaren, Eretnaoğulları Beyliği'nin daha sonra Kadı Burhaneddin Devleti'nin önemli bir merkezi olan Kayseri, 15. yüzyıl başlarından itibaren Karamanoğullarının idaresi altına girmiş ve Karamanoğulları, Dulkadiroğulları arasında pek çok kez el değiştirmiştir. Nihayet 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet şehri Karamanoğullarından alarak Osmanlılara bağlamıştır. Osmanlı idaresine katılan Kayseri, yeni teşkil eden Karaman eyaletine bir liva olarak bağlanmıştır.


Osmanlıların zamanında Kayseri, 1511'de Şahkulu ve Celâli isyanları, 16. yy. sonrası Karayazıcı isyanı, 1624'te de Abaza Mehmet Paşa isyanı gibi önemli siyasi olaylara sahne olmuştur.



Karaman Vilayeti'ne bağlı iken, H.920/M.1520'de sayıma tabi tutulan Kayseri'de; Merkez Kasaba (Şehir), Sahra, Koramaz, Cebeli Ali, Cebeli Erciyes, Karakaya, Kenarı Irmak, Malya, Karataş, Bozatlu olmak üzere 10 nahiye, 86 köy, 276 mezra'a, 121 cemaat kayıtlı bulunmakta idi. Ayrıca Karahisar (Yeşilhisar) Kazası da Kayseri Kazası'na bağlı idi



Kayseri, 1568-1574, 1578-1588, 1632-1641 yılları arasında da Karaman Vilayeti'ne bağlı sancaklardan birisi idi. XVIII. yüzyılda da Karaman Eyaleti'ne bağlı olan Kayseri Sancağı, XIX. yüzyıl ortalarında, yani 1856-1857 yılarında Karaman Eyaleti'nden ayrılarak Bozok Eyaleti'ne bağlanmıştır. 1867'de yürürlüğe giren Vilâyet Nizâmnâmesi'yle Kayseri Sancağı, Ankara Vilayeti'ne bağlanmıştır. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra yine Ankara'ya bağlı olan Kayseri'nin 2 kazası, l nahiyesi ve 181 köyü bulunmaktaydı. Bu dönemde müstakil bir mutasarrıflık olan Kayseri, Cumhuriyetle birlikte 1924 Anayasası çerçevesinde "vilayet" olmuştur. 1928'de Kayseri; Merkez, İncesu, Bünyan, Develü, Aziziye (Pınarbaşı) olmak üzere 5 kaza, 21 nahiye ve 314 köyden ibaretti. 1935 nüfus sayımında Ürgüp Kazası'nın da Kayseri'ye bağlı olduğu görülür. Daha sonra bu idari birini Nevşehir'e bağlanmıştır.



İLÇELERİ:


Akkışla, Bünyan, Develi, Felahiye, Hacılar, İncesu, Kocasinan, Melikgazi, Ozvatan, Pınarbaşı, Sarıoğlan, Sarız, Talaş, Tomarza, Yahyalı ve Yeşilhisar olmak üzere 16 ilçe, 65 Belediye ve 439 köy bulunmaktadır


BELEDİYELER:


Ağırnas, Gaziler, Melikgazi, Akkışla, Gesi, Mimarsinan, Akmescit, Gömürgen, Özvatan, Alamettin, Güllüce, Palas, Amarat, Güneşli, Başakpınar, Gürpınar, Pınarbaşı, Bünyan, Hacılar, Sarıoğlan, Büyük Bürüngüz, Himmetdede, Sarız, Büyükşehir, Hisarcık, Sindelhöyük, Büyüktoraman, İncesu, Süksün, Büyüktuzhisar, Karakaya, Şıhlı, Çiftlik, Karaözü, Talas, Dadaloglu, Kayapınar, Tomarza, Derebağı, Kaynar, Turan, Develi, Kıranardı, Yahyalı, Ebiç, Kızılören, Yemliha, Elbaşı, Kocasinan, Yenisüksün, Emiruşağı, Koyunabdal, Yeşilhisar, Erciyes, Kululu, Yeşilkent, Erkilet, Kuşçu, Zile, Felahiye, Küpeli, Zincidere, Gazi, Mahzemin,



TÜRKLER DÖNEMİMDE KAYSERİ


Hakkında çok fazla bilgi olmayan, Eski Şehir ya da Eski Kayseri bir yana bırakılacak olursa, bugünkü Kayseri'nin çekirdeğini Kayseri Kalesi oluşturmaktadır. Daha önce de bahsedildiği gibi, Kayseri'de Türklerden önce çeşitli hakimiyetler kurulmuştur. Türklerin eline geçtikten sonra, Kayseri'ye Sırasıyla Danişmendliler, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Eretnalılar, Karamanoğulları ve Osmanlılar egemen olmuşlardır. Ancak eldeki bilgilerden, şehrin gelişim aşamaları, Selçuklulardan itibaren sağlıklı olarak izlenebilmektedir.


Bizanslılar zamanında inşa edilen Kayseri şehri'nin dış surları Selçuklular döneminde onarılmıştır. Surlar onarıldıktan sonra, iç kalede büyük değişiklikler yapılmıştır. Kale içine devlet daireleri, saray, cami gibi yapılar inşa edilmiş, bunun yanısıra iç kale bir güvence yeri olarak kuvvetlendirilmiştir.


Anadolu'daki tarihi yollar üzerinde bulunan Kayseri, Selçuklular devrinde ticari ve kültürel bir merkez durumundaydı. Kalenin kapıları yanına kurulan pazarlar, şehir surlarının dışında inşa edilen hanlar, hem dışardan gelen tüccarların, hem de şehir halkının kolayca buluşmasını sağlıyordu. Bunun yanında şehir çarşıları, çeşitli meslek erbabını bir arada bulunduracak şekilde teşekkül etmişti.



Kayseri siyasi yönden de önemli bir şehirdi. Öyle ki, Konya'dan sonra ikinci başkent sayılıyordu. Sultanlar fetihlere burada hazırlandıklarından "Dârü'l Feth", Konya'dan sonra ikinci başkent olduğu için de "Dârü'l Mülk" unvanlarını almıştır.



Selçuklu hakimiyetinin bitiminden 16. yüzyıla kadar olan dönemde şehrin fiziki yapısı ile ilgili bilgi edinmek güçtür. Ancak, Osmanlıların hakimiyetine geçmesinden sonra, tahrire tabi tutulan Kayseri ile ilgili sağlıklı bilgileri o dönem kayıtlarından edinmek mümkündür



16.-19. YÜZYILLAR ARASINDA KAYSERİ


16. yüzyıl başlarında Kayseri'nin büyük bölümü surlar içinde bir yerleşmedir, ancak surları da aşarak dışarı doğru yayılmıştır. Bu dönemde Kayseri'de 37 mahalle bulunmaktaydı. Şehirde (o dönemdeki kaza) 9.000 civarında, sancakta ise 30.000 civarında nüfus vardı. Bu nüfusun % 70'i müslü-man, % 30'u ise gayri müslimdi. Ticari faaliyetler her zamanki gibi canlılığını koru-

maktaydı. Şehirde, Bedesten civarında sarraflar, haffaflar (ayakkabıcılar) bulunuyordu. Debbağcılık (deri işlemeciliği) ileri durumdaydı. Şehirde çullah, hallaç, kasab, taşçı, zaviyedar, hattat, türbedar, nalbant, kaşıkçı, bezirci, sabuncu, korucu, tellal, merkebci, gülcü vs. gibi muhtelif meslek
dallarının bulunduğu, kayıtlarda geçmektedir. Ayrıca belirtilen bu meslek dallarının yanında boyahane, mumhane, şabhane vb. işletmeler de bulunmaktaydı.


16. yüzyıl başında Kayseri, sancak merkezi olması dolayısıyla idari bir fonksiyona da

sahipti. Sancakbeyi, kadı, subaşı ve diğer yöneticiler burada otururlar ve sancağın yönetim işlevini yerine getirirlerdi, İç kalede 98 kale görevlisi bulunmaktaydı.


17. yüzyılda Kayseri, 20.000'i geçen nüfusuyla Anadolu'nun büyük şehirleri arasındaydı. Sicillerde yer alan çeşitli vergi kayıtlarından bu nüfusu belirlemek mümkün olmaktadır (Oğuzoğiu, 1987). 17. yüzyılda da Kayseri, sur içinde düzenli bir şehircilik yapışma sahipti. Bu dönemde canlı bir imar faaliyeti göze çarpmaktadır. Meydan kapısı dışında büyük bir çarşı oluşmuştu. Hisar önünde bir ekmekçi fırını, bir kahve tahmisi ve 11 dükkan, bir kahve dükkanı, bir bakkal dükkanı, 4 arabacı dükkanı inşa edilmişti. Kayseri Bedesteni Bursa'daki Mustafa Bey Evkafı'na bağlıydı. 1675 tarihli bir kayda göre, Bedesten'in 3 tarafına bitişik olarak 6 dikici dükkanı, 2 derzi, bir hallaç dükkanı, 36 kuyumcu dükkanı olmak üzere 55 dükkan bulunuyordu.



Bu yüzyıldaki Kayseri evlerinin fiziki yapısına ait bilgiler de mevcuttur. Bu evler genellikle bir sofa, bir tabhane (mutfak), bir örtme, bir miktar avludan oluşuyordu. Bazılarının bahçesinde bir ahır ve bir su kuyusu bulunmaktaydı (Oğuzoğlu, 1987:32).


18. yüzyılda Kayseri'de nüfusun 20.000, mahalle sayısının da 77 olduğu belirlenmiştir (Özkaya, 1987; Sezer, 1990). Buna göre 16.yüzyıl başında şehrin 9.000 civarında olan nüfusu bir mislinden fazla artmış, mahalle sayısı da 37'den 77'ye çıkmıştır. Şehrin o dönemdeki sınırlarını tanı olarak bilmememize rağmen, yatay yönde ne kadar genişleyebileceği konusunda nüfus ve mahalle sayısı fikir vermektedir. 16. yüzyılda sadece bir mahallesi surlar dışında olan şehir, bu yüzyılda hatta 17. yüzyıldan itibaren surların dışına çıkarak ovaya yayılmış olmalıdır.



Bu dönemdeki şehrin diğer özellikleri ile ilgili olarak şunlar da belirtilebilir: Daha önceden olduğu gibi ticaret 18. yüzyılda da Kayseri'nin ekonomik yaşamında önemli olmuştur. Bu dönemde şehirde l bedesten ve 5 han, 4 tane de pazar yeri ismi tesbit edilmiştir. Şehirdeki dini, sosyal ve idari binalara gelince; 25 cami ve mescid, 2 mevlevihane, 7 hamam, 11 çeşme, 6 medrese ve her caminin yanında da sıbyan mektebi bulunmaktaydı. Ayrıca idarecilerin kullandığı (mutasarrıflara ayrılmış) bir saray ile kadıların kullandıkları bir mahkeme binası mevcuttu.



Önceki dönemlerde olduğu gibi, deri işlemeciliği önemli bir zanaat dalıydı. Şehirde barut imalinde kullanılan güherçile çıkarılıyordu ve bu, İstanbul'un ihtiyacının büyük bir kısmını karşılıyordu. Ayrıca şap ticareti

yapılmaktaydı (Özkaya, 1987; Sezer, 1990).



19. YÜZYILDA KAYSERİ


19.yüzyıla gelindiğinde, Kayseri'deki gelişimin ve imar faaliyetlerinin devam ettiği görülür. İç kalenin güneybatısında yer alan ve daha önce bir yangın geçiren Kapalıçarşı, 1859 yılında halk tarafından yeniden inşa edilmiştir. Çarşıda 800 dükkan yer almaktaydı. Kapalı çarşının yapımı, şehirdeki ticaretin canlılığının bir göstergesidir. Yine 1803 yılında Atpazarı'nda 18 dükkan, 1806 yılında hükümet dairesinin yanında bir askeri kışla inşa edildiği bilinmektedir. İmar hareketlerinin yanısıra şehir 1835 yılının Ağustos ayında büyük bir felaket yaşamıştır. Sözkonusu tarihte meydana gelen depremde, birçok ev yıkılmış veya harap olmuş, 1064 kişi de hayatını kaybetmiştir (Ahmet Nazif, 1987).


19. yüzyılın bazı dönemlerinde şehir nüfusu ile ilgili şu bilgiler mevcuttur: 1831'de yapılan sayıma göre şehirde 13.466 erkek

nüfus yaşamaktaydı (Karal, 1943:203). 1892 yılına ait Ankara Vilayet Salnamesi'nde ise 49.498 nüfus olduğu belirtilmektedir. Nüfusa ait bu rakamlar şehrin alan olarak daha da büyüdüğünün kanıtlarıdır.


Nüfustaki bu artış ve buna bağlı olarak da şehrin alansal gelişiminde rol oynayan bir takım faktörler vardır. Sözkonusu faktörlerin başında şehrin ticari fonksiyonu gelmektedir. Sancak merkezi olması nedeniyle idari fonksiyonun da bu konuda payı olduğunu belirtmeliyiz. Cuinet'nin belirttiğine göre, şehirde 6 kervansaray bir hastane ve ticaret mahkemesi vardı (Cuinet, 1891). Belediye teşkilatı ise 1871 yılında kurulmuştu. Yüzyılın sonuna doğru küçük sanayinin gelişmekte olduğu görülür. Bunun yanında başından beri Kayseri için en önemli geçim kaynağı olan ve ova tabanında sürdürülen tarım da gözönüne alınırsa, bütün bu faktörlerin bir araya gelmesi, şehrin nüfus ve buna bağlı olarak da alan bakımından büyümesini sağlamıştır.



Bütün bunlar 19. yüzyılda Kayseri'nin, döneminin şartlarına göre büyük bir şehir özelliği taşıdığını göstermektedir.




CUMHURİYET ÖNCESİNDE KAYSERİ


20. yüzyıla gelindiğinde, şehrin daha önceki dönemlere oranla iyice geliştiği görülür. Yüzyıl başında Ahmet Nazif Efendi, Osmanlı Devleti'nin resmi belgelerine dayanarak şehir nüfusunu 56.178 olarak bildirmektedir. Yine bu dönemde şehirde 108 mahalle bulunmaktaydı.



Yüzyılın başındaki Kayseri, dar sokakları, bu sokakların kesiştiği yerlerde veya cami, mescid, okul önlerindeki organik meydanları ve çıkmaz yolları ile bir ortaçağ şehri görünümü taşımaktaydı.



Bu dönemde Kayseri'de 12.811 hane, 3.722 dükkan ve mağaza, 120 fırın, 30 han, 11 hamam, 250 ambar ve samanlık, 150 cami ve mescid, 56 sıbyan mektebi, 6 erkek ilkokulu, 3 kız ilkokulu, 8 kilise, 2 kütüphane, 39 medrese, 123 çeşme ve sebil, 31 tekke ve zaviye, l kıraathane, l hükümet konağı, l askerlik dairesi, l cephanelik, l belediye konağı, l gureba hastanesi, l mülki idadi, 2 belediye bahçesi ve l güherçile fabrikası bulunmaktaydı. Ahmet Nazif, bu dönemde şehirdeki ticaret hakkında şu bilgiyi vermektedir. "Kayseri'deki ticaret türü çeşitli ise de başlıca iki kısma ayrılır: Birisi nakdi sermayesi ile ticaret yapan servet ve zenginlik sahipleri, diğeri küçük sanat ve el emeği ile çalışan çiftçi, teymurcu, kuyumcu, saatçi gibi çalışan sanatkarlardır. Bu son uğraşının çeşidi kırkı geçer" (Ahmet Nazif, 1987:12). Bu özellikleri ile Kayseri, yüzyılın başında, nüfusu, idari fonksiyonu, gelişmiş ticareti ile günümüz koşullarındaki orta büyüklükte bir şehir özelliği göstermekteydi




KAYSERİ'NİN MİLATTAN SONRAKİ TARİHİNDEKİ SEYRİ



251'de Sasani Hükümdarı Şahpur şehri istila etti. Bu istilalar döneminde, Got'mlar ve Sasani'ler sık sık buralarda yağma hareketlerinde bulundular. Aynı yıllarda, şehirde büyük bir deprem oldu. Bu da yetmiyormuş gibi, aynı çağlarda Hristiyanlar'la Putperestler'in burada din çatışmaları başladı.



Kayseri, 608 yılında Sasani Hükümdarı 2. Hüsrev'in hakimiyetine geçti. Bizans-İran'lı hakimiyet mücadelesi bu dönemde şiddetlenerek devam ettiyse de şehir 647 yılında Emeviler'in eline geçti.



Burada Arap hakimiyeti uzun sürmedi. 690 yılında Emeviler'in eline geçti. Bizanslılara geçti. 963 yılında Bizans imparatoru Fakas, Kayseri'yi imparatorluk Başkenti ilan etti ve kendisi de İmparator oldu.



Kayseri, bu İmparatorluktan önceki Arap işgalleri döneminde, 726'da Mesleme Bin Abdulmelik'in, 729'da Said Bin Hişam'ın, 838'de Abbasi Halifesi Mugtasım'ın denetimine girdi.



Bilinen odur ki, Mazaka ya da Ozopya adını aldığı dönemlerde şehrin bugünkü yerleşim alanını birkaç kilometre ötesinde Güney;batı bölgesindeki Eskişehir adıyla tabir edilen yerde kuruluydu. Şehrin buradaki nüfusunun 400 bine kadar çıktığı da rivayet edilmektedir. (1990 yılında da aynı rakama ulaştı.)




KAYSERİ ADI NEREDEN GELİYOR?



Kayseri Milattan önce kurulmuş bir şehirdir. Bu şehre ilk defa (Kanisti) adı verilmiştir. Asurlular dönemine rastlayan çağlardaki bu ad daha sonra (Mazaka) olarak değişmiştir. Bu adın da, Kapadokya'lıların atası Mechus, ya da (Mosoch) dahi geldiği ifade edilir. Bir başka görüş de, Mazak''ın Grekçe Mazaka'ya dönüşmesinden geldiği şeklindedir. Bu adın, Frig dilindeki Zeus anlamına gelen Mazcus'tan gelebileceği de öne sürülmektedir. En uygun şekli de bu ifade olmalıdır. Çünkü bulunan eski paralar üzerinde bu ifadelere rastlanmaktadır.



Kayseri, bir ara (Eusebeia) adını da almıştır. Bu adla l. Kapadokya Krallığının başkenti olduğu da ayrıca kaynaklarda ifade ediliyor.



Kayseri'nin bu adı alış tarihi M.S. 17. Yıla rastlar. Kapadokya Kralı Roma Imparatoru'nun onuruna şehre (Kaisareia) adını verıniştir. Şehir bu adla ün bulmuş ve gelişmiştir. Ancak, aynı yıllarda, Anadolu'da aynı adla başka şehirler de bulunduğu için, burasını diğerlerinden ayırmak için, (Erciyes'in kenarındaki (Kaisareia)- (Kapadokya'nın başkenti Kaisareia) - (Anadolu''nun öncü şehri Kaisareia) gibi adlar verilmiştir.



Şehrin bugünkü adını alışı 7 Asırda Arap ordularının şehri ele giçirmelerinden sonraya rastlar. O da (Kaisareia) adının (Kayseri) şeklinde okunuşundan ibarettir. Şehir, o tarihten bu yana bu adla anılmaktadır,



ŞEHRİN KRONOLOJİSİ


M.Ö.3.500 Şehir ilk tunç çağmda ''Kanisti'' adıyla, Kultepe Kanış (öncesi Karum'da kurulur. Bu dönemde şehre ''Ganeş'' de
1.850-1.460 Eski Hitit Krallık Dönemi
1.460-1.180 Eti imparatorluğu dönemi
1200 Şehir, bugünkü yerleşim alanının güneyinde bulunan ve Eskişehir tabir edilen yerde yeniden kurulur.
1.100-900 Geç Hitit Şehir Devleti Dönemi
637 Şehir, Asur ve Lidya'lıların eline geçer.
612 Klikya
550 Persler, şehre hakim olur. Adı ''Mazaka'' olarak değiştirilir.
334 İskender''in işgali ve Diyadoklar'm hakimiyet dönemi. Şehir, 'Evsebia'' admı alır.
323 Kapadokya Krallığı'na bağlı olarak kurulan Aryaratlar dönemi, Mihridat'm şehri işgal ve yağmalaması.
90 Roma İmparatorluğu'nun denetimindc Pontur Krallığı'nın hakimiyct dönemi.
77 Mihridat'm damadı Ermeni Dikran'm şehri yağmalaması.
66 Romalıların yeniden şehre hakimiycti.
M.S.17 Şehrin adı ''Kaiessareia'' olarak değişir.
260 Sasani Hükümdarı 5ahpur''un şehri istilası.
395 Bizanslılar şehri ele geçirir.
685 Sasani Hükümdarı 2. Hüsrev şehre hakim olur.
647 Emeviler Kayseri'yi fcthcdcr. Kayseri, ilk defa bu tarihte Müslümanlar tarafmdan almmaktadır.
690 Bizanslılar şehri tekrar ele geçirir.
726 İslam orduları şehri yeniden fethederler. Bu dönemde islam orduları, İstanbul'a yaptıkları bütün seferlerde Kayseri'den geçmiş ve şehri fethetmişlerdir.
963 Bizanslılar, Haçlı Akınlarıyla şehri yeniden ele geçirirler.
1067 Kayseri'de ilk Türk akınları görülür. Büyük Selçuk Kumandanı Afşin Bey, Kayseri'yi Bizanslıların elinden alır.
1800 Melik Mehmed Gazi Danişmendliler adına idareyi ele alır.
1097 Haçlı orduları Kayseri'yi tekrar kuşatırlar ama alamazlar.
1162 Danişmend'lilcrin şehirdeki hakimiyeti sona erer.
1169 2. KılıçArslan şehri kendisine bağlar.
1186 Şehri, 2. Kılıçaslan, oğlu Nureddin Sultanşah''a vcrir.
1186 Kutbeddin Melikşah, kardeşi Nureddin Sultanşahı öldürerek şehri kendi yönetimine alır.
1193 İzzeddin Keykavus şchre hakim olur.
1220 Şehir İzzeddin Keykavus'un ölümü üzerine kardeşi Alaeddin Keykubad''a verilir.
1238 Kayseri, Sivas, Amasya ve Maraş'ta baba İshak'ın çıkardığı isyan bastırılır.
1243 Moğollar şehri yağmalar.
1277 Mogol hükümdarı Baybars şehri kendisine bağlar. Ancak şehir aynı yıl Karaman Beyliğinin kontrolüne girer.
1297 İlhanlılar şehri kendilerine bağlar. Gazan Han şehrin hakimi olur.
1323 Emir .Çoban''ın Ebu Said Bahadır. Han tarafından idamı ve Timurtaş''ın şehri terkiyle Kayseri'de Eratna yönetimi başlar. Alaeddin Eratna şehre sultan olur.
1335 Alaeddin Eratna, Kayseri'de bağımsızlığını ilan eder.
1388 Kadı Burhaneddin Kayseri'yi kendisine bağlar.
1404 Moğol İmparatoru Timur, Kayseri'yi işgal eder, giderken de, burasını Karamanoğulları beyliğine devreder.
1430 Samiler şehre hakim olur.
1436 2.Murat Kayseri'yi Karamanoğullarından alıp, DulkadirıoğuIlarına verir. Fatih Sultan Mehmet'in saltanatı sırasında, Gedik Ahmet Paşa, Kayseri'yi Osmanlı İmparatorluğu'na bağlar.
1467 Fatih Sultan Mehmet'in saltanatı sırasında, Gedik Ahmet Paşa, Kayseri'yi Osmanlı İmparatorluğu'na bağlar.
1473 Akkoyunlular'ın Kayseri'deki varlıkları sona erer.
1505 Safaviler şehre saldırır ve yağmalar.
1515 Yavuz Selim Kayseri'yi Osmanlı İmparatorluğu'na bağlar.
1600 Celali isyanları Kayseri'yi on yıl boyunca tahrip eder.
1729 Şehirde büyük bir yangın çıkar ve ağır zarar verir.
1835 Kayseri'de büyük bir deprem olur. Birçok bina büyük hasar görür.
1867 Kayseri Ankara'ya sancak olarak bağlanır.
1909 Kayseri Müstakil vilayet olur.
1919 İşgal kuvvetlerine bağlı Fransız orduları, güneyden girdikleri yurdumuzda ilerler ve Kayseri, Develi tarafından Fransızların işgaline uğrar. Kayseri'de ''Müdafai Hukuk
Cemiyeti'' kurulur ve 19 Aralık günü Atatürk Kayseri'ye gelir. Böylece Kayseri, bağımsızlık mücadelesindeki yerini almış olur.

1920 Develi'deki işgalci Fransızlar ile onlara destek veren Ermeni çetelerinin mukavemeti kırılır.

1921 Hükümet Merkezi'nin Kayseri'ye nakli için T.B.M.M. şartlı karar çıkar ve bazı bakanlıkların nakli yapılırken, düşman ric'ata başladığı için bu karardan vazgeçilir.
1988 Kayseri ''Büyük Şehir'' statüsüne kavuşur. Şehir Merkezi, Melikgazi ve Kocasinan adıyla iki ilçeye ayrılır.
 
Geri