M
milis
Ziyaretçi
Ziyaretçi
HIZIR İLYAS KÖŞKÜ :
Erkilet'in kuzeyinde bulunmaktadır. Selçuklular döneminde İlyas bey adında bir şahıs tarafından 13.Yüzyılda inşa ettirildiği sanılmaktadır.
Ön cephesi mermerden yapılan köşk, Etiler dönemine ait, tahminen M.Ö. 2. Bin yıllarında oluşturulmuş bir Tümülüs üzerinde bulunmaktadır. Selçuklu sivil mimarisinin seçkin örneklerinden olan bu köşk 1994 yılında yeniden onarılarak yıkılma tehlikesinden kurtarıldı.
HAYDAR BEY KÖŞKÜ :
Argıncık'ın kuzeyinde bulunan köşk 13. Yüzyılda Selçuklu beylerinden Haydar Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Minik bir kale görünümünde olan köşk boş olarak durmaktadır.
GÜPGÜPOĞLU KONAĞI :
Güpgüpoğlu Konağı müze haline getirildiği için Müzeler bölümünde Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılmaktadır.
ATATÜRK( RAŞİT AĞA) KONAĞI:
Güpgpoğlu Konağının karşısında bulunan bu konak, XIX.yüzyıl sonlarında Raşit Ağa tarafından ev olarak yaptırılmıştır. Bina yonutaşından inşa edilmiş olup, üç katlıdır. Kayseri'de ender olrak korunmuş eski evler arasındadır.
Atatürk Heyet-i Temsiliye Reisi olarak Sivas Kongresi'ni takiben Ankara'ya gitmek üzere Sivas'dan ayrılmış ve 19 Aralık 1919'da Kayseri'ye gelmiştir. Raşit Ağa'nın evinde konuk edilen Atatürk 21 Aralık 1919'da şehirden ayrılmıştır. Atatürk'ün kaldığı odada o günlere ait fotoğraf ve belgeler sergilenmektedir. Günümüzde konağın bodrum ve girişi Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır.
KALELER VE SURLAR
İÇKALE:
İç Kale, Selçuk Sultanlarından 1.Alaeddin Keykubad tarafından 1224 yılında yaptırıldı. Kale'nin yapılış tarihini daha eskiye, Bizans dönemine götürenler de vardır. Ancak, birçok araştırmacı, burasının Selçuklular zamanında bugünkü şeklini aldığını söylerler. Kale, büyük bir ihtimalle, dış baskılara, şehri zaman zaman yağmalamak isteyenlere karşı korumak maksadıyla yapılmıştır. Kurulduğundan beri, ticari hüviyeti yüksek olan şehirde, tacirler ve zenginler olduğu için, hemen her işgal ordusu Kayseri'ye göz dikmişti. işte, bu saldırılar için kesin çözümü kale sağlamaktaydı. Yüksek duvarlarla çevrili olan bu binanın etrafında hendekler vardı ve bu hendeklere de su verildiği için buraya yabancıların girmesi hayli zordu. Ayrıca, üstündeki gözetleme kuleleri burasının sürekli stratejik önemi taşıyan bir yerleşim alanı oldugunu da göstermektedir. Kalenin iki kapısı da devamlı kontrol altında tutuluyordu. Kayseri'nin Osmanlı'ların eline geçmesi üzerine, Fatih Sultan Mehmet, kale içerisindeki Camiyi yaptırdı. Yanına da bir çeşme inşa ettirdi. Ancak bu çeşme zamanla ortadan kayboldu.
Uzun yıllar Kayseri halkının oturduğu kale içerisinde 600 kadar ailenin barındığı rivayet edilir. Bu devirlerde birkaç mahalle kale içerisindeydi. Cumhuriyet döneminde burası sebze pazarı olarak kullanıldı l982'de tamamen tahliye edildi. Son olarak Sarrat1ar, burayı kendileri için çarşı yaptılar ama çalışmayacağını düşünerek yerleşmediler.
Bugün ülkemiz sınırları içerisinde, ayakta kalabilen çok az kaleden birisi olduğu için tarihi değeri büyüktür. Köşeli elips biçimindeki kale duvarları yüksek olduğu kadar da geniştir. içerisinde mahzenler, askerlerin o dönemde barındığı özel odalar vardır. Kemer ve kubbe tarzı uygulandığı için bugüne kadar yıkılmaktan korunabilmiştir. Kaleden dışarıya açılan iki kapısı vardır. Birisi Güneye diğeri ise doğuya bakar. Güneydeki kapı kemerinin üzerinde arslan heykelleri bulunmaktadır. Sonradan meydana bakan bir kapı açılmıştır.
Kayseri'de şehir içerisinde yalnızca bu kale vardır. Kaza ve köylerde ise yine antik çağdan ve Selçuklular döneminden kalma kalelere rastlanır.
Bunlar da sırasıyla şunlardır.
DEVELİ KALESİ :
Yukarı Develi Mahallesinde bulunan Kale, sarp yamaçlı ve develi ovasına hakim bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Bu kale de, yapıldığı dönemin askeri hareketliliğine karşı halkı korumak için ve gerektiğinde savunma amacıyla kullanılmak üzere inşa edilmiştir. Kale günümüze bazı bölümleriyle gelmiştir. Sağlam olduğu dönemde mahzenleri, su sarnıçları, burçlarıyla bir bütünlük ortaya koyuyordu. Büyük bir ihtimalle
Bizanslıların son döneminde inşa edilmiş olabilir. Eseri Selçuklulara mal
eden araştırmacılar da vardır.
ÖKSÜT KALESİ :
Etiler döneminde inşa edilmiş bir kaledir. Bu kale de, dar bir geçitten girilebilen sarp bir yamaca kurulmuştur. Kale'nin bulunduğu kayalara elinde mızrağıyla ejderhayı andıran kabatmalar vardır.
Bu han, Kayseri'ye doğudan gelen yolcuların şehre girmeden önce burada konaklamalar için inşa edilmiştir. inşaat tarihi bilinmemekle beraber, 13. Ya da 13. Asırda yapılmış olması ihtimali, inşaat tarzı ve taşlardaki işçilikten ortaya çıkmaktadır. Han'ın kitabesi kaybolmuştur. Kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yakınındaki Haydarbey Köşkü inşaatıyla üslup olarak büyük benzerliği olduğu için aynı dönemde ve hatta bu köşkle birlikte inşa edilmiş olabileceği sanılmaktadır.
ZAMANTI KALESİ :
Pınarbaşı ilçesinin Melik Gazi Köyünde bulunan Kale, köyün kuzeyindeki yüksek bir tepeye inşa edilmiştir. Selçuklu dönemi eseridir. Kullanılmadığı için korunamamış ve harabe haline gelmiştir.
AKKIŞLA KALESİ :
Kayseri'ye 60 kilometre uzaklıkta ve şehrin kuzeydoğu istikametindedir. Akkışla sınırları içerisinde olduğu için bu adla anılmaktadır. Hangi döneme ait olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur.
ZENGİBAR KALESİ :
Yeşilhisar kazasında bulunan Kale, özellikle Selçuklular ile Osmanlılar zamanında çevrede önemli bir karakol görevi görmüştür. Daha sonra kale korunamadığı için yıkılmıştır. Eserin Selçuklular dönemine ait olduğu sanılmaktadır.
VİRANŞEHİR KALESİ :
Pınarbaşı ilçesine bağlı Viranşehir köyündedir. Bu kale de Selçuklular döneminde faal haldeydi. Bilahare korunamadığı için harabeye döndü.
HİSARCIK KALESİ :
Bizanslılar tarafından Kayseri'nin uzaktan korunması için Hisarcık'ta inşa edildiği sanılmaktadır. Ancak Kayseri'nin Selçuklular tarafından fethedilip dış akınlardarı korunması üzerine bu kale fonksiyonunu kaybetti, terkedildiği için de korunamadı ve yıkıldı.
ZİRHA KALESİ :
Etiler döneminde Kızılırmak üzerinde inşa edilen bu kale, Kayseri'nin güneydoğu yönünde ve 65 kilometre mesafesindedir. Amarat köyü ile Çukur kasabası arasındaki bu kale de bilahare terkedildiği için büyük ölçüde tahrip olmuştur.
SURLAR ********************************************
Kayseri'de yalnızca kalıntıları bulunan dış surlar, Düvenönü meydanından başlayarak Cumhuriyet Meydanı’na doğru uzanmakta ve Kalenin kuzey cephesiyle birleştikten sonra Talas Caddesi boyunca uzanıp Yoğunburç'tan tekrar Düvenönü’ne yönelmektedir. Kıçıkapıyı boydan geçen surlar Düvenönün'de noktalanmaktadır.
Surlar, Miladi 5.Asırda, Bizans imparatoru Jüstinyen tarafından yaptırılmıştır. O dönemde dış akınlara karşı yaptırılan surlar oldukça yüksek ve genişti. Kalıntılarından da anlaşılacağı üzere sığınma yerleri gözetleme kuleleri ve burçları bulunan bu surlar, döneminde de şehri kuşatma görevini devam ettirmiştir. O yıllarda saldırılarda zaman zaman tahrip olmuşsa da, bunları 1. Alaeddin Keykubat onartmıştır. Bugün modern bir şehrin kurulduğu bu surlar içerisinde, eskiden 19 mahalle vardı. Surlar’ın Güney köşesinde Yoğunburç, o dönemki tabiriyle ''Pasban'' (bir karakol) kuzey köşesinde ikinci Pasban yer alıyordu. Ana giriş kapısı kuzeyde olan surların bu kapısını Meydan kapısı deniliyor ki, şimdiki iki Kapılı Meydan Camii ile Kale'nin arasında bulunuyordu. Diğerleri ise, Yeni Kapı, Sivas Kapısı, Kiçikapu, Boyacı Kapısı adlarını almaktadır. Surlar'ın sadece kuzey ve doğu cephelerinden bazı kalıntılar bulunmaktadır.
KERVANSARAYLAR
KARATAY KERVANSARAYI :
Eski-Kayseri Malatya yolu üzerinde Bünyan'ın Karadayı köyünde bulunan Kervansaray , Selçuklu dönemi özelliklerini gösterir. Han, yazlık ve kışlık olmak üzere açık ve kapalı iki kısımdan meydana gelmiştir. Kışlık (kapalı) kısım Sultan 1. Alaeddin Keykubad devri, (1219-1236) sonlarında, avlu kısmı ise (1240) yılında Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, Atabey Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Kervansarayda kışlık kısmın yanı sıra, avluya açılan kapalı odalar, Mescid ve Hamam yapıları bulunur. Hanın giriş kapıları, Mescidi, çörtenleri avluya açılan eyvan üzerindeki süslemeleri oldukça önemlidir. Bitkisel geometrik motifler yanısıra, hayvan ve insan tasvirleri de dikkati çeker. insan tasvirlerini giriş kapısı (portal) üzerinde palmet dalları arasında görebiliriz. Masifduvarları ve destek kuleleriyle kale manzarası hakimdir.
Kervansaray'ın iç ve dış kapısında olmak üzere iki kitabesi vardır. Kitabeler şöyledir : ''Mülk Allah'ındır. O birdir, kahredicidir, bakidir, daimdir. Keyhüsrev'in oğlu Şahların en büyüğü, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi Halifenin yardımcısı Fatih Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev, Altıyüz otuz dört (1237). İç kapı da ise, şu kitabe yer almaktadır. ''Mülk Allah'ındır, daimdir, bakidir. Keyhüsrev'in oğlu dünya Sultanlarının efendisi ümmetlerin
en yücesi makamına sahip Büyük Sultan, Fatih Keykubad.''
Karatay Kervansarayı, döneminin ve günümüzün önemli eserlerinden birisidir
TUZHİSAR KERVANSARAYI :
Kayseri'ye 44 km. uzaklıkta olan han, şehrin batı kesimindedir. 1410 yılında Selçuklular zamanında inşa ettirilmiştir. Şimdi harabe halindedir.
ÇEŞMELER VE ŞADIRVANLAR
SELÇUKLU DÖNEMİ ÇEŞMELERİ :
Selçuklulardan günümüze çok az sayıda çeşme gelmiştir. Bunlar, 13. Yüzyılda inşa edilen ''Şeyh Müeyyed Çeşmesi'', Pamukhanı önündedir. ''Sahabiye Çeşmesi'', Sahabiye Medresesi önündedir. ''Gevher Nesibe Çeşmesi'' aynı adlı medresenin önündedir. Lale Camii önünde Kümbet Şeklindeki ''Lala Çeşmesi'', İstasyon Caddesi'ndeki ''Hasbek Çeşmesi'', Selçuklulardan günümüze daha çok çeşme gelmiş olmalıdır. Ancak, birçokları tamir edilip kitabeleri değiştirildiği için bilinmemektedir
OSMANLI DÖNEMİ ÇEŞMELERİ :
Mevcut çeşmelerin tamamına yakını osmanlı Döneminde yapılmıştır. Bu çeşrneler de şunlardır :
1- Hacılar yolundaki ''Çifteönü Çeşmesi'' 1753'te yapılmıştır.
2- Tavukçu Mahallesindeki ''Müftü Çeşmesi'', 1714'te yapılmıştır.
3- Şeyh camii yanındaki çeşme 1492'de yapılmıştır.
4- Çakaloz Mahallesindeki ''Matra Sokak Çeşmesi'', 1740'ta yapılmıştır.
5- Üzerinde Kuş köşkü vardır. At pazarındaki çeşme, bu da Kuş Köşklü çeşmelerdendir.
6- Cürcürler mallesindeki ''Mıhlım Çeşmeleri'', 1771 'de yapılmıştır. Bunlardan birisinde kuş köşkü bulunmaktadır.
7- Gülük Mahallesi’ndeki ''Hacı Mehmet Çeşmesi'', 1807'de yapılmıştır.
8- Kurşunlu Camiinin kuzeyindeki ''Kadı Çeşmesi'' üzeri şerefeli çeşmedir.
9- ''Seyyid Gazi Mahallesi Çeşmesi'', üzerinde şerefe bulunmaktadır.
10- Deliklitaş Mahallesi'ndeki ''Büyük Çeşme Sokak Çeşmesi'', 16. Yüzyılda yapılmıştır.
11- Deliklitaş Mahallesindeki ''Yazı Camii Çeşmesi'' Battalaltında
12- ''Karacaoğlu Çeşmesi'' 1722'de yapılmıştır.
13- Düvenönünde ''Hasbek Camii Çeşmesi'', 1722'de yapılmıştır.
14- Yanıkoğlu Mahallesinde ''Gavremoğlu Çeşmesi'', 1508'de yapılmıştır.
15- Gubaroğlu Mahallesinde ''Oduncu Çeşmesi'', 16. Asırda yapılmıştır.
16- Hacı Veled Mahallesindeki çeşme, 1544'de yapılmıştır.
17- Eski Bahçebaşındaki ''Kara İmam Çeşmesi'', 16. Asırda yapılmıştır.
18- Sivas Caddesi üzerindeki çeşme, iki yönlü kurnası bulunan tek çeşmedir.
19- Yeri 1990’da değiştirilmiştir. Kayseri Lisesi'nin önündeki çeşme, 1919'da yapılmıştır.
20- Cıncıklı Camii önündeki çeşme, 1986'da yenilenmiştir. Döner Kümbet yakınındaki
21- ''Kalaycıoğlu Camii Çeşmesi'', Tavukçu Mahallesi'ndeki Çeşme, Deliklitaş
22- Caddesindeki çeşme, Hacı Kasım Mahallesindeki ''Bezirhanoğlu Çeşmesi.''
CUMHURİYET DÖNEMİ ÇEŞMELERİ :
Cumhuriyet döneminde, özellikle son elli yıl öncesine kadar, Kayseri'de çeşme yapımı devam etmiştir. Bu dönemde yapılan belli başlı çeşmeler ise şunlardır.
Mustafa Özbakkal Çeşmesi,
Hayır Sevenler Çeşmesi,
Binbaşı Hacı Hayri Çeşmesi,
Boz Sokak Çeşmesi,
Hasinli Mahallesi Çeşmesi,
Han Camii Çeşmesi,
Zekaibey Mahallesi Çeşmesi,
Altay Sokak Çeşmesi,
Dökmeci Sokak Çeşmesi,
Ulus Sokak Çeşmesi,
Lise Caddesi Çeşmesi,
Karamancı Şaban Çeşmesi,
Nuh Emmi Çeşmesi,
Setenönü Çeşmesi,
İyiler Sokak Çeşmesi,
Erdal Sokak Çeşmesi,
Akbay Sokak Çeşmesi,
Hatip Tekin Çeşmesi,
Şıh Sadeddin Çeşmesi,
Akbay Çıkmaz Sokak Çeşmesi,
Akasya Sokak Çeşmesi,
Tevfik Başol Çeşmesi,
Mirzazadeler Çeşmesi,
İzzet Kösehaliloğlu Çeşmesi,
Mescid Çeşmesi,
Tolunay Karaaslan Çeşmesi,
Yaşıt Sokak Çeşmesi,
Otpazarı Çeşmesi,
Mustafa Usta Çeşmesi,
Karayolları Çeşmesi,
Güllübahçe Çeşmesi,
İbrahim Zehra Toklu Çeşmesi ve Kör çeşme
Bu çeşmeler 1955 yılına kadar faaldi. Bu tarihten itibaren evlere su verilmesi çeşmelerin önemini kaybetmesine sebep oldu. Bugün çoğunluğunda su vardır. Ancak, giderek kaybolmaya yüz tutmuştur.
ŞADIRVANLAR :
Kayseri'de 1963- 75 yılları arasında dönemin Belediye Başkanı Mehmet Çalık tarafından, selatin camilerin çevre düzenlernesi yapıldı ve bu düzenleme içerisinde modern mimari tarzda çeşitli şadırvanlar inşa edildi. Alt katları tuvalet, üstü ise abdest alımında kullanılan bu şadırvanların belli başlıları şunlardır :
Hunat Camii Şadırvanı,
Hacıkılıç Camii Şadırvanı,
Camii Kebir Şadırvanı
Sanayi Camii Şadırvanı
Bürüngüz Camii Şadırvanı,
Han Camii Şadırvanı,
Yanıkoğlu Camii Şadırvanı,
Fevzi Çakmak Camii Şadırvanı
Park Camii Şadırvanı
Çınar Camii Şadırvanı
Yenişehir Camii Şadırvanı
Sadıklar Camii Şadırvanı
Terminal Camii Şadırvanı
Yeni Sanayi Camii Şadırvanı
HAMAMLAR
SULTAN HAMAMI :
Gevher Nesibe Hatun tarafından 1205 yılında inşa ettirildiği sanılmaktadır. Camii Kebir yakınındadır.
HUNAT HAMAMI :
Mahperi Hatun tarafından 1237 yılında yaptırdığı Caminin bitişiğinde inşa ettirilmiştir.
GÜLÜK HAMAMI :
Camiden sonra yapılan hamam Gülük Şemseddin tarafından 1334 yılında caminin kuzey cephesine inşa ettirilmiştir. Harabe halindedir.
CAFERBEY HAMAMI :
Eratnaoğullarından Caferbey tarafından 1351 yılında yaptırılmıştır. Halen faaldir.
KADI HAMAMI :
Bedreddin Mahmut Kadı tarafından 1548 yılında yaptırılmıştır. Halen faaldir.
SELAHADDİN HAMAMI :
1550 yılında yapılan hamam, Kayseri lise'nin yanındadır. Hamamı yaptıran Güpgüpzade Hacı Mustafa Ağa dır.
ÇARŞILAR
KAPALI ÇARŞI:
Kayserilde 1859’da inşa edilmiştir. Büyük bir çarşıdır. Vali Muammer Bey 1910'1u yıllarda bu çarşının üst kısmını yıktırarak açtırdı. Ancak, bu durum çarşının tahribatını hızlandırdı. Ağır kış şartlarında burasını koruma imkanı olmadığı için çarşıdaki yıkılmalar arttı. Bunun üzerine 1980’li yıllarda burada yeniden bir onarım programı uygulamaya konuldu. 1990’da tamir edilen bölümlerden bir kısmı açıldı. İnşaatın büyük bir bölümü tamamlanmış durumdadır. Kalan kısmın tamamlanması için çalışmalar sürdürülmektedir. Vakıflar tarafından kontrolü üstlenen çarşı aslına uygun olarak inşa edilmektedir. Cumhuriyet alanının güney cephesini kaplayan, Kale ile Bürüngüz Camiinin arka kısmında 100 bin metrekareye ulaşan bir alanda yeralan Kapalı Çarşı, Günümüze sağlam ulaşabilen ve onarımıyla ayakta kalabilen önemIi bir tarihi eserdir.
BEDESTEN :
Kayseri Emiri Mustafa Bin Abdullah tarafından, .1497 yılında inşa edilmiştir. Camii Kebir yakınında bulunan bu tarihi eser uzun süre sakadatçılar tarafından kullanıldı. Bilahare tahliye edilerek tamir edildi. Şimdi halı ve kilim çarşısı olarak hizmet vermektedir
SAAT KULESİ
İl Merkezinde Cumhuriyer Meydanı'ndaki saat kulesi, 1919 yılında yaptırılmıştır. Kule, yonu taşından yapılmış, kare planlı, sağlam bir yapıdır. Kuleye bitişik olarak yapılan küçük bir oda yer almaktadır. Üzeri oluklu saçla örtülü olan bu oda, geçmişte muvakkıthane (Güneşe bakılarak namaz vakitlerini belirten yer) olarak kullanılmıştır. Kulenin dört yanında birer adet saat bulunmaktadır.
KÖPRÜLER
TEKGOZ KOPRUSU :
Kayseri’nin kuzeybatısında, il merkezine 30 km. uzaklıkta Kızılırmak üzerinde kurulmuş olan bu köprü, Sultan II.Rükneddin Süleyman Şah zamanında 1202-1203 tarihinde Kayserili Hacı Ali Şir Bin Hüseyin tarafından yaptırılmıştır. Köprünün iki kemeri arasında sülüs yazılı kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:
”Din ve dünyanın temel direği, İslam ve Müslümanlara güç katan, fetihlerin babası, kahredici, Sultan Kılıçarslan’ın oğlu Süleyman zamanında, Müminlerin yardımcısı, dinin özü, Allah’ın rahmetine muhtaç, Kayserili Hüseyin’in oğlu Hacı Ali Şir tarafından 1202-1203 yıllarında yapılmıştır”.
Evliya Çelebi bu köprüden şöyle söz etmiştir: “Şehrin canibi garbisinde bir saat mesafede, Kızılırmak Nehri üzerinde, iki kaya arasında inşa edilmiş bir göz köprü namı ile bibedel bir cisr ail vardır ki Sultan Süleyman asrında Koca Mimar Sinan binasıdır. Üstadı mimar Ömr keranemayesinin nice senelerini geçirip ve var kudretini sarf edip kavs-u kuzey misali bedel bir kantara bina etmiş ki, gören seyyah biihtiyar ve valih-i sergedar olarak üstadına tahsini han olur”.
Köprü kesme taştan yapılmış, ortasında 27 m. çapında, 18 m. yüksekliğinde büyük bir kemer, bunun kuzeyinde 11.5 m. çapında 7-5 m. yüksekliğinde küçük bir kemer bulunmaktadır. Köprünün uzunluğu 120 m.dir.
Günümüzde bu köprü anayol dışında kaldığından pek kullanılmamaktadır.
ÇOKGÖZ KÖPRÜSÜ :
Erkilet'in kuzeyinde bulunan köprü, buradan yapılan ulaşımlarda Kızılırmağı geçmek için kullanılmaktadır. 13.Yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır. Kitabesi silinmiştir.
KURU KÖPRÜ (TALAS) :
Kayseri Talas ilçesi, Kuruköprü Köyü’nde bulunan bu köprünün Roma döneminde su kemeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Selçuklular döneminde kemer araları doldurularak su bendi haline getirilmiştir.
Köprü biri sivri, 13’ü yuvarlak olmak üzere 14 gözden meydana gelmiştir. Köprünün cepheleri kesme yontma taştan, iç kısımları da moloz taştan yapılmıştır. Kuzey cephesi taş duvarlarla desteklenmiştir.
Günümüze harap bir durumda gelen köprünün üzerindeki su kanalının yan duvarları yıkılmıştır.
HABİP KÖPRÜSÜ (YAHYALI) :
Kayseri Yahyalı ilçesine 18 km. uzaklıkta bulunan Yahyalı Köprüsü’nün kitabesi bulunmadığından yapım tarihi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapılmış bir köprü olduğu anlaşılmaktadır.
Köprü kesme taştan yapılmıştır.
ŞAHRUN KÖPRÜSÜ (SARIOĞLAN) :
Kayseri Sarıoğlan ilçesi, Karaöz Köyü girişinde bulunmaktadır. Şahruh Bey, Alaüddevle Bozkurt Bey’in oğlu olup, bu köprüyü Kızılırmak üzerinde XVI.yüzyılın başında yaptırmıştır. Şahruh Bey’in oğlu Mehmet Bey tarafından da 1538-1539 tarihlerinde onarılmıştır. Bu onarımla ilgili bir kitabe köprü üzerinde bulunmaktadır. Kitabenin mealen anlamı:
”Bu köprüyü h.945 (1538-1539) ‘de Alaüddevle Zulkadirî Sasani’nin oğlu Şahruh Bey’in oğlu Mehmet Emir Abdullah eliyle onardı”.
Köprü muntazam kesme taştan yapılmıştır. Sekiz kemerlidir. Ortada yüksek sivri bir kemer, onun yanında da gittikçe alçalan beşer kemer daha bulunmaktadır. Yanlardaki korkuluklar iyi bir durumda olup, köprü günümüzde de kullanılmaktadır.
Erkilet'in kuzeyinde bulunmaktadır. Selçuklular döneminde İlyas bey adında bir şahıs tarafından 13.Yüzyılda inşa ettirildiği sanılmaktadır.
Ön cephesi mermerden yapılan köşk, Etiler dönemine ait, tahminen M.Ö. 2. Bin yıllarında oluşturulmuş bir Tümülüs üzerinde bulunmaktadır. Selçuklu sivil mimarisinin seçkin örneklerinden olan bu köşk 1994 yılında yeniden onarılarak yıkılma tehlikesinden kurtarıldı.
HAYDAR BEY KÖŞKÜ :
Argıncık'ın kuzeyinde bulunan köşk 13. Yüzyılda Selçuklu beylerinden Haydar Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Minik bir kale görünümünde olan köşk boş olarak durmaktadır.
GÜPGÜPOĞLU KONAĞI :
Güpgüpoğlu Konağı müze haline getirildiği için Müzeler bölümünde Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılmaktadır.
ATATÜRK( RAŞİT AĞA) KONAĞI:
Güpgpoğlu Konağının karşısında bulunan bu konak, XIX.yüzyıl sonlarında Raşit Ağa tarafından ev olarak yaptırılmıştır. Bina yonutaşından inşa edilmiş olup, üç katlıdır. Kayseri'de ender olrak korunmuş eski evler arasındadır.
Atatürk Heyet-i Temsiliye Reisi olarak Sivas Kongresi'ni takiben Ankara'ya gitmek üzere Sivas'dan ayrılmış ve 19 Aralık 1919'da Kayseri'ye gelmiştir. Raşit Ağa'nın evinde konuk edilen Atatürk 21 Aralık 1919'da şehirden ayrılmıştır. Atatürk'ün kaldığı odada o günlere ait fotoğraf ve belgeler sergilenmektedir. Günümüzde konağın bodrum ve girişi Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılmaktadır.
KALELER VE SURLAR
İÇKALE:
İç Kale, Selçuk Sultanlarından 1.Alaeddin Keykubad tarafından 1224 yılında yaptırıldı. Kale'nin yapılış tarihini daha eskiye, Bizans dönemine götürenler de vardır. Ancak, birçok araştırmacı, burasının Selçuklular zamanında bugünkü şeklini aldığını söylerler. Kale, büyük bir ihtimalle, dış baskılara, şehri zaman zaman yağmalamak isteyenlere karşı korumak maksadıyla yapılmıştır. Kurulduğundan beri, ticari hüviyeti yüksek olan şehirde, tacirler ve zenginler olduğu için, hemen her işgal ordusu Kayseri'ye göz dikmişti. işte, bu saldırılar için kesin çözümü kale sağlamaktaydı. Yüksek duvarlarla çevrili olan bu binanın etrafında hendekler vardı ve bu hendeklere de su verildiği için buraya yabancıların girmesi hayli zordu. Ayrıca, üstündeki gözetleme kuleleri burasının sürekli stratejik önemi taşıyan bir yerleşim alanı oldugunu da göstermektedir. Kalenin iki kapısı da devamlı kontrol altında tutuluyordu. Kayseri'nin Osmanlı'ların eline geçmesi üzerine, Fatih Sultan Mehmet, kale içerisindeki Camiyi yaptırdı. Yanına da bir çeşme inşa ettirdi. Ancak bu çeşme zamanla ortadan kayboldu.
Uzun yıllar Kayseri halkının oturduğu kale içerisinde 600 kadar ailenin barındığı rivayet edilir. Bu devirlerde birkaç mahalle kale içerisindeydi. Cumhuriyet döneminde burası sebze pazarı olarak kullanıldı l982'de tamamen tahliye edildi. Son olarak Sarrat1ar, burayı kendileri için çarşı yaptılar ama çalışmayacağını düşünerek yerleşmediler.
Bugün ülkemiz sınırları içerisinde, ayakta kalabilen çok az kaleden birisi olduğu için tarihi değeri büyüktür. Köşeli elips biçimindeki kale duvarları yüksek olduğu kadar da geniştir. içerisinde mahzenler, askerlerin o dönemde barındığı özel odalar vardır. Kemer ve kubbe tarzı uygulandığı için bugüne kadar yıkılmaktan korunabilmiştir. Kaleden dışarıya açılan iki kapısı vardır. Birisi Güneye diğeri ise doğuya bakar. Güneydeki kapı kemerinin üzerinde arslan heykelleri bulunmaktadır. Sonradan meydana bakan bir kapı açılmıştır.
Kayseri'de şehir içerisinde yalnızca bu kale vardır. Kaza ve köylerde ise yine antik çağdan ve Selçuklular döneminden kalma kalelere rastlanır.
Bunlar da sırasıyla şunlardır.
DEVELİ KALESİ :
Yukarı Develi Mahallesinde bulunan Kale, sarp yamaçlı ve develi ovasına hakim bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Bu kale de, yapıldığı dönemin askeri hareketliliğine karşı halkı korumak için ve gerektiğinde savunma amacıyla kullanılmak üzere inşa edilmiştir. Kale günümüze bazı bölümleriyle gelmiştir. Sağlam olduğu dönemde mahzenleri, su sarnıçları, burçlarıyla bir bütünlük ortaya koyuyordu. Büyük bir ihtimalle
Bizanslıların son döneminde inşa edilmiş olabilir. Eseri Selçuklulara mal
eden araştırmacılar da vardır.
ÖKSÜT KALESİ :
Etiler döneminde inşa edilmiş bir kaledir. Bu kale de, dar bir geçitten girilebilen sarp bir yamaca kurulmuştur. Kale'nin bulunduğu kayalara elinde mızrağıyla ejderhayı andıran kabatmalar vardır.
Bu han, Kayseri'ye doğudan gelen yolcuların şehre girmeden önce burada konaklamalar için inşa edilmiştir. inşaat tarihi bilinmemekle beraber, 13. Ya da 13. Asırda yapılmış olması ihtimali, inşaat tarzı ve taşlardaki işçilikten ortaya çıkmaktadır. Han'ın kitabesi kaybolmuştur. Kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yakınındaki Haydarbey Köşkü inşaatıyla üslup olarak büyük benzerliği olduğu için aynı dönemde ve hatta bu köşkle birlikte inşa edilmiş olabileceği sanılmaktadır.
ZAMANTI KALESİ :
Pınarbaşı ilçesinin Melik Gazi Köyünde bulunan Kale, köyün kuzeyindeki yüksek bir tepeye inşa edilmiştir. Selçuklu dönemi eseridir. Kullanılmadığı için korunamamış ve harabe haline gelmiştir.
AKKIŞLA KALESİ :
Kayseri'ye 60 kilometre uzaklıkta ve şehrin kuzeydoğu istikametindedir. Akkışla sınırları içerisinde olduğu için bu adla anılmaktadır. Hangi döneme ait olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur.
ZENGİBAR KALESİ :
Yeşilhisar kazasında bulunan Kale, özellikle Selçuklular ile Osmanlılar zamanında çevrede önemli bir karakol görevi görmüştür. Daha sonra kale korunamadığı için yıkılmıştır. Eserin Selçuklular dönemine ait olduğu sanılmaktadır.
VİRANŞEHİR KALESİ :
Pınarbaşı ilçesine bağlı Viranşehir köyündedir. Bu kale de Selçuklular döneminde faal haldeydi. Bilahare korunamadığı için harabeye döndü.
HİSARCIK KALESİ :
Bizanslılar tarafından Kayseri'nin uzaktan korunması için Hisarcık'ta inşa edildiği sanılmaktadır. Ancak Kayseri'nin Selçuklular tarafından fethedilip dış akınlardarı korunması üzerine bu kale fonksiyonunu kaybetti, terkedildiği için de korunamadı ve yıkıldı.
ZİRHA KALESİ :
Etiler döneminde Kızılırmak üzerinde inşa edilen bu kale, Kayseri'nin güneydoğu yönünde ve 65 kilometre mesafesindedir. Amarat köyü ile Çukur kasabası arasındaki bu kale de bilahare terkedildiği için büyük ölçüde tahrip olmuştur.
SURLAR ********************************************
Kayseri'de yalnızca kalıntıları bulunan dış surlar, Düvenönü meydanından başlayarak Cumhuriyet Meydanı’na doğru uzanmakta ve Kalenin kuzey cephesiyle birleştikten sonra Talas Caddesi boyunca uzanıp Yoğunburç'tan tekrar Düvenönü’ne yönelmektedir. Kıçıkapıyı boydan geçen surlar Düvenönün'de noktalanmaktadır.
Surlar, Miladi 5.Asırda, Bizans imparatoru Jüstinyen tarafından yaptırılmıştır. O dönemde dış akınlara karşı yaptırılan surlar oldukça yüksek ve genişti. Kalıntılarından da anlaşılacağı üzere sığınma yerleri gözetleme kuleleri ve burçları bulunan bu surlar, döneminde de şehri kuşatma görevini devam ettirmiştir. O yıllarda saldırılarda zaman zaman tahrip olmuşsa da, bunları 1. Alaeddin Keykubat onartmıştır. Bugün modern bir şehrin kurulduğu bu surlar içerisinde, eskiden 19 mahalle vardı. Surlar’ın Güney köşesinde Yoğunburç, o dönemki tabiriyle ''Pasban'' (bir karakol) kuzey köşesinde ikinci Pasban yer alıyordu. Ana giriş kapısı kuzeyde olan surların bu kapısını Meydan kapısı deniliyor ki, şimdiki iki Kapılı Meydan Camii ile Kale'nin arasında bulunuyordu. Diğerleri ise, Yeni Kapı, Sivas Kapısı, Kiçikapu, Boyacı Kapısı adlarını almaktadır. Surlar'ın sadece kuzey ve doğu cephelerinden bazı kalıntılar bulunmaktadır.
KERVANSARAYLAR
KARATAY KERVANSARAYI :
Eski-Kayseri Malatya yolu üzerinde Bünyan'ın Karadayı köyünde bulunan Kervansaray , Selçuklu dönemi özelliklerini gösterir. Han, yazlık ve kışlık olmak üzere açık ve kapalı iki kısımdan meydana gelmiştir. Kışlık (kapalı) kısım Sultan 1. Alaeddin Keykubad devri, (1219-1236) sonlarında, avlu kısmı ise (1240) yılında Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, Atabey Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Kervansarayda kışlık kısmın yanı sıra, avluya açılan kapalı odalar, Mescid ve Hamam yapıları bulunur. Hanın giriş kapıları, Mescidi, çörtenleri avluya açılan eyvan üzerindeki süslemeleri oldukça önemlidir. Bitkisel geometrik motifler yanısıra, hayvan ve insan tasvirleri de dikkati çeker. insan tasvirlerini giriş kapısı (portal) üzerinde palmet dalları arasında görebiliriz. Masifduvarları ve destek kuleleriyle kale manzarası hakimdir.
Kervansaray'ın iç ve dış kapısında olmak üzere iki kitabesi vardır. Kitabeler şöyledir : ''Mülk Allah'ındır. O birdir, kahredicidir, bakidir, daimdir. Keyhüsrev'in oğlu Şahların en büyüğü, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi Halifenin yardımcısı Fatih Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev, Altıyüz otuz dört (1237). İç kapı da ise, şu kitabe yer almaktadır. ''Mülk Allah'ındır, daimdir, bakidir. Keyhüsrev'in oğlu dünya Sultanlarının efendisi ümmetlerin
en yücesi makamına sahip Büyük Sultan, Fatih Keykubad.''
Karatay Kervansarayı, döneminin ve günümüzün önemli eserlerinden birisidir
TUZHİSAR KERVANSARAYI :
Kayseri'ye 44 km. uzaklıkta olan han, şehrin batı kesimindedir. 1410 yılında Selçuklular zamanında inşa ettirilmiştir. Şimdi harabe halindedir.
ÇEŞMELER VE ŞADIRVANLAR
SELÇUKLU DÖNEMİ ÇEŞMELERİ :
Selçuklulardan günümüze çok az sayıda çeşme gelmiştir. Bunlar, 13. Yüzyılda inşa edilen ''Şeyh Müeyyed Çeşmesi'', Pamukhanı önündedir. ''Sahabiye Çeşmesi'', Sahabiye Medresesi önündedir. ''Gevher Nesibe Çeşmesi'' aynı adlı medresenin önündedir. Lale Camii önünde Kümbet Şeklindeki ''Lala Çeşmesi'', İstasyon Caddesi'ndeki ''Hasbek Çeşmesi'', Selçuklulardan günümüze daha çok çeşme gelmiş olmalıdır. Ancak, birçokları tamir edilip kitabeleri değiştirildiği için bilinmemektedir
OSMANLI DÖNEMİ ÇEŞMELERİ :
Mevcut çeşmelerin tamamına yakını osmanlı Döneminde yapılmıştır. Bu çeşrneler de şunlardır :
1- Hacılar yolundaki ''Çifteönü Çeşmesi'' 1753'te yapılmıştır.
2- Tavukçu Mahallesindeki ''Müftü Çeşmesi'', 1714'te yapılmıştır.
3- Şeyh camii yanındaki çeşme 1492'de yapılmıştır.
4- Çakaloz Mahallesindeki ''Matra Sokak Çeşmesi'', 1740'ta yapılmıştır.
5- Üzerinde Kuş köşkü vardır. At pazarındaki çeşme, bu da Kuş Köşklü çeşmelerdendir.
6- Cürcürler mallesindeki ''Mıhlım Çeşmeleri'', 1771 'de yapılmıştır. Bunlardan birisinde kuş köşkü bulunmaktadır.
7- Gülük Mahallesi’ndeki ''Hacı Mehmet Çeşmesi'', 1807'de yapılmıştır.
8- Kurşunlu Camiinin kuzeyindeki ''Kadı Çeşmesi'' üzeri şerefeli çeşmedir.
9- ''Seyyid Gazi Mahallesi Çeşmesi'', üzerinde şerefe bulunmaktadır.
10- Deliklitaş Mahallesi'ndeki ''Büyük Çeşme Sokak Çeşmesi'', 16. Yüzyılda yapılmıştır.
11- Deliklitaş Mahallesindeki ''Yazı Camii Çeşmesi'' Battalaltında
12- ''Karacaoğlu Çeşmesi'' 1722'de yapılmıştır.
13- Düvenönünde ''Hasbek Camii Çeşmesi'', 1722'de yapılmıştır.
14- Yanıkoğlu Mahallesinde ''Gavremoğlu Çeşmesi'', 1508'de yapılmıştır.
15- Gubaroğlu Mahallesinde ''Oduncu Çeşmesi'', 16. Asırda yapılmıştır.
16- Hacı Veled Mahallesindeki çeşme, 1544'de yapılmıştır.
17- Eski Bahçebaşındaki ''Kara İmam Çeşmesi'', 16. Asırda yapılmıştır.
18- Sivas Caddesi üzerindeki çeşme, iki yönlü kurnası bulunan tek çeşmedir.
19- Yeri 1990’da değiştirilmiştir. Kayseri Lisesi'nin önündeki çeşme, 1919'da yapılmıştır.
20- Cıncıklı Camii önündeki çeşme, 1986'da yenilenmiştir. Döner Kümbet yakınındaki
21- ''Kalaycıoğlu Camii Çeşmesi'', Tavukçu Mahallesi'ndeki Çeşme, Deliklitaş
22- Caddesindeki çeşme, Hacı Kasım Mahallesindeki ''Bezirhanoğlu Çeşmesi.''
CUMHURİYET DÖNEMİ ÇEŞMELERİ :
Cumhuriyet döneminde, özellikle son elli yıl öncesine kadar, Kayseri'de çeşme yapımı devam etmiştir. Bu dönemde yapılan belli başlı çeşmeler ise şunlardır.
Mustafa Özbakkal Çeşmesi,
Hayır Sevenler Çeşmesi,
Binbaşı Hacı Hayri Çeşmesi,
Boz Sokak Çeşmesi,
Hasinli Mahallesi Çeşmesi,
Han Camii Çeşmesi,
Zekaibey Mahallesi Çeşmesi,
Altay Sokak Çeşmesi,
Dökmeci Sokak Çeşmesi,
Ulus Sokak Çeşmesi,
Lise Caddesi Çeşmesi,
Karamancı Şaban Çeşmesi,
Nuh Emmi Çeşmesi,
Setenönü Çeşmesi,
İyiler Sokak Çeşmesi,
Erdal Sokak Çeşmesi,
Akbay Sokak Çeşmesi,
Hatip Tekin Çeşmesi,
Şıh Sadeddin Çeşmesi,
Akbay Çıkmaz Sokak Çeşmesi,
Akasya Sokak Çeşmesi,
Tevfik Başol Çeşmesi,
Mirzazadeler Çeşmesi,
İzzet Kösehaliloğlu Çeşmesi,
Mescid Çeşmesi,
Tolunay Karaaslan Çeşmesi,
Yaşıt Sokak Çeşmesi,
Otpazarı Çeşmesi,
Mustafa Usta Çeşmesi,
Karayolları Çeşmesi,
Güllübahçe Çeşmesi,
İbrahim Zehra Toklu Çeşmesi ve Kör çeşme
Bu çeşmeler 1955 yılına kadar faaldi. Bu tarihten itibaren evlere su verilmesi çeşmelerin önemini kaybetmesine sebep oldu. Bugün çoğunluğunda su vardır. Ancak, giderek kaybolmaya yüz tutmuştur.
ŞADIRVANLAR :
Kayseri'de 1963- 75 yılları arasında dönemin Belediye Başkanı Mehmet Çalık tarafından, selatin camilerin çevre düzenlernesi yapıldı ve bu düzenleme içerisinde modern mimari tarzda çeşitli şadırvanlar inşa edildi. Alt katları tuvalet, üstü ise abdest alımında kullanılan bu şadırvanların belli başlıları şunlardır :
Hunat Camii Şadırvanı,
Hacıkılıç Camii Şadırvanı,
Camii Kebir Şadırvanı
Sanayi Camii Şadırvanı
Bürüngüz Camii Şadırvanı,
Han Camii Şadırvanı,
Yanıkoğlu Camii Şadırvanı,
Fevzi Çakmak Camii Şadırvanı
Park Camii Şadırvanı
Çınar Camii Şadırvanı
Yenişehir Camii Şadırvanı
Sadıklar Camii Şadırvanı
Terminal Camii Şadırvanı
Yeni Sanayi Camii Şadırvanı
HAMAMLAR
SULTAN HAMAMI :
Gevher Nesibe Hatun tarafından 1205 yılında inşa ettirildiği sanılmaktadır. Camii Kebir yakınındadır.
HUNAT HAMAMI :
Mahperi Hatun tarafından 1237 yılında yaptırdığı Caminin bitişiğinde inşa ettirilmiştir.
GÜLÜK HAMAMI :
Camiden sonra yapılan hamam Gülük Şemseddin tarafından 1334 yılında caminin kuzey cephesine inşa ettirilmiştir. Harabe halindedir.
CAFERBEY HAMAMI :
Eratnaoğullarından Caferbey tarafından 1351 yılında yaptırılmıştır. Halen faaldir.
KADI HAMAMI :
Bedreddin Mahmut Kadı tarafından 1548 yılında yaptırılmıştır. Halen faaldir.
SELAHADDİN HAMAMI :
1550 yılında yapılan hamam, Kayseri lise'nin yanındadır. Hamamı yaptıran Güpgüpzade Hacı Mustafa Ağa dır.
ÇARŞILAR
KAPALI ÇARŞI:
Kayserilde 1859’da inşa edilmiştir. Büyük bir çarşıdır. Vali Muammer Bey 1910'1u yıllarda bu çarşının üst kısmını yıktırarak açtırdı. Ancak, bu durum çarşının tahribatını hızlandırdı. Ağır kış şartlarında burasını koruma imkanı olmadığı için çarşıdaki yıkılmalar arttı. Bunun üzerine 1980’li yıllarda burada yeniden bir onarım programı uygulamaya konuldu. 1990’da tamir edilen bölümlerden bir kısmı açıldı. İnşaatın büyük bir bölümü tamamlanmış durumdadır. Kalan kısmın tamamlanması için çalışmalar sürdürülmektedir. Vakıflar tarafından kontrolü üstlenen çarşı aslına uygun olarak inşa edilmektedir. Cumhuriyet alanının güney cephesini kaplayan, Kale ile Bürüngüz Camiinin arka kısmında 100 bin metrekareye ulaşan bir alanda yeralan Kapalı Çarşı, Günümüze sağlam ulaşabilen ve onarımıyla ayakta kalabilen önemIi bir tarihi eserdir.
BEDESTEN :
Kayseri Emiri Mustafa Bin Abdullah tarafından, .1497 yılında inşa edilmiştir. Camii Kebir yakınında bulunan bu tarihi eser uzun süre sakadatçılar tarafından kullanıldı. Bilahare tahliye edilerek tamir edildi. Şimdi halı ve kilim çarşısı olarak hizmet vermektedir
SAAT KULESİ
İl Merkezinde Cumhuriyer Meydanı'ndaki saat kulesi, 1919 yılında yaptırılmıştır. Kule, yonu taşından yapılmış, kare planlı, sağlam bir yapıdır. Kuleye bitişik olarak yapılan küçük bir oda yer almaktadır. Üzeri oluklu saçla örtülü olan bu oda, geçmişte muvakkıthane (Güneşe bakılarak namaz vakitlerini belirten yer) olarak kullanılmıştır. Kulenin dört yanında birer adet saat bulunmaktadır.
KÖPRÜLER
TEKGOZ KOPRUSU :
Kayseri’nin kuzeybatısında, il merkezine 30 km. uzaklıkta Kızılırmak üzerinde kurulmuş olan bu köprü, Sultan II.Rükneddin Süleyman Şah zamanında 1202-1203 tarihinde Kayserili Hacı Ali Şir Bin Hüseyin tarafından yaptırılmıştır. Köprünün iki kemeri arasında sülüs yazılı kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:
”Din ve dünyanın temel direği, İslam ve Müslümanlara güç katan, fetihlerin babası, kahredici, Sultan Kılıçarslan’ın oğlu Süleyman zamanında, Müminlerin yardımcısı, dinin özü, Allah’ın rahmetine muhtaç, Kayserili Hüseyin’in oğlu Hacı Ali Şir tarafından 1202-1203 yıllarında yapılmıştır”.
Evliya Çelebi bu köprüden şöyle söz etmiştir: “Şehrin canibi garbisinde bir saat mesafede, Kızılırmak Nehri üzerinde, iki kaya arasında inşa edilmiş bir göz köprü namı ile bibedel bir cisr ail vardır ki Sultan Süleyman asrında Koca Mimar Sinan binasıdır. Üstadı mimar Ömr keranemayesinin nice senelerini geçirip ve var kudretini sarf edip kavs-u kuzey misali bedel bir kantara bina etmiş ki, gören seyyah biihtiyar ve valih-i sergedar olarak üstadına tahsini han olur”.
Köprü kesme taştan yapılmış, ortasında 27 m. çapında, 18 m. yüksekliğinde büyük bir kemer, bunun kuzeyinde 11.5 m. çapında 7-5 m. yüksekliğinde küçük bir kemer bulunmaktadır. Köprünün uzunluğu 120 m.dir.
Günümüzde bu köprü anayol dışında kaldığından pek kullanılmamaktadır.
ÇOKGÖZ KÖPRÜSÜ :
Erkilet'in kuzeyinde bulunan köprü, buradan yapılan ulaşımlarda Kızılırmağı geçmek için kullanılmaktadır. 13.Yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır. Kitabesi silinmiştir.
KURU KÖPRÜ (TALAS) :
Kayseri Talas ilçesi, Kuruköprü Köyü’nde bulunan bu köprünün Roma döneminde su kemeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Selçuklular döneminde kemer araları doldurularak su bendi haline getirilmiştir.
Köprü biri sivri, 13’ü yuvarlak olmak üzere 14 gözden meydana gelmiştir. Köprünün cepheleri kesme yontma taştan, iç kısımları da moloz taştan yapılmıştır. Kuzey cephesi taş duvarlarla desteklenmiştir.
Günümüze harap bir durumda gelen köprünün üzerindeki su kanalının yan duvarları yıkılmıştır.
HABİP KÖPRÜSÜ (YAHYALI) :
Kayseri Yahyalı ilçesine 18 km. uzaklıkta bulunan Yahyalı Köprüsü’nün kitabesi bulunmadığından yapım tarihi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapılmış bir köprü olduğu anlaşılmaktadır.
Köprü kesme taştan yapılmıştır.
ŞAHRUN KÖPRÜSÜ (SARIOĞLAN) :
Kayseri Sarıoğlan ilçesi, Karaöz Köyü girişinde bulunmaktadır. Şahruh Bey, Alaüddevle Bozkurt Bey’in oğlu olup, bu köprüyü Kızılırmak üzerinde XVI.yüzyılın başında yaptırmıştır. Şahruh Bey’in oğlu Mehmet Bey tarafından da 1538-1539 tarihlerinde onarılmıştır. Bu onarımla ilgili bir kitabe köprü üzerinde bulunmaktadır. Kitabenin mealen anlamı:
”Bu köprüyü h.945 (1538-1539) ‘de Alaüddevle Zulkadirî Sasani’nin oğlu Şahruh Bey’in oğlu Mehmet Emir Abdullah eliyle onardı”.
Köprü muntazam kesme taştan yapılmıştır. Sekiz kemerlidir. Ortada yüksek sivri bir kemer, onun yanında da gittikçe alçalan beşer kemer daha bulunmaktadır. Yanlardaki korkuluklar iyi bir durumda olup, köprü günümüzde de kullanılmaktadır.