Kayseri ili Ören Yerleri ve Müzeleri

M
  • Kullanıcı milis
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - İç Anadolu Bölgesi
MÜZELER

KAYSERİ ARKEOLOJİ MÜZESİ :


1930 yılında Hunat Hatun Medresesi’nde kurulmuş, 1969 yılında Gültepe'deki yeni yapılan bugünkü binasına taşınmıştır. Eserler kronolojik sıra içerisinde iki büyük salon ve bahçede sergilenmektedir.


Birinci salonda başlangıçtan Eski Tunç Çağı’nın seramikleri, mermerleri, idollerinden örnekler, Kültepe kazılarında elde edilen Asur Ticaret Kolonileri çağının eserleri tipolojik olarak verilmektedir. Bunlar arasında özellikle çivi yazılı tabletler büyük ilgi çeker. Yiyecek kablarının çeşitli modelde oluşu da ayrı bir özellik gösterir. Ayrıca bu salonda Geç Hitit Çağı'nın taş heykelleri ve hiyeroglifli stilleri bulunmaktadır. İkinci Salonda, Frig Çağı'nın seramikleri, Hellenistik, Roma ve

Bizans çağlarının Kayseri çevresinden derlenmiş eserleri, Beştepeler ve Garipler tümülüslerinden ele geçen mezar hediyeleri sergilenmektedir.

Bahçede Hellenistik, Roma, Bizans çağlarının mermer heykelleri mezar stilleri, lahitler, pişmiş topraktan iri küpler ve diğer eserler sergilenmektedir.




ETNOGRAFYA MÜZESİ :




Arkeoloji müzesinin 1969 yılında yeni binasına taşınması ile Hunat Hatun Medresesi boşalmıştı. O tarihte başlatılan onarım çalışmalarının tamamlanmasından sonra, Medrese 1983 yılında Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Daha sonra Kültür Bakanlığı'nın aldığı bir kararla müze 1997 yılında Güpgüpoğlu Konağı'na taşınmıştır. Etnografya Müzesi'nde, çini ve seramikler, çeşitli silahlar, ahşap ve madeni eşyalar, cam eşyalar, yazma eserler, halı ve kilimler, kadın erkek kıyafetleri, takı ve süs eşyaları sergilenmektedir.


GEVHER NESİBE TIP TARIHI MÜZESİ :




Tıp Tarihi Müzesi, Şifaiye Medresesi'nin içindedir. Erciyes Üniversitesi'ne bağlı olan müzenin en önemli özelliği, 1205 yılında, Selçuklular döneminde inşa edilen ve dünyanın en eski tıp okullarından olan medrese ve şifahanenin fiziki mekanlarının ziyarete açık olmasıdır. Bunun yanısıra, ilaç yapımında kullanılan aletler, reçetelerden örnekler, tıbbi kitaplar ve ilgili diğer dökümanlar sergilenmektedir.



ÖRENLER


ESKİŞEHİR ÖREN YERİ MÜZESİ :


Kapadokya Krallığının ve Bizanslıların şehre hakimiyeti döneminde kurulan Kayseri'nin kalıntıları yer almaktadır. Asri mezarlığın üzerindeki tepe Erciyes'e doğru hafif bir meyille yükselmektedir. Şehir, o yıllarda burada yer almış . Türklerin buraya hakim olmasıyla da bu yerleşim alanı terkedilmiştir. Şimdi burada eski medeniyetin kalıntıları bulunmaktadır.


Daha çok erozyona uğrayarak toprak altında kalan bu ören yerinde zaman zaman yapılan kazılarda, o döneme ait çeşitli eserlere rastlanmaktadır.



KÜLTEPE ÖRENYERİ :


Kayseri-Sivas Karayolunun 20. Km.'sinde yolun biraz kuzeyinde yer almaktadır. Yüksekliği 22 metre ve eni 500 metreyi bulan bir höyük tepe ile onun etrafını çeviren Karum adı verilen aşağı şehirden ibarettir. 1930'lu yıllarda burada Batılı Arkeologların başlattığı kazılar, 1948 yılından bu yana Türk Bilim adamlarınca sürdürülmektedir. Kazılarda höyükteki en eski yerleşim Geç Kalkolitik Çağ ''M.Ö. 3000-2500'' olduğu, onu Eski Tunç, Hitit, Frig, Hellenistik-Roma çağlarının takip ettiği anlaşılmıştır.

Karum sahası, höyüğün M.Ö. 1950-1650 yıllarında Anadolu’ya ticaret maksadıyla gelen Assurlu tüccarlar tarafından iskan edilmiştir.
Höyük (Kaniş ve Karum) alanında ortaya çıkarılan büyük dini ve resmi yapılar, evler, dükkanlar ve atölyelere ait mimari kalıntılar burada

Günümüzde açık hava müzesi olarak sergilenmektedir. Burada, yani aniş-Karum'da çıkarılan tabletlerin sayısının 14 bini bulduğu, bunlarda özellikle ticari, ekonomik ve siyasi çalışmaların mektuplarla dile getirildiği görülmüştür.


SOGANLI ÖRENYERİ


Kayseri-Adana Karayolu üzerinde bulunan Yeşilhisar ilçesine bağlı ilçeye 15 km. mesafede Soğanlı köyünün içerisindedir.


Ürgüp-Göreme, Ihlara ve Zelve vadilerinin benzeri tabii oluşum ile kaya kilise ve mağaralarının bugünkü köy evleriyle iç içe girdiği bir yerleşim yeridir.


Bir vadi içerisinde yer alan Soğanlı, M.S.IV.yüzyıldan itibaren Hristiyanlığın Kappadokia'daki merkezlerinden biri olmuş ve önemini VII.-VIII.yüzyıllarda da sürdürmüştür. Tüflerin üzerinde kurulu olan Soğanlı ve çevresinde peribacalarının çok güzel örnekleri vardır. Buranın en önemli özelliği; 50'ye yakın kaya kilisesi ve mağaranın varlığıdır.


4.Yüzyıldan itibaren Hıristiyanlığın Kapadokya'daki merkezlerinden biri olmuş, 7. ve 8. Yüzyıllarda bu önemini sürdürmüştür. Elliye yakın kilise ve mağara vardır. Bugünkü adıyla, Balıklı, Yılanlı, Gök, Tokalı, Karabaş, Kubbeli, Geyikli ve St. Barbara kiliseleri burada en önemlileridir. Bu kiliselerin hepsinde Hz. isa ve Havvarilerinin resimleri yer almaktadır.
 
Geri