Kayseri ili Gezilecek Yerler

M
  • Kullanıcı milis
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - İç Anadolu Bölgesi

YAHYALI KAPUZBAŞI ŞELALESİ :

Dünyanın en yüksek ikinci şelalesi durumunda olan Kapuzbaşı şelalesi, görenleri adeta büyülemektedir. İrtifa akışı itibari ile Uganda'da bulunan Victoria çağlayanı (100 mt.) hariç, ABD'de bulunan Niagara'dan 55 m., Finlandiya'da bulunan İmatra'dan 25 m., Erzurum'daki Tortum'dan 50 m., Antalya'daki Düdenden 25 m. ve Manavgat'tan 5. m. daha büyük olan Kapuz başı şelalesinin aktığı yerin rakımı ise 700 m. dir. Aladağ'ın zirvesinde bulunan kar ve buzullardan beslenmekte ve yeşilköye 3 km. uzaklıkta olup, ziyaretçilerini yazın sıcaklığında buz gibi çağlayan sularının serinliği ile karşılamaktadır. Zamantı ırmağının iki yanında ve ırmağın üzerini kapatan tabii bir köprünün baş kısmında yer alan biri 20 m. diğeri 10 m., yükselikte iki şelale vardır. Yine Kapuz Başı Köyü yakınında tepenin doğu ve güneyindeki derin vadi yamaçlarından irili ufaklı büyük bir gürültü ile akan ve görenleri hayrete düşüren vadinin yamacından, Voklüz ayna şeklinde çıkan sular büyük şelale halinde Suarisi deresine dökülerek oradan da Zamantı ırmağına karışmaktadır. Yörede 5 tanesi büyük, iki tanesi küçük olmak üzere yükseklikleri 40 ile 80 m'yi bulan ve her biri dereyi besleyecek güçte olan 7 şelale vardır. Ayrıca ilçeye 7 km. uzaklıkta Derebağ Kesteliç Şelalesi de görenleri büyüleyecek derecede bir görkeme sahip oluşuyla, görmek isteyenleri etkileyecek bir doğa harikasıdır.


Kayseri’nin Yahyalı İlçesi, halılarıyla olduğu kadar, Kapuzbaşı şelalesiyle de ünlüdür. Kayseri-Develi yoluyla Yahyalı’ya ulaşılıyor önce. Kayseri merkezinden 165 km olup, yaklaşık 1.45 - 2 Saatlik bir zamanda gidilmektedir. Yahyalı-Kapuzbaşı arasındaki 76 km’lik yol, stabilize, toprak, engebeli, dar ve virajlı. Yaklaşık 2 saat sürüyor. Ama büyük bölümü orman içinden geçen yolun manzarası keyif verici. Yorgunluğu alıp götürüyor.


Kapuzbaşı Şelaleleri, Aladağ Milli Parkı sınırları içerisindedir. Şelale, Aladağlar trekking parkurunun en güzel durak noktalarından biri. Adana-Kayseri arasındaki Aladağlar geçişini 5 günde tamamlayan gruplar, 4. gün Kapuzbaşı Şelaleleri’nin yanıbaşında çadır kurup konaklıyorlar. Denizden yüksekliği 2000 metre olan bölgeye, yaz aylarında gidilmeli.


Kapuzbaşı’da, 70 metre yükseklikten ve 7 ayrı noktadan dökülen Aladağ ve Aksu çayları, muhteşem bir görüntü oluşturuyor. Debinin çok yüksek olması nedeniyle, su zerrecikleri çok geniş bir alana yayılıyor ve yaz aylarında keyifli bir serinlik duygusu yaratıyor.


SULTAN SAZLIĞI:


Sultan sazlığı, Türkiye'nin sahip olduğu en önemli kuş cennetlerinden birisidir. Kayseri'ye 70 km. mesafede Develi ovasının doğu kısmını oluşturur. Mevsimlere göre sazlığın alanı, 8 ila 13 bin hektar arasında değişir. Develi, Yahyalı ve Yeşilhisar üçgeni içindedir. Büyük kısmı sazlarla kaplıdır. Yer yer kamış, kafa otu ve kındıra bulunur. Açık alanlarda nilüfer ve süsen görülür. Sahanın merkezine kadar görülmeyecek kadar çok, yüzen saz adacıkları vardır. Bunlar kuvvetli rüzgarla yer değiştirirler. Suyun azalmasıyla da alçalırlar. Bu tatlı su kompleksi güney ve kuzeyde yay gölü ile aynıdır. Yay gölü tatlı bir göldür. Derinliği birkaç desimetreyi geçmez. Civarında bitki bulunmaz. Yazın kurur ve bir tuz tabakası bırakır. Bu çekirdek bölgelerin etrafında artemisia stepleri yer alır. Bunlar biotopun en önemli elemanlarıdır.




1971 yılında Kara Avcılığı Kanununa dayanılarak Tarım, orman ve Köy İşleri Bakanlığı'nca korunmaya alınmıştır. Burası su kuşları koruma ve üretim sahası olarak tefrik ve tesis edilmiştir. Milli Parklar ve Avcılık Dairesi ile dünya Yaban Hayatı Vaktı (VWF) ve uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Sultan sazlığı için gerekli uluslararası desteği sağlamaktadır.



Uzun süreli çalışmalar, burada 251 değişik türde ve ülkemizde az bulunan bin adet Flamingo ve 600 bin adet Ördek ilk sıraları alır. Bunlardan başka; Pelikan, Karabatak, Dikkuyruk, Kılıçgağa, Turna, Kara Sumru, Balıkçıl ve diğer çok çeşitIi kuşlar da parkı zenginleştirmektedir. Bu kuşlardan 80 tür burada kuluçkaya yatmaktadır. Uzmanlar, burada çok sayıda ve zengin türde kuşların bulunmasını, bir tropikal ormandan daha fazla madde üretimine bağlamaktadırlar. Zengin besin kaynakları yönünden, ülkemizin sayılı parkı durumuna gelen Sultan sazlığı, koruma altına alındıktan sonra daha çok yabancı uzmanların ve kuş meraklılarının ilgisini çekmeye başladı.


Yeşilhisar, Yahyalı ve Develi üçgeni arasında yer alan; içerisindeki Yay gölü ile kuşların su ihtiyacını karşıladı, sazlığıyla da beslenmelerini ve korunmalarını sağlayan Sultansazlığı bu tabii özellikleri bakımından, Anadolu'da eşine rastlanıImayacak bir değer olarak görülmekte ve yeni keşfedilmiş olmasına rağmen. Dünya literatüründe yerini giderek kıymetlendirmektedir.



Bu arada, tatlı ve Tuzlu su gölleri, tabii varlığını besleyen ırmakları, görünümünü zenginleştiren değişik bitki örtüsüyle, giderek nesli azalan birçok kuşun sığınma ve barınma alanı haline gelen Sultan sazlığı, 1976'larda tarıma açılmak üzere kurutulmaya başlanılmıştı. Burasını keşfeden uzmanların müdahalesi sonucu, kurutma *******nden vazgeçildi. Yetkililer, tarım için toprak kazanılmasının getireceği faydadan daha çok, çevrenin alışılagelmiş iklim düzeninin bozulmasının daha büyük zararlar doğuracağını, üstelik, böyle bir kuş parkının feda edilmeyecek kadar önemli olduğunu belirterek, burasının kendi halinde kalmasını sağladılar.



Günümüzde kuş meraklılarının, doğa bilimcilerinin, yabancı araştırmacılarının ilgi duyduğu Sultan sazlığı, zamanla iç ve dış turizme açılabilecek imkanlara da sahip görülmektedir. Yay gölünün birkaç metrelik derinliği ve tatlı suyu, burada balık üretilmesini de sağladığı için ayrıca bir değer taşımaktadır. Zaten kuşların temel besin maddesini de göldeki bu balıklar oluşturmaktadır. Ayrıca, sazlıkta bulunan yırtıcı hayvanlar da hasta, yaşlı ve yaralı kuşlarla beslendiğinden, bu ortamın tabii dengesini sağlamakta ve hastalık yatağı haline gelmesini önlemektedir.



Geç farkına varılan, ancak keşfedilen sonra da ciddi bir şekiIde korunan Sultan sazlığı, ülkemize kazandırılmış en önemli tabii parkların başında yer almaktadır. Giderek sanayileşen ülkemizde, bu tür alanlar, yalnızca kuşlar için değil, insanlar açısından da ileride sığınılacak ender yerlerden birisidir. Esas önemi de buradan gelmektedir.


KADİR HAS KENT VE MİMARSİNAN MÜZESİ :


Bu müze dünyada sayılı; Türkiye'de ise ilk olarak, Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından fuar içerisine, Kayseri'li işadamı Sn. Kadir HAS Beyin katkılarıyla yaptırılmıştır.

6 katlı olan tesisin giriş katı Kent Müzesi, 1. katı ise Mimar Sinan Müzesi olarak dizayn edilmiştir. Üst katlar ise Yönetim Katı, Restoran ve Cafe olarak kullanılmaktadır.
Kent MüzesiYaklaşık 400 m²'lik bir alanda kurulmuştur. 12 ayrı bölümde, 82 ekran monitörlerde Kayseri ile ilgili aşağıdaki konular 6'şar dakikalık Video Prodüksiyonlar ile sunulmaktadır.

Bölümlerde sunulacak olan konular :

- Kayseri Tarihi - Tarihi Eserler
- Coğrafya ve Nüfus - Kayseri Mutfağı
- Doğal Güzellikler - El Sanatları
- Modern Kayseri - Kent ve Eğitim
- Erciyes - Tarım ve Ticaret
- Konut Mimarisi ve Bağ Kültürü
- Sanayi Şehri Kayseri


Bu monitörler IBM bilgisayarlardan oluşan bir Network üzerine kurulu "Müze Yönetim Sistemi" programı tarafından kontrol edilmektedir. Böylece değişik ziyaretçi grupları için farklı tarzda sunular, ziyaretçilere gösterilebileceği gibi, bilgisayarların yönetimi, ziyaretçiye mesaj verme gibi birçok ilave işlemde yapılabilmektedir.

Monitörlerdeki ve maketlerdeki sunuların sesleri ise seslendirme konusunda dünya pazarını elinde bulunduran Alman menşeli Sennheiser marka Guideport Müze Seslendirme Sistemi ile gerçekleştirilmiştir.
Müzeye gelen ziyaretçiye giriş bankosunda giriş kaydı "Müze Giriş Kontrol Sistemi" programı ile yapıldıktan sonra, isteğe göre Türkçe veya İngilizce Ses Cihazı ve Kulaklık verilmektedir. Kulaklığa ilk olarak giriş bilgileri ile kullanım bilgileri sesi gelmektedir. Ardından, ziyaretçi hangi monitörün önünde ise o sunuma ait sesi duyulmaktadır. Dolayısıyla sunumlara ait sesler birbirine karışmadan, her ziyaretçi için kendi dilinde dinlemektedir.
Orta bölümde 5 Mt. çapında Kayseri kent maketi bulunmaktadır. Maketin dış kenarında 3 adet dokunmatik Kiosk yerleştirilmiştir. Maket, Kayseri'nin fiili yapılarını göstermektedir. Önemli yerler, farklı renklerde yapılmıştır.
Kiosklarda ise "Kent Rehberi" programı çalışmaktadır. Ziyaretçiler sadece ekrana dokunarak, Kayseri ile ilgili öğrenmek istedikleri her türlü rehber ve tanıtım bilgisini alabileceklerdir. Belediyemiz, Harita, Resmi Kurumlar, Kültür, Turizm, Sağlık, Eğitim, Ulaşım, Ekonomi, Konaklama, İlçeler ve Spor gibi ana konular bulunmaktadır.
İsteyen herhangi bir otel yada şehirdeki diğer önemli yerler hakkında bilgi alıp, hatta harita üzerinde yerini ve en kısa yolu uydu fotoğrafı üzerinden görebileceği gibi isteyenler ise nöbetçi eczane gibi diğer önemli bilgileri de alabilmektedirler.
Ziyaretçiler bunlara benzer binlerce konuda bilgiyi bu Kiosklardan alabilmektedir. Firma adresleri öğrenilebilmekte, Kayseri Plan ve Uydu Haritası üzerinde inceleme yapılabilmektedir.
Bu katta ayrıca 2 adet Plazma ekranda kent ile ilgili kısa metrajlı tanıtım filmleri ve belgeseller oynatılmaktadır.
Kent ile ilgili daha detaylı bilgi almak isteyenler ise Kayseri Bilgi Kioskundan faydalanabilirler. Girişin sağ tarafında bulunan bu Kioskta ise Kayseri ile ilgili her türlü detaylı bilgi ister ekrandan istenirse yazılı olarak yazıcıdan alınabilmektedir.
Kayseri'ye gelen bir turist yada ziyaretçi, bu müzeyi gezerek tüm Kayseri'yi öğrenebilir. Nereleri gezmesi gerektiği hakkında bilgiler alabilir. Kolaylıkla Kayseri'yi kısa sürede tanıma imkanına sahip olur.

MİMAR SİNAN MÜZESİ


Bu katta kent müzesinden farklı olarak, Mimar Sinan'ın önemli eserlerinin maketleri de sergilenmektedir.

Burada 6 ayrı bölümde Mimar Sinan ile ilgili;

- Mimar Sinan'ın Hayatı
- Sinan ve Süleymaniye
- Sinan'da Sivil Mimari
- Sinan ve Selimiye
- Sinan'ın Sanatı ve Eserleri
- Sinan'ın Yurtdışı Eserleri

konuları sunulmaktadır. Bu sunumlarda 6'şar dakikalık Video Prodüksiyonlar olup, yine 82 ekran monitörlerle izlenebilecektir.


Mimar Sinan'ın önemli eserlerinden olan;

- Süleymaniye Külliyesi
- Selimiye Külliyesi
- Edirne Kapı Mihrimah Sultan Külliyesi
- Lüleburgaz Sokullu Mehmet
- Paşa Külliyesi
- Haseki Külliyesi
- Kayseri Kurşunlu Camii ve Mağlova Kemeri maketleri de bu bölümde sunulmaktadır. Mağlova Kemeri sabit olup, diğerleri dairesel olarak hareket etmektedir.
Bu katta da, ses sistemi Kent Müzesindeki gibidir. Ziyaretçiler ister maketler olsun, isterse monitörler, hangisinin önünde iseler onunla ilgili sesi kulaklıktan duymaktadırlar.
Yine bu katta orta bölümde 2 ayrı Plazma ekranda Mimar Sinan ile ilgili belgesel filmler sunulmaktadır. Ayrıca bu katta bir projeksiyon cihazı olup, dev ekranda Mimar Sinan'ın eserleri bir Slayt Show şeklinde gösterilmektedir.
Bu katta da bir dokunmatik Kiosk vardır. Bu Kiosktan Mimar Sinan ve eserleri ile ilgili her türlü bilgi, fotoğraf ve araştırma kullanıcılara sunulmaktadır.
 
başlıkta kayseri yazsa tam olucak aslında
 
Gezmek lazım tabi. Büyük ve küçük şelaleler güzeldir :dyg:
 
Kayseri Gezilecek Yerler - Tarihi Mekanlar
apadokya Bölgesi'nin sınırları içerisinde bulunan Kayseri, yıl boyunca binlerce turiste ev sahipliği yapmaktadır.

Bu sayfamızda sizlere Kayseri'nin gezilecek yerlerinden ve tarihi mekanlarından bahsedeceğiz. Eğer yakın bir zamanda Kayseri'nin gizli güzelliklerini keşfetmeye karar verdiyseniz, yazımızın okumaya devam edin…

Kaleler: Köklü geçmişiyle görenlerin beğenisini kazanan bu güzel şehirde gezebileceğiniz tarihi yapı oldukça fazla… Özellikle kale yapıları bir şehrin en eski dönemlerinin izlerini taşıyan yapılar arasındadır. Kayseri Kalesi, Develi Kalesi, Melikgazi Kalesi ve Akkışla Kalesi ise Kayseri'deki günlerinize dahil edebileceğiniz tarihi dokulardan sadece birkaçıdır.

Kümbetler, Camiler, Medreseler: Hasbek Kadı Kümbeti, Beşparmak Kümbeti, Alaca Kümbet, Sırçalı Kümbet, Döner Kümbet, Yaman Dede Camii, Bürüngüz Camii, Gülük Camii, Karamustafapaşa Külliyesi, Köşk Medrese, Avgunlu Medresesi, Sahabiye Medresesi, Hacı Kılıç Medresesi ve Hunat Hatun Medresesi Kayseri'nin tarihine ışık tutan yapılar arasında. Tatil sürenize göre listenize dilediğiniz mekanları dahil edebilirsiniz.

Müzeler: Kayseri'nin tarihi parçalarının ve kültürel değerlerinin bir arada bulunduğu müzeler de gezi listenizde mutlaka yerini almalı. Kayseri'yi yakından tanıyacağınız müzeler arasında Melikgazi'deki Kayseri Atatürk Evi, Merkez ilçesindeki Kent ve Mimarsinan Müzesi, Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi, Ahi Evran Müzesi, Melikgazi'deki Güpgüpoğlu Konağı Etnografya Müzesi ve Kayseri Arkeoloji Müzesi'dir.

Vadiler ve Yaylalar:Hiç şüphesiz ki Kayseri'nin doğasının büyük bir bölümünü vadileri ve yaylaları oluşturuyor. Tatilinizde yapacağınız gezilere; Talas'taki Derevenk Vadisi'ni, Tomarza'daki Berçin Yaylası'nı, Çavuşağa Köyü'ndeki Barsama Vadisi'ni, Aladağlar Milli Parkı içerisindeki Hacer Vadisi'ni, Yeşilhisar'daki Soğanlı Vadisi'ni de dahil edebilirsiniz.

Kayseri gezinizin en huzurlu saatlerini Kocasinan'daki Şeker Gölü'nde, Yahyalı'daki Kapuzbaşı Şelalesi'nde ve Palas Tuzla Gölü'nde geçirebilirsiniz. Gizemli bir yolculuk isteyenlere ise Melikgazi'de yer alan Ağırnas Yeraltı Şehri'ni önerebiliriz.

Erciyes Kayak Merkezi ise şehrin kış turizmi için oldukça önemli olup, kış aylarında Kayseri'de olacaklara güzel bir alternatif…
 
Kayseri İli Tarihi ve Turistik Yerleri
Orta Anadolu’nun ticâret ve sanâyi merkezi, kara ile demiryollarının kavşak noktası olan Kayseri tabiî güzellikleri yanında çok zengin târihî eserlere sâhiptir. Çok eski bir yerleşim merkezi olduğundan pekçok târihî eser ve yeri vardır. Bunların en önemlileri Selçuklu veOsmanlı devrine âit olanlardır. Selçuklu eserleri Konya’dan sonra en çok Kayseri’dedir. Selçuklu ve Osmanlı devri eserleri görülmeye değer güzellikte birer sanat şâheserleridir. Önemlilerinden bâzıları:

Kayseri Kalesi: Beşinci asırda Bizans İmparatoru Justinianus yaptırmıştır. Birçok harpte zarar gören kale Birinci Alâeddîn Keykubâd zamânında tâmir edilmiştir. Daha sonra Karamanoğlu ve Osmanlılar devrinde tâmir edilerek kullanılmıştır. İç ve dış kaleden meydana gelmiş ise de bugün dış kale çok harab vaziyettedir. İç kale dörtgen plânlı 195 burçludur. Doğuda güneyde ve kuzeyde olmak üzere üç kapısı vardır. Zamantı Kalesi: Pınarbaşı yakınındadır.

Şahmelik Kalesi: Develi ilçesinin Şahmelik köyü yakınlarındadır. Romalılar döneminde yapılan kale, Bizanslılar tarafından da kullanılmıştır. Günümüzde harab vaziyettedir.

Yeşilhisar Kalesi:
Adıyla anılan ilçededir.

Develi Kalesi:
Develi ilçesinin batısında sarp kaya üzerine yapılmıştır. Harab vaziyettedir.

Hunad Hâtun Külliyesi: Anadolu Selçukluları devrinde yapılan ilk külliyelerdendir. 1238’de Birinci Keykubad’ın eşi Mahperi Hunad Hâtun tarafından yaptırılmıştır. Külliye, câmi, medrese, türbe ve hamamdan meydana gelmiştir. Câmi minâresizdir. Minâresi ve büyük kubbe de İkinci Abdülhamîd Han zamanında yaptırılmıştır. Külliye, taş işçiliği şâheseridir. Hamam 1968’de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tâmir ettirilmiştir.

Kölük Câmii ve Medresesi: On üçüncü asır Selçuklu eseridir. 1205 senesinde Selçuklu kumandanlarından Mazaffereddîn Mahmûd’un kızı Atsız Elti Hâtun yaptırmıştır. 1335’te depremden zarar gören yapıyı Kölük Şemseddîn tâmir ettirdiği için onun ismi ile anılmaktadır. Câminin mihrabı ve çinileri çok meşhurdur. Medrese iki katlıdır.

Hacı Kılıç Câmii ve Medresesi: Selçuklu vezirlerinden Ebû Kâsım Ali Tûsî 1242-1249 arasında yaptırmıştır. Câmi ve medresenin giriş kapıları nefis taş işçiliğinin güzel örneklerindendir. Câmi dışardan kale gibi gözükür. Sarı ve siyah taştan yapılmıştır.

Ulu Câmi: On ikinci asır Selçuklu eserlerindendir. 1135’te yapılan eser 1,5 m toprağa gömülüdür. Melih Mehmed Gâzi tarafından yaptırılmıştır. Çeşitli zamanlarda tâmir gören eser ilk orjinal yapı özelliğini kaybetmiştir. Yanında türbe ve medrese vardır. En eski Türk eserlerinden ve Anadolu’daki ilk Türk câmilerinden olup, minâresi Türkiye’nin en uzun minârelerindendir. On sekizinci asrın sonlarında Reîsülküttâb Râşit Efendi yanına bir kütüphâne yaptırmıştır. Çok değerli yazma eserleri vardır.

Kurşunlu Câmi: 1585’te yapılmıştır. Osmanlı devrine âittir. Asıl ismi Hacı Ahmed Paşa Câmiidir. Mîmar Sinan’ın eserleri arasında yer almaktadır. Hacı Ahmed Paşa, kaptân-ı deryâ idi. Kubbesi kurşundan olduğu için bu isim verilmiştir. Câmi külliyesinde kervansaray aşhâne, paşa odaları, medrese odaları ve şadırvan vardır.

Fâtih Sultan Mehmed Câmii: 1478’de Fâtih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Kale içinde olduğundan Kale Câmii olarak da bilinir.

Lalapaşa Câmii: Muslihiddîn Paşa tarafından 1308’de yaptırılmıştır. Lâle Câmii de denir. Minberi eşi bulunmaz bir şâheserdir. Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın hediye ettiği muhâfazada sakal-ı şerîf bulunmaktadır.

Ulu Câmi: Bünyan ilçesindedir. 1256’da Kaluyan bin Karabuda tarafından yaptırılmıştır. Taç kapının kitâbe ve süslemeleri çok güzeldir. Kesme taş duvarları ile kale görünümündedir.

Develi Ulu Câmi: Develi ilçesindedir. 1281’de Göçer Araslan ve eşi Saad tarafından yaptırılmıştır. Mihrabı çok süslüdür.

Avgunlu Medresesi: On üçüncü asırda yapılmıştır. Medrese, Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yeniden restore edilmiştir.

Sâhibiye Medresesi: 1267’de Selçuklu vezirlerinden Sâhip Ata yaptırmıştır. Kapısını çevreleyen geometrik işlemeler Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir.

Köşk Medrese: 1341’de Alâeddîn Eratna tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştandır. Avlunun ortasında bir türbe vardır. Türbede Alâeddîn Eratna ve hanımı gömülüdür.

Hâtuniye Medresesi: 1432’de Dulkadiroğullarından Nâsıreddîn Mehmed bin Halil tarafından yaptırılmıştır. Kapısının yanında sivri kemerli iki güzel çeşme vardır.

Çifte Medrese(Şifaiye Gıyâsiye Medresesi): Biri medrese biri hastâne olmak üzere, bitişik iki yapıdan meydana gelmiştir. Dünyada ilk tıp fakültesidir. 1205’te Selçuklu Sultanı Gıyâseddîn Keyhüsrev kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan adına vasiyeti üzerine vakıf olarak yaptırmıştır. Kapısı ince işlemeleri ile Selçuklu taş işçiliğinin ilginç örneklerindendir. Hastâne kısmının duvarına bitişik Gevher Nesibe Sultan Türbesi vardır.

Keykubadiye Sarayları: Alâeddin Keykubâd’ın 1224’te yaptırdığı yazlık binâlardır. Küçük bir gölün kıyısında üç köşkten meydana gelmiştir.

Sultan Hanı: Kayseri-Sivas yolunda, Bünyan ilçesine bağlı Sultanhanı köyündedir. Kitâbesinden 1236’da yapıldığı anlaşılmaktadır. Avlusunda kare plânlı köşk mescid vardır. Konya Sultan Hanından daha büyüktür.

Tekgöz Köprüsü: Kayseri-Ankara yolunda Kızılırmak üzerindedir. Kitâbesinden 1203’te Rükneddîn Süleymân tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Uzunluğu 120 m genişliği 27 metredir.

Çokgöz Köprüsü: Kayseri-Yozgat yolunda, kızılırmak üzerindedir. On üçüncü asırda yapılmıştır. Değişik ebatlarda on beş gözden meydana gelmiştir. Yapılan tâmirler yüzünden orijinal yapısı kaybolmuştur.

Karatay Hanı: Kayseri-Malatya yolundadır. Atabey Emir Celâleddîn tarafından 1240 senesinde yaptırılmıştır. Bezemeli kapısı çok güzeldir.

Çifte Kümbet: 1247’de Sultan Birinci Keykubad, eşi Melîke Âdile için yaptırmıştır. Sivas Caddesi üzerindedir. Kare kaide üstünde sekizgen gövdeli kümbetin pramit külahı yıkılmıştır.

Döner Kümbet: Kayseri-Talas arasındadır. 1276 senesinde BirinciAlâeddîn Keykubâd’ın kızı Şah Cihan Hâtun için yapılmıştır. 12 köşeli olup, üstü koni biçiminde bir külah ile örtülüdür. Sarımsı kesme taştan yapılmıştır. Bitki motifleri ve geometrik motiflerle süslüdür. Kümbete iki yönlü dar bir merdivenle çıkılır.

Melik Gâzi Türbesi:
Pınarbaşı ilçesine bağlı Melik Gâzi köyündedir. On ikinci asırda yapılmıştır. İki katlı olup, alt katta lahid odası, üst katta ise sandukaların bulunduğu oda vardır. Türbenin dış yüzü tuğlalarla kaplıdır. Tuğlalar geometrik desenler biçiminde dizilerek güzel bir görünüm kazandırılmıştır.

Eski Eserler: Kayseri’nin 20 km kuzeydoğusunda bulunan Kültepe, Hitit ve Asurlulara âit 4000 senelik bir yerleşim merkezidir. Eski adı “Kaniş” (Kaneş) idi. Kazılarda binlerce tablet bulunmuştur. Bu antik şehrin kalıntıları da vardır. Asurlu tüccarların bir kolonisiydi. Burada bronz ve bakır çağ devirlerine âit eserler de bulunmuştur. Karum: Kültepe yakınlarında eski bir Hitit ve Asur kenti kalıntısıdır. Erkilet: Hititlere âit bir kentin harâbeleridir. Soğanlı Harâbeleri: Roma devrine âit kiliseler vardır.

Bu harâbeler Erdemli, Doğanlı, Araplı ve Göreme’dekilerle aynı özelliği taşır. Başköy’deki büyük kiliseye yer altı kanalları ile bağlıdır. Hepsi fresklerle süslüdür. Kayabaşı Mağaraları: Bünyan ilçesi yakınında olup, ilk çağlara âit sanat izleri bulunur. Roma Mezarı: Sahabiye Medresesi yanında M.Ö. üçüncü asra ve Romalılara âit bir mezardır. Fraktın Yazılı Kabartmalar: Develi ilçesi Fraktın köyü yakınında kayalar üzerinde Hititlere âit yazı ve resimlerdir. İmamkullu Kabartmaları: Develi ilçesinin İmamkullu köyü yakınındadır. Büyük bir kaya (Şimşek Kaya) üzerine yazılmış hiyeroglif yazılar ve kabartma resimler Hititlere âittir. Yemliha Kartalı: Kayseri müzesinde bir Hitit eseridir. Yekpâre granit taştan yapılmıştır. 2 metre 20 cm yükseklikte ve 4 ton ağırlıktadır.

Tabiî güzellikler:
Kayseri’de tabiî güzelliği ile meşhur pekçok mesire yeri vardır. Başlıca mesire yerleri şunlardır:

Erciyes Dağı: Zirvesi devamlı karla örtülü ve İç Anadolu’nun en yüksek dağı olan Erciyes Dağı ve eteklerinde manzarası ve tabiî güzelliği fevkalâde olan mesire yerleri vardır. Ayrıca dağ, kayak sporlarına müsâittir. Erciyes ve Tekir yaylası kış aylarında dağcılık ve kış sporları merkezi özelliğini taşırken, yaz aylarında ideal bir dinlenme yeridir. Çeşitli tesisler, yüzme havuzu, telesiyej yanında dağ evi vardır. Uludağ’dan sonra Türkiye’nin en büyük kış sporları merkezidir. Bağlar: Merkez ilçe ile Erkilet, Gesi, Talas ve Hisarcık arasındadır.

Boğaz Köprü: İl merkezinin batısında 20 km mesâfede bulunan bu mesire yeri Karasu yanındadır. Gesi: Tabii bir dinlenme, yeridir. Bağları türkülere konu olmuştur. Talas: Şehre 7 km mesâfededir. Hisarcık: Park ve yüzme havuzu vardır. Dağ evi, su, yeşillik, güneş ve devamlı rüzgâr ile eşsiz bir mesire yeridir. Hisarcık, dağ evine gitmek isteyenlerin geçtiği bir mesire yeridir. Mimar Sinan Parkı ile İnönü Parkı: Şehrin içindedir. Geniş bir sahaya yayılmıştır.

Kapuzbaşı Şelâlesi: Kayseri’ye 170 km mesâfede, ilin güney sınırındadır. Torosların Hacer bölgesinde, yüksekliği yer yer 70 ilâ 150 metreyi bulan kayalardan çıkıp aynı adlı bir çayı meydana getiren şelâleler, Kayseri ve civârının en önemli tabiat harikalarından birisidir. Bir vâdide yükselen kayalıklara eski Türkçede “kapuz” adı verildiği için şelâleler bu adla anılmaktadır. Türklerin bahar mevsiminde buraya gelip şelâlelerin başında kopuz çaldıkları için bu adı aldığını nakledenler de vardır. Yedi ayrı kaynaktan çıkan sular, meydana getirdikleri şelâleler ile seyredenleri âdeta büyülemektedir.

Kaplıca ve içmeleri: Kayseri ili içme ve kaplıca bakımından oldukça zengindir. Önemli ve meşhur kaplıcaları şunlardır:

Bayramhacı Kaplıcası: Kayseri’ye 80 km uzaklıkta Bayramhacı köyü yakınlarındadır. Romatizmal rahatsızlıklara, gut hastalığına ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarında faydalıdır. İçme kürleri karaciğer ve safrakesesi hastalıklarına iyi gelir. Kaplıca yanında tesisleri vardır.

Yeşilhisar İçmesi: Yeşilhisar ilçesine 11 km uzaklıkta, Kayseri-Niğde yolu üzerindedir. Mîde ve barsak rahatsızlıklarına faydalıdır. Kaplıca yanında tesisleri vardır.

Tekgöz Kaplıcası: Yemliha köyündedir. Çok eski zamanlardan beri kullanılan bu kaplıca nevralji, yarım felç, kırık ve çıkık ile kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Hasanarpa Mâden Suyu: İl merkezine 12 km uzaklıkta Hasanarpa köyündedir. Mîde, karaciğer ve böbrek hastalıklarına iyi gelir.
 
Havalar soğuk olduğu için bu ara Kayseri'ye gitmeye üşeniyorum.Kayseri görülmesi gereken şehirlerden.
 
Yeşilhisar İçmesi: Yeşilhisar ilçesine 11 km uzaklıkta, Kayseri-Niğde yolu üzerindedir. Mîde ve barsak rahatsızlıklarına faydalıdır. Kaplıca yanında tesisleri vardır.

Heryeri ayrı bi güzel ama benim memleketim daha bir güzel.
 
Geri