M
milis
Ziyaretçi
Ziyaretçi
HACIKILIÇ CAMİİ:
Camiyi Tuslu Ali'nin oğlu Ebul Kasım 1249 yılında yaptırmıştır. Gıyaseddin keyhüsrev'in oğlu izzeddin Keykavus zamanında yapılan cami, 861 metrekaredir. Kalın sütunlar üzerine oluşturulan kemerlerle sağlamlaştırılmış ve böylece üzeri örtülmüştür. Cami dış duvarlarının köşeleri kale burçları gibi istinat duvarlarıyla korumaya alınmıştır. Camiden iki yıl sonra bitirilen medrese kuzey cephesindedir ve içten açık kemerle irtibatlandırılmıştır. Kitabesinde şöyle denilmektedir. ''Bu mübarek mescidin yapılmasını din ve dünyanın izzeti, fetih babası, Keyhüsrevoğlu Sultan Keykavus'un zamanında, müminlerin emirinin bürhanı, zayıf kul, Al1ah Teâlânın rahmetine muhtaç, Tuslu Ali oğlu Ebu'ul Kasım emretmiştir. Altıyüzkırkyedi senesi. ''Cami ve Medrese ana kapıları, Taç Kapı niteliğindedir ve Selçuklu taş işçiliğinin şaheseri savılır.
Cami 1547'de Sinan Beyzade Hüscyin Bey tarafından tamir ettirilmiştir. Cumhuriyet döneminde de onarım görmüştür.
Caminin minaresi Hunat Minaresine benzediği için bunun da, 2. Abdulhamid döneminde yaptırılması ihtimali kuvvetlidir. Cami halen ibadete açıktır.
GÜLÜK CAMİİ:
Yağıbasan'ın oğlu Mahmud'un kızı Atsuz Hatun 1210 yılında yaptırmıştır. 530 metrekarelik bir alanı kaplar. Kuzeyde ve kuzey/Doğu köşesinde olmak üzere iki kapısı vardır. Caminin batı kısmında. aynı adla anılan bir küçük medrese bulunmaktadır. Kitabesinde şöylc denilmektedir: ''Bu binayı, Keyhüsrev’in oğlu, dünya ve dinin şerefi, fetihler sahibi, mü'minlerin Emirinin ortağı, büyük Sultan Keykavus'un hakimiyeti zamanında, Allah'ın en zayıfkulu, iffetli kadın, Yağıbasan oğlu Mahmud'un kızı Atsuz Elti Hatun 607 yılında yaptırmıştır. ''Cami, bilahare yıkılmış ve 1335 yılında Gülük Şemseddin adında bir hayırsever yeniden aynı tarzda yaptırdığı için bu adı almıştır. Cami kalın sütunlu ve sütunlar üzeri kemerlidir.
Caminin kapıları Selçuklu tezyinatıyla işlenmiştir. Köşeden girişe sahip tek camidir. Etrafı inşaat artıklarıyla dolduğu için buraya da merdivenle inilir. Cami, 1722'de Mâtbah-ı Amire-Emini Hacı Halil Efendi tarafından yeniden onarılarak günümüze kadar kazandırılmıştır. Cami önünde bulunan ve aynı dönemde yapılmış olan hamam harabesi de 1990 yılında topraktan ayıklanarak gün yüzüne çıkarılmış ve yeniden inşa edilmek üzere korumaya alınmıştır. Çeşmesi de onarılmıştır. Cami halen ibadete açık tutulmaktadır.
HUNAT CAMİİ:
Alaeddin Keykubad'ın hanımı Mahperi Hatun, 1238 tarihinde yaptırmıştır. Kayseri’nin Selçuklularından günümüze gelen en büyük camiidir. Oturum alanı 2.203 metrekaredir. Caminin Batı cephesindeki ana giriş kapısı şaheser bir arabesk süsle donatılmıştır. Bunun üzerine de, '' Al1ah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve Ahiret gününe iman eden, gereği üzere namaz kılan, zekat veren, Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder, onarır. işte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır.'' Mealindeki Ayet-i Kerime yazılıdır. Kitabesinde ise şöyle denilmektedir : ''Bu mübarek mescidin yapılmasını, Fetihler babası, dünya ve dinin yardımı ve emanı, Keykubad'ın oğlu, Keyhüsrev zamanında, yüksek mertebe sahibi zahide, saliha, dünya ve dini safvetti, hayırların öncüsü, büyük valide emretmiştir.
Allah onun yüceliğinin gölgesini daim ve iktidarını kat kat eylesin. Bu yapı altıyüzotuzbeş yılında şevval ayında inşaa edilmiştir.” Cami’nin üç kapısı vardır. Bunlar, kuzey, batı ve doğuya açılmaktadır.
Ana kapı batıdadır. Bu kapının girişte sol tarafında, caminin kuzey ucunda, Mahperi Hatun'un türbesi bulunmaktadır.
Selçuklu döneminde ''Huvand” ünvanı Selçuklu Saray ailesine özel bir ünvan olarak verilmektedir. Mahperi Hatun da bu ünvanı kullandığı için Cami Huvane'dan türkçeleşerek ''Hunat Camii'' olarak adlandırılmıştır, Tarihi değeri çok yüksek mihrabi ve minberi vardır. Kırksekiz büyük ayaklarla beslenen kemerler üzerine oturtulan tavan tonoz şeklindedir. Ortadaki kubbesi daha sonra yapılmıştır. Minaresi ise 2. Abdulhamid döneminde inşa edilmiştir. Caminin arka bölümü Selçuklular döneminde yazlık olarak kullanılmaktaydı. Daha sonra tamamı kapatılarak bugünkü hale getirilmiştir.
CAMİİ KEBİR:
Döneminde, ''Sultan Camii'' diye de anılan bu eseri, Danişmendlilerin Kayseri'deki Emiri, Melik Mehmet Gazi yaptırmıştır. Melik Mehmet Gazi, şehri ikinci defa fethettikten sonra burada medrese, cami ve kendisinin defni için türbe yaptırmıştır. Medrese daha sonra yıkılmış ve ortadan kalkmıştır. Türbesi durmaktadır. Cami ise hizmetini sürdürmektedir. 1135 yılında yapılmıştır. Daha sonra, Melik'in torunlarından Muzaffereddin Mahmud Bin Bağban camiyi onartıp bu günkü haline getirmiştir. Camideki kitabe de ona aittir. Şöyle denilmektedir :Ulu Sultan
Keyhüsrev Kılıçaslan devrinde, yardımı aziz olsun, Bağban oğlu Muzaffereddin Mahmud tarafından 1205 senesinde yapıldı. Cami 1716’da Kayseri'de meydana gelen depremde büyük hasar görmüş ve Matbah-ı Amire Emini Kayserili Hacı Halil Efendi, tarafından tamir edilmiştir. 1.396 metrekarelik bir alanı kaplayan cami, Kayserilde Selçukluların ilk eserlerindendir.
Çevresinin inşaat artıklarıyla dolması sonucu cami aşağıda kalmıştır. Günümüzde üç metreye yakın bir derinliği vardır. Üzeri ağaçla örtülmüştür. Kayseri'de tuğla ile inşa edilmiş minaresiyle dikkati çeker. Minaresi şerefe altından mavi çinilerle süslenmiştir. 46 metre, 72 santim uzunluğu vardır.
HATIROĞLU CAMİİ :
Cami, 1271 yılında Hatıroğlu Eşref tarafından yaptırılmıştır. Bu zat, Moğol sülalesindendir. Müslüman olup, şehri Mısırlılara karşı savunan bir uç beyidir.
Günümüze kadar birkaç defa tamir edilmiştir. Küçük bir camidir. Halen ibadete açıktır. Minaresi sonradan yapılmıştır. Değişik bir inşa tarzıyla dikkati çeker.
HAN CAMİİ :
Selçuklular döneminde, şehir surlarla çevriliydi. Dizdar adı verilen kale bekçileri gece oldu mu, kale kapılarını kapatırdı. Şehre geç ulaşanlar mecburen dışarda kalırlardı. işte bunlar için, ilk defa bu han inşa edilmiş ve gelenler burada korumaya alınmıştır. Daha sonra, şehir dışarı taşınca, bu han fonksiyonunu kaybetmiştir. Yapılış tarzı itibariyle de klasik üslupta ve sağlam olduğu için, burası camiye dönüştürülmüştür.
Büyük bir ihtimal1e 13.Asırda yapılan han, belki birkaç asır sonra bugünkü şeklini almıştır. Sade bir yapıdır. Kuzey kısmı, halen depo olarak kullanılmaktadır. Cami ise ibadete açıktır. Kıble kısmında, sütunlu açık kısmıyla dikkati çeker. Ana giriş kapısı bu cephedeydi. Cami yapılınca burası mihraba dönüştürülmüştür.
LALE CAMİİ :
Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. inşa tarzı, Selçuklu yapı üslubundadır. Kaynaklarda, Lala Muslihiddin adında bir hayırseverin yaptırdığı sanılmaktadır. Adını da buradan almaktadır. Cami, 829 metrekaredir.
Büyük bir kubbesi, geç Osmanlı dönemine ait bir minaresi vardır. Cami kalın sütunlar üzerinde tonozlarla tamamlanmış tavana sahiptir.
Çeşitli tarihlerde onarım görerek günümüze ulaşmıştır . Kaynaklarda adından ''Lala'' diye bahsedilirken, günümüze ''Lale'' şeklinde gelmiştir. Kiçikapıda, Kayseri Lisesinin doğu cephesine yakın bir yerdedir. Cami ibadete açık tutulmaktadır.
KURŞUNLU CAMİİ :
1576 yılında, Ahmet Paşa tarafından,Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Ahmet Paşa, Şam beylerbeyi iken emekli olarak istanbul1a gelip yerleşen ve soyu Halid Bin Velid’e dayanan bir devlet adamıdır. Kendisine, Tomarza ve havalisi tahsis edilmiştir. Caminin kubbesi ve üzerine kurşun döküldüğü için halk arasında,
''Kurşunlu Cami'' diye tanınmaktadır. Dört büyük ayak üzerine oturan yüksekce kubbesiyle merkezi bir mekana sahiptir. Kapısı kuzeyde bir tanedir, taç kapının mekana sahiptir. Kapısı kuzeyde bir tanedir, taç kapının portalindeki işlemeleri oldukça güzeldir. Kitabesinde, ''Şerh-i zilhicce'de urmuşsun anın bünyadın / Dilerim haşre kadar sahibine ola dua / 0Idu ma'mur-u vilayet dedim ana tarih / Yapalı Kayseri'de Cami’in Ahmet Paşa.'' (Bu binanın tcmeli zilhicce ayında atıldı. Dilerim dünya durdukça sahibine dua edile. Bu tarihte bu şehir mamur oldu. Bunu Ahmet Paşa
Kayseri’de yaptırdı.)
Meydanm batı kesimindeki Mimar Sinan Parkı içerisinde yer alan cami, halen hizmettedir.
ŞEYH CAMİİ :
Halk arasında ''Şıh Camii'' diye de adlandırılmaktadır. Bu camiyi tanınmış din bilgini ve mutasavvıflarından Şeyh ibrahim Tennuri yaptırmıştır.
1473 tarihinde inşa olunan cami, çeşitli tarihlerde tamir görerek günümüze kadar ulaşmıştır. Caminin güney duvarına bitişik olarak Tennuri Hazretlcrinin türbesi vardır. Küçük bir camidir. Halen ibadete açık tutulmaktadır.
YANIKOGLU CAMİİ :
Bu cami, 1723 yılında Bayraktar Yanık Ömer Ağa, tarafından yaptırılmıştır. Yanıkoğlu Mahallesinde bulunan cami, sadece bir üsluba sahiptir. Minaresi kesme taş kaidelidir. Klasik Osmanlı mimari özelliğini taşır.
KALE CAMİİ :
Kale Camii'ni, 15. Yüzyılda Fatih Sultan Mehmet yaptırmıştır. Daha önceleri kale içerisinde Karamanoğulları tarafından yaptırılan bir mescidin bulunduğu, Fatih’in burayı fethetmesi üzerine bugünkü camiyi yaptırdığı kaynaklarca ifade edilmektedir. Cami diğer binalar gibi sade ve tek kubbelidir.
SANAYi CAMİİ :
1960'lı yıllarda inşa edilen Sanayi Camii, klasik üslupta ve modern yapıdadır. Kayseri'nin ilk iki minareli camiidir. Sanayi halkı tarafından yaptırılan cami betonarme olarak inşa edilmiştir.
İKİ KAPILI BÜRÜNGÜZ CAMİİ :
Eskiden ''iki Kapılı Mescid'' in bulunduğu yere, Refik Bürüngüz tarafından 1977 yılında inşe ettirilmiştir. Meydana cepheli bu cami, klasik mimarı tarzı temsil eder. Büyük bir kubbeyle örtülen caminin cam işçiliği ve kubbe süslemesi dikkati çekicidir. Önündeki eski dükkanların 1985'te kaldırılmasıyla Kale ile birlikte meydana hakim hale gelmiştir.
TOPTANCILAR SİTESİ CAMİİ :
Argıncık'ta kurulan Toptancılar Sitesi adına yapılan cami, mimar Sinan'ın inşa ettiği Kurşunlu Camiinin sitiÜndedir. iki minareli ve klasik inşa tarzında yapılan cami özellikle taş işçiliği ve camların süslemesi ile dikkati çekmektedir.
Camiyi Tuslu Ali'nin oğlu Ebul Kasım 1249 yılında yaptırmıştır. Gıyaseddin keyhüsrev'in oğlu izzeddin Keykavus zamanında yapılan cami, 861 metrekaredir. Kalın sütunlar üzerine oluşturulan kemerlerle sağlamlaştırılmış ve böylece üzeri örtülmüştür. Cami dış duvarlarının köşeleri kale burçları gibi istinat duvarlarıyla korumaya alınmıştır. Camiden iki yıl sonra bitirilen medrese kuzey cephesindedir ve içten açık kemerle irtibatlandırılmıştır. Kitabesinde şöyle denilmektedir. ''Bu mübarek mescidin yapılmasını din ve dünyanın izzeti, fetih babası, Keyhüsrevoğlu Sultan Keykavus'un zamanında, müminlerin emirinin bürhanı, zayıf kul, Al1ah Teâlânın rahmetine muhtaç, Tuslu Ali oğlu Ebu'ul Kasım emretmiştir. Altıyüzkırkyedi senesi. ''Cami ve Medrese ana kapıları, Taç Kapı niteliğindedir ve Selçuklu taş işçiliğinin şaheseri savılır.
Cami 1547'de Sinan Beyzade Hüscyin Bey tarafından tamir ettirilmiştir. Cumhuriyet döneminde de onarım görmüştür.
Caminin minaresi Hunat Minaresine benzediği için bunun da, 2. Abdulhamid döneminde yaptırılması ihtimali kuvvetlidir. Cami halen ibadete açıktır.
GÜLÜK CAMİİ:
Yağıbasan'ın oğlu Mahmud'un kızı Atsuz Hatun 1210 yılında yaptırmıştır. 530 metrekarelik bir alanı kaplar. Kuzeyde ve kuzey/Doğu köşesinde olmak üzere iki kapısı vardır. Caminin batı kısmında. aynı adla anılan bir küçük medrese bulunmaktadır. Kitabesinde şöylc denilmektedir: ''Bu binayı, Keyhüsrev’in oğlu, dünya ve dinin şerefi, fetihler sahibi, mü'minlerin Emirinin ortağı, büyük Sultan Keykavus'un hakimiyeti zamanında, Allah'ın en zayıfkulu, iffetli kadın, Yağıbasan oğlu Mahmud'un kızı Atsuz Elti Hatun 607 yılında yaptırmıştır. ''Cami, bilahare yıkılmış ve 1335 yılında Gülük Şemseddin adında bir hayırsever yeniden aynı tarzda yaptırdığı için bu adı almıştır. Cami kalın sütunlu ve sütunlar üzeri kemerlidir.
Caminin kapıları Selçuklu tezyinatıyla işlenmiştir. Köşeden girişe sahip tek camidir. Etrafı inşaat artıklarıyla dolduğu için buraya da merdivenle inilir. Cami, 1722'de Mâtbah-ı Amire-Emini Hacı Halil Efendi tarafından yeniden onarılarak günümüze kadar kazandırılmıştır. Cami önünde bulunan ve aynı dönemde yapılmış olan hamam harabesi de 1990 yılında topraktan ayıklanarak gün yüzüne çıkarılmış ve yeniden inşa edilmek üzere korumaya alınmıştır. Çeşmesi de onarılmıştır. Cami halen ibadete açık tutulmaktadır.
HUNAT CAMİİ:
Alaeddin Keykubad'ın hanımı Mahperi Hatun, 1238 tarihinde yaptırmıştır. Kayseri’nin Selçuklularından günümüze gelen en büyük camiidir. Oturum alanı 2.203 metrekaredir. Caminin Batı cephesindeki ana giriş kapısı şaheser bir arabesk süsle donatılmıştır. Bunun üzerine de, '' Al1ah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve Ahiret gününe iman eden, gereği üzere namaz kılan, zekat veren, Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder, onarır. işte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır.'' Mealindeki Ayet-i Kerime yazılıdır. Kitabesinde ise şöyle denilmektedir : ''Bu mübarek mescidin yapılmasını, Fetihler babası, dünya ve dinin yardımı ve emanı, Keykubad'ın oğlu, Keyhüsrev zamanında, yüksek mertebe sahibi zahide, saliha, dünya ve dini safvetti, hayırların öncüsü, büyük valide emretmiştir.
Allah onun yüceliğinin gölgesini daim ve iktidarını kat kat eylesin. Bu yapı altıyüzotuzbeş yılında şevval ayında inşaa edilmiştir.” Cami’nin üç kapısı vardır. Bunlar, kuzey, batı ve doğuya açılmaktadır.
Ana kapı batıdadır. Bu kapının girişte sol tarafında, caminin kuzey ucunda, Mahperi Hatun'un türbesi bulunmaktadır.
Selçuklu döneminde ''Huvand” ünvanı Selçuklu Saray ailesine özel bir ünvan olarak verilmektedir. Mahperi Hatun da bu ünvanı kullandığı için Cami Huvane'dan türkçeleşerek ''Hunat Camii'' olarak adlandırılmıştır, Tarihi değeri çok yüksek mihrabi ve minberi vardır. Kırksekiz büyük ayaklarla beslenen kemerler üzerine oturtulan tavan tonoz şeklindedir. Ortadaki kubbesi daha sonra yapılmıştır. Minaresi ise 2. Abdulhamid döneminde inşa edilmiştir. Caminin arka bölümü Selçuklular döneminde yazlık olarak kullanılmaktaydı. Daha sonra tamamı kapatılarak bugünkü hale getirilmiştir.
CAMİİ KEBİR:
Döneminde, ''Sultan Camii'' diye de anılan bu eseri, Danişmendlilerin Kayseri'deki Emiri, Melik Mehmet Gazi yaptırmıştır. Melik Mehmet Gazi, şehri ikinci defa fethettikten sonra burada medrese, cami ve kendisinin defni için türbe yaptırmıştır. Medrese daha sonra yıkılmış ve ortadan kalkmıştır. Türbesi durmaktadır. Cami ise hizmetini sürdürmektedir. 1135 yılında yapılmıştır. Daha sonra, Melik'in torunlarından Muzaffereddin Mahmud Bin Bağban camiyi onartıp bu günkü haline getirmiştir. Camideki kitabe de ona aittir. Şöyle denilmektedir :Ulu Sultan
Keyhüsrev Kılıçaslan devrinde, yardımı aziz olsun, Bağban oğlu Muzaffereddin Mahmud tarafından 1205 senesinde yapıldı. Cami 1716’da Kayseri'de meydana gelen depremde büyük hasar görmüş ve Matbah-ı Amire Emini Kayserili Hacı Halil Efendi, tarafından tamir edilmiştir. 1.396 metrekarelik bir alanı kaplayan cami, Kayserilde Selçukluların ilk eserlerindendir.
Çevresinin inşaat artıklarıyla dolması sonucu cami aşağıda kalmıştır. Günümüzde üç metreye yakın bir derinliği vardır. Üzeri ağaçla örtülmüştür. Kayseri'de tuğla ile inşa edilmiş minaresiyle dikkati çeker. Minaresi şerefe altından mavi çinilerle süslenmiştir. 46 metre, 72 santim uzunluğu vardır.
HATIROĞLU CAMİİ :
Cami, 1271 yılında Hatıroğlu Eşref tarafından yaptırılmıştır. Bu zat, Moğol sülalesindendir. Müslüman olup, şehri Mısırlılara karşı savunan bir uç beyidir.
Günümüze kadar birkaç defa tamir edilmiştir. Küçük bir camidir. Halen ibadete açıktır. Minaresi sonradan yapılmıştır. Değişik bir inşa tarzıyla dikkati çeker.
HAN CAMİİ :
Selçuklular döneminde, şehir surlarla çevriliydi. Dizdar adı verilen kale bekçileri gece oldu mu, kale kapılarını kapatırdı. Şehre geç ulaşanlar mecburen dışarda kalırlardı. işte bunlar için, ilk defa bu han inşa edilmiş ve gelenler burada korumaya alınmıştır. Daha sonra, şehir dışarı taşınca, bu han fonksiyonunu kaybetmiştir. Yapılış tarzı itibariyle de klasik üslupta ve sağlam olduğu için, burası camiye dönüştürülmüştür.
Büyük bir ihtimal1e 13.Asırda yapılan han, belki birkaç asır sonra bugünkü şeklini almıştır. Sade bir yapıdır. Kuzey kısmı, halen depo olarak kullanılmaktadır. Cami ise ibadete açıktır. Kıble kısmında, sütunlu açık kısmıyla dikkati çeker. Ana giriş kapısı bu cephedeydi. Cami yapılınca burası mihraba dönüştürülmüştür.
LALE CAMİİ :
Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. inşa tarzı, Selçuklu yapı üslubundadır. Kaynaklarda, Lala Muslihiddin adında bir hayırseverin yaptırdığı sanılmaktadır. Adını da buradan almaktadır. Cami, 829 metrekaredir.
Büyük bir kubbesi, geç Osmanlı dönemine ait bir minaresi vardır. Cami kalın sütunlar üzerinde tonozlarla tamamlanmış tavana sahiptir.
Çeşitli tarihlerde onarım görerek günümüze ulaşmıştır . Kaynaklarda adından ''Lala'' diye bahsedilirken, günümüze ''Lale'' şeklinde gelmiştir. Kiçikapıda, Kayseri Lisesinin doğu cephesine yakın bir yerdedir. Cami ibadete açık tutulmaktadır.
KURŞUNLU CAMİİ :
1576 yılında, Ahmet Paşa tarafından,Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Ahmet Paşa, Şam beylerbeyi iken emekli olarak istanbul1a gelip yerleşen ve soyu Halid Bin Velid’e dayanan bir devlet adamıdır. Kendisine, Tomarza ve havalisi tahsis edilmiştir. Caminin kubbesi ve üzerine kurşun döküldüğü için halk arasında,
''Kurşunlu Cami'' diye tanınmaktadır. Dört büyük ayak üzerine oturan yüksekce kubbesiyle merkezi bir mekana sahiptir. Kapısı kuzeyde bir tanedir, taç kapının mekana sahiptir. Kapısı kuzeyde bir tanedir, taç kapının portalindeki işlemeleri oldukça güzeldir. Kitabesinde, ''Şerh-i zilhicce'de urmuşsun anın bünyadın / Dilerim haşre kadar sahibine ola dua / 0Idu ma'mur-u vilayet dedim ana tarih / Yapalı Kayseri'de Cami’in Ahmet Paşa.'' (Bu binanın tcmeli zilhicce ayında atıldı. Dilerim dünya durdukça sahibine dua edile. Bu tarihte bu şehir mamur oldu. Bunu Ahmet Paşa
Kayseri’de yaptırdı.)
Meydanm batı kesimindeki Mimar Sinan Parkı içerisinde yer alan cami, halen hizmettedir.
ŞEYH CAMİİ :
Halk arasında ''Şıh Camii'' diye de adlandırılmaktadır. Bu camiyi tanınmış din bilgini ve mutasavvıflarından Şeyh ibrahim Tennuri yaptırmıştır.
1473 tarihinde inşa olunan cami, çeşitli tarihlerde tamir görerek günümüze kadar ulaşmıştır. Caminin güney duvarına bitişik olarak Tennuri Hazretlcrinin türbesi vardır. Küçük bir camidir. Halen ibadete açık tutulmaktadır.
YANIKOGLU CAMİİ :
Bu cami, 1723 yılında Bayraktar Yanık Ömer Ağa, tarafından yaptırılmıştır. Yanıkoğlu Mahallesinde bulunan cami, sadece bir üsluba sahiptir. Minaresi kesme taş kaidelidir. Klasik Osmanlı mimari özelliğini taşır.
KALE CAMİİ :
Kale Camii'ni, 15. Yüzyılda Fatih Sultan Mehmet yaptırmıştır. Daha önceleri kale içerisinde Karamanoğulları tarafından yaptırılan bir mescidin bulunduğu, Fatih’in burayı fethetmesi üzerine bugünkü camiyi yaptırdığı kaynaklarca ifade edilmektedir. Cami diğer binalar gibi sade ve tek kubbelidir.
SANAYi CAMİİ :
1960'lı yıllarda inşa edilen Sanayi Camii, klasik üslupta ve modern yapıdadır. Kayseri'nin ilk iki minareli camiidir. Sanayi halkı tarafından yaptırılan cami betonarme olarak inşa edilmiştir.
İKİ KAPILI BÜRÜNGÜZ CAMİİ :
Eskiden ''iki Kapılı Mescid'' in bulunduğu yere, Refik Bürüngüz tarafından 1977 yılında inşe ettirilmiştir. Meydana cepheli bu cami, klasik mimarı tarzı temsil eder. Büyük bir kubbeyle örtülen caminin cam işçiliği ve kubbe süslemesi dikkati çekicidir. Önündeki eski dükkanların 1985'te kaldırılmasıyla Kale ile birlikte meydana hakim hale gelmiştir.
TOPTANCILAR SİTESİ CAMİİ :
Argıncık'ta kurulan Toptancılar Sitesi adına yapılan cami, mimar Sinan'ın inşa ettiği Kurşunlu Camiinin sitiÜndedir. iki minareli ve klasik inşa tarzında yapılan cami özellikle taş işçiliği ve camların süslemesi ile dikkati çekmektedir.