Umudumun beni nasıl kandırdığını anlamadan
gölgemin odamın duvarlarında koyu görünmesiyle,
kendimi sessizliğe manzara sandım, ufuklara aldırmadan.
Seni, bilmediğim ve beklemediğim zamanın içine bırakıp,
keşkelerimi dile getiren bir aah çektim her seferine ayrılağa.
Yürüdüğüm yollarda kendime yer kalmadan,
bakir yıldızların hepsini avucuma toplayıp,
etrafında parlamak istedim aklıma her düşüşünde. .
Ben cesaretimin bahanesiz özlemiydim hiç bilmesen de.
Şu koskokaca dünyada bir sen vardın herkese heyecanla anlattığım.
Düşüncelerime vuran ayazda sevilmeden üşürken,
baharları da aldatmak varmış oysa çaresizliğinde yalnızlığın.
İsyanların susup hüzün pınarlarının kuruduğu gönlümde,
sen vardın ey sevgili. .
İşte bu yüzden, her sabah bir başka doğuyordu günaydınıma güneş.
Bambaşka kokuyordu bahçemdeki çiçekler.
Pencereme konan o ürkek serçeler bile dile geliyordu.
Sen vardın ya sevgili,
şehrin karmaşasına karışmış insanların gürültüsü bile,
kulağımı okşayan bir melodide çınlıyordu.
Yan komşunun kavgalarına da gülüp geçiyordum artık.
Bakkal amcanın bayat ekmekleride mis kokuyordu burnuma.
Manav ahmetin çürük domatesleri,
salkımından yeni koparılmış gibi duruyordu adeta.
Ve o mahallemizin eli maşalı leyla ablası bile,
şirin görünüyordu artık gözüme.
Her şeyi kayıtsız sevdim ben sen varsın diye.
Sen diye çektim nefesimi her saniye.
Geceyi alnından öptüm seni düşünerek
ve usulca kapadım gözlerimi,
sen rüyama gel diye dualar ederek. . .
gölgemin odamın duvarlarında koyu görünmesiyle,
kendimi sessizliğe manzara sandım, ufuklara aldırmadan.
Seni, bilmediğim ve beklemediğim zamanın içine bırakıp,
keşkelerimi dile getiren bir aah çektim her seferine ayrılağa.
Yürüdüğüm yollarda kendime yer kalmadan,
bakir yıldızların hepsini avucuma toplayıp,
etrafında parlamak istedim aklıma her düşüşünde. .
Ben cesaretimin bahanesiz özlemiydim hiç bilmesen de.
Şu koskokaca dünyada bir sen vardın herkese heyecanla anlattığım.
Düşüncelerime vuran ayazda sevilmeden üşürken,
baharları da aldatmak varmış oysa çaresizliğinde yalnızlığın.
İsyanların susup hüzün pınarlarının kuruduğu gönlümde,
sen vardın ey sevgili. .
İşte bu yüzden, her sabah bir başka doğuyordu günaydınıma güneş.
Bambaşka kokuyordu bahçemdeki çiçekler.
Pencereme konan o ürkek serçeler bile dile geliyordu.
Sen vardın ya sevgili,
şehrin karmaşasına karışmış insanların gürültüsü bile,
kulağımı okşayan bir melodide çınlıyordu.
Yan komşunun kavgalarına da gülüp geçiyordum artık.
Bakkal amcanın bayat ekmekleride mis kokuyordu burnuma.
Manav ahmetin çürük domatesleri,
salkımından yeni koparılmış gibi duruyordu adeta.
Ve o mahallemizin eli maşalı leyla ablası bile,
şirin görünüyordu artık gözüme.
Her şeyi kayıtsız sevdim ben sen varsın diye.
Sen diye çektim nefesimi her saniye.
Geceyi alnından öptüm seni düşünerek
ve usulca kapadım gözlerimi,
sen rüyama gel diye dualar ederek. . .