Kayıların Anadolu'ya Gelişi

Konu sahibi son olarak 2622 gün önce görüldü
Kayıların Anadolu’ya Gelişi

Kayilarin 9. asirdan itibaren Selçukilerle beraber Ceyhun nehrini geçerek Iran’a geldikleri konusunda bilginler hemfikirdir.

Bir rivayete göre Ceyhun’u geçen kayilar Horasan’da Merv ve Mahan taraflarina yerlesmisler sonra Mogol baskilari üzerine yerlerini birakarak Azerbaycan’a ve dogu Anadolu’da Ahlat tarafina gelmislerdir.

Bu kayitlara göre kayi boyu Selçukilerle beraber Horasan’a ve Mogollarin baskilari üzerine Celalüddin Harezmsah ile Azerbaycan’a ve dogu Anadolu’ya hicret eylemis oluyorlar.

Muhtelif rivayetlerin tetkikine bakilarak Kayilarin Harezm kuvvetleri arasinda dogu Anadolu’ya geldikleri zanni kuvvetli olup meshur ananeye de uymaktadir.

Fakat 11. Asir sonlarindan itibaren Diyarbakir Hasankeyf ve Harput’ta hüküm süren Artuklular’in kayi boyundan olduklarina göre bir kisim Kayilarin çok zaman evvel dogu Anadolu’ya geldikleri unutulmamalidir.

Kayilarin Anadolu’ya geldikten sonra ne suretle dagildiklari hakkinda degisik rivayetler vardir.

Meshur olani: Ahlat’a yerlesen kayilar oradan Erzurum ve Erzincan’a daha sonra Amasya’ya gelerek oradan Halep taraflarina göç etmisler fakat Caber kalesi civarinda reisleri Süleyman Sah’in Firat’i geçerken bogulmasi üzerine orada durmuslar, burada kayilar ve onlarla beraber olan asiretler ikiye ayrilmis, bir kismi orada kalmis ve bir kismi da Çukurova’ya gelmislerdir.

Çukurova’ya gelmis olanlarda ikiye bölünerek bir kismi Erzurum civarina, Pasin ovasina Sürmeliçukur’a gelmis ve burada da aralarinda ihtilaf çikarak bir kismi asil yurtlarina dönmüsler, Ertugrul ile kardesi Dündar’in emrindeki 400 çadir halki bir müddet Sürmeliçukur’da kaldikta sonra Mogollarin bu taraflara akinlari üzerine orta Anadolu’ya göç edip Alaüddin Keykubat’a müracaat ederek Karacadag taraflarina Rum hududuna dogru yerlesmislerdir.
 
Kayı Boyu’nun Anadolu’ya Gelişi

OdZ1n3.jpg


Oğuzların Günhan koluna mensup olan Kayı boyu, 1071 Malazgirt Savaşı‘ndan sonra Anadolu‘yu fethe gelen diğer Oğuz boylarının içinde yer almıştır.

Kayı boyuna mensup olanların Anadolu’ya gelişleri, daha sonraki tarihlerde de devam etmiştir.

24 Oğuz boyu içinde önemli bir yeri bulunan Kayı boyunun damgası, iki ok ile bir yaydan oluşmaktaydı.Kayı’nın anlamı, güç ve kudret sahibi demekti.

Tarihi bilgilere göre, Kayı boyunun bir kısmı, Türkiye Selçukluları Sultanı I. Alâeddin Keykubat zamanında, Ankara yakınlarındaki Karacadağ yöresine yerleştirilmiştir.

Bu sırada Kayı boyunun başında Ertuğrul Bey bulunuyordu.Ertuğrul Bey’in yönetimindeki Kayılar, bir süre sonra batıya doğru ilerleyerek, Söğüt ve Domaniç’i ele geçirdiler.

Kayılar, Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i ise yaylak olarak kullandılar.

Ertuğrul Bey, bu tarihlerde Türkiye Selçukluları Devleti’nin batı sınırında bir ”uçbeyi’ idi.Uçbeylerinin görevi sınırları korumaktı.Ertuğrul Bey, çok ileri bir yaşta Söğüt’te vefat etti (1281).

Osmanlı beyliğinin yurt edindiği topraklar, Bizans İmparatorluğu‘nun Marmara bölgesi topraklarıyla komşuydu.bu topraklarda Bizans’ın büyük kent ve kasabaları bulunuyordu.

Bu durum, göçebe hayvancılık ekonomisinin birbirini tamamlayan bir bütün oluşturulmasına neden oluyordu.

Bölgede, Bizans kent ekonomisinin ürünleriyle göçebe Türkmenlerin hayvancılık ekonomisinin ürünlerinin pazarlandığı, takas edildiği büyük pazarlar kuruluyor, bu pazarlar bölgeye, dolayısıyla Osmanlı beyliğine büyük bir ekonomik potansiyel kazandırıyordu.Ayrıca Osmanlı beyliğinin kurulduğu topraklar, Bizans’ı Tebriz’e bağlayan ticaret yolu üzerinde bulunuyordu.

Bu işlek ticaret yolunun Osmanlı beyliğinin topraklarından geçmesi, vergi, haraç ya da yağma biçiminde beyliğe büyük gelirler sağlıyordu.

Osmanlı beyliğinin kurulduğu Eşkişehir – Sakarya – Söğüt dolayları, Anadolu’da biçim bakımından İlhanlılar’a bağlı olsa da, Moğol – İlhanlı etkisinin uzanamayacağı kadar batıda yer alan bir bölgeydi.

Bu yüzden Osmanlı beyliğinin toprakları, Moğol baskısından kaçan Oğuz aşiretleri ve Anadolu Selçuklularına mensup asker, memur ve bilim adamları için bir sığınak yeri işlevini yerine getiriyordu.

Bu ise, başlangıçta toprakları küçük, nüfusu az; asker, yönetici ve bilim adamı olarak deneyimli kimselere gereksinim duyan Osmanlı beyliğinin insan potansiyelini güçlendiriyordu.

Z1Vbgz.jpg


Ertuğrul Gazi’nin Söğüt’teki büstü.


Osmanlı beyliğinin kurulduğu sıralarda, Bektaşîlik ve Babaîlik gibi tarikatlar, bölgede etkili bulunuyordu.

Bunun gibi dinsel karakteri olan Ahiler de Osmanlı beyliği kurulduğu sıralarda bölgede ve bölge insanları üzerinde etkili olan bir esnaf kuruluşuydu.

Osmanlı beyliği kurucusu kabul edilen Osman Bey‘in bölge insanları üzerinde büyük nüfuzu olan Şeyh Edebali‘nin kızı Bâlâ Hatun ile evlenebilmek için ısrar etmesi, onun politik ileri görüşlülüğünü gösterir.

Nitekim Osman Bey ile Bâlâ Hatun’un evlilikleri gerçekleştikten sonra Ahilerin önde gelenlerinden Şehy Mahmut Gazi, Ahi Şemsettin ve oğlu Ahi Hasan ve Cendereli (Çandarlı) Kara Halil, Osmanlı beyliğinin hizmetine girmişler ve bu beyliğin kuruluşunda, büyümesinde ve örgütlenmesinde, en azından Osmanlı hanedanı mensupları kadar önemli roller oynamışlardır.

Osmanlı beyliğinin temelleri XIII. yy. ortalarında böyle bir ortamda atıldı.Beyliğe adını veren Osman Bey’in babası Ertuğrul Bey hakkında sağlam ve güvenilir bilgiler hemen yok gibidir.

Bilinen, kendisinin XIII. yüzyılda Batı Anadolu’da yaşayan Türkmen beylerinden biri olduğudur.Babası gibi Osman bey’in hayatı hakkında da bilinmeyenler pek çoktur.

Osman Bey, Çobanoğulları beyliğinin bir vasalı olarak Bizans topraklarına akınlarda bulunurken bu beyliğin Bizans’la anlaşması üzerine, bölgede Bizans üzerine akınlarda bulunanlar, etkinliklerini bu kez Osman Bey’in bayrağı altında sürdürdüler.

Bu durum yavaş yavaş Osman Bey’i bağımsızlığa doğru iten bir etken oldu.

Osman Bey, bölgenin ve Bizans’ın içinde bulunduğu durumdan ustaca yararlandı.

Bizans’a karşı savaşan gazilerin önderi durumuna gelen Osman Bey, Bizans köy, kasaba ve kalelerini birer birer ele geçirmeye başladı.

Başarıları hem topraklarından, komşu Türkmen beyliklerinden asker, komutan ve yöneticilerin onun saflarına katılmasına yol açtı.

Genellikle 1299 tarihi, Osman Bey’in bağımsızlığını ilân ettiği tarih olarak kabul edilir.

1299’da Türkiye Selçukluları Sultanı III. Alâeddin Keykubat’ın, İlhanlı hükümdarının yanına gitmesi sonucu, Anadolu’da bir iktidar boşluğu ortaya çıkmıştı.

Bu durumdan yararlanarak bağımsızlıklarını ilân eden Türmen beylikleri gibi, Osman Bey de, 1299’da bağımsızlığını ilân etti.

Kaynakça: Bu yazı Boyut yayın grubu tarafından yayınlanmış olan ”Adım Adım Osmanlı Tarihi” adlı kitabın 1. cildinin 8 ve 9. sayfalarından alınmıştır.
 
Geri