Kayalar fotoğraf sergisi-Haluk Özözlü

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kültür ve Sanat Etkinlikleri
Konu sahibi son olarak 2623 gün önce görüldü
Kayalar fotoğraf sergisi-Haluk Özözlü

Kıyı kayalara gizemli yolculuk...

Ülkemizin gizli değerlerinden birisi de kayalar. Her bölgede ayrı karakter taşıyan kayalar rüzgar, yağmur ve dalgaların elele vermesiyle oluşmuş. Usta heykeltraşları bile kıskandıracak vahşi görünümlü anıt kayalara ülkemizin birçok yerinde rastlanıyor. Özellikle Kapadokya bölgesinde farklı özellik kazanan doğa yapısı, Aydın, Çine Çayı, Bafra Gölü çevresinde, Gaziantep, Afyon, Ayazin, Fethiye Saklıkent Kanyonu gibi birçok yerde görenleri hayrete düşürüp, bazen bir gezegen üzerindeymiş hissi veya bir açıkhava müzesi geziyormuşçasına, görsel bir ziyafet sunuyor. Bu sayfamızda inceleyeceğimiz kayalar, yaz ve deniz mevsimi nedeniyle kıyı kayalar üzerinde yoğunlaşıyor. Hiç şüphe yok ki denize dik inen ve hırçın Karadeniz'in dalgalarına göğüs geren kıyılar şekilden şekile girerken Şile, Akçakese, Ağva, Bağırganlı, Kerpe, Cebeci, Alaplı, Amasra gibi yerlerde dikkat çekiyor.

Karadeniz Kayalıkları'nın doğal platformları
İlk durağımız olan Sakarya ilçesi Kerpe sahili Kandıra'ya 10 kilometre uzaklıkta yer alan "Kerpe Kayalıkları" ve koyun arka yüzündeki "Miço Limanı" tam bir şaşkınlık yaşamanıza neden olacak kadar düşündürücü bir görünüme sahip. Hani hayal bu ya; "Kerpe'de bir organizasyon yapılsa; amfiteatr biçimli olağanüstü akustiğe sahip koyda bir oda orkestrası, yaylılar, nefesliler yada sıkı bir rock grubu bir konser verse, emsalsiz güzellikteki bu mekan internet veya TV'den dünyaya duyurulsa, bu ideal çekim platosu, klip mekanı, bölge tanıtılsa..." diye düşünmeden edemiyor insan. Şimdilik yörede yazlıkçılar, Kerpe Kayalıkları'nı, içeceklerini denize batan güneşe karşı yudumlayıp, mehtap seyri, deniz banyosu amaçlı kullanıyorlar.
Kerpe'nin biraz ilerisinde yer alan Kovanağızı Koyu'nu geçenleri, bu defa bir başka yapı tarzı ile hayrete düşüren pembe renkli kayalar karşılıyor. İsmini renginden alan "Pembe Kayalar" Kefan Adası karşısında balık tutup güneşlenmek, piknik yapmak isteyenleri ağırlıyor. Aynı sahil bandı üzerinde bulunan "Bağırganlı" mayo defileleri ve moda çekimleri için doğal podyum.Pizza ve spagettilere lezzet katan kum midyeleriyle ünlü Cebeci ile Alaplı, Bartın, Amasra diğer alternatifler olarak sıralanıyor. Karadeniz'den ayrılmadan önce İstanbul yakınlarındaki Ağva'ya uzanıyoruz. İstanbul'un nefes borularından olan Ağva, Norveç fiyordlarını aratmayacak güzellikler sunarken; zıpkınla balık avcılığına olanak tanıyan levrek ve kefal balıklarının yuvalandığı "Gelin Kayası" da ilgi çekiyor.

Taşlaşmış hayvan görünüşleri: Marmara Ereğlisi
Kıyı kayalara olan yolculuğumuza bu defa Trakya sahiliyle devam ediyoruz. İstanbul'a 100 kilometre uzaklıkta bulunan Tekirdağ'a bağlı Marmara Ereğlisi sahilindeyiz. Antik Perinthos kentinin yer aldığı Marmara Ereğlisi sahili, sizi her an hayalinizde başka gezegenlere götürecek enteresan bir görünümde. Doğal bir lezzet sunan bu kayalara halk arasında "Kınataşı" deniyor. Kumlu, yumuşak taşlarda, silis ve çekirdek oluşumu gözleniyor. Tam anlamıyla ürkütücü bir gezegen yüzeyini andıran bölgede taşlaşmış hayvan görünümleri dikkat çekiyor. Sahile vurmuş gergedan benzeri kayalar, kuru kafalar, ördek, köpek kafaları, kuş sarayları, hatta taş devrini anımsatan delikli çekirdek kayalardan oluşan araba tekerlekleri genel ve detay çalışan fotoğrafseverlere sergi açacak malzeme ve kompozisyon sunuyor. Yapılabilecek küçük bir düzenlemeyle, bile sahil, bölgeye turizm potansiyeli açısından çok şey kazandırmayı vaad ediyor.

Saroz Denizi Büyük Kemikli Burnu:
Lodosla getirdiğini poyrazla götürme özelliğinden dolayı kendi kendini temizleyen ve ender temiz denizlerden biri olan Saroz'dayız. Balıkadamların vazgeçilmez mekanlarından olan Saroz'daki delikli kayaların mimarı yine rüzgar. Anadolu'dan kopup gelen Gelibolu ve Çanakkale Boğazı'nda yön değiştiren rüzgarlar; kışın kuzeybatıdan çok sert, soğuk ve uzun süreli esen poyrazla, güneybatıdan yönelip sonbaharda yağmur ve fırtına getirmesiyle tanınan lodos, kumsaldan aldığı kum tanelerini güçlü bir anafora çevirip kayaları matkap gibi oymuş. Öte yandan tarihin görgü tanığı anıt kayalarda peri bacasını andıran görüntüler; Gavur Limanı mevkiinde eşsiz güzelliklere dönüşüyor. Büyük Kemikli Burnu'nun diğer sahili İngiliz Aynası Koyu ise doğanın bir sürprizi.

Karşı konulmaz çağrısıyla Foça Siren Kayaları:
Bir fok balığı türü Monocos'ların sığınağı konumundaki Foça, her mevsim tercih edilebilecek gözde tatil yörelerimizden. Özellikle koruma altındaki fokların yaşayıp yuvalandığı yer olarak ünlenen Orak Adası'ndaki "Siren Kayaları" yalnızca ilginç görünümleri ile değil efsaneleriyle de ünlü. Rüzgar hangi yönden eserse essin gizemli sesler çıkaran kayalar, bitki örtüsü ve martıları ile turistlerin her mevsim ilgisini çekiyor. Güneş ışıklarıyla her açıdan başka bir silüet kazanan kayalıklar gün batımında çok ilginç renklere bürünüyor.

Sörf cenneti Çeşme Alaçatı:
İzmir'e 60 kilometre uzaklıkta eski bir Türk köyü olan Alaçatı daracık sokakları, evleri, sörfcüleri mıknatıs gibi çeken rüzgarı, bakir koyları ve kıyıları ile kusursuz bir seçenek. Çok yönlü, oldukça sık ve kuvvetli esen marifetli rüzgar, Çeşme Yarımadası'nın diğer koylarına oranla Alaçatı'da iki kat daha sert esiyor. Yarımadanın doğasında ise Pamukkale benzeri ilginç bir kaya yapısı var. Alaçatı Çark ve Piyale Kayaları'nı geçenler, rüzgarın sabırla oyduğu dev pano benzeri kayalarla karşılaşıyorlar. Kalkerli tabakanın yumuşak bölümlerini aşındıran rüzgarın eseri kayalar, yağışlı günlerde gri görünürken; yazın bembeyaz görünümleri ile Pamukkale travertenlerini anımsatıyor. Bu fon önünde yüzmek, sörf yapmak bir yana koylar; resim, fotoğraf, müzik gibi, sanatsal etkinliklere de olanak tanıyor.
 
Geri