20- Türk dilinin özündeki zengin hazinenin gün ışığına çıkarılması, bütün Türk milletinin başta gelen milli görevlerindendir. Bu görevi gerçekleştirme yolunda ilk adımları Türk dil kurumunun kurulması ve dil kurultaylarının düzenlenmesiyle atan Atatürk, Türk dilinin kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için bütün devlet teşkilatımızın dikkatli olmasını vurgulamış. Dil konusunun herkesi ilgilendirmesi gereken bir devlet meselesi olduğuna dikkati çekmiştir. Atatürkçülük te Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli güzel bir hale getirmeliyiz. Türk dilinin kendi benliğine kavuşması, zenginliklerinin ortaya çıkarılması ve sadeleştirilmesi yolunda devletin öncülüğünde başta Türk dilini en iyi kullanması gereken aydınlar olmak üzere her türlü yayın araçlarıyla çaba gösterilmesi gerekmektedir. Dil konusunda bilinçli çalışmalar yapılarak Türk dilinin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması, dilde var olan zenginliklerin araştırılarak ortaya çıkarılması milli bilinç ve kültürel bağımsızlık açısından zorunludur.
21- Mustafa kemal bu işi de başardı. Ankara da komisyona yeni bir yazı alfabesi yapma görevini verdi. Herkes düşünüyordu; bir millet yazısını nasıl değiştirebilir? Ne kadar zamanda değiştirebilir? Ne düşündü arkadaşlar süre meselesi için diye sordu. Beş yıl diyen var, on beş diyen var. Birkaç sene okullarda iki yazıyı bir arada öğretmelidir. Önce yarımşar sütundan başlayan gazeteler de beş yılda bütün gazeteyi kaplamak üzere yeni yazı ile basılan kısımlarını artırmalıdırlar; diyorlar. Yüzüme baktı ve çocuğum, dedi; bu ay üç ayda olur, ya da hiç olmaz. Gazetenin yeni yazı kısmını hiç kimse okumaz. Herkes sadece eski yazıyı okur. Bir harb bir buhran çıktı mı, inkılâp da düşer, demiş idi, Sarayburnu parkında bir gece halka bu inkılâbı da haber verdikten sonra yola çıktı. Yer yer dolaştı halka öğretmenlik etti. Sonuçta bir iki sene içinde yeni yazıyla okuyup yazanların sayısı eski yazı ile okuyup yazanları geçti. Sonra dil konusunu ele aldı. Mustafa kemal büyük bir tarihi ve bağımsız bir dili olmadan bir milletin büyük olmayacağını bilirdi. Türk dil kurumunu dil konusu, dilin işlenmesi ile görevlendirdi. Eskiden Türkçe hiç yeni bir kelime, yeni bir terim türetemezdik. Geçmişin gelenek ve görenekleri içinde dağılış ve batış kaderine boyun eğen Türklük bu inkılâplarla gelecek zamanlara doğru kanat açmaya başlıyordu.
22-Kâğıdı makineden çıkarmadan, kalemle çizgi çizmek için kart tutacaklarının kenarlarındaki deliklerden yararlanılır. Çizgi için tükenmez kalem veya rapido kalemi kullanılır. Dolma kalem kullanılmamalıdır. Yatay çizgi çizerken şaryo gevşetme mandalına basılıp şaryo hareket ettirilir. Dikey çizim sırasında silindir gevşetme mandalı çekilir; silindir döndürülür. Eğer bu mandal açılmadan silindir döndürülürse dişlilerin yarattığı titreşim nedeniyle çizgiler çok düzgün olmaz. Eğer kalem kullanmadan çizilecek ise işaret ve çizgi tuşları kullanılır. Toplam kalınlaştırma çizgilerini, silindir gevşetme mandalını kullanarak ve silindiri de hafifçe oynatarak tuşuyla çizeriz. Silindir gevşetme mandalı, satır aralığı düzenini bozmadığı için satırlar kaymaz.
23- Şimdi öğleden sonra saat dört. İkinci gazze muharebesinin üçüncü ve son gününü bitirmek üzereyiz. Düşman son hücuma kalkacak. On birinci bölük, siperinde günü telaşsız geçirdi. Sonra düşmanın en şiddetli hücumlarını püskürttü. Barut ve demirden kürelerin müthiş bir patlayışı var. Ansızın geniş bir saha kalın dumana boğulur, güneşin ziyası söner; sonra açılan dumanın altında düşman dalgalarının boşluğu görülür; düzgün kıtalar sendelerler ve telaş gösterirler. Bir bomba siperin önündeki toprağa düştü. Ve yanlış toz kalktı. Bir er fırlayıp bombayı omzuna aldı ve düşmanın bir saniye kesilmeyen ateşi altında siperine döndü. Bu sefer bomba hakiki hedefini de buldu. Tarih böyle kahramanların ismini yazmaz; fakat Gazze muharebesinin son gününü görenler on birinci bölüğün ismini unutmazlar. Birçok kıtamız sonradan aynı siperde çarpıştı. Amma hepsi siperi on birinci bölük siperi ve küçük tepeyi bomba tepesi diye andılar. Haziranın en ziyade sıcak günündeyiz. Düşman mermilerinden bazıları ölçülecek. Nefere emrettim ve nefer hiç tereddütsüz siperden çıktı, topçu ateşi ve makineli ateşi altında; kocaman yirmi dörtlük bir gemi topu mermisini kazması ile çıkardı. Mermiyi ölçüp karargâhıma dönerken kendi kendime hep bu neferi düşünüyordum. Çünkü bu adam o top ateşi ve yeri yalayan piyade ateşi altında, muhakemesiz ve sendelemeksizin hayatını feda etti ve hiç bezginlik göstermeksizin öyle bir iş yaptı ki bunun faydası da zararı da onun kendisi için meçhuldü.
24- Medeniyet yolunda başarı yenileşmeye ve yenileşme isteğine bağlıdır. Sosyal hayatta olsun, ekonomik hayatta olsun, ilim ve fen sahasında olsun başarılı olmak için biricik olgunlaşma, ilerleme yolu budur. Hayat ve yaşayışa hâkim olan hükümlerin de zamanla değişmesi, gelişmesi, yenileşmesi zorunlu olmaktadır. Medeniyetin yarattığı arzular fennin harikaları; cihanı değişiklikten değişikliğe koşturduğu sürüklediği bir devirde asırlık eskimiş köhne zihniyetlerle geçmişe düşkünlükle varlığın muhafazası mümkün değildir. Medeniyetten söz ederken şunu kesinlikle söylemeliyim ki medeniyetin esası ilerleme ve kuvvetin temeli; aile hayatındadır. Bu hayatta fenalık mutlaka sosyal ekonomik siyasal düşkünlüğe neden olur. Aileyi teşkil eden kadın ve erkek unsurlarının tabi haklarına malik olmaları aile görevlerini idareye istekli, yetenekli bulunmaları icap eder. Artık duramayız. Mutlaka ileri gideceğiz; çünkü gitmeye mecburuz. Millet açıkça bilmelidir; medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki ona kayıtsız olanları yakar, mahveder. İçinde olduğumuz medeniyet ailesindeki layık olduğumuz yeri bulacağız. Bu yeri koruyacağız ve yükselteceğiz. Refah da mutluluk da insanlık da bundandır. Biz bu batı medeniyetini taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi kendi bünyemize uygun bulduğumuzdan dünya medeniyet düzeyi içinde benimsemiş olmaktayız.
25- Her zamanki gibi bu kez de o’nun dedikleri doğru çıktı. Düşman ordusu başlarında kralları olarak geldikleri yerlere döndüler. Meclis bu zafer üzerine Mustafa kemale gazilik unvanını ve mareşallik rütbesini verdi. Gazi Mustafa kemal Sakarya da çarpışan askerlere bir beyanname yazdı. Askerler kurtuluş için yaptığınız bu savaştan çok daha önceleri sizi başka meydan muharebelerinde de tanımıştım. Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninki kadar temiz seninkinden sağlam askere rastlamamıştım. Her zaferin mayası sendedir. İnancınla ve imanınla hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi sağlam ve temiz kalbinle düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz borç bilirim. Sizin gibi komutanları askerleri olan bir milletin yabancıya köle olması mümkün değildir, diye yazdı. Sakarya artık savunma vuruşmalarının sonu idi. Düşman bir daha taarruz edemeyecekti. Çekildiği hatlar karşısında toplanmak ve son darbeyi indirmek lazımdı. Düşman son hücumda aldığı bütün yerleri bırakıp çekildi.
26- Sekreter amirinin sağ koludur. Ve bu durumda da amirinin yapmaya vakit ve imkân bulamadığı işleri yapar. Tipik bir sekreterin iş saatinin başlamasından önce büroya gelmesi ve amirinin masasının koltuğunun temiz olmasını, dolma kaleminde mürekkep bulunmasını, kalemlerinin yontulmuş olmasını, sigara tablasının temizlenmiş olmasını sağlamakla başlayan günlük işlerini gözden geçirelim. Ayrıca bütün bunların çalışma saatinden evvel yapılması gerektiğini de unutmayalım. Bundan sonra sekreter kendi masasına gider aynı temizlik kontrolünü bu kez kendisi için yapar. Sonra da dikte alabilmek için stenografi defterini temiz bir sayfa çevirmek ve tarih atmak suretiyle hazırlar. Takvimini, randevu bloknotunu kontrol eder ve amirine günlük mühim işleri hatırlamak üzere notlar yazarak masasının üstüne bırakır. Kullanılacak malzemelerin yeterli olmadığına ve küçük kasanın durumuna bakmak gibi gündelik işlerine devam eder. Telefon konuşmaları olduğu takdirde herhangi bir konunun özünü kavrar; bu konuyu çabuk ve doğru olarak not eder ve telefonda düzgün ve ahenkli bir sesle konuşur. Amir geldiği zaman bir gülümseme ve nazik bir günaydınla karşılar. Telefon mesajlarını alır ve günün randevu ve çalışma programını uygulamaya koyulur. Mektupları açmadan önce gözden geçirerek kişisel olanları ayırır. Öbür mektupları dikkatle açar. Mektubun eki varsa mektuba iliştirir. Mektuplardan istenen bilgi varsa dosyalardan çıkarır. Hepsini amirine götürür. Amir sekretere dikteler verir. Sekreter bunu bildiği için dolma kaleminin ve yedek kalemleri ile not defterini hazır tutar. Dikteden sonra mektupları yazar; diğer yazı işlerini yapar. Çevirme yaparken veya mektup yazarken yazım ve dilbilgisi kurallarına dikkat eder. Eğer gerekiyorsa mektuplardaki hesapları denetler. Bu işi yapabilmesi için dört işlemin nasıl yapıldığını. Yüzdelerin ve karların nasıl yazıldığını ve ondalıklarla kesirlerin nasıl kullanıldığını bilmesi gerekir. Bazı mektupları da sadece amirinin verdiği bazı açıklamalara dayanak kendi kendine yazar. Bütün bunları nezaketle ve siyasetle yapmaya çalışır. Sekreter büroya gelenlere karşı da çalıştığı müessesenin temsilcisi sayılır
27- Büyük küçüğe kadın erkeğe el uzatır. Büyük ya da kadın el uzatmazsa karşısındaki kendiliğinden el uzatmamalıdır. Tanışmalarda tebessüm edilir. Bir ziyafet sofrasında bir hanım, eğer tanımadığı bir erkeğin yanına düşerse ismini vermeden onunla konuşur. Erkek isim verirse kendisi de ismini söyleyebilir. Yolda veya bir taşıtta selamlaştığınız bir kimseyi yanınızda bulunana takdim etmeyiniz. Sokakta rastladığınız bir tanıdık ile konuşurken beraber yürüdüğünüz bir şahıs var ise onun sizden birkaç adım ötede beklemesi uygundur. Kadınla yürüyen bir erkek yanındakinden izin alıp durmazsa karşıdan gelen yalnız erkek kesinlikle durmamalıdır. Erkek kadını sağına alarak yürür. Sağ taraf tehlikeli ise kadın sola alır. Bazı yerlerde sigara içilmemelidir. Hasta ve çocuk yanında yatak odasında kapalı yerlerde büyüğün huzurunda cenaze töreninde misafir karşılarken ya da misafir gidilen yere girilirken asansörde ve ibadet yerlerinde yolda bir bayanla yüründüğü ya da konuşulduğu zaman erkek de sigara içemez. Bir hanımın sokakta sigara içmesi yakışık almaz. Genç bir erkek akraba olsun yabancı olsun şapka çıkarmadan genç bir bayana selam veremez. Şapkasını çıkaran ayrıca başını eğerek selam vermez. Toplu yerlerde çiklet çiğnenmez. Tiyatroda koltukta oturanların önünden geçip yerinizi almaya giderken; yüzünüzün ve vücudunuzun sahneye dönük olması gerekir. Yani sırtınız geçtiğiniz sırada oturanlara dönük olarak dar yolu geçip yerinize oturmuş oluyorsunuz.
28- Bir hanımın, hiçbir yerde erkeğin solunda oturmaması gerekir. Otomobilde de bu kural aynıdır. Şayet otomobili şoför kullanıyorsa araba sahibi arkada, direksiyonun arkasına düşen yere değil; önü açık, boş kalan yerin hizasına oturur. Yemekli vagonda, bayanlar trenin gidiş yönüne yüzleri dönük olarak otururlar. İki hanın yan yana oturur. Bayan tekse pencere kenarında oturur. İki arkadaş karşı karşıya otururlar. Yapamayacağınız bir şeyi yaparım demeyin; vaade bulunmayın. Önemli ya da önemsiz, eğer bir söz vermişseniz, sözünüzü mutlaka tutun. Yaşamın daha anlamlı olması için, görgü kuralları insanlara yardımcı olur. Görgü kurallarına uymak, aşırı kibarlık veya çıtkırıldımlık değildir. Uzun bir zaman süresince oluşan bu kurallar, denemelerin sonucudur. Görgü kuralları memleketten memlekete farklılıklar gösterebilir. Ancak hepsindeki öz aynıdır. Bu da yasamayı daha kolay ve topluma uyumlu duruma getirmek ve insan sevgisi yaratmaktır. Kuralları; görüp, yaşayıp, okuyup öğreniriz.
29-Ey Türk gençliği Birinci vazifen Türk istikbalini ve Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir istikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin bu imkân ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar bütün dünya da emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş bütün tersanelerine girilmiş bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bil fiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler millet fakrı zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
30-Atatürk gençliğin aşkı ve elden tutucusu idi. en genç yaşta bakanlar onun devrinde iktidara geldiler. Bir gençte yetişme kabiliyeti görünce onu bu vatanda kendi kadar büyütmek için bütün imkânlarını kullanırdı bütün ümidi gençlikte idi nutkunun sonunda Türk cumhuriyetini gençliğe emanet etmiştir son zamanlarda Hatay davası onun başlıca derdi idi. O yüzden uyumaz hasta uzun yolculuklara çıkar milleti harbe sokmaksızın yabancılar elindeki bu Türk toprağını vatanına katmak isterdi. Bir akşam umumi yerde rastladığı Fransız büyük elçisine yine bu meseleyi açmıştı. Bir ara beni üzüyorsun dedi Türkçe söylemişti salanda bu sözü duyan bir genç ayağa kalkarak Atatürk sen üzülme arkanda biz varız diye bağırdı. Atatürk başını sesin geldiği yana çevirdi. Yüzünde bir sevgi açılışı vardı gözlerini gence ve arkadaşlarına dikerek biliyorum çocuğum bunu bildiğim için böyle konuşuyorum dedi bir geçit töreninde cumhuriyet okullarından yetişen gençleri gördükten sonra o akşam sofrada düşebileceği tehlikeden bahsedenlere Mustafa kemaller yirmi yaşındandır demişti o her gençte kendini görürdü
31-Masanız sallanmaz durumda olsun akşamları makinenizi örtün makineniz güneş ve radyatör ısısından uzak bir yerde olsun makinenizi kaldırmanız ve bir yere taşımanız gerekirse şaryosunu ortalayın ve sonra makineyi arka kısmından kaldırın makine arka kısmından şasinin alt ve yanlarından tutulmak suretiyle kaldırıp taşınır hiçbir zaman da ön taraftan tutarak makineyi taşımayın yazarken tuşlar takılırsa bunları eğmeden kurtarın makine üzerine ağırlık koymayın makinede kâğıt tıkılmış durumda değilken tuşlara vurmayın yani silindire yazmayın kâğıdı çıkartırken mutlaka kâğıt gevşetme mandalını açın şerit çatalı yukarıda kalıyorsa eğilmiş olup olmadığına makaraların dönüp dönmediğine bakın fazla eskimeden şeritleri değiştirin bir tornavidanız olsun bazen vidaların gevşemesi mümkündün vidaları düşüp kaybolmadan sıkıştırın makinenin bozukluğunu basit bulup bu durumda idare etmeye çalışmayın hemen bir tamirciye başvurun makinenizi sevin onu iyi koruyun. Bu şekilde kurulama işlemini tamamladıktan sonra bezi çekip çıkartın makinenize bir boş kâğıt takarak teker teker vurun böylece ispirto bulaşığı kalmamış olur bezin temiz kısmını ya da başka bir bezi ispirtoya batırın silindiri ve ön taraftaki kağıt baskılarını silin bu suretle de makinenin ömrünü uzatan aylık bakımı tamam olur makineyi birkaç ayda bir yağlamanız da mümkündür ancak bu işi dikkatli yapmak gerekir önce makinenin temizlenmesi lazımdır sonra şaryo yatağını yağ damlatılmış bir bezle hafifçe silin yağlama işini tamircilere de bırakabilirsiniz yağ olarak da dikiş makineleri için kullanılan ince yağları kullanın makine temizliğine daima özen gösterin işi biten malzemelerinizi temizleyin ve kaldırın. ve sonra kapağını çıkartın toz alma işlemini biraz daha genişletin tuşlara avuç içi ile basarak hepsinin aşağı inmesini ve harf kollarının yukarı kalkmasını sağlayın. Yarım ay şeklindeki harf sepetine tüysüz bezi yerleştirin tuşları eski şekline getirin ufak bir kaba renkli ispirto koyun sert fırçayı sık sık ispirtoya batırarak tuşları temizleyin sonra da tüysüz bezi biraz kendinize doğru çekerek harf çekirdeklerini bezin ıslanmış olan kısmından kurtarın bezin kuru olan uç kısmı ile harf çekirdeklerini teker teker kurulayın bu işlemi yaparken başparmak ile işaret parmağınızı sapan çatalı gibi açarak bezi tutun harf kolları sağa sola eğilmeyecek şekilde düzgün olarak harf kollarını harf çekirdeklerini teker silin
Barışı Korumak… Bursa,
Atatürk Yüksek… Ankara, Kayseri
Bir Kadın Asla Bir… Giresun,
Sekreter Amirinin… Samsun(Çarşamba),
Ferdin Fikri… Ankara,
Mustafa Kemal Bu İşi… İzmir, Konya, Maraş, Sivas, Şırnak, Mersin
Görgü Kuralları… Ardahan,
İlk Çağlarda Trampa… Osmaniye,
Bir Ailenin Fertleri… Kırıkkale, Diyarbakır
Karbonlu Yazılar… Hatay,
Okuyucuya Önem… İstanbul(Bakırköy), Urfa,
Büyük Küçüğe Kadın… Samsun, İzmir
Orduda Ve Halk… Balıkesir,
Medeniyet Yolunda… Adana, Çorum,
Konuşma Yazışma… İstanbul(Bakırköy),
Silgi, Kâğıda… Iğdır
Kış, Her Yanına… Kocaeli
Yazı Başlıkları… Bursa, İstanbul(Sultanahmet),Denizli
Bir Yazıyı Daktilo… Bursa, İstanbul(Sultanahmet)
Bir Hanımın Hiçbir… İstanbul(Kadıköy), Giresun
Türk Dilinin Özündeki… Adana, Diyarbakır
Şimdi Öğleden Sonra… İzmir
Dil Kişinin Duygularını… İzmir, Diyarbakır
Bir Çizelgeyi Dikey… Kırıkkale, İstanbul(Üsküdar)
Nasrettin Hoca… Ankara, Rize, Trabzon, Adana, Tekirdağ, Mardin
Osmanlı Devletinin… Rize, Diyarbakır, Antalya, Kayseri
Masanız Sallanmaz… Urfa,
Nil Olmasaydı Mısır… İzmir,
Her Zamanki Gibi Bu Kez… Sivas,
Özlü Olabilmesi İçin… İstanbul(Sultanahmet),Aydın
Atatürk Gençliğin Aşkı… Nevşehir
Okuldan Kaçan… Bursa,
Ey Türk Gençliği… Kozan…