İşte yine başladı doğanın en ihtişamlı gösterilerinden biri. Bence kuzey ışınlarından sonra lapa lapa yağan kar manzarası gezegenimizin en güzel 2. masalı. Sokak lambasının altında duruyorum ve yüzümü göğe kaldırarak gelen kar tanelerine “merhaba” diyorum. Işığın etkisi ile daha da görkemli süzülüyorlar.
Kış mevsimini çok seviyorum çünkü:
Erken kararan ve soğuyan havanın etkisiyle insanlar evlerine kapanırken, şehrin boş sokakları bana kalıyor…
Aralıksız yağan kar, kapanan yollarla doğaya kayıtsız şartsız teslimiyetimiz, sanki insanoğluna verilmiş bir uyarı cezası etkisi uyandırıyor bende.
Bembeyaz bir örtü, insanların kirlettiği şehrin üzerine örtülerek harika bir hileyle her şeyi gizleyiveriyor…
Uzun, soğuk kış gecelerinde sevdiğine sarılarak ısınmanın keyfine doyum olmuyor…
Karla süslenen bir manzarayı seyre dalmak bana hep dinginlik hissi veriyor, beynimi ve ruhumu temizliyor.
Büyük küçük herkesin eğlencesi kardan adamlar, içimizdeki yaratıcılığı ve artistik ruhu eğlenerek ortaya çıkarmamıza yardımcı oluyor…
Tüm yılbaşı kartlarını birbirinden güzel kar manzaraları süslüyor. Yeni gelen yılı yağan karla karşılamak arzusu, yeni pişen sıcacık çorbamızın adeta tuzu biberi gibi…
Kar kristallerindeki kusursuz işçilik yaratıcının önünde bir kez daha hayranlıkla eğilmemize neden oluyor…
Kışın dağların haşmeti, beyaz renkle donanınca daha da bir belirginleşiyor ve hayranlığımızı arttırıyor…
Bembeyaz karlardan yansıyan kış güneşi ışınlarını o kadar parlak, o kadar kusursuz yolluyor ki…
Kısa günler zamanımızın ne kadar değerli olduğunu ve onu boşa harcamamak gerektiğini bir kum saati misali bizlere hatırlatıveriyor…
Nazım Hikmet’in de dediği gibi; “geceleyin karlı kayın ormanında yürüyorum, karanlıkta etrafımı gündüz gibi görüyorum.”
Her mevsimi böyle doya doya yaşayabilmek umuduyla…
Kış mevsimini çok seviyorum çünkü:
Erken kararan ve soğuyan havanın etkisiyle insanlar evlerine kapanırken, şehrin boş sokakları bana kalıyor…
Aralıksız yağan kar, kapanan yollarla doğaya kayıtsız şartsız teslimiyetimiz, sanki insanoğluna verilmiş bir uyarı cezası etkisi uyandırıyor bende.
Bembeyaz bir örtü, insanların kirlettiği şehrin üzerine örtülerek harika bir hileyle her şeyi gizleyiveriyor…
Uzun, soğuk kış gecelerinde sevdiğine sarılarak ısınmanın keyfine doyum olmuyor…
Karla süslenen bir manzarayı seyre dalmak bana hep dinginlik hissi veriyor, beynimi ve ruhumu temizliyor.
Büyük küçük herkesin eğlencesi kardan adamlar, içimizdeki yaratıcılığı ve artistik ruhu eğlenerek ortaya çıkarmamıza yardımcı oluyor…
Tüm yılbaşı kartlarını birbirinden güzel kar manzaraları süslüyor. Yeni gelen yılı yağan karla karşılamak arzusu, yeni pişen sıcacık çorbamızın adeta tuzu biberi gibi…
Kar kristallerindeki kusursuz işçilik yaratıcının önünde bir kez daha hayranlıkla eğilmemize neden oluyor…
Kışın dağların haşmeti, beyaz renkle donanınca daha da bir belirginleşiyor ve hayranlığımızı arttırıyor…
Bembeyaz karlardan yansıyan kış güneşi ışınlarını o kadar parlak, o kadar kusursuz yolluyor ki…
Kısa günler zamanımızın ne kadar değerli olduğunu ve onu boşa harcamamak gerektiğini bir kum saati misali bizlere hatırlatıveriyor…
Nazım Hikmet’in de dediği gibi; “geceleyin karlı kayın ormanında yürüyorum, karanlıkta etrafımı gündüz gibi görüyorum.”
Her mevsimi böyle doya doya yaşayabilmek umuduyla…