Karanlık ve Bilinmeyen Tarih
Yazan Jay Weider
En dipte öz geçmişi verilen filmci ve yazar Jay Weider'in bu yazısını skolastik nitelikte bir araştırma olarak değil de kişisel bir yorum olarak sunulmuştur. Ka ve Ba Ruh ve Tin ego ve yüksek benlik gibi birçok düşünmeye değer hususu dile getiren bu eserin İngilizcesi İnternet'te bulunan ve diğer sayılarında da çok değerli yazılar bulunduran Simya Dergisi (Alchemy Journal) Cilt 2 sayı 1'de bulunmaktadır.
Günlük kullanımda "ruh" ve "tin" esas itibarıyla aynı anlamı taşırlar. Bunlar etrafını saran somut fiziksel bedeni süren veya arkasında yatan dirilik gücü olan esrarengiz bir bilinç hali veya varlığı açıklamak için kullanılırlar. Önde gelen dünya dinlerinin öğretilerine göre mistik ruh veya tin bir şekilde ölümden sonra varlığını sürdürmektedir. Bu öğretilere göre biz nasıl maddi bir beden içinde yaşayan insanlar olarak lineer zaman çizgisi içinde büyüyüp öğreniyorsak ruh veya tin de bir dizi yaşamda (enkarnsyon) bilgi ve deneyimde gelişmektedir. Ancak ruh ve tin olarak tabir ettiğimiz bu iki kelime arkasında geçmiş zamanlarda daha karmaşık anlamlar olabileceği hakkında çok kanıt vardır. Bunların aynı anlama gelmediği konusunda belirgin bir olasılık vardır. Olası olarak geçmiş bir dönemde bu iki kelimelerin anlamları karıştırıldı ve esas manaları tarihin akışı içinde kayboldu. Bir bakıma bu iki kelimenin arasındaki anlam farkının kaybı günümüzde yaşanan ruhsal şaşkınlığın özünde yatabilir. Belki de bu iki kelimeye gerçek tarihsel anlamlarını aşılamanın zamanı gelmiştir.
Bu iki terimin inceliklerini daha net bir şekilde anlamak için kadim Mısır'ın zengin ve karmaşık uygarlılığının öğretilerine göz atalım. Her şeyden önce eski Mısır halkının günümüzdeki insanlardan farklı bir yaşam sürdürdüğünü idrak etmemizde önem vardır. Kadim Mısırlılar her anı ve her yaşamı günlük yaşamımızı aşan ruh ve tin anlayışına sıkı bir bağlılık içinde geçiriyorlardı.
Onlar için zaman bir saatin tıklamasıyla veya güvenli bir geleceğin ümitleriyle ölçülmezdi ama sadece dünyasal zamanı değil öte alemi de kapsayan daha geniş bir kavram üzerine kuruluydu. Hatta inanılmaz yapıları ve kutsal ilimleri dahil bütün kültürleri ölüm ötesi yaşam ve ölüm anında insan şuurunu diri tutan yaşamsal güce neler olduğu anlayışı üzerinde kuruluydu.
Bu kadim kutsal bilim alimleri şuurun bedenden ayrıldığı anda bir kafa karışıklığı yaşandığını öğrendiler. Bu kargaşalık halini irdelerken bu önemli anda bir ayrışımın oluştuğunu idrak etiler. Şuur iki farklı hal veya varlığa ayrılmıştı. Bu iki hale değişik adlar verdiler.
Şuur ayrışımın ilk bölmesine "BA" adı verdiler. Bu ölümsüz varolma halidir. Bu şuurun yeniden doğan tarafıdır. BA ölüm anında şuurdan ayrılır ve ruhlar kuyusuna dönerek tekrar doğmayı bekler.
Günümüzdeki terminolojide "ruh" ve "tin" aynı anlama gelmektedir. Ama daha yakın baktığımızda "ruh" kelimesinin BA'ya tekabül ettiğini görürüz ruh ölümsüzdür tekrar doğar ve tam aydınlanmaya doğru kutsal yolculuğunu devam eder. Dini edebiyatta hepimizin içinde bulunan ilahi kıvılcım hayvani nefsimizi yenmemize ilham veren çok boyutlu varlığın bir yönü ben merkezli egonun ihtiraslarının ötesine çıkıp evrensel realiteyle bağımızı yaşamamızı sağlayan unsur olarak açıklanmıştır. "Yaşam Soluğu" denilen bu görülmeyen güç veya öz büyük deneyim arınma ve aydınlanma yolculuğunda bedenden bedene göçmektedir.
Kadim Mısır'ın hiyeroglifleri veya sembolik dilinde BA bazen kanatlı bir insan başı ve bazen bir insan başlı bir kuş olarak gösterilir. O ölüm anında dünyayı terk ettiğimizin farkında olan parçamızdır bundan dolayı kanatlı bir insan veya insan-kuşu olarak gösterilir. Kuş motifi bu yazının ikinci bölümünde daha daha iyi anlaşılır. Şu kadarını söyleyelim ki BA'nın kuş sembolü Hayat Ağacından kendini serbest kılıp yer çekiminden ve maddi alemden kurtulup kozmosa uçabilen gücü temsil eder.
ALINTIDIR
Yazan Jay Weider
En dipte öz geçmişi verilen filmci ve yazar Jay Weider'in bu yazısını skolastik nitelikte bir araştırma olarak değil de kişisel bir yorum olarak sunulmuştur. Ka ve Ba Ruh ve Tin ego ve yüksek benlik gibi birçok düşünmeye değer hususu dile getiren bu eserin İngilizcesi İnternet'te bulunan ve diğer sayılarında da çok değerli yazılar bulunduran Simya Dergisi (Alchemy Journal) Cilt 2 sayı 1'de bulunmaktadır.
Günlük kullanımda "ruh" ve "tin" esas itibarıyla aynı anlamı taşırlar. Bunlar etrafını saran somut fiziksel bedeni süren veya arkasında yatan dirilik gücü olan esrarengiz bir bilinç hali veya varlığı açıklamak için kullanılırlar. Önde gelen dünya dinlerinin öğretilerine göre mistik ruh veya tin bir şekilde ölümden sonra varlığını sürdürmektedir. Bu öğretilere göre biz nasıl maddi bir beden içinde yaşayan insanlar olarak lineer zaman çizgisi içinde büyüyüp öğreniyorsak ruh veya tin de bir dizi yaşamda (enkarnsyon) bilgi ve deneyimde gelişmektedir. Ancak ruh ve tin olarak tabir ettiğimiz bu iki kelime arkasında geçmiş zamanlarda daha karmaşık anlamlar olabileceği hakkında çok kanıt vardır. Bunların aynı anlama gelmediği konusunda belirgin bir olasılık vardır. Olası olarak geçmiş bir dönemde bu iki kelimelerin anlamları karıştırıldı ve esas manaları tarihin akışı içinde kayboldu. Bir bakıma bu iki kelimenin arasındaki anlam farkının kaybı günümüzde yaşanan ruhsal şaşkınlığın özünde yatabilir. Belki de bu iki kelimeye gerçek tarihsel anlamlarını aşılamanın zamanı gelmiştir.
Bu iki terimin inceliklerini daha net bir şekilde anlamak için kadim Mısır'ın zengin ve karmaşık uygarlılığının öğretilerine göz atalım. Her şeyden önce eski Mısır halkının günümüzdeki insanlardan farklı bir yaşam sürdürdüğünü idrak etmemizde önem vardır. Kadim Mısırlılar her anı ve her yaşamı günlük yaşamımızı aşan ruh ve tin anlayışına sıkı bir bağlılık içinde geçiriyorlardı.
Onlar için zaman bir saatin tıklamasıyla veya güvenli bir geleceğin ümitleriyle ölçülmezdi ama sadece dünyasal zamanı değil öte alemi de kapsayan daha geniş bir kavram üzerine kuruluydu. Hatta inanılmaz yapıları ve kutsal ilimleri dahil bütün kültürleri ölüm ötesi yaşam ve ölüm anında insan şuurunu diri tutan yaşamsal güce neler olduğu anlayışı üzerinde kuruluydu.
Bu kadim kutsal bilim alimleri şuurun bedenden ayrıldığı anda bir kafa karışıklığı yaşandığını öğrendiler. Bu kargaşalık halini irdelerken bu önemli anda bir ayrışımın oluştuğunu idrak etiler. Şuur iki farklı hal veya varlığa ayrılmıştı. Bu iki hale değişik adlar verdiler.
Şuur ayrışımın ilk bölmesine "BA" adı verdiler. Bu ölümsüz varolma halidir. Bu şuurun yeniden doğan tarafıdır. BA ölüm anında şuurdan ayrılır ve ruhlar kuyusuna dönerek tekrar doğmayı bekler.
Günümüzdeki terminolojide "ruh" ve "tin" aynı anlama gelmektedir. Ama daha yakın baktığımızda "ruh" kelimesinin BA'ya tekabül ettiğini görürüz ruh ölümsüzdür tekrar doğar ve tam aydınlanmaya doğru kutsal yolculuğunu devam eder. Dini edebiyatta hepimizin içinde bulunan ilahi kıvılcım hayvani nefsimizi yenmemize ilham veren çok boyutlu varlığın bir yönü ben merkezli egonun ihtiraslarının ötesine çıkıp evrensel realiteyle bağımızı yaşamamızı sağlayan unsur olarak açıklanmıştır. "Yaşam Soluğu" denilen bu görülmeyen güç veya öz büyük deneyim arınma ve aydınlanma yolculuğunda bedenden bedene göçmektedir.
Kadim Mısır'ın hiyeroglifleri veya sembolik dilinde BA bazen kanatlı bir insan başı ve bazen bir insan başlı bir kuş olarak gösterilir. O ölüm anında dünyayı terk ettiğimizin farkında olan parçamızdır bundan dolayı kanatlı bir insan veya insan-kuşu olarak gösterilir. Kuş motifi bu yazının ikinci bölümünde daha daha iyi anlaşılır. Şu kadarını söyleyelim ki BA'nın kuş sembolü Hayat Ağacından kendini serbest kılıp yer çekiminden ve maddi alemden kurtulup kozmosa uçabilen gücü temsil eder.
ALINTIDIR