Karanlığa Doğan Nur

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü

Tülin kendine geldigi an, vücudunda bir agirlik hissetti.

Kipirdamak istedi, basaramadi. Yüz üstü yattigi yerden, ellerinin yardimiyla kalkmaya çalisti. Yapamadi. Hâlsiz yere birakti kendini. Üstüne düsen dolabin agirligi gittikçe artiyor.

Kalçasindan bacaklarina dogru bir hissizlik yayiliyordu. Her taraf zifiri karanlikti. Etrafi dinledi. Ortalikta sanki bir ölüm sessizligi hakimdi. Ürperdi. Bilinçsiz bir korkuya kapildi.

Bulundugu yerden bir an önce kurtulmak istedi. Bütün kuvvetini toplayarak vücudunu çekmek istedi. Ancak, güçsüz bedeni üzerindeki agirligi atmaya kafi degildi.

Telâsla

-Kimse yok mu? diye bagirdi.

Ciliz sesi odanin karanliginda bogulup kaldi. Etrafa göz gezdirdi.

Hiçbir sey göremiyordu. Kabir karanligi bu olsa gerek diye düsündü. Kendini bir mezarin içinde sandi. Kalkamiyor, dogrulamiyor ve kimildanamiyordu.

Bir kere anneannesi anlatmisti. Ölünce insanin üzerine bir sal kapatip, toprakla doldururlarmis. Soguk soguk terledigini hissetti. "Allahim ölmek istemiyorum" diye söylendi. Kendini toparlayarak, olayi hatirlamaya çalisti. Her sey bir anda olmustu. Annesi mutfakta aksam yemegini hazirlarken, Tülin de ders çalisiyordu.

Düzce yerin altindan gelen bir gürültü ile yikiliyordu. Birden kalkip kapiya dogru kaçmaya çalistigini hatirliyor. Sonrasi...

Sonrasi çildirtan karanliklar.

Ne kadar zaman geçtigini bilemiyordu. Karanliga alismasi için bir müddet gözlerini yumdu. Açtigi zaman, odanin içindeki kirik dökük esyalar sekillenmeye basladi. Her taraf toz toprak içindeydi. Üzerine düsen dolap, belki de kendisini ölümden kurtarmisti. Dolabi üzerinden itebilse, bir hayli rahatlayacakti.

Ama güçsüz bedeni ile itelemek söyle dursun kimildatamiyordu bile. Yine anneannesinden dinlemisti. "Sen bir kere Allah dersen, O sana on kere buyur kulum der." içten yürekten gelen bir sesle "Allah" dedi. Sonra miriltilar hâlinde Allah, Allah, Allah, Al....Kendinden geçmisti.

Tekrar kendine geldigi zaman, annesi aklina düstü. "Ah anacigim"diye geçirdi içinden. Kurtulabilmis miydi acaba?... Simdi yaninda olsa teselli eder, agzina bir yudum su verirdi.

Anneannesi; “Allah’in kullarina olan merhameti, anne sefkatinden binlerce kat fazladir;" derdi. Gözleri doldu fisilti ile yeniden "Allah" demeye basladi.

Açlik bir tarafa, ama susuzluga hiç dayanamiyordu. Ramazanda açliktan çok susuzluktan sikâyet ederdi. Annesi bazen "Ders çalisamazsin oruç tutma istersen" derdi. Fakat o ölen anneannesinin etkisi ile diretir, "tutacagim" derdi.

Ah su susuzluk... Bir dayanabilse "Neden dayanamayacakmisim" diye söylendi kendi kendine. "Tut ki bugün oruçluyum." Yine anneannesi "Oruçlu için iki sevinç vardir. Biri, aksam iftar ettigi an, digeri öbür dünyadaki sevincidir" derdi. Ya kendisinin iftari ne zaman?... Çikabilecek miydi buradan? "Ah anacigim simdi yanimda olsaydin ne vardi." Birden aklina gelerek yana bagirdi.

-Anne!... Neredesin?

Sesi karanliklari yirtar gibi dalga, dalga dagildi.

"Kizim...Yavrum." diye bir ses duydu mutfaktan yana. Gülerek aglamaya basladi. Annesinin sesiydi bu. Simdi bir çocuk gibi agliyor bir taraftan da "Susadim!" diye bagiriyordu. Küçükken de böyleydi. Annesi, ona en çok muhtaç oldugu bir zamanda çikar gelir tüm korkularini dagitirdi.

Tatli, yumusak, müsfik bir sesle annesi:

-Biraz sabret geliyorum yavrum, dedi.

Annesinin sesi kabuslarinin üzerine bir isik gibi yayildi, bir müjde gibi bütün yalnizliklarini sildi. Biraz sonra, mutfaktan yana duvarin taslarini oynatip saga sola atan annesi gözüktü.

Elinde bir pet sise dolusu su vardi. Her tarafi toz toprak içindeydi. Sürünerek Tülin’e yaklasti. Bir anne sefkati ile Tülin’i oksadi. Getirdigi suyu kizina içirdi. Tülin bir sise suyu içtikten sonra gülerek annesine bakti. Sesi titriyordu hâlsizdi.

-Anne çok korkuyorum dedi.

Annesi kizinin saçini oksamaya devam ediyordu.

-Korkma kizim kurtulacaksin, dedi. Sonra da Tülin’in üzerindeki dolabi var kuvveti ile iteledi. Dolap yana dogru kaydi.

Tülin rahat bir nefes aldi. Annesi elinden tutup çekmeye basladi.

Tülin biraz daha çabaladiktan sonra dolabin altindan kurtulup çikti. Elleri ile bacaklarini ve vücudunun muhtelif yerlerini kontrol etti. Kanayan yarasi ve agriyan bir yeri yoktu. Simdi iyice rahatlamisti. Dolaba sirtini dayayarak oturdu. Annesine dönüp:

-Seni Allah gönderdi, dedi

Annesi hafifçe gülümsedi:

-Evet kizim. Allah seni kurtaracak.

-Birlikte kurtulacagiz anne.

Annesi bu söze sadece gülümsedi.

Aradan ne kadar zaman geçti bilemiyordu.

Kazma ve kürek seslerini isittiginde birilerinin onlari kurtarmak için geldigini anladi. Hizla "Buradayim"diye bagirdi. Ancak sesini kimseye duyuramadi.

Kazma ve kürek sesleri hizlanmaya basladi. Biraz ilerideki duvarin taslarinin oynadigini görür gibi oldu. iri bir tasin düsmesi ile gün isigi karanliga bir nur gibi dogdu.

Açilan delikten içeri dogru bakan bir yüz belirdi. Sonra da:

-Sesimi duyan var mi, diye bagirmaya basladi.

Tülin bu defa olanca gücü ile haykirdi.

-Buradayiz!...

Disaridaki ses:

-Bir ses duydum. Galiba birileri var. dedi.

Bir müddet sonra açilan delik büyüdü. Tülin önce annesini çikarmak istedi. Ancak annesi kizini disari dogru iterek:

-Hadi kizim önce sen çikacaksin, dedi.

Tülin’i yavasça disari çektiler. Bir alkis tufanidir koptu. Kizi itina ile sedyeye yatirdilar. Birisi:

-Kiza su verin dedi.

O anda, sedyenin yanindaki adamlarin arasinda babasini gördü.

-Hayir, ben içerde su içtim baba. Siz annemi kurtarin. Annemi...

Adam yorgun ve bitkindi. Aglayan gözlerle kizina bakti uzun uzun.

Anneni üç gün önce topraga verdik kizim, diyemedi...
 
Geri