Sanem
Platin Üye
-
- Katılım
- Nisan 7, 2019
-
- Mesajlar
- 16,068
-
- Tepkime puanı
- 9,042
-
- Puanları
- 353
KARA SEVDANIN TIBBİ AÇIKLAMASI NEDİR?
Peki onu çok düşünürsen ne olur?
Bazen o düşünmek işi o kadar çok gelişiyor ki, düşün-zevk al mekanizması sürekli olarak çalışıyor. O zaman da kafaya takıyorsun. İşte bunun adı da ‘KARA SEVDA’dır, tıp literatüründeki adı da obsesyondur. Aşk obsesyona böyle dönüşüyor. Bu da bir bağımlılıktır ve sonra hastalığa dönüşür. Eğer kişi işine gitmiyor, arkadaşlarıyla bile görüşmüyor sürekli cep telefonunu kontrol ediyor, ne zaman arayacağını bekliyorsa, yani onu düşünmek sosyal hayatını bozuyorsa o zaman hastalık oluşmuş demektir ve bundan kurtulmak gerekir.
Bazen o düşünmek işi o kadar çok gelişiyor ki, sürekli düşün-zevk al mekanizması sürekli çalışıyor. O zaman da kafaya takıyorsun. FOTO:SHUTTERSTOCK
Peki aşk nasıl başlıyor? İnsan kime aşık olur?
İnsan yakınındakine aşık olur. Neden? Çünkü insan bir insanı ne kadar çok görürse ona o kadar güvenir ve sonra da sever. Aşina olduğumuz, çok gördüğümüz insanlara aşık oluruz yani.
AŞK MI LİBİDO MU?
O zaman ilk görüşte aşk yok mu?
Öyle bir şey yok. O ailevi bir hikaye oluyor genelde. Eğer anne baba çocuğuna ‘Ben annene/babana ilk görüşte aşık oldum’ diye anlatırsa, çocuk da onu öğreniyor ve gidip bir kere gördüğüne ‘ben aşık oldum’ diyor. Ama ilk görüşte aşk, doğal bir şekilde yoktur. Aşk zamanla oluşan bir şeydir. Anlık oluşmaz. Anlık olan şey etkilenmedir, o kişinin çekici gelmesidir. Yani o libidodur. Libido da ilkel beyinde yani haz beynindedir. Birden bire cinsellik dürtüsü artar, libido artar ve cinsel istek duyar. Ama aşk başka bir şeydir.
Kime aşık oluyoruz konusuna devam edersek; yakındaki ve aşina olduğumuz kişilere dedik ve aynı zamanda bir de ulaşılabilir insanlara aşık oluyoruz. Çok uzaktaki insanlara olmuyoruz yani. Elimizin altında olsun istiyoruz çünkü ona temas etmek istiyoruz.
BİZİ GÜLDÜREN İNSANLARA AŞIK OLUYORUZ
Peki karşımızdakine nasıl güveniriz? (Ya da karşımızdakinin güvenini nasıl sağlarız?)
Yeni gördüğümüz birinden korkarız doğal olarak, onu tanımayız çünkü. Bize zarar verir mi vermez mi bilmeyiz. Ama konuştukça, karşımızdaki bize açıldıkça ona güvenmeye başlarız. Bu yüzden çok konuşan, bize kendisinden bahseden insanlara güveniriz. Bir de bizi güldürürse daha çok güven duygusu oluşur. Bunlar bize o kişinin tehlikesiz olduğu sinyalini verir. Onu çok görür ve severiz.
FOTO: SHUTTERSTOCK
KİME AŞIK OLUYORUZ?
Birinden hoşlanma kriterleri neler?
Bir kere karşımızdaki kişi kibar olması gerekiyor. İkincisi ‘baby face’ olması da önemli çünkü bu yüz biçimi insanlara ‘ben zararsızım’ imajı veriyor. Çok sivri suratlar insanı gerebiliyor. Yüzünde bir simetri olması da gerekiyor. Bu da karşı tarafa ‘hatasızım ve genlerim iyi’ imajı veriyor.
Bunu nasıl hesaplıyoruz ki?
Bunları ilkel beyin ölçüyor. İlkel beyin hep egoist çünkü; istiyor ki beraber yiyelim içelim, bana baksın, rahat edeyim. Egoist isteklerin hepsi ilkel beyinden gelir. Aşık olmamızdaki en büyük kriterlerimiz arasında ince yapılı ve paralı olması da var. Bunlar bizim aşık olmamızı etkileyen en önemli faktörler.
TENCERE-KAPAK SÖYLEMİ DOĞRU MU?
Peki başka neler var?
Mesela statü de bizi etkiler. Çünkü statü demek eğitimli demek, bir noktada da kibar demektir. Korteksimiz bundan hoşlanır. O yüzden kibar, felsefe bilen, iki kelime konuşabildiğin kişilerden daha çok hoşlanırsın. Bunların hepsi de eğitimle ilgili… Eğitim almamışsa ne konuşacaksın, neyinden hoşlanacaksın? İnsanın kültürist bir yaklaşımı vardır ve onu kendine göre seçer. Yani ‘tencere kapağını buldu’ derler ya işte o doğrudur. Kim ne eğitim almışsa karşındakinden de onu arar. Adam Alman filolojisi okumuştur, o konuyu bilenle sohbet etmekten hoşlanır. Ama sen git ona kimyadan bahset, o kadar çekici gelmez. Onun için biz aslında benzerimizi seviyoruz. Herkes kendini arıyor aşkta.
AŞKIN FORMÜLÜ VAR MI?
Aşkın oluşması için onunla konuştukça, güven de oluşuyor ve oksitosin hormonunu artırıyor. Bu hormon da senin korkularını bitiriyor. Korku bitince dostluk başlıyor. Yani esasında aşktan önce arkadaşlık başlıyor. Bu bağ arttıkça da oksitosin onu aşka dönüştürüyor. Yani aşkın formülü şu; güven, oksitosin ve bir tutam da obsesyon. Oksitosin çok güzel duygular yaşatırken, kişiyi rahatlatırken bir yandan da stres hormonları da artıyor. Çünkü insanda kaybetme korkusu başlıyor; ‘ya giderse’ demeye başlıyorsun. Yani güven ve güvensizlik aynı anda yaşanıyor. Aşkın içinde hem stres var hem stres yatıştırıcı. Kendi içinde böyle dönüyor. Aynı yin yang gibi… İşte o tutkulu aşk aslında stresli bir şeydir ve 24 ay sürer. Zaten sürekli olsa yapamazsın, kaldıramazsın. Sonra cinsellikle de oksitosin pik yapıyor ve daha çok bağlanıyorsun.
Sözcü
Peki onu çok düşünürsen ne olur?
Bazen o düşünmek işi o kadar çok gelişiyor ki, düşün-zevk al mekanizması sürekli olarak çalışıyor. O zaman da kafaya takıyorsun. İşte bunun adı da ‘KARA SEVDA’dır, tıp literatüründeki adı da obsesyondur. Aşk obsesyona böyle dönüşüyor. Bu da bir bağımlılıktır ve sonra hastalığa dönüşür. Eğer kişi işine gitmiyor, arkadaşlarıyla bile görüşmüyor sürekli cep telefonunu kontrol ediyor, ne zaman arayacağını bekliyorsa, yani onu düşünmek sosyal hayatını bozuyorsa o zaman hastalık oluşmuş demektir ve bundan kurtulmak gerekir.
Bazen o düşünmek işi o kadar çok gelişiyor ki, sürekli düşün-zevk al mekanizması sürekli çalışıyor. O zaman da kafaya takıyorsun. FOTO:SHUTTERSTOCK
Peki aşk nasıl başlıyor? İnsan kime aşık olur?
İnsan yakınındakine aşık olur. Neden? Çünkü insan bir insanı ne kadar çok görürse ona o kadar güvenir ve sonra da sever. Aşina olduğumuz, çok gördüğümüz insanlara aşık oluruz yani.
AŞK MI LİBİDO MU?
O zaman ilk görüşte aşk yok mu?
Öyle bir şey yok. O ailevi bir hikaye oluyor genelde. Eğer anne baba çocuğuna ‘Ben annene/babana ilk görüşte aşık oldum’ diye anlatırsa, çocuk da onu öğreniyor ve gidip bir kere gördüğüne ‘ben aşık oldum’ diyor. Ama ilk görüşte aşk, doğal bir şekilde yoktur. Aşk zamanla oluşan bir şeydir. Anlık oluşmaz. Anlık olan şey etkilenmedir, o kişinin çekici gelmesidir. Yani o libidodur. Libido da ilkel beyinde yani haz beynindedir. Birden bire cinsellik dürtüsü artar, libido artar ve cinsel istek duyar. Ama aşk başka bir şeydir.
Kime aşık oluyoruz konusuna devam edersek; yakındaki ve aşina olduğumuz kişilere dedik ve aynı zamanda bir de ulaşılabilir insanlara aşık oluyoruz. Çok uzaktaki insanlara olmuyoruz yani. Elimizin altında olsun istiyoruz çünkü ona temas etmek istiyoruz.
BİZİ GÜLDÜREN İNSANLARA AŞIK OLUYORUZ
Peki karşımızdakine nasıl güveniriz? (Ya da karşımızdakinin güvenini nasıl sağlarız?)
Yeni gördüğümüz birinden korkarız doğal olarak, onu tanımayız çünkü. Bize zarar verir mi vermez mi bilmeyiz. Ama konuştukça, karşımızdaki bize açıldıkça ona güvenmeye başlarız. Bu yüzden çok konuşan, bize kendisinden bahseden insanlara güveniriz. Bir de bizi güldürürse daha çok güven duygusu oluşur. Bunlar bize o kişinin tehlikesiz olduğu sinyalini verir. Onu çok görür ve severiz.
FOTO: SHUTTERSTOCK
KİME AŞIK OLUYORUZ?
Birinden hoşlanma kriterleri neler?
Bir kere karşımızdaki kişi kibar olması gerekiyor. İkincisi ‘baby face’ olması da önemli çünkü bu yüz biçimi insanlara ‘ben zararsızım’ imajı veriyor. Çok sivri suratlar insanı gerebiliyor. Yüzünde bir simetri olması da gerekiyor. Bu da karşı tarafa ‘hatasızım ve genlerim iyi’ imajı veriyor.
Bunu nasıl hesaplıyoruz ki?
Bunları ilkel beyin ölçüyor. İlkel beyin hep egoist çünkü; istiyor ki beraber yiyelim içelim, bana baksın, rahat edeyim. Egoist isteklerin hepsi ilkel beyinden gelir. Aşık olmamızdaki en büyük kriterlerimiz arasında ince yapılı ve paralı olması da var. Bunlar bizim aşık olmamızı etkileyen en önemli faktörler.
TENCERE-KAPAK SÖYLEMİ DOĞRU MU?
Peki başka neler var?
Mesela statü de bizi etkiler. Çünkü statü demek eğitimli demek, bir noktada da kibar demektir. Korteksimiz bundan hoşlanır. O yüzden kibar, felsefe bilen, iki kelime konuşabildiğin kişilerden daha çok hoşlanırsın. Bunların hepsi de eğitimle ilgili… Eğitim almamışsa ne konuşacaksın, neyinden hoşlanacaksın? İnsanın kültürist bir yaklaşımı vardır ve onu kendine göre seçer. Yani ‘tencere kapağını buldu’ derler ya işte o doğrudur. Kim ne eğitim almışsa karşındakinden de onu arar. Adam Alman filolojisi okumuştur, o konuyu bilenle sohbet etmekten hoşlanır. Ama sen git ona kimyadan bahset, o kadar çekici gelmez. Onun için biz aslında benzerimizi seviyoruz. Herkes kendini arıyor aşkta.
AŞKIN FORMÜLÜ VAR MI?
Aşkın oluşması için onunla konuştukça, güven de oluşuyor ve oksitosin hormonunu artırıyor. Bu hormon da senin korkularını bitiriyor. Korku bitince dostluk başlıyor. Yani esasında aşktan önce arkadaşlık başlıyor. Bu bağ arttıkça da oksitosin onu aşka dönüştürüyor. Yani aşkın formülü şu; güven, oksitosin ve bir tutam da obsesyon. Oksitosin çok güzel duygular yaşatırken, kişiyi rahatlatırken bir yandan da stres hormonları da artıyor. Çünkü insanda kaybetme korkusu başlıyor; ‘ya giderse’ demeye başlıyorsun. Yani güven ve güvensizlik aynı anda yaşanıyor. Aşkın içinde hem stres var hem stres yatıştırıcı. Kendi içinde böyle dönüyor. Aynı yin yang gibi… İşte o tutkulu aşk aslında stresli bir şeydir ve 24 ay sürer. Zaten sürekli olsa yapamazsın, kaldıramazsın. Sonra cinsellikle de oksitosin pik yapıyor ve daha çok bağlanıyorsun.
Sözcü