Kar tanesİ

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Roman ve Hikayeler
Konu sahibi son olarak 2615 gün önce görüldü
Kar tanesİ
Bir varmış,bir yokmuş...
Eski çağlarda, ülkelerin birinde, küçük bir köyde, Daniel ve Anna adında çiftçilikle uğraşan bir karı koca yaşıyorlarmış. Daniel ve Anna'nın çocukları yokmuş. Halleri vakitleri yerindeymiş fakat yaşlarıda bayağı ilerlemiş olduğu için , çocuksuz olmak, karı kocayı çok üzmekteymiş. Ama her ikisi de iyi kalpli insanlar oldukları için köyün bütün çocuklarına sevgi gösterir, her fırsatta çocuklara pastalar yapar yedirir onları evlerinde misafir ederlermiş . Ayrıca evlerinde altı tane kedi, dört tane de köpekleri varmış. Yalnız ev hayvanlarına değil, ormanda yaşayan hayvanlarada iyi davranırlarmış Bütün bunlara rağmen, çocuk isteklerinide düşünmeden edemiyorlarmış Bir kış günü, Daniel ve Anna'nın yaşadıkları köy karlara bürünmüş O kadar kar yağmış ki,evlerin dışarda biriken kar yüzünden evlerinden çıkamaz olmuşlar . Çiftçiler bütün kış hazırlıklarını yazdan yapmış oldukları için evlerine çekilmiş gürül gürül yanan ocaklarının karşısın da oturup pencerelerinden dışarı bakıyorlarmış. Çiftçi çocukları ise, kar yağmaya başlayınca bir an önce dışarıya çıkıp oynamak için sabırsızlanıyorlarmış

Nihayet ertesi günü kar dinince artık çocukları evde tutmak mümkün olmamış. Her tarafı diz boyu karla kaplı olan bahçeler, sabahın erken saatlerinde çocuk sesleriyle çınlamış Kimisi kar topu oynamaya, kimisi kayak kaydırmaya, kimisi de kardan adam yapmaya başlamış.
Daniel ve Anna pencerelerinden çocukları seyrederken komşu bahçede çocukların yaptığı kardan adama bakarak dışarı çıkma isteği duymuşlar
Anna değişiklik olsun diye biz de kardan bir çocuk yapalım. demiş
Daniel bu fikri çok beğenmiş. Hemen dışarı çıkıp küçük bir kartopunu yerde yuvarlamışlar ve kafası ,kolları içinde ayrı bir parça yuvarlıyarak büyütmüşler Usul usul kar parçasından şekil yaparak yontarak kardan güzel bir çocuk yapmışlar. Çocuğun gözleri yerine iki yuvarlak kömür parçası, burnu yerine koni şeklinde bir küçük havuç, saçı yerine de bir tutam siyah at kılı yapıştırmışlar. O zaman çok güzel bir kardan çocuk olmuş
İşin sonlarına doğru üşümeye başladığı için artık eve girmeyi düşünen Anna,birden yanıbaşında ılık bir nefesin sıcaklığını hissetmiş.Bir de ne görsün?.. Küçük kardan çocuğun gözleri beyaz karların arasında pırıl pırıl parlayıp dönmüyor mu?

Anna heyecanla kocasına seslenmiş:
--Daniel.. Hayal mi görüyorum? Bu kardan bebeğin gözleri oynuyor gibi geldi bana..
Ama Anna hayal görmüyormuş, gerçekten de kardan çocuk canlanmış. çok güzel bir kardan bebek olmuş.gülüyor, sesler çıkarıyor ve kıpırdanıyormuş. Anna hemen atılıp bebeği sarıp sarmalamış
--Çabuk içeri gidelim Daniel, diye bağırmış. Allah dileğimizi kabul etti ve bize bir çocuk verdi. Köy halkı kardan yaptığımız bir bebeğin canlandığını görmesin.
Heyecanla hemen evlerine girmişler. Kardan kızlarının adını "kar tanesi" koymuşlar. Bu isim ona çok da yakışıyormuş, çünkü bütün vücudu kar kadar beyazmış Kar tanesi o kadar çabuk büyüyormuş ki bir hafta içinde on üç yaşlarında bir kız olmuş. Anna komşu kadınlara kar tanesini yeğenleri olarak tanıtmış. Kar tanesi gün geçtikçe büyüyor, güzelleşiyormuş
Sonunda bahar ayına girmişler bu yüzden kar tanesi mutsuz gözüküyormuş Durumu farkeden Anna ve Daniel telaşlanmaya başlamışlar, çünkü kar tanesi artık her zamanki gibi yemek de yemiyormuş. Anne ve baba çocuğa sordukları halde bir cevap alamamışlar. Kar tanesi bahar boyunca gölgeli ve serin yerlerde tek başına dolaşmış ve her gün biraz daha solmuş. Yaz ayları gelip çattığında ise kar tanesi evden dışarı çıkmak istemiyor, çocuklarla oynamak istemiyormuş

O ülkede her sene yaz ayında büyük bir bayram yapılırmış. bayram günü gelince, Daniel ve Anna, yanlarına kar tanesini alarak bayram yerine gitmişler Bütün köy halkı ordaymış. Herkes gülüp oynuyor, eğleniyormuş. Yalnız kar tanesi günün güneşli olduğu saatler boyunca hiç bir eğlenceye katılmamış. Serin bir yerde oturmayı tercih etmiş. Ortalık karardığı zaman, arkadaşları gelip kar tanesini oturduğu yerden almış ve oyuna götürmüşler. Ortada açıklık bir yerde kocaman bir ateş yakılmış. Bütün çocuklar ateşin üstünden atlayarak sevinç çığlıkları atmaya başlamışlar.

Kar tanesi bu oyunu seyrediyor Arkadaşlarına katılmayı düşünmüyormuş ama öbür kızlar zorla kar tanesini ateşin yanına götürmüşler. Sıra kar tanesine gelince, arkalarından gelen bir "Ahh" sesi duymuşlar. Dönüp bakınca hiç bir şey görememişler. Kar tanesinin aralarında olmadığını farkedince onun ailesinin yanına gittiğini düşünmüşler . Oysa bu sırada Daniel ve Anna da kar tanesini arıyorlarmış. Bütün bir gece herkes kar tanesini aramış ama bulamamışlar. Üzüntü içinde evlerinin yolunu tutmuşlar.

Bir gece, kar tanesinin kayboluşundan iki ay kadar sonra, Anna'nın uykusu kaçmış. O sırada korkunç bir fırtına başlamış. Rüzgar çatıları sarsıyor, pencereleri çarpıyormuş. Hava birden bire soğumuş Karı koca oturup fırtınanın dinmesini beklerken, dışarıda ses duymuş. Ne olduğunu anlamaya çalışarak pencereden bakmışlar Anna ve Daniel, kar tanesini pencereden kendilerine bakarken görmüşler. Hemen koşup kızlarını içeri almak istemişler, ama kız gülerek karşı koymuş. Onlara demiş ki:
--Ev çok sıcak. Sizin çok sevdiğiniz sıcaktan ben hiç hoşlanmıyorum. Ben kardan yapılmış olduğum için sıcağa dayanamıyorum. Yaz bayramında ateşin üstünden atlarken eriyip yok olmuştum. Benim için ne kadar üzüldüğünüzü gördüğüm halde, gelip sizinle birlikte yaşayamadım. Bu günkü fırtına benim amcamdır.Sizleri çok özledim Ondan rica ettim, havayı biraz soğuttu. Ben de sizi görmeye geldim. Yaz aylarında sizinle birlikte olmama imkan yok. Ama kış gelip de ilk kar düşünce, kardan bir çocuk yaparsınız, yine sizin yanınıza gelirim.

Bu sözleri gözleri yaş dolu olarak dinleyen Anna, kış gelene kadar beklemeye razı olmuş. Ama Daniel'in aklına daha iyi bir fikir gelmiş.

--Senin bütün korkun sıcak havalardan ve güneş ışığından değil mi kar tanesi? diye sormuş. Kız evet demek ister gibi başını sallamış. O zaman Daniel şunları söylemiş.

--Öyleyse yarından itibaren , evimizi ve tarlalarımızı satıp, en kuzeyde, daha soğuk bir yere taşınıyoruz. Kışın yılda on ay sürdüğü o kuzey ülkelerinde, yaz aylarında bile kar vardır. Orada bizimle beraber yaşarsın değil mi?

Bu fikir kar tanesinin çok hoşuna gitmiş. Sevinçle ellerini çırpmış.

Aradan bir ay geçtikten sonra, Daniel ve Anna, kuzeyde, soğuk bir yere, halkı balıkçılık ve avcılıkla geçinen bir köye taşınmışlar. Aynı gün, kar tanesi onların yanına gelmiş. Hep birlikte yaşamış ve ömürlerinin sonuna kadar mutlu olmuşlar.

Bu masaldan alınacak ders: Eğer insanlar çok güçlü bir sevgi bağıyla birbirlerine kenetlenmişlerse; birlikte olabilmek ve mutlu yaşayabilmek için önlerine çıkan her engeli kolayca aşabilirler
 
Geri