-
- Katılım
- Aralık 21, 2011
-
- Mesajlar
- 6,158
-
- Tepkime puanı
- 3
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 31
SİGARANIN ÖLDÜRMEME İHTİMALİ YOK! (Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta – Göğüs Hastalıkları Uzmanı)
► Neden her sigara içen kanser olmuyor?
Sigara tiryakilerinin en büyük avuntuları çok ileri yaşlara geldiği halde hala sigara içen ama turp gibi olan dedeleri veya çevrelerindeki yaşlı bir tiryaki oluyor. Doğru, her sigara içen akciğer kanseri olmuyor çünkü bunların bir kısmı akciğer kanserinden önce ağız, yemek borusu, gırtlak, mesane, rahim ağzı kanserleri veya lösemiden, bir kısmı hipertansiyon, kalp krizi veya felçten, bir kısmı KOAH’tan ölüyor ve akciğer kanseri olmaya fırsat bulamıyorlar. Tabii bir de gerçekten 100 yaşına geldiği halde çakmağını sigarasını yanından ayırmayan dalyacılar var. Bunlar Allah’ın şanslı kulları olmalılar çünkü doğuştan sahip oldukları genetik özellikler onları kanserden koruyor ama sakın ola ki siz bu mutlu azınlığa özenip de sigara içmeyin, içilen yerlerde bile bulunmayın ve içiyorsanız da hemen bırakın.
ABURCUBURLARA DİKKAT! (Prof. Dr. A. Murat Tuncer – Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı)
► Çocukların korunması adına bir önlem ve uyarı olarak cips paketlerinde kanserojen maddelerin belirtilmesi, “Sağlığı bozar” diye yazılması doğru olur mu?
Cipslerde bulunan akrilamid, yağ ve şeker yanmasından ortaya çıkan bir kanserojen maddedir. Akrilamid kanserojendir. Sadece cipslerin değil, İçinde kanserojen olan tüm maddelerin ambalajlarının üzerine’… kanserojen maddeyi içerir’ diye yazılmalıdır. ‘Sağlıklı bir beslenme maddesi değildir’ diye de uyarı olmalı!
► Bu sağlıksız gıdalara hangilerini örnek gösterebiliriz?
Hemen hemen bütün yanarak elde edilen fast food’lar, bazı hazır ve gazlı içecekler, şekerleme, çikolata, gofret gibi gıdaların üzerine “Çocuklar için sağlıksız madde içerir” diye ibare konulmalı.
BİTKİLERİ KAFANIZA GÖRE KARIŞTIRMAYIN! (Doç. Dr. V. Canfeza Sezgin – İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı)
► Bitkileri birlikte kullanmak zararlı olabilir mi?
Ne kadar çok ürün kullanılırsa o kadar çok yan etki ve bitki-ilaç olumsuz etkileşimleri oluyor. Fitoterapi yaklaşımı olarak az sayıda ve birbirinin etkisini artıracak ürünlerin tercih edilmesi gerekli. Ayrıca bitkisel ürünler, kullanılan ilaçların tedavi edici özelliklerini ve yan etkilerini olumsuz yönde etkilememeli. Bitkisel ürünler, yasaklanmış olmamasına, yan etkileri ile ilgili bilgi bulunmasına, kanser ilacının etkisini artırmasına, hastanın bağışıklık sisteminin uyarmasına göre seçilmeli.
TRANS YAĞLARDAN UZAK DURUN! (Prof. Dr. Ahmet Aydın – Beslenme Uzmanı)
► Trans yağ kelimesini sık sık duyuyoruz ama tam olarak neyi ifade ettiğini bilemiyoruz. Nedir bu trans yağ?
Hidrojenize yağlar (margarinler) sıvı yağların sıvı olmalarını sağlayan bağlarının hidrojenle doyurularak katı hale dönüştürülmüş hali. Yani, katılaştırmak için o çifte bağlar açılıyor ve onların yerlerine hidrojen konuluyor. Bu işleme hidrojenizasyon deniliyor ve yağlar nikel katalizörlerde hidrojenle doyuruluyor. İşte trans yağ asitleri bu işlem sırasında oluşuyor. Bu yolla elde edilen trans yağlar sentetik yani doğada bulunmuyorlar. Vücudumuz bu sentetik trans yağları tanımıyor. Yemeklik yağ olarak tükettiğimiz doğadaki yağların (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı, sızma zeytinyağı) neredeyse tümü trans formunda olmayan yağlar.
O kadar çok yiyeceğin içinde aşikar ya da gizli (giydirilmiş) trans yağ var ki şaşarsınız. Bisküvi, kek, çikolata, kraker, gofret, cips, hazır salata sosu, kek, kurabiye, pasta, poğaça, çörek, börek, baklava vb. tatlılar ile patates kızartması, tavuk kızartması ve daha nele neler… Dikkat ederseniz bu gıdaların paketlenmişlerinin üzerinde “hidrojenize bitkisel yağ” şeklinde ifadeler bulunuyor. Sıradan bir vatandaş için bu fazla bir mana ifade etmiyor. “Devlet izin verdiğine göre herhalde sağlığa zararlı değildir” diye düşünüyorlar. Ama fena halde yanılıyorlar. Nitekim son yıllarda Dünya Sağlık Örgütü trans yağların diyetten çıkartılması yönünde herkesi uyarıyor.
GDO’LU ÜRÜNLERE KARŞİ TEDBİRLİ OLUN! (Uzm. Dr. Yavuz Dizdar – Radyasyon Onkolojisi Uzmanı)
► Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara (GDO) karşı nasıl bir önlem alabiliriz?
GDO’dan uzak duracağız çünkü kanser yapma olasılığı çok yüksek. Kesin veri var mı? Hayır, yok ama bu kadar genetik anomaliye neden olan, düşük ve kısırlık yapan bir şeyin kanser yapmama olasılığı çok zayıf. Hangisi yapıyor bilinmiyor ama kanserler artıyor. GDO’ların dünyaya sunulması ile paralel bir artış var. Bunu da kimse reddedemez. Beslenmemize yetecek kadar hatta ihraç edecek ölçüde binlerce çeşit doğal gıdamız varken, cennet gibi verimli ülkemizde GDO’ya ihtiyaç yok. Hem kendimizi hem gelecek nesillerimizi hem de biyoçeşitliliğimizi korumak için GDO’lu tohumların Türkiye’ye ithalatı bir an önce yasaklanmalı.
GÖBEK GENİŞLİĞİ HASTALIK BELİRTİSİ! (Prof. Dr. M. Canan Efendigil Karatay – İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı)
► Şekere bağlı geliştiğini belirttiğiniz karaciğer yağlanması, hangi süreçte oluşuyor ve hangi kanserler açısından risk oluşturuyor?
Göbek çevresi genişlemesi, aynı zamanda tüm vücut organlarının içinde ve dışında aşırı miktarda beyaz yağ hücrelerinin biriktiğinin de belirtisi. Beyaz yağ hücreleri artık bir endokrin organ olarak kabul ediliyor. Bu hücrelerden, yirmiye yakın (sağlığa zararlı ve kanser nedeni olan) hormon üretiliyor. Beyaz yağ hücreleri çoğaldıkça (kilo alma, obezite) bu hücrelerde leptin hormonu yapımı da artıyor ve organlarda (özellikle karaciğer ve pankreasta) yağlar depolanmaya başlıyor. Aşırı şeker ve karbonhidratla beslenme sonucu gelişen karaciğer yağlanması ile vücudun normal fonksiyonları yavaş yavaş bozulmaya başlıyor, örneğin hem kadınlarda hem de erkeklerde östrojen hormonu yükselmeye başlıyor. Bu durum ise hem erkekte hem kadında meme kanseri riskini artırıyor.
ÇOCUĞUNUZU TEKNOLOJİK ALETLERDEN UZAK TUTUN (Prof. Dr. Süleyman Daşdağ – Biyofizik Uzmanı)
► Teknolojiyi sınırlayalım ama nasıl?
Toplumun teknoloji harikası cihazlarla iç içe yaşaması, özellikle son 20 yılı kapsıyor. Bu araç gereçleri kullanan bizler, bunların nimetlerinden yararlanıyoruz ve yararlanmalıyız. Ancak olası yan etkileri olabileceğini dikkate almalıyız. Bu nedenle tüm elektromanyetik alan kaynaklarından korunmada önemli olan üç ana kuralı; süre, mesafe ve duruma göre koruyucu kıyafetler giymeyi veya kullanmayı dikkate almalıyız. Çünkü bebekler, çocuklar ve gelişme çağında olanların, elektromanyetik alanlarla etkileşimleri daha ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle bilim adamları son yıllarda çocukluk çağı kanserleri ile elektrik, manyetik ve elektromanyetik alanlar arasında bir ilişki olup olmadığı konusuna odaklanıyor. Erişkinlerde görülen kanser veya diğer hastalıklar ile elektrik veya elektromanyetik alanlarla etkileşim arasında bir ilişki olup olmadığına ilişkin görüşler, en azından bu fiziksel etkenlerle etkileşirken temkinli olmayı elden bırakmamayı gerektiriyor.
► Neden her sigara içen kanser olmuyor?
Sigara tiryakilerinin en büyük avuntuları çok ileri yaşlara geldiği halde hala sigara içen ama turp gibi olan dedeleri veya çevrelerindeki yaşlı bir tiryaki oluyor. Doğru, her sigara içen akciğer kanseri olmuyor çünkü bunların bir kısmı akciğer kanserinden önce ağız, yemek borusu, gırtlak, mesane, rahim ağzı kanserleri veya lösemiden, bir kısmı hipertansiyon, kalp krizi veya felçten, bir kısmı KOAH’tan ölüyor ve akciğer kanseri olmaya fırsat bulamıyorlar. Tabii bir de gerçekten 100 yaşına geldiği halde çakmağını sigarasını yanından ayırmayan dalyacılar var. Bunlar Allah’ın şanslı kulları olmalılar çünkü doğuştan sahip oldukları genetik özellikler onları kanserden koruyor ama sakın ola ki siz bu mutlu azınlığa özenip de sigara içmeyin, içilen yerlerde bile bulunmayın ve içiyorsanız da hemen bırakın.
ABURCUBURLARA DİKKAT! (Prof. Dr. A. Murat Tuncer – Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı)
► Çocukların korunması adına bir önlem ve uyarı olarak cips paketlerinde kanserojen maddelerin belirtilmesi, “Sağlığı bozar” diye yazılması doğru olur mu?
Cipslerde bulunan akrilamid, yağ ve şeker yanmasından ortaya çıkan bir kanserojen maddedir. Akrilamid kanserojendir. Sadece cipslerin değil, İçinde kanserojen olan tüm maddelerin ambalajlarının üzerine’… kanserojen maddeyi içerir’ diye yazılmalıdır. ‘Sağlıklı bir beslenme maddesi değildir’ diye de uyarı olmalı!
► Bu sağlıksız gıdalara hangilerini örnek gösterebiliriz?
Hemen hemen bütün yanarak elde edilen fast food’lar, bazı hazır ve gazlı içecekler, şekerleme, çikolata, gofret gibi gıdaların üzerine “Çocuklar için sağlıksız madde içerir” diye ibare konulmalı.
BİTKİLERİ KAFANIZA GÖRE KARIŞTIRMAYIN! (Doç. Dr. V. Canfeza Sezgin – İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı)
► Bitkileri birlikte kullanmak zararlı olabilir mi?
Ne kadar çok ürün kullanılırsa o kadar çok yan etki ve bitki-ilaç olumsuz etkileşimleri oluyor. Fitoterapi yaklaşımı olarak az sayıda ve birbirinin etkisini artıracak ürünlerin tercih edilmesi gerekli. Ayrıca bitkisel ürünler, kullanılan ilaçların tedavi edici özelliklerini ve yan etkilerini olumsuz yönde etkilememeli. Bitkisel ürünler, yasaklanmış olmamasına, yan etkileri ile ilgili bilgi bulunmasına, kanser ilacının etkisini artırmasına, hastanın bağışıklık sisteminin uyarmasına göre seçilmeli.
TRANS YAĞLARDAN UZAK DURUN! (Prof. Dr. Ahmet Aydın – Beslenme Uzmanı)
► Trans yağ kelimesini sık sık duyuyoruz ama tam olarak neyi ifade ettiğini bilemiyoruz. Nedir bu trans yağ?
Hidrojenize yağlar (margarinler) sıvı yağların sıvı olmalarını sağlayan bağlarının hidrojenle doyurularak katı hale dönüştürülmüş hali. Yani, katılaştırmak için o çifte bağlar açılıyor ve onların yerlerine hidrojen konuluyor. Bu işleme hidrojenizasyon deniliyor ve yağlar nikel katalizörlerde hidrojenle doyuruluyor. İşte trans yağ asitleri bu işlem sırasında oluşuyor. Bu yolla elde edilen trans yağlar sentetik yani doğada bulunmuyorlar. Vücudumuz bu sentetik trans yağları tanımıyor. Yemeklik yağ olarak tükettiğimiz doğadaki yağların (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı, sızma zeytinyağı) neredeyse tümü trans formunda olmayan yağlar.
O kadar çok yiyeceğin içinde aşikar ya da gizli (giydirilmiş) trans yağ var ki şaşarsınız. Bisküvi, kek, çikolata, kraker, gofret, cips, hazır salata sosu, kek, kurabiye, pasta, poğaça, çörek, börek, baklava vb. tatlılar ile patates kızartması, tavuk kızartması ve daha nele neler… Dikkat ederseniz bu gıdaların paketlenmişlerinin üzerinde “hidrojenize bitkisel yağ” şeklinde ifadeler bulunuyor. Sıradan bir vatandaş için bu fazla bir mana ifade etmiyor. “Devlet izin verdiğine göre herhalde sağlığa zararlı değildir” diye düşünüyorlar. Ama fena halde yanılıyorlar. Nitekim son yıllarda Dünya Sağlık Örgütü trans yağların diyetten çıkartılması yönünde herkesi uyarıyor.
GDO’LU ÜRÜNLERE KARŞİ TEDBİRLİ OLUN! (Uzm. Dr. Yavuz Dizdar – Radyasyon Onkolojisi Uzmanı)
► Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara (GDO) karşı nasıl bir önlem alabiliriz?
GDO’dan uzak duracağız çünkü kanser yapma olasılığı çok yüksek. Kesin veri var mı? Hayır, yok ama bu kadar genetik anomaliye neden olan, düşük ve kısırlık yapan bir şeyin kanser yapmama olasılığı çok zayıf. Hangisi yapıyor bilinmiyor ama kanserler artıyor. GDO’ların dünyaya sunulması ile paralel bir artış var. Bunu da kimse reddedemez. Beslenmemize yetecek kadar hatta ihraç edecek ölçüde binlerce çeşit doğal gıdamız varken, cennet gibi verimli ülkemizde GDO’ya ihtiyaç yok. Hem kendimizi hem gelecek nesillerimizi hem de biyoçeşitliliğimizi korumak için GDO’lu tohumların Türkiye’ye ithalatı bir an önce yasaklanmalı.
GÖBEK GENİŞLİĞİ HASTALIK BELİRTİSİ! (Prof. Dr. M. Canan Efendigil Karatay – İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı)
► Şekere bağlı geliştiğini belirttiğiniz karaciğer yağlanması, hangi süreçte oluşuyor ve hangi kanserler açısından risk oluşturuyor?
Göbek çevresi genişlemesi, aynı zamanda tüm vücut organlarının içinde ve dışında aşırı miktarda beyaz yağ hücrelerinin biriktiğinin de belirtisi. Beyaz yağ hücreleri artık bir endokrin organ olarak kabul ediliyor. Bu hücrelerden, yirmiye yakın (sağlığa zararlı ve kanser nedeni olan) hormon üretiliyor. Beyaz yağ hücreleri çoğaldıkça (kilo alma, obezite) bu hücrelerde leptin hormonu yapımı da artıyor ve organlarda (özellikle karaciğer ve pankreasta) yağlar depolanmaya başlıyor. Aşırı şeker ve karbonhidratla beslenme sonucu gelişen karaciğer yağlanması ile vücudun normal fonksiyonları yavaş yavaş bozulmaya başlıyor, örneğin hem kadınlarda hem de erkeklerde östrojen hormonu yükselmeye başlıyor. Bu durum ise hem erkekte hem kadında meme kanseri riskini artırıyor.
ÇOCUĞUNUZU TEKNOLOJİK ALETLERDEN UZAK TUTUN (Prof. Dr. Süleyman Daşdağ – Biyofizik Uzmanı)
► Teknolojiyi sınırlayalım ama nasıl?
Toplumun teknoloji harikası cihazlarla iç içe yaşaması, özellikle son 20 yılı kapsıyor. Bu araç gereçleri kullanan bizler, bunların nimetlerinden yararlanıyoruz ve yararlanmalıyız. Ancak olası yan etkileri olabileceğini dikkate almalıyız. Bu nedenle tüm elektromanyetik alan kaynaklarından korunmada önemli olan üç ana kuralı; süre, mesafe ve duruma göre koruyucu kıyafetler giymeyi veya kullanmayı dikkate almalıyız. Çünkü bebekler, çocuklar ve gelişme çağında olanların, elektromanyetik alanlarla etkileşimleri daha ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle bilim adamları son yıllarda çocukluk çağı kanserleri ile elektrik, manyetik ve elektromanyetik alanlar arasında bir ilişki olup olmadığı konusuna odaklanıyor. Erişkinlerde görülen kanser veya diğer hastalıklar ile elektrik veya elektromanyetik alanlarla etkileşim arasında bir ilişki olup olmadığına ilişkin görüşler, en azından bu fiziksel etkenlerle etkileşirken temkinli olmayı elden bırakmamayı gerektiriyor.