Anne kan grubunun Rh(-), babanın ise Rh(+) olması
durumunda Rh uygunsuzluğundan bahsedilir. Bu çiftlerde bebek Rh(+) yada
Rh(-) olabilir, bebek Rh(-) ise bir problem olmaz fakat bebek Rh(+) ise kan
uyuşmazlığı Rh immunizasyonuna ve bazı sorunlara yol açabilir. Anne kan
grubunun Rh negatif, babanın ise Rh pozitif olması dışındaki hiç durumda kan
uyuşmazlığı olamaz.
Rh uygunsuzluğu varlığında eğer bebek de pozitif ise gebelik yada doğum
esnasında anne kanı ile bebeğin kanı temas eder ve anne kanına bebek
kanındaki eritrositler (kırmızı kan hücreleri) geçer. Bu eritrositler
üzerinde bebeğe ait Rh antijenleri vardır. Anne buna anti Rh antikoru
üreterek cevap verir. Bir sonraki bebek eğer Rh (+) olur ise anne kanındaki
bu ilk gebelikte oluşmuş anti Rh antikorlar bebeğe geçer ve bebeğin kanında
eritrositlerin parçalanmasına ve bebekte kansızlığa (anemi) neden olur.
Doğum ve gebelikte oluşabilecek aşağıdaki durumlar bebek kanının anneye
geçmesine ve annenin bunlara karşı antikor oluşmasına sebep olabilir. Bu
durumlar:
Düşük, kürtaj, dış gebelik, amniosentez, CVS, kordosentez gibi girişimler
yapılmasıdır.
Bu durumlarda da annenin etkilenmesini önlemek amacıyla 72 saat içerisinde
Anti-D iğnesi yapılmalıdır.
Kan uyuşmazlığı (Rh/rh uygunsuzluğu) olan hastalarda ilk kontrolde *indirekt
coombs testi (İCT)*'nin negatifliği halinde düşük ihtimalle olsa da
antenatal dönemde Rh izoimmunizasyonu gelişme olasılığı nedeniyle, 20.
haftadan itibaren dörder haftalık aralıklarla İCT tekrarlanmalı dır. İCT'i
negatif olan gebelere, öncelikle 28. haftada 300 mikrogram *anti-D gamma
globulin (halk arasında uyuşmazlık iğnesi denir)* ile proflaksi
yapılmalıdır. Bu dönemde proflaksi uygulanmasının amacı doğuma kadarki 12
haftalık süre boyunca oluşabilecek fetustan-anneye kanamaları
karşılayabilmektir. İmmunize olmamış bir gebede proflaksi için en önemli
dönem doğumdur. Doğumu takiben bebeğin kordon kanından *direkt coombs testi
(DCT)* ve bebek kan grubu çalışılmalıdır. DCT'nin negatif ve bebek kan
grubunun Rh(+) olması halinde anti-D immunglobulin tekrarlanmalı dır.
Doğumdan sonra bebeğin kan grubu pozitif ise ilk 72 saat içinde yeniden
anti-D gamma globulin iğnesi yapılmalıdır. *Bu annede antikorların
oluşmasını engelleyerek bir sonraki gebeliğin bu antikorlar tarafından
etkilenmesini engeller. Rh uygunsuzluğunda ilk gebelikte bir sorun oluşmaz.*
Kan uyuşmazığında eğer bebek etkilenmiş işe anneden geçen anti-Rh lar
bebeğin kan hücrelerinin parçalanmasına ve çökelmesine neden olur. Bu
durumda bebekte kansızlık yani anemi görülür. Buna bağlı olarak ultrasonda
bebekte hidrops adı verilen durum tespit edilir. Bebekteki anemi sonucu kalp
yetmezliği ve vücut boşluklarında biriken sıvı hidrops tablosunun nedenidir.
Hastalığın şiddetine ve yok edilen kan hücrelerinin miktarına bağlı olarak
bebekte anne karnında ölüm dahi görülebilir.
İCT testinin pozitifliği durumunda ise titrasyon çalışılmalıdır. 1/16 ve
altındaki titrasyonlarda fetus için intrauterin dönemde risk yoktur. Bu
durumda ikişer hafta aralıklarla İCT'ni tekrarlamak yeterli olacaktır. İCT
pozitifliği 1/16'nın üzerinde olmadıkça gebeliğe müdahale edilmez. Sadece
artık izoimmunizasyon gelişmiş olacağından proflaksi gerekmeyecektir.
Titrasyonun 1/16 üzerinde olması durumunda etkilenmenin ciddiyetini
araştırmak için amniosentez, kordosentez ve USG gibi ileri tetkiklere
geçilmelidir. Hastalık ciddi düzeyde ise anen karnında bebek kanını
değiştirmek gerekebilir.
*Annede Rh alloimmunizasyonuna neden olabilecek durumlar
Bu durumlar Rh(-) annenin Rh antikoru oluşturmasına neden olabilecek
durumlardır.
- Kan transfüzyonu
- Gebelik veya doğım sırasında Rh (+) bebekten anneye kan hücresi geçmesi
- Kendiliğinden yada istemli düşük
- Küretaj
- Dış gebelik
- Plasentanın (bebeğin eşi) erken ayrılması
- Anne karnına gelebilecek darbe ve travmalar
- Amniyosentez (Anne karnından bebeğin suyunun alınması)
- CVS (Koryon villus biyopsisi)
- Kordosentez (Bebeğin kordonundan kan alınması)
- Eksternal sefalik versiyon (Ters duran bebeği çevirme işlemi, günümüzde
yapılmamaktadı r.)
durumunda Rh uygunsuzluğundan bahsedilir. Bu çiftlerde bebek Rh(+) yada
Rh(-) olabilir, bebek Rh(-) ise bir problem olmaz fakat bebek Rh(+) ise kan
uyuşmazlığı Rh immunizasyonuna ve bazı sorunlara yol açabilir. Anne kan
grubunun Rh negatif, babanın ise Rh pozitif olması dışındaki hiç durumda kan
uyuşmazlığı olamaz.
Rh uygunsuzluğu varlığında eğer bebek de pozitif ise gebelik yada doğum
esnasında anne kanı ile bebeğin kanı temas eder ve anne kanına bebek
kanındaki eritrositler (kırmızı kan hücreleri) geçer. Bu eritrositler
üzerinde bebeğe ait Rh antijenleri vardır. Anne buna anti Rh antikoru
üreterek cevap verir. Bir sonraki bebek eğer Rh (+) olur ise anne kanındaki
bu ilk gebelikte oluşmuş anti Rh antikorlar bebeğe geçer ve bebeğin kanında
eritrositlerin parçalanmasına ve bebekte kansızlığa (anemi) neden olur.
Doğum ve gebelikte oluşabilecek aşağıdaki durumlar bebek kanının anneye
geçmesine ve annenin bunlara karşı antikor oluşmasına sebep olabilir. Bu
durumlar:
Düşük, kürtaj, dış gebelik, amniosentez, CVS, kordosentez gibi girişimler
yapılmasıdır.
Bu durumlarda da annenin etkilenmesini önlemek amacıyla 72 saat içerisinde
Anti-D iğnesi yapılmalıdır.
Kan uyuşmazlığı (Rh/rh uygunsuzluğu) olan hastalarda ilk kontrolde *indirekt
coombs testi (İCT)*'nin negatifliği halinde düşük ihtimalle olsa da
antenatal dönemde Rh izoimmunizasyonu gelişme olasılığı nedeniyle, 20.
haftadan itibaren dörder haftalık aralıklarla İCT tekrarlanmalı dır. İCT'i
negatif olan gebelere, öncelikle 28. haftada 300 mikrogram *anti-D gamma
globulin (halk arasında uyuşmazlık iğnesi denir)* ile proflaksi
yapılmalıdır. Bu dönemde proflaksi uygulanmasının amacı doğuma kadarki 12
haftalık süre boyunca oluşabilecek fetustan-anneye kanamaları
karşılayabilmektir. İmmunize olmamış bir gebede proflaksi için en önemli
dönem doğumdur. Doğumu takiben bebeğin kordon kanından *direkt coombs testi
(DCT)* ve bebek kan grubu çalışılmalıdır. DCT'nin negatif ve bebek kan
grubunun Rh(+) olması halinde anti-D immunglobulin tekrarlanmalı dır.
Doğumdan sonra bebeğin kan grubu pozitif ise ilk 72 saat içinde yeniden
anti-D gamma globulin iğnesi yapılmalıdır. *Bu annede antikorların
oluşmasını engelleyerek bir sonraki gebeliğin bu antikorlar tarafından
etkilenmesini engeller. Rh uygunsuzluğunda ilk gebelikte bir sorun oluşmaz.*
Kan uyuşmazığında eğer bebek etkilenmiş işe anneden geçen anti-Rh lar
bebeğin kan hücrelerinin parçalanmasına ve çökelmesine neden olur. Bu
durumda bebekte kansızlık yani anemi görülür. Buna bağlı olarak ultrasonda
bebekte hidrops adı verilen durum tespit edilir. Bebekteki anemi sonucu kalp
yetmezliği ve vücut boşluklarında biriken sıvı hidrops tablosunun nedenidir.
Hastalığın şiddetine ve yok edilen kan hücrelerinin miktarına bağlı olarak
bebekte anne karnında ölüm dahi görülebilir.
İCT testinin pozitifliği durumunda ise titrasyon çalışılmalıdır. 1/16 ve
altındaki titrasyonlarda fetus için intrauterin dönemde risk yoktur. Bu
durumda ikişer hafta aralıklarla İCT'ni tekrarlamak yeterli olacaktır. İCT
pozitifliği 1/16'nın üzerinde olmadıkça gebeliğe müdahale edilmez. Sadece
artık izoimmunizasyon gelişmiş olacağından proflaksi gerekmeyecektir.
Titrasyonun 1/16 üzerinde olması durumunda etkilenmenin ciddiyetini
araştırmak için amniosentez, kordosentez ve USG gibi ileri tetkiklere
geçilmelidir. Hastalık ciddi düzeyde ise anen karnında bebek kanını
değiştirmek gerekebilir.
*Annede Rh alloimmunizasyonuna neden olabilecek durumlar
Bu durumlar Rh(-) annenin Rh antikoru oluşturmasına neden olabilecek
durumlardır.
- Kan transfüzyonu
- Gebelik veya doğım sırasında Rh (+) bebekten anneye kan hücresi geçmesi
- Kendiliğinden yada istemli düşük
- Küretaj
- Dış gebelik
- Plasentanın (bebeğin eşi) erken ayrılması
- Anne karnına gelebilecek darbe ve travmalar
- Amniyosentez (Anne karnından bebeğin suyunun alınması)
- CVS (Koryon villus biyopsisi)
- Kordosentez (Bebeğin kordonundan kan alınması)
- Eksternal sefalik versiyon (Ters duran bebeği çevirme işlemi, günümüzde
yapılmamaktadı r.)