Kalp Krizlerini Aşıların Değil, Covid-19 Pandemisinin Artırdığı Belirlendi

Konu sahibi son olarak 16 gün önce görüldü
4yIPXn.md.jpg

Prof. Dr. Necla Özer, "Dünyada yapılan çalışmalarda, Covid-19 aşısı olan ve olmayan kişiler kıyaslandığında, kalp krizlerinin aşıya bağlı artmadığı gösterildi. Kalp krizleri, Covid-19 enfeksiyonu ve pandemi sebebiyle arttı" dedi.


Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necla Özer, uluslararası çalışmaların, Covid-19 aşılarının kalp krizi riskini artırmadığını gösterdiğini belirterek, "Kalp krizleri, Covid-19 enfeksiyonu ve pandemi sebebiyle arttı. İnfluenza ile kıyasladığımızda Covid-19 geçirenlerde kalp krizi riskinin 7 kat fazla olduğu görüldü" dedi.

Özer, Covid-19'un kalp krizleri üzerindeki etkisine ilişkin bilgileri paylaştı.
Sigara kullanımı, obezite, kolesterol yüksekliği, tansiyon gibi risk faktörlerinin yanında enfeksiyonların da kalp krizlerini (miyokart enfarktüsü) tetikleyebildiğine dikkati çeken Özer, "Örneğin, influenza (grip) enfeksiyonunun pik yaptığı dönemlerde kalp krizlerinin daha fazla olduğunu biliyoruz. Pandemi olmasa bile enfeksiyonların pik yaptığı dönemler kalp krizleri açısından da bir risk faktörüdür" diye konuştu.

Necla Özer, akciğer ve beyinde pıhtı oluşmasının da kalp krizine yol açabildiğini, tüm bunların birbiriyle ilişkili olduğunu belirtti.

"MİYOKARD ENFARKTÜSÜNÜN DAHA FAZLA YAŞANDIĞINI GÖRDÜK"

Özer, Covid-19 pandemisinde, enfeksiyonun yanı sıra evde hareketsiz kalmak, sosyal izolasyon, sağlıksız beslenme, depresyon ve kaygının artması, hastane başvurularının azalması gibi faktörlerin de kalp krizlerindeki artışı etkilediğini anlattı.
Özer, "Covid-19 enfeksiyonu, her enfeksiyon gibi miyokard enfarktüsü riskini artırıyor. Fakat mesela influenza ile kıyasladığımızda Covid-19 geçirenlerde kalp krizi riskinin 7 kat fazla olduğu görüldü" dedi.
Bununla ilgili İsveç ve Danimarka'da çok sayıda hastayla çalışmaların yürütüldüğünü, oranların artmasında enfeksiyon harici farklı mekanizmaların da rol aldığını belirten Özer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Covid-19 aslında vücudumuzun her yerinde olan 'endotel' dediğimiz hücreleri bile etkileyen yaygın bir enflamasyona neden oluyor. Buna bir 'yangı' durumu diyebiliriz. Yani enfeksiyondan bağımsız olarak vücudumuzun bu enfeksiyona karşı geliştirdiği kendi mekanizmalarımız da miyokart enfarktüsü riskini artırdı. Yani sadece Covid-19 enfeksiyonu değil tek etken. Dünyada da ülkemizde de enfeksiyon, buna vücudumuzun verdiği tepkiler ve sosyoekonomik faktörlerin hepsinin bir araya gelmesiyle miyokard enfarktüsünün daha fazla yaşandığını gördük."

"KALP KRİZLERİ AŞIYA BAĞLI OLARAK ARTMIYOR"

Prof. Dr. Özer, "mRNA başta olmak üzere Covid-19 aşılarının kalp krizine neden olduğu" yönünde son dönemde sosyal medyada yer alan bazı iddiaları da değerlendirdi.
Fransa'da geçen yıl, 75 yaş üzerinde Covid-19 aşısı olan kişilerle yürütülen çalışmada, aşıların kalp krizi riskini artırmadığının gösterildiğini dile getiren Özer, benzer sonuçların elde edildiği çalışmaların ABD ve İsrail'de de yürütüldüğünü aktardı.
En son, Güney Kore'de yapılan geniş kapsamlı çalışmada, Covid-19 geçiren aşılı ve aşısız kişilerde kalp krizi, pulmoner emboli ve inme riski oranlarının incelendiğini dile getiren Özer, "Çalışmanın sonucunda, Covid-19 geçiren tam aşılı hastalarda, daha ileri yaşta ve yüksek riskli olmalarına rağmen, aşısız olanlara göre miyokard enfarktüsü ve inmenin daha az geliştiği gösterildi. Dolayısıyla Covid-19 aşısı olan ve olmayan kişiler kıyaslandığında, kalp krizlerinin aşıya bağlı artmadığını söyleyebiliriz. Kalp krizleri, Covid-19 enfeksiyonu ve pandemi nedeniyle arttı" diye konuştu.

Özer, pandemide, "kalp duvarının etkilenmesi" sonucu yaşanan tip 2 kalp krizlerinin de arttığını, yine bir tür kalp krizi olan ani bir acı, şok gibi olaylarla görülebilen "stres kardiyomiyopatisi"ne de daha fazla rastladıklarını söyledi.

"İNFLUENZA AŞISINI DA İHMAL ETMEYİN"

Prof. Dr. Özer, hastalığın yayılma riskinin artacağı sonbahar döneminden önce yüksek riskli gruplar başta olmak üzere herkese zamanı gelen hatırlatma dozlarını olma önerisinde bulundu.

Covid-19 aşısıyla birlikte influenza aşısının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özer, "İnfluenzayı pandemi döneminde maske takılması gibi nedenlerle çok görmedik. Fakat şu anda maskeye dikkat edilmediği için influenza da artıyor. Dolayısıyla influenza aşısını da olmak gerekir." dedi.

COVID-19 SONRASI BU BELİRTİLERİ OLANLAR KARDİYOLOGA GÖRÜNMELİ

Prof. Dr. Necla Özer, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenmenin, kalp krizi riskini azaltmadaki önemine işaret ederek, şunları kaydetti: "Bilinen bir kalp hastalığı olan ve Covid-19 geçiren kişilerin kardiyoloji doktorlarına muhakkak görünmelerinde fayda var. Diğer kişiler açısından da 'uzun Covid' sendromu olarak adlandırılan, hastalık sırasında hiçbir şikayeti olmasa bile sonrasında göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikayetleri olan hastaları görüyoruz. Covid-19 sonrası göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikayetleri devam eden hastaların mutlaka bir kardiyoloğa görünmesinde fayda var."
 
Yahu beni niye etiketliyorsunuz. Aşı nedir. Enfeksiyon taklidi. Enfeksiyonun kendisi yada taklidi trombüs gelişimini başlatabilir. Yani aşı olmak yada olmamak eşit düzeyde korner arter trombüsü sebebidir. Aşılı olan aşıdan, olmayan aşısızlıktan kalp krizi geçirir. O adam bir şekilde kalp krizi geçirecek.

Göklerden gelen bir karar var.

Nesini anlamıyorsunuz.
 
Aşı ile kalp krizi arasında bağlantı olmadığı kanıtlandı ve bilimsel olanı takip etmek gerekiyor, komplocuların uydurma söylemlerini değil.

 
He canım aşılar olur mu hiççç aaaaaaaaaaaaaaaaaa:D
Kanıtlandı @yoSun cuğum ve ilk baştan sana böyle bir bağlantı olmadığını açtığın başlıkta yazmıştım.

Kendim de dört doz aşı oldum ve insanları boş yere korkutup ölümlerine sebep oldular ki bu vebali asla ödeyemezler.
 
Kanıtlandı @yoSun cuğum ve ilk baştan sana böyle bir bağlantı olmadığını açtığın başlıkta yazmıştım.

Kendim de dört doz aşı oldum ve insanları boş yere korkutup ölümlerine sebep oldular ki bu vebali asla ödeyemezler.
peki tam tersi durum var ise @Lefty'cim belki bünyen sağlam sorun yaşamadın ama yaşayanlar var ...
Neyse bu konuda senin tam zıttını düşünüyorum maalesef.
istedikleri kadar kanıtlasınlar her şey ellerinde istedikleri gibi yazıp çiziyorlar.
 
peki tam tersi durum var ise @Lefty'cim belki bünyen sağlam sorun yaşamadın ama yaşayanlar var ...
Neyse bu konuda senin tam zıttını düşünüyorum maalesef.
istedikleri kadar kanıtlasınlar her şey ellerinde istedikleri gibi yazıp çiziyorlar.
Hayır @yoSun cuğum ve eklediğim başlıktaki araştırmada kanıtlar da mevcut.
Yapılan araştırmaların sonuçları yayımlanmadan önce de kardiyologlar böyle bir ihtimal olmadığını bilimsel olarak açıklamışlardı.
 
Türk Kalp Vakfı / Covid-19 aşıları; aklınızda soru kalmasın!

Aşılanmanın iki yararı var;

1. Bireysel olarak bizi hastalıktan koruyabilir.
2. Toplumda yeterli sayıda kişi etkin bir şekilde aşılanabilirse salgının sınırlanabilir hatta sonlanabilir.

Ancak aşılar hakkında hemen tüm toplumlarda soru işaretleri ve kaygılar da bulunmakta. İnternet ve sosyal medya sayesinde bu kaygılar hızla paylaşılmakta, çoğaltılmakta ve bir yandan ciddi bir bilgi kirliliğine dönüşmekte. Şeffaflığın az olduğu ve / veya sağlık okuryazarlığının düşük olduğu toplumlarda bilgi kirliliğinin etkisi daha fazla olmakta.

Oysa milyonlarca can kaybına sebep olan ve ne zaman biteceğini bilmediğimiz bu pandemi döneminde bilgi kirliliğine ve aşı konusunda kafa karışıklığı lüksüne hiç ihtiyacımız yok.

Aşı olmalı mıyız?
Evet, olmamızda yarar var. Kızamık, kabakulak, çocuk felci gibi hastalıklar aşılar sayesinde kontrol altına alınmıştır. Tarihte toplu ölümlere sebep olan, bazı uygarlıkların yeryüzünden silinmesinde rol oynayan çiçek hastalığı yaygın ve etkin aşılama sayesinde yok edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü, tarih boyunca insan sağlığına en önemli katkı sağlayan faktörler arasında “temiz su” ve “aşıları” ilk iki sırada kabul etmektedir (2). Aşılara karşı olumsuz önyargının temeli yoktur.

Aşılar, bağışıklık sağladığı hastalık riskine oranla çok daha düşük yan etki riskine sahiptirler. Bugün Covid-19 hastalığına yakalandığımızda (farklı yaş gruplarına ve eşlik eden hastalık varlığına göre artıp azalmakla birlikte) ağır hastalık ve ölüm riski ne yazık ki yüksektir. Şimdiye dek geliştirilmiş olan tüm Covid-19 aşılarının güvenliliğinin çok yüksek (yan etki risklerinin çok az) olduğu klinik çalışmalarla yeterince kanıtlanmış durumdadır. Bu nedenle Covid-19 hastalığına karşı bireysel ve toplumsal önlem olarak aşı olmalıyız.

Aşıların yan etkileri var mı?
Aşıların da ilaçların da yan etkisi olabilir. Ancak tüm ilaç ve aşı araştırmalarında en hafif yan etki bile titizlikle incelenir ve kayda geçer. Yaşamsal risk oluşturabilecek moleküller zaten klinik öncesi laboratuvar ve hayvan araştırmaları aşamasında elenir. Faz I-II ve III aşamalarındaki aşıların (ve tüm ilaçların) güvenliliği ve etkinliği çeşitli büyüklükte klinik çalışmalarda bilimsel olarak test edilir. İnsan sağlığını tehdit edecek belirgin yan etki riski saptanan aşı veya ilaç olsun herhangi bir madde ruhsat alamaz. Aşılar hakkında birçok yanlış haber zihinleri meşgul etmektedir. Örneğin yıllar önce kızamık aşısının otizme sebep olduğu iddia edilmiştir, oysa bu iddiayı dile getiren kişinin sahte belgelere kullandığı kanıtlanmış, “doktor” sıfatı geri alınmıştır (3). Söz konusu sahtekârlık yıllar önce saptanmış olmasına karşın bu yalan bilgiler yakın zamanda ülkemizde çok satan bir kitaba konu edilmiş yeniden aşı karşıtı bilgi kirliliğine sebep olunmuştur.

Neden hep yan etki haberleri duyduk?
Pandemi tehdidi nedeniyle Covid-19 aşıları geçmiş dönem aşılarına göre çok kısa bir zaman içinde hızlıca geliştirildi. Genetik biliminin ve ilgili tüm teknolojilerin günümüzde gelişmiş olması elbette bunu olanaklı kıldı. Aşıların ne zaman hazır olacağı, etkinliği, güvenliliği herkesin gündemindeydi. İnternet ve sosyal medya sayesinde tüm araştırmaların bilimsel sonuçları da yan etki riskleri de neredeyse günü gününe araştırmacılar ve takipçileri tarafından paylaşıldı. Tüm bu araştırmalarda örneğin ilkokul yıllarında aşı olduğumuzda kolumuzda olan kızarıklık, şişlik ağrı gibi olaylar bile “yan etki” olarak kayıtlara geçtiğinden tüm bunlar sosyal medyada elbette “yan etki” olarak haber oldu. Birçok “yan etki” haberinin de doğru olmadığı mizahi sebeplerle ortada dolaştığını belirtmek gerek.

Hangi aşıyı olalım?
Bugün dünyada Pfizer/Biontech, Astra Zeneca / Oxford, Çin; Sinovac firmasının aşısı CoronaVac ve Moderna aşısı olmak üzere 4 aşı uygulama için mevcut. Ülkemiz Çin Sinovac firmasının aşısını (CoronaVac)temin etti ve sağlık çalışanlarının aşılanmasına başlandı. Sırayla diğer risk gruplarının aşılanmasına devam edilecek. Pfizer/Biontech aşısından temin edileceği belirtilmekte ancak zaman ve ayrıntı belli değil. Astra Zeneca / Oxford ve Moderna için bir plan olup olmadığını bilmiyoruz.

Sinovac firmasının aşısı CoronaVac dahil tüm aşıların Faz I ve II sonuçları güvenli. Yani yan etki açısından hiçbir aşıda önemli bir risk söz konusu değil.

Pfizer/Biontech, Astra Zeneca / Oxford ve Moderna aşıları faz III çalışmalarını da bilimsel dergilerde yayınladılar. 65 yaş üzeri kişileri de kapsayan klinik çalışmalarda bu üç aşı hastalık riskini azalttığını kanıtlamış durumda.

Sinovac firmasına ait CoronaVac aşısının faz II sonuçları gayet prestijli bir dergide yayınlandı. Bu araştırmaya göre antikor yanıtı çok iyi ve güvenliliği gayet iyi. Faz III sonuçları bilimsel bir dergide henüz yayınlanmadı; ancak paylaşılan ilk sonuçlara göre (4) ağır hastalık ve ölüm riskini azaltmak konusunda çok başarılı. Üstelik Brezilya serisine göre 60 yaş üzerindeki kişilerde koruyuculuğu da çok iyi.

65 yaş üzerindekiler?
Yukarıda yazıldığı gibi Pfizer/Biontech, Astra Zeneca / Oxford ve Moderna aşıları faz III çalışmalarında 65 yaş üzeri verilerini yayınladılar ve etkinlikleri iyi. CoronaVac ise, faz III araştırmasında bu yaş verilerini henüz yayınlamadı. Ancak gerek Brezilya’da yürütülen faz III çalışmasının açıklanan “iyi” sonuçları gerekse faz II deki yüksek antikor oluşturma başarısı bu konuda güven veriyor.

Aşıdan sonra bağışıklık ne zaman başlar?
CoronaVac aşısı bilindiği üzere iki doz yapılacak. İlk dozdan 28 gün sonra ikinci doz yapılması gerekiyor. Bağışıklığın 3-4 hafta sonra geliştiği biliniyor.

Aşıdan sonra koruyucu önlemlere devam etmek gerekir mi?
Evet. Aşı olmak hastalanmayı, ağır hastalık geçirmeyi ve ölüm riskini azaltıyor. Ancak aşı olan kişinin hastalığı hafif veya semptomsuz geçirmesi ve bu sırada hastalığı etrafına bulaştırması mümkündür. Bu nedenle aşı olsak da salgın kontrol altına alınana dek maske, mesafe ve temizlik kurallarına dikkat etmemiz gerekmektedir.

Sonuç ve Özet:

• Pandemi zamanında aşı hem bireysel hem de toplumsal korunma aracıdır.
• Bugün kinik uygulamaya girmiş tüm Covid-19 aşıları yüksek güvenliliğe sahiptir, yan etki riskleri çok düşüktür.
• Covid-19 hastalığının getirdiği risk çok yüksektir. Bu nedenle üretimdeki aşılardan ülke olarak en kısa sürede ulaşabileceğimiz hangi aşı mevcutsa bu aşıyı olmak sağlığımızı bir an önce korumak için doğru yaklaşımdır.
• Aşıyı olabildiğince çok kişinin olması salgının kontrol altına alınması ve hatta sonlanması için çok önemli bir gerekliliktir.
• Aşı olduktan sonra bağışıklı hale gelsek de bugünkü bilgilerimize göre maske, mesafe ve hijyen önlemlerine eksiksiz uygulamaya devam etmeliyiz.

Kaynaklar:

1. Coronavirus disease (COVID-19) – World Health Organization
2. https://www.who.int/bulletin/volumes/86/2/07-040089/en/
3. Lancet retracts 12-year-old article linking autism to MMR vaccines - PubMed
4. Sinovac vaccine 78% effective in Brazil trial, experts call for more details
 
Geri