F
Fenerbahçe
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Her zaman ki Kalem ve
Kağıt...
Bir zamanlar kağıt ve
kalem adında iki aşık
varmış. Bunların aşkı o
kadar büyükmüş ki
önlerinde hiçbir engel
yokmuş onları
durdurabilecek. Kalem
kâğıda her vuruşunda
“Seni Seviyorum”
dizeleriyle dolup
taşıyormuş kâğıt.
Mutlulukları uzun yıllar
sürmüş. Kalem kâğıda
“Seni çok seviyorum asla
bırakmayacağım” derken
kâğıt kaleme “Sen benim
yaşam kaynağımsın sensiz
ben bir hiçim” diyormuş.
Bir gün kalemin ucu
tükenmeye başlamış.
Sevgisi giderek azalmış.
Kalemin ucu köreldikçe aşk
sözcükleri okunmaz hale
gelmiş. En sonunda
kalemin kâğıda aşkı
tükenmiş artık yazamaz
olmuş. Çareyi kaçmakta
bulmuş yeni aşklar
aramaya koyulmuş.
Kâğıtsa yapayalnız kalmış
tek yapabildiği kalemin
eski yazdıklarına bakarak
kendini tüketmek
oluyormuş. Baktıkça
kendini tüketiyor
dertlerine dert ekliyormuş.
Kısa bir zaman sonra kırık
uçlu kalem aşkı
kalemtıraşta bulmuş
kalemtıraş kalemin
körelen ucunu onarmış
ona yeniden can vermiş.
Kalem artık ölümsüz
olduğunu
düşünmekteymiş. Sürekli
yeni sapasağlam ve
güçlüymüş artık.
Kâğıtsa bu üzüntüleri
arasında silgi adında
biriyle tanışmıştır. Silgi
onun tüm acılarını kalemin
yazdıklarını silip atmış
kâğıdın tüm acılarını
hafifletmiş. Kâğıt silgiye
minnettar kalmış onlar
arasında yeni bir aşk
doğmuş. Kâğıt silgiyle o
kadar mutluymuş ki
dertsiz tasasız bir hayatı
olduğunu düşünüyormuş.
Günler geçmiş aylar
geçmiş. Ölümsüz olduğunu
sürekli güçlü ve yeni
olduğunu sanan kalem bir
gün tükendiğini bittiğini
fark etmiş. Kalemtıraş
onun tüm artıklarını bir
yana savurmuş.
Kâğıtsa yeni doğmuş bir
bebek gibi tertemizmiş.
Tek bir yazı bile kalmamış
üzerinde. Ama ortada bir
sorun varmış kâğıt artık
yıpranmaya başlamış.
Silginin her darbesi ona acı
veriyormuş. Her darbede
kâğıt daha da parçalanmış.
Sonunda yırtıkları etrafa
saçılmış. Kâğıt silgiyi terk
etmiş kalemse kalemtıraşı.
Bir gün rüzgârda savrulan
bir kâğıt parçası kalemin
önüne düşmüş...
Kalem son gücüyle yırtık
kağıt parçasına bir dörtlük
yazıvermiş;
“Bilemezdim ki senden
ayrılmamın ölüm
olduğunu
Bilemezdim ki asıl
ölümsüzlüğün seninle
doğduğunu
Bilemezdim ki ben
tükendikçe aşkımızın
büyüdüğünü
Ama biliyorum ki; şu an
ölüyor olsam da bu
satırlarda seninle beraber
sonsuza dek
yaşayacağım…”
Kağıt...
Bir zamanlar kağıt ve
kalem adında iki aşık
varmış. Bunların aşkı o
kadar büyükmüş ki
önlerinde hiçbir engel
yokmuş onları
durdurabilecek. Kalem
kâğıda her vuruşunda
“Seni Seviyorum”
dizeleriyle dolup
taşıyormuş kâğıt.
Mutlulukları uzun yıllar
sürmüş. Kalem kâğıda
“Seni çok seviyorum asla
bırakmayacağım” derken
kâğıt kaleme “Sen benim
yaşam kaynağımsın sensiz
ben bir hiçim” diyormuş.
Bir gün kalemin ucu
tükenmeye başlamış.
Sevgisi giderek azalmış.
Kalemin ucu köreldikçe aşk
sözcükleri okunmaz hale
gelmiş. En sonunda
kalemin kâğıda aşkı
tükenmiş artık yazamaz
olmuş. Çareyi kaçmakta
bulmuş yeni aşklar
aramaya koyulmuş.
Kâğıtsa yapayalnız kalmış
tek yapabildiği kalemin
eski yazdıklarına bakarak
kendini tüketmek
oluyormuş. Baktıkça
kendini tüketiyor
dertlerine dert ekliyormuş.
Kısa bir zaman sonra kırık
uçlu kalem aşkı
kalemtıraşta bulmuş
kalemtıraş kalemin
körelen ucunu onarmış
ona yeniden can vermiş.
Kalem artık ölümsüz
olduğunu
düşünmekteymiş. Sürekli
yeni sapasağlam ve
güçlüymüş artık.
Kâğıtsa bu üzüntüleri
arasında silgi adında
biriyle tanışmıştır. Silgi
onun tüm acılarını kalemin
yazdıklarını silip atmış
kâğıdın tüm acılarını
hafifletmiş. Kâğıt silgiye
minnettar kalmış onlar
arasında yeni bir aşk
doğmuş. Kâğıt silgiyle o
kadar mutluymuş ki
dertsiz tasasız bir hayatı
olduğunu düşünüyormuş.
Günler geçmiş aylar
geçmiş. Ölümsüz olduğunu
sürekli güçlü ve yeni
olduğunu sanan kalem bir
gün tükendiğini bittiğini
fark etmiş. Kalemtıraş
onun tüm artıklarını bir
yana savurmuş.
Kâğıtsa yeni doğmuş bir
bebek gibi tertemizmiş.
Tek bir yazı bile kalmamış
üzerinde. Ama ortada bir
sorun varmış kâğıt artık
yıpranmaya başlamış.
Silginin her darbesi ona acı
veriyormuş. Her darbede
kâğıt daha da parçalanmış.
Sonunda yırtıkları etrafa
saçılmış. Kâğıt silgiyi terk
etmiş kalemse kalemtıraşı.
Bir gün rüzgârda savrulan
bir kâğıt parçası kalemin
önüne düşmüş...
Kalem son gücüyle yırtık
kağıt parçasına bir dörtlük
yazıvermiş;
“Bilemezdim ki senden
ayrılmamın ölüm
olduğunu
Bilemezdim ki asıl
ölümsüzlüğün seninle
doğduğunu
Bilemezdim ki ben
tükendikçe aşkımızın
büyüdüğünü
Ama biliyorum ki; şu an
ölüyor olsam da bu
satırlarda seninle beraber
sonsuza dek
yaşayacağım…”