Kalbi korumanın yolları

Konu sahibi son olarak 2604 gün önce görüldü
Kalbi korumanın yolları nelerdir, Kalp hastalıklarından korumak için neler yapmalı
Uzmanlar, yapılacak basit çalışmalarla kalp sağlığının korunabileceğini belirtiyor. İlk olarak sigaradan uzak durmak gerekiyor. Tüketilen gıdalara dikkat edilmesinin yanı sıra yüzme ya da bisiklete binilmesi tavsiye ediliyor.


Özel Bahar Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Metin Gürbüz, kalbi koruma adına yapılması gerekenleri 10 maddede sıraladı. Herkese yürüyüş tavsiyesinde bulunan Dr. Gürbüz, günde 10 bin adım atacak şekilde yürüyüş yapılması gerektiğini kaydetti. En kolay sporun ise yüzme ya da bisiklete binme olduğunu ifade etti.

Dr. Metin Gürbüz'ün diğer önerileri şöyle: "Az yiyin, özellikle akşam yemeklerinizi geç saatlere bırakmadan sebze ağırlıklı hafif yemeklerle yapın. Gece ağır yiyeceklerden uzak durun. Zeytinyağı kullanın, zeytinyağı doymamış yağ asitleri zenginliği nedeniyle kandaki kötü kolesterol seviyelerini aşağıya çekecek, ayrıca içindeki güçlü antioksidanlar sayesinde kalp ve damar sağlığınızı koruyacaktır.

Sigara kullanmayın, damarların iç yüzeyini saran endotel denilen hücreler, sigaradan ilk etkilenen hücrelerdir. Sigara tüketimi ile bu yüzey özelliklerini kaybetmeye başlar. Sigara tüketimi kan kolesterol değerlerini bozar, iyi kolesterol olan HDL kolesterol seviyesi azalır, kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterol düzeyi artar, bu dengenin bozulması ile kolesterol damar içinde birikmeye başlar ve damar sertliği denilen hastalık gelişir. Ayrıca sigara tüketimi kanın akışkanlığını azaltır, pıhtı gelişmesini kolaylaştırır. Penil endotel bozukluğuna bağlı, sigara içen orta yaşın üzerindeki birçok kişide sertleşme problemleri oluşmaktadır.

Kırmızı eti azaltın, balık tüketimini artırın. Omega 3 yağ asitlerinin kalp damar sağlığına katkısı önemlidir. Omega-3?ün en önemli kaynağı balıklardır. Bu nedenle haftada en az 3 kez balık yenilmesi, balık sevmeyenler için günlük bir avuç ceviz ya da fındık tüketilmesi kalp sağlığını korumaya yardımcı olacaktır.

Hazır gıdalar yerine taze besinleri tercih edin, raf ömrü uzun hazır gıdalardan uzak durun.

Stresten uzak durmaya çalışın, stres, damar sertliği ve spazmını kolaylaştırır. Kalp hastalığından ani ölümlerin, kişilerin stresli olduğu dönemlerle daha fazla olduğu gözlenmiştir.

Siesta yapın, öğle saatlerinde kısa süreli bile olsa, imkan varsa uyumaya çalışın, bunu yapamıyorsanız arkanıza yaslanıp gözlerinizi kapatarak 10-15 dakika kafanızı ve vücudunuzu dinlendirin, bu bile işe yarayacaktır.

Risk faktörlerini erken yakalamak için, ailede potansiyel risk oluşturacak hastalıklar varsa, (hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği gibi) 30 yaş altında en az bir kez, 30-40 yaş arası daha sık, 40 yaş üstünde ise her yıl kan şekeri ve kan yağlarına bakılmalıdır.

Risk faktörleriniz varsa, yani ailenizde erken yaşta koroner kalp hastası varsa hipertansiyon veya diyabet hastasıysanız kan yağlarınızda ciddi yükseklikler varsa veya şişmansanız yukarıdaki önerileri daha fazla dikkate almalı ve mutlaka yakından hekim kontrolünde olmalısınız."
 
Deshalb muss ich kein Stress im leben haben wenn ich noch Träume habe..
die noch wahr werden können oder sollten..
 
Hem kalbi hem bedeni korumak​

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Hem kalbi hem bedeni korumak gerekir. Kalb korunmazsa, bedenle beraber Cehennem ateşine girmekten kurtulamaz.

Bir mübarek zatın, bir halifesi vardı. Hocası onu, (Oradaki Allah’ın kullarını irşad et!) diye memleketine gönderdi. Burada irşad faaliyetine devam eden bu talebe, bir gece teheccüd namazına kalkmak için uyandı; ancak titremekten yerinden kalkamadı, feci hasta oldu. Bir çeşit sıtma olan humma hastalığına yakalanmıştı. Şiddetli titriyordu. Doktor getirelim dediler. (Beni bu hastalık öldürür; yalnız ölmeden hocamı görmek istiyorum) dedi.

Hocasına haber verdiler ve şöyle dediler:
— Efendim, filan yerdeki halifeniz, talebeniz, çok ağır hasta, humma hastalığına tutuldu. Herhalde ölüm mukadder, mutlaka sizi görmek istiyor, hocamı görmeden ruhumu teslim etmek istemiyorum diyor. Duanıza muhtaç olduğunu bildiriyor.

Haberi alan hocası, (Peki, gidelim) dedi.

Hocası geldi, odaya girdi. Oradakilere dedi ki:
— Baş hasta, siz ayakların tedavisiyle uğraşıyorsunuz, baş gidiyor, siz ayakları kurtarmak için uğraşıyorsunuz. Bu vücut yarın, yarın değilse öbür gün mutlaka ölecektir; ama asıl bunun hastalığı var, o hastalık ancak ateşte temizlenecektir, ben ateşin yakacağı hastalığı düşünüyorum.

Yavaş yavaş, hastanın aklı başına geldi. Hocası dedi ki:
— Sorduklarıma tam cevap ver, doğru cevap ver!
— Peki, hocam, buyurun, diye cevap verdi.
— Teheccüd namazına niye kalkıyordun, neden bana sormadın? Neden benden izin almadın? Çünkü sebebi var. Sen her yerde, ben her gece teheccüde kalkıyorum diye kibirleniyordun. Söyle bakalım, doğru mu?
— Doğru efendim, o niyetle kılıyordum.
— Benim sana anlattıklarıma biraz da kendin ilave edip, herkesin senden bahsetmesini istedin. Sen büyüklerden değil, hep kendinden bahsettin. Neticede, kalbini de unuttun. Kalbini gurur ve kibir kapladı. Doğru mu?
— Hepsi doğru efendim.
— Peki, suçunu kabul ediyor musun?
— Kabul ettim efendim.
— Pişman mısın?
— Evet, çok pişmanım,
— Şimdi tevbe et bakalım!
— Tevbe ettim, affet beni yâ Rabbi!

Böyle dedikten sonra vefat etti. İhlâsla tevbe edeni Allahü teâlâ affeder. Bir âyet-i kerime meali:
(Kim günah işler veya kendine zulmeder, sonra pişman olup, mağfiret dilerse, Allah’ı çok affedici, çok merhametli bulur.)

 
Karesi dostum yine olayı hikmet ehline bağlamış. :D
 
Geri