Kâinatta tesadüfe yer yoktur

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
Kâinatta tesadüfe yer yoktur


Sual: Çok kimse, Tanrıdan, Cennetten, Cehennemden bahsediyor. Bugün bilim bunların hurafe olduğunu, bir yaratıcı olmadığını, her şeyin tesadüfen meydana geldiğini, ölünce herkesin toprak olacağını, kimsenin artık dirilemeyeceğini bildiriyor. Zamanla herkes ateist olacak, Tanrıya inanan kalmayacak. Niçin boşuna uğraşılır ki?
CEVAP
Her şeyin tesadüfen meydana geldiğini bilim değil, ateist söylüyor. Bilim ise aksini söylüyor. Bir ateist, bırakın bir karınca yaratmayı, bir buğday tanesi, bir arpa tanesi yapamadığı halde, muazzam bir varlık olan insanın kendiliğinden tesadüfen yaratıldığını söylemesi mi hurafe, yoksa gerçek olan mı hurafe? Güneş, ay, yıldızlar, kâinattaki varlıklar kendiliğinden mi oldu?

Milyonlarca mahlûk incelenirse, hiçbirinde tesadüfen olması mümkün olmayan, ne harikalar mevcuttur. Mesela, Güneş dünyamıza şimdiki yerinden daha yakın olsa idi, her şey yanar, hayat olmazdı. Tersi olup daha uzak olsaydı bu sefer de soğuktan hayat olmazdı.

Ebedi Cehennem azabına müstahak olmayı düşünmek, ne kadar ahmaklık olur. Peygamber efendimiz diyor ki:
(Ahir zamanda herkes dinsiz birer kâfir olacak, bir tek Müslüman kalmayacak. Ondan sonra kıyamet kâfirler üzerine kopacak. Kâfirler Cehennemde sonsuz azap çekecek, Müslümanlar da ebedi olarak Cennette yaşayacak.)

Hazret-i Ali, dirilmeye inanmayan bir ateiste diyor ki:
(Biz inanıyoruz. Diyelim ki, senin dediğin gibi tekrar dirilmek olmasaydı, inanıp ibadet etmekle bizim hiç zararımız olmazdı. Bizim inancımız doğru olduğu için, sen sonsuz olarak ateşte yanacaksın.)

Ateist ölünce, kendi inancına göre, yok olacak. İslamiyet’e göre ise, o Cehennemde sonsuz azap görecektir. İnanan da, sonsuz nimetler içinde yaşayacaktır. Aklı, bilgisi olan bir insan, bu ikisinden elbette, ikincisini seçer. Sonsuz azapta kalmak, bir ihtimal bile olsa, bunu hangi akıl kabul eder? Hâlbuki ahiret hayatı, bir ihtimal değil, apaçık bir gerçektir. Hangi şey tesadüfen yaratılmıştır ki? Kendiliğinden meydana gelmiş bir eser var mıdır? O halde aklı, ilmi olanın, Allah’a ve ahirete inanması gerekir.

Yılbaşı ve Noel
Sual:
Yılbaşı ve Noeli kutlamak caiz midir?
CEVAP
Yılbaşı ile Noel farklıdır. Noel, Hıristiyanların dini bayramıdır. Bunu kutlamak zaruretsiz caiz olmaz. Yeni yılın insanlık için, Müslümanlar için hayırlı olmasını dilemek veya (Yeni yılın kutlu olsun) diyene (seninki de kutlu olsun) demek ise, caizdir. Fakat, bu geceye farklı muamele etmemeli, her gece ne yapılıyorsa onları yapmalı. Mesela bu gece, evi çamla süslememeli, hindi kesip yememelidir. Hele mübarek bir geceymiş gibi mevlid okutmak, sohbetler düzenlemek hiç uygun olmaz.

Edebi gözetmek
Sual:
İmam-ı Rabbani hazretleri, (Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Allah’a kavuşamaz) buyuruyor. Burada Allah’a kavuşmak nedir?
CEVAP
Evliya olamaz demektir. Din büyüklerinin yolu baştan sona edeptir. Namazın sünnet ve edeplerinden birini gözetmek ve tenzihi bir mekruhtan sakınmak; zikirden, fikirden [tefekkürden] üstündür.
 
Sual: Bir ateist, (Bugün fen ve teknik çok ilerledi, gittikçe de ilerliyor, artık evrende görülen her şeyin kendi kendine tesadüfen meydana geldiği bilimsel olarak meydana çıkıyor. Bundan sonra tanrıya inanan kimse kalmayacaktır) diyor. Her şeyin tesadüfen olduğu bilimsel olarak nasıl meydana çıkıyor ki?

CEVAP

Bu tamamen uydurmadır, safsatadır. Zerre kadar aklı ve ilmi olan böyle konuşamaz. Aksine teknik ilerledikçe, kâinatın büyüklüğü ve muazzamlığı meydana çıkıyor, gerek insan vücudunda ve gerekse kâinatta tesadüflere yer olmadığı, her şeyin çok mükemmel yaratıldığı daha iyi anlaşılıyor. Teknik ilerledikçe, bunlar daha da iyi anlaşılacaktır. Hiçbir şey rastgele ve lüzumsuz değildir. Her şey hikmetle ve insanların faydası için yaratılmıştır. Ne insan vücudunda faydasız bir organ, ne de kâinatta faydasız bir madde vardır. Hepsi insanların hizmetine verilmiştir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:

(Görmüyor musunuz ki, Allah, yerdeki [su, taş, toprak, ot, ağaç, meyve, sebze, tahıl, hayvan, maden, ateş, hava, gaz, tuz, petrol gibi] her şeyi ve emri [suyun kaldırma kuvveti ve yer çekimi gibi kanunları] uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. İzni olmadıkça, gökleri [göklerdeki yıldızları, galaksileri, gezegenleri birbirleriyle çarpışmaktan ve] yer üzerine düşmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.) [Hac 65; Beydavi, Celaleyn, Medarik ve Razi tefsirleri]

Allahü teâlâ, (Yerdeki her şey) buyuruyor. Tefsir âlimleri, yerdeki her şeyin ne olduğunu açıklamışlar, su, taş, toprak, ot, ağaç, meyve, sebze, tahıl, hayvan, maden, ateş, hava, gaz, tuz, petrol gibi şeyler olduğunu bildirmişlerdir. Bunların insanlığa olan faydalarını herkes bilir. Kâinatta yaratılan hiçbir şey, biz neye yaradığını bilmesek bile, lüzumsuz değildir. İnsan vücudundaki organlar da böyledir. Hiçbir organımız lüzumsuz değildir.

Yer çekimi kuvvetini yaratmasaydı, suya kaldırma özelliği vermeseydi, balıklar, gemiler nasıl yüzecekti? Bunların faydaları da yine insanlar içindir. Fen adamlarının keşifleri, buluşları da böyledir. Allah bunları yaratıyor, insana akıl veriyor, fen adamı da buluyor, insanlığa faydası oluyor. Var olan şeyler bulunuyor, yoktan yaratılmıyor.

Güneş etrafında dönen gezegenler, güneşe ve dünyaya çarpsa, dünya diye bir şey kalmaz, her yer toz duman olur. Bütün gezegenleri birbirine çarptırmadan ve dünyamıza zarar vermeden döndüren muazzam kudreti inkâr etmek kadar büyük ahmaklık olur mu? Cenab-ı Hak, (Bunları sizin üzerinize düşürmüyoruz) buyuruyor. Bunlar kendiliğinden dönmüyor. Güneşin ısısı, ışığı asırlardır hiç eksilmeden devam ediyor. Belli bir yörüngede dönüyor. Dünyaya çok yakın olsa yanar kül oluruz. Dünyaya çok uzak olsa soğuktan ölürüz. Havadaki oksijen ve karbondioksit oranları güneşin sebep olduğu botanik olaylarla sabit kalmaktadır. Havadaki %21 oranındaki oksijen biraz yükselse her tarafı alevler sarar. %21 altına düşse bu defa da her tarafı buzlar kaplar. Karbondioksit çok yükselse insanlar zehirlenir. Bunlara tesadüf demek, ilme aykırı olduğu gibi, büyük bir akılsızlığın ürünüdür. Hiçbir ilim sahibi akıllı kimse, bu bilimsel gerçekleri inkâr edemez.
 
Geri