Kahder ve tevekkül

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
KAHDER VE TEVEKKÜL

Kader, Allah'ın ezelden ebede kadar meydana gelecek olayların zamanını, yerini ve niteliklerini önceden bilmesi ve takdir etmesidir. Allah’u Teâlâ, olmuş ve olacak her ne varsa onları önceden bilir, zamanı geldiğinde onlar da Allah'ın bilgi ve takdirine uygun olarak meydana gelir.

"Allah'a tevekkül ettim, alın yazım ne ise o başıma gelecektir" deyip çalışmamak, görevini ihmal etmek ve tehlikelere karşı tedbir almamak, bu yüzden başına bir felaket geldiğinde veya bir zarara uğradığında, bunu "alın yazısı" olarak ifade etmek yanlıştır.

Tevekkül ise insanın her işinde Allah'a güvenmesi ve O'na dayanmasıdır

Kur'an-ı Kerim'de: "Mü'minler, ancak o kimselerdir ki, Allah anılınca yürekleri ürperir, onlara Allah'ın ayetleri okununca, o âyetler onların imanlarını artırır ve onlar yalnız Rablerine dayanıp güvenirler.''(1) buyrularak müminler



niteliklerinden birinin de tevekkül olduğu bildirilmiştir.

Mü'min, kendisini yaratan, yaşatan, ölmeyen, sarsılmayan, sonsuz kudret ve güç sahibi olan Allah’a güvenmeli ve O'na bağlanmalıdır. Allah’tan başka her şey fanidir ve yok olacaktır, Allah ise bakidir.

Tevekkül, görevi Allah'a havale etmek değil, kulun kendisine düşeni yaptıktan sonra sonucu yani kararı Allah'a bırakması ve O’na güvenmesidir.

Bir hadisi şerifte Peygamberimiz(sav) şöyle buyurmuştur:

"Sizler Allah'a gereği gibi tevekkül etseydiniz (sabahleyin yuvasından) aç olarak gidip (akşamleyin) tok olarak dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı."(2)

Tevekkül, insanın kendisini ihmal etmesi ve çalışmayı bırakarak, "nasıl olsa Allah benim rızkımı verecektir'' demek, değildir.

Mevlana şöyle der:

Gel tevekkül et, çalışmak üzre hep

Önce tohum ek, sonra kıl Hak'tan talep!
 
Geri