Kadınlar taciz suçlarını neden bildirmiyor?

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması (TSMA) verilerine göre en düşük bildirme oranına sahip suçlardan ikisi cinsel taciz ve cinsel olmayan taciz oldu. Fidan Ataselim, “Kadınlar şikâyet süreçlerinde beyanının sorgulanacağını, kendisinin suçlanacağını, özel hayatının didik didik edileceğini ve korunmayacağını düşünüyor” dedi.

Kadınlar taciz suçlarını neden bildirmiyor?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yürüttüğü Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması’na göre, mağdurlar tarafından resmî bir kuruma en az bildirilen suçlardan ikisi cinsel taciz ve cinsel olmayan taciz oldu. Mağdurların cinsel taciz suçunu bildirme oranının yüzde 11, cinsel olmayan taciz suçunu bildirme oranının da yüzde 14,7 olduğu görüldü.


Kadınlar taciz suçlarını neden bildirmiyor?​

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim, TÜİK tarafından yayınlanan Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması’ndaki “cinsel taciz” ve “cinsel olmayan taciz” suçlarının “kadına yönelik şiddet” başlığı altında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ataselim, verilerde yer alan “saldırı ve yaralanma” suçuna ek olarak, “kadına yönelik fiziksel şiddet” suçunun ayrı bir kategoride belirtilmemesinin eksiklik olduğunu vurguladı.

TÜİK verilerindeki “taciz” suçlarının en az bildirilen suçlar olmasına şaşırmadığını ifade eden Ataselim, “Türkiye’de tacize ve şiddete uğrayan kişilerin karşılaştığı adli süreçler çok yıpratıcı, caydırıcı ve genellikle güvensiz işliyor” dedi.

“Kadınlar korunmayacağını düşünüyor”​

Özellikle kadınların, taciz suçlarını bildirmeleri halinde beyanlarının sorgulandığını ve suçlandıklarını belirten Ataselim, bu durumun mağdurlarda güvencesizliğe yol açtığını ekledi:

“Bir kişi tacize maruz kaldığında yalnızca failiyle değil; ailesiyle, yargısıyla, işyeriyle ve toplumsal baskıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor. O yüzden birçok kişi, özellikle kadınlar şikâyet süreçlerinde beyanının sorgulanacağını, kendisinin suçlanacağını, özel hayatının didik didik edileceğini ve korunmayacağını düşünüyor.”
Cinsel şiddete maruz kalanların bu konuda haksız olmadıklarını vurgulayan Ataselim, özellikle cinsel suçların bildirilmesinden sonra kişilerin ikincil travmalar ve mağduriyetler yaşadığını söyledi. Fidan Ataselim, taciz suçlarının bildirilme oranlarının az olmasını “kişisel bir çekince” olarak görmektense adalet sistemine duyulan güvencesizlik, cezasızlık politikaları ve toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.


Resmî kurumlara başvuru süreci​

Fidan Ataselim, taciz suçlarının görünür olmamasının az yaşandığı anlamına gelmediğini belirtti, “Birçok kişi, gündelik hayatında tacize maruz bırakılıyor. Ama vu suçları kanıtlayamayacaklarını düşündükleri için bildirmiyorlar. Bildirdikleri takdirde daha da büyük sorunlarla karşılaşabileceklerini düşünüyorlar” dedi.

Ekonomik özgürlük, yaş ve iş ilişkileri gibi kriterlerin de şikâyet etmeme konusunda etkili olduğunu ifade ede Ataselim şunları söyledi:

“Özellikle kadınlarda ekonomik özgürlüğünün olmaması, yaş, aile baskısı ve iş ilişkileri taciz suçunun bildirilmemesini etkileyen birer kriter oluyor. Failin unvanı, mesleği, mağdura kıyasla asimetrik güç sahibi olması gibi etkenler şikâyet mekanizmalarını mağdurlar açısından daha erişilmez hale getiriyor. Bizim verilerimize göre kadınlar, uzaklaştırma kararlarının uygulanmaması, kolluk kuvvetlerinin yeterli destek sunmaması, maddi zorluklar çekmeleri gibi etkenler nedeniyle de taciz suçlarını bildirmiyor. Faille aynı evde ya da işyerinde bulunmak, psikolojik şiddet, ısrarlı takip, cinsel taciz ve dijital taciz gibi alanlarda kadınların ‘Bu suç sayılır mı, kanıtlayabilir miyim, resmî bir kuruma suç başvurusunda bulunursam daha mı kötü olur?’ gibi sorularla hareket ettiğini gördük.”
Fidan Ataselim, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun başvuru hattına gelen çağrılarda, resmî istatistikler ile doğrudan örtüşmeyen noktaların ortaya çıktığını söyledi. İstatistiklere yansımayan süreçlerden bahseden Ataselim, “Kadınlar ve LGBTİ+ açısından mekanizmalara erişimde birçok engel olması, güvensizlik ve cezasızlık politikaları bütün mağdurların resmi mercilere başvurmalarını engelliyor” dedi.

“Toplumsal cinsiyet eşitliği esas alınmalı”​

Fidan Ataselim, yayınlanan raporda “kadına yönelik şiddet” kategorisinin yer almamasını eleştirdi. “Toplumsal cinsiyet eşitliği esas alınarak yapılan bir çalışma değil” diyen Ataselim, kadına yönelik şiddetin ayrı bir veri olarak alınmamasının mağdurların “güvenlik” hissiyatını azaltabileceğini söyledi.

Ataselim, araştırmaların toplumsal cinsiyet eşitliği esas alınarak yürütülmesi ve mağdurların resmi mercilere başvururken karşılaştıkları engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi:

“Failler nasıl olsa hiçbir şey olmaz diye hareket ediyor. Bu suça maruz bırakılanlar ise acaba başıma daha büyük bir sorun gelir mi diyerek hareket ediyor. Mağdurlar, bununla başa çıkabilir miyim diye düşünmek zorunda bırakılıyor. Bu işin acı yönü ama iyi olan şey bizim gibi bir kadın örgütünün olması, çeşitli hak temelli kuruluşların olması, mücadele örgütlerinin daha doğrusu olması. O yüzden asla yalnız yürümeyecekler demek istiyorum.”
 
Geri