Kadınlar Neden Terk Edemiyor

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Ev içi şiddete uğrayan kadınlara, hele de bir parça ekonomik bağımsızlıkları varsa ilk söylenen “e ayrılsın o zaman” olur. Sırça köşklerden çok kolaydır bunu söylemek. Madem cebinde paran var, ne kahrını çekiyorsun bu adamın, çek git. Kadınlar kolay kolay gidemez ve bu gidememenin taşları da yine toplumsal olarak inşa edilmiştir.

"Onu iyileştirebilirim."

Bir zamandır sosyal medyada dönen bir görsel var. Etrafına ateşler saçan bir canavar görseli, ilk karede yanına yaklaşılmıyor. Sonra ona aşamalı olarak yaklaşan ve sarılan bir kadın figürü var, sonunda ateşleri sönüyor canavarın. Bu görsel o kadar çok insan tarafından beğenilerek paylaşılmış ki. En çok kime hakaret bilmiyorum. O ateşlerde kimleri yakıyoruz, farkında mısınız?

Uzun yıllardır kadınlar bir rehabilitasyon merkezi olarak görülüyor. Sosyal hayata adapte olamadığı düşünülen erkekler “evlenince düzelir” umuduyla bir kadının sözüm ona “sevgi ve şefkatine” teslim ediliyor. Artık tüm yangınlar o kadının sorunu. Tam bu noktada yükseliyor “onu iyileştirebilirim” hissi, çünkü kadın yüzyılların ve evrenin bakım vereni.

"O aslında öyle biri değil."

Bir çok hikayede ikili karakterlere rastlıyoruz. Gündüz başka biri, gece başka biri. İçince başka biri, içmezken başka biri. Dışarıda başka biri, evde başka biri. Bu işte manipüle edilmenin en temel taşı. İnsanın aklıyla oynuyor. Hangisi gerçek hangisi değil? İyi olanın gerçek olduğuna inanmak istiyor insan. İçinde başka bir iyi de varsa eğer, o iyiye kalıcı olarak dönüşebilir sanıyor, iyileşebilir sanıyor. Bu umuda sarılıp devam ediyor. O aslında iyi biri ve bir noktada iyi haline dönecek. Sabret kızım.

"Unutmaya çalışmak daha kolay."

Şiddet döngüsü öyle bir hal ki hemen sonrasında balayı dönemi başlıyor. Şiddet faili sanki bir gece önce canavarlaşan kendisi değilmiş gibi pamuk yığınına dönüşüyor. Tatlı tatlı konuşuyor. Dün olanlar hiç yaşanmamış gibi davranıyor. Yaşandığını görmek, kabul etmek, göstermek, hesap sormak acı verici. Olmamış gibi davranmak daha kolay. Hazır olmamış gibi davranmak için tüm koşullar da hazırken, kendini buna kaptırmak daha kolay.

"Benim de hatam var."

Kadın, varoluşsal suçlu. Havva Ana’dan bu yana erkeğin yoldan çıkmasının yegane sorumlusu. Yine yapmıştır bir şey. Erkekliğine bir laf etmiştir mesela. Şikayetçi olmuştur koşullarından. Kadınlık görevlerini gereği gibi yerine getirmemiştir mesela. Mutlaka kışkırtacak bir şey yapmıştır işte. O aynı erkek, erkekliğine laf eden sözüm ona babası, patronu olsa kendini tutacak olan o erkek; karşısında bir kadın olunca kontrolden çıkıvermiştir, kendini tutamamıştır işte. Erkeğin de sinirliyken üstüne gitmemek gerekir zaten, neme lazım. Sadece ve münhasıran kadınlar karşısında kontrol edilemeyen bir öfke söz konusu çünkü.

"Gidecek yerim yok."

Para kazanabilmek bir yaşam inşa etmek için yeterli midir gerçekten? Kaçımız bekar/dul bir kadının yalnız yaşamasının güvenli ve kolay olduğunu iddia edebilir? Güvenli mahalle, güvenli semt. Çocuk bakımının maddi ve manevi yükü. Bunların karşılanması salt parayla ilgili değil.

İlişkiler karmaşık. Çocuk olduğu hanede yeterli ilgi ve şefkati görmemiş kimsenin, partner olduğu hanedeki ilişkisinden vazgeçmesi öyle kolay değil. Orada bir umut var çünkü. Bir sevgi umudu var. Evin hanımı olabilme, söz sahibi olabilme umudu var.

"Boşanmak hoş karşılanmaz."

Soyadı değişecek bir anda. Evladının soyadından farklı olacak soyadı. Medeni durumu ile ilgili bir mahrem bilgi böylece afişe olmuş olacak bir anda. Evli arkadaşlarının kimisi için bir tehdit haline gelecek. Ailece görüşmelere davet edilmelerde tereddüt edilen taraf olacak. Bu kararı “bağımsızlığına düşkün” olmak olarak yorumlanacak kimi çevrelerde, hoş karşılanmayacak. Kadın olmak yeterince zor bir etiket değilmiş gibi boşanmış bir kadın olma etiketini taşıyacak.

Jess Hill, Kadının Hiç Suçu Yok kitabında çukurdan bahsediyor. Kadınlar uzun süreli ve sistematik şiddete maruz kaldıkları hanelerde öyle bir manipülasyona uğruyorlar ki bir noktada gerçeklik algıları bulanıklaşıyor. Terk etmek kolay değil. Hele de böyle bir duygu durumundayken hiç değil. Kitabı okumanızı kalpten tavsiye ederim.
alıntı​
 
Kadınlar zor ayrılır, çünkü ayrıldıktan sonra üzerlerine binecek yük onları korkutuyor. Çocuk ta varsa sorumluluk katlanır. Erkekler evlenir ve çocuk yükünü yeni eşe aktarır. Sorumluluk insanı bağlar.

Ama kadınlar tek bir maaş ile bir aileyi geçindirebilecek kabiliyette. Bunu bir çok örnekte gördüm. Erkek ise yeni bir eş bulamazsa ortada kalır. Bu nedenle de her erkek hemen yeni bir arayışa girer.

Erkeklerin ayrılık sözüne karşı şiddete başvurmasının ardında belki bu aciziyet yatıyor olabilir. Bunu erkelere sormalı.( :) )
 
  • Ekonomik özgürlüğünün olmaması,
  • Gidecek yerinin olmaması,
  • Toplumda boşanmış kadınlara yaşatılan zorluklar,
  • Çocuklarını babasız büyütmek istememesi,
  • Zamanla karşı tarafın değişeceğine olan inancı,
Sevgilisi ise de genelde yalnız kalma korkusu ile çoğu zaman yolunda gitmeyen ilişkiyi bitiremiyorlar çünkü çoğu kadın, çocuk yaştan itibaren önce aileye sonra da erkeğe bağımlı olacak bir zihniyette yetiştiriliyor, yaşı ilerledikçe de başka türlüsünü hayal bile edemez hale geliyor.
 
Kadın yuvam dağılmasın diye terketmiyor direniyor. Çocuğu için sabrediyor çocuğun ergenlik süreci anne baba varken bile zor yalnız bu yükü kaldırmaktan korkuyor, sadece ekonomik nedenler değil çalışan kadın da ayrılmaya çok sıcak bakmıyor. Uğraşıyor didiniyor , toparlanır diye bekliyor bir yerden sonra olmayacağını anlayınca ancak bıçakla keser gibi kesiyor.

Kadın tamam sabırlı da kararını net almış gözünü karartmış kadını da kimse durduramaz. Şak diye adamı atar yani : )
 
0000000674789-1.jpg


Boş boş konuşmayın.
 
Senin şahsi görüşün nedir?

Daha ilkel, toplumsal hafızaya dayalı sebepleri olduğunu düşünüyorum.

Kadın egemen toplumlarda veya insanlık tarihinde dahi kadının tercihini tek eşlilikten yana kullandığı açıkça görülüyor.

Modern dünya bunun aksine eğilimleri erkekler üzerinde daha fazla yarattı, tıpkı erkeğin kadını koruma, saklama, sakınma eğilimlerini törpülediği gibi. Bazı adaptasyon sorunları her iki cinsiyet mensupları için de devam ediyor.
 
Daha ilkel, toplumsal hafızaya dayalı sebepleri olduğunu düşünüyorum.

Kadın egemen toplumlarda veya insanlık tarihinde dahi kadının tercihini tek eşlilikten yana kullandığı açıkça görülüyor.

Modern dünya bunun aksine eğilimleri erkekler üzerinde daha fazla yarattı, tıpkı erkeğin kadını koruma, saklama, sakınma eğilimlerini törpülediği gibi. Bazı adaptasyon sorunları her iki cinsiyet mensupları için de devam ediyor.
İlkel kabilelerde çok eşlilik yaygın ancak zamanla tek eşliliğe evrilme gerçekleşmiş. Günümüzde de çoğu kadının tercihi elbette tek eşlilik hatta tek bir erkeği sevip ömrünün sonuna kadar onunla devam edebilmek ancak erkeğin doğası buna pek imkan vermiyor ve eninde sonunda aldatıyor.
 
İlkel kabilelerde çok eşlilik yaygın ancak zamanla tek eşliliğe evrilme gerçekleşmiş. Günümüzde de çoğu kadının tercihi elbette tek eşlilik hatta tek bir erkeği sevip ömrünün sonuna kadar onunla devam edebilmek ancak erkeğin doğası buna pek imkan vermiyor ve eninde sonunda aldatıyor.

Nein. Es ist ein Fehler.

Detaylı bir akademik araştırma bunun aksini söylüyor. Çok eşlilik görülüyor fakat yaygın değil.
 
Nein. Es ist ein Fehler.

Detaylı bir akademik araştırma bunun aksini söylüyor. Çok eşlilik görülüyor fakat yaygın değil.
Hangi araştırma bilmiyorum ancak şu ana kadar hiç öyle bir araştırmaya denk gelmedim.
Üremeye odaklı insanlıkta, tek eşlilik öncelikle üremeyi azaltıyor oysaki çok eşlilik olan kabilelerde nüfus hızlı çoğalıyor. Doğada pek fazla tek eşlilik yok ancak insan türü ve özellikle dişiler zamanla tek eşliliği seçmişler.

***

Cambridge Üniversitesinden Dieter Lukas 2013 yılında gerçekleştirilen bir telekonferansta “Tek eşlilik bir problem” dedi. Dr. Lukas’ın muhabirlere de açıkladığı gibi, kendisinin yanı sıra başka biyologlar da tek eşliliği evrimsel bir muamma olarak görüyor.

Tüm memeli türlerin yüzde 9’unda, erkekler ve dişiler bir üreme döneminden daha uzun süreliğine ortak bir bölgeyi paylaşırlar. Bazı örneklerde bu bağ ömür boyu sürer. Bu, bilimsel açıdan bir problemdir. Çünkü teorik olarak erkek memeliler tek eşliliği bırakıp birçok dişi ile birlikte olurlarsa, daha fazla yavru sahibi olabilirler.

Dr. Lukas ve meslektaşı Tim Clutton-Brock 2013 yılında yaptıkları araştırmaya dayanarak, tek eşliliğin dişilerin geniş bir alana yayılmasıyla evrimleştiğini söylüyor. Çünkü bu durum, erkekler için bir yandan uzak yerlere gitmek, bir yandan da rakip erkekleri savuşturmak bakımından zorluk oluşturuyor.

Tek Eşlilik ve İnsan Evrimi: İnsan, Tek Eşli Bir Hayvan Türü mü? - Evrim Ağacı
 
Bilim insanları da bazen kasıtlı, bazen de beceri eksikliğinden saçmalar. Adam saçmalamış.
 
Hangi araştırma bilmiyorum ancak şu ana kadar hiç öyle bir araştırmaya denk gelmedim.
Üremeye odaklı insanlıkta, tek eşlilik öncelikle üremeyi azaltıyor oysaki çok eşlilik olan kabilelerde nüfus hızlı çoğalıyor. Doğada pek fazla tek eşlilik yok ancak insan türü ve özellikle dişiler zamanla tek eşliliği seçmişler.

***

Cambridge Üniversitesinden Dieter Lukas 2013 yılında gerçekleştirilen bir telekonferansta “Tek eşlilik bir problem” dedi. Dr. Lukas’ın muhabirlere de açıkladığı gibi, kendisinin yanı sıra başka biyologlar da tek eşliliği evrimsel bir muamma olarak görüyor.

Tüm memeli türlerin yüzde 9’unda, erkekler ve dişiler bir üreme döneminden daha uzun süreliğine ortak bir bölgeyi paylaşırlar. Bazı örneklerde bu bağ ömür boyu sürer. Bu, bilimsel açıdan bir problemdir. Çünkü teorik olarak erkek memeliler tek eşliliği bırakıp birçok dişi ile birlikte olurlarsa, daha fazla yavru sahibi olabilirler.

Dr. Lukas ve meslektaşı Tim Clutton-Brock 2013 yılında yaptıkları araştırmaya dayanarak, tek eşliliğin dişilerin geniş bir alana yayılmasıyla evrimleştiğini söylüyor. Çünkü bu durum, erkekler için bir yandan uzak yerlere gitmek, bir yandan da rakip erkekleri savuşturmak bakımından zorluk oluşturuyor.

Tek Eşlilik ve İnsan Evrimi: İnsan, Tek Eşli Bir Hayvan Türü mü? - Evrim Ağacı


Yazının devamını okusaydınız keşke.

Bu araştırmanın yayınlandığı gün, Londra Akademisinden (UCL) Kit Opie ve meslektaşları da tek eşliliğin daha fazla görüldüğü primatlarla ilgili benzer bir çalışma yayınladılar. Primat türlerin dörtte birinden fazlasında erkekle dişi bu tür bir bağ oluşturur. Londralı bu bilim insanları farklı bir sonuca ulaştılar: Yeni doğan yavruların öldürülme riski, erkekleri sadece tek dişiye bağlanmaya yönlendiriyor. Böylece dişiyi diğer erkeklerden koruyorlar.



Üremeyle ilgili durum aslında ifade edildiği gibi değil

Araştırmacıların bulgularına göre; daha küçük çok eşli toplumlar (bu toplum yapısının erken avcı toplayıcılık döneminde yaygın olduğu düşünülüyor), tek eşli toplum yapısına sahip küçük toplumlara göre daha çok ürüyorlar ayrıca yine çok eşli küçük avcı toplayıcı toplumlarda ortaya çıkan cinsel hastalık salgınları daha çabuk geçiyor. Fakat toplum büyüdükçe çok eşlilikten tek eşliliğe doğru bir kayma meydana geliyor. Eğer toplumda çok eşlilik yaygınsa cinsel yolla bulaşan hastalıklar çok daha yaygın görülüyor ve erkeklerin üreyebilme verimleri düşüyor. Bu sebeple tek eşliliğin yaygın olduğu toplumlar daha çok üreyebiliyorlar.

Sizin paylaştığınız yazıdan bir kesit daha:

Hatta kimi toplumlarda bir kadın birkaç erkekle birden evlenebilir. Ayrıca bazı kadınlar ve erkekler birisiyle evliyken, başka birisiyle yıllarca süren gizli beraberlikler yaşar. Bu da bir tür ikili tek eşliliktir.

Yani aslında tek eşlilik. O korunumaya ihtiyaç her daim var. Hayvan türlerinden bahsedilirken çok eşlilik vurgusu yapılmış fakat bu tüm yaşamları göz önüne alınarak kullanılan bir ifade. Üreme döneminde eğilim genellikle tek eşlilikten yana.

Sadece enerji yönünden zengin ve sürekli bir et teminiyle büyük beyinler ve onunla birlikte tüm bu zihinsel kapasiteyi geliştirebilirdik. İnsanlarda beyin boyutunun bu kadar artmasının nedeni tek eşlilik gibi görünüyor.

Çok eşlilerin geri zekalı olduğunu kanıtlamış olalım.
 
Bilim insanları da bazen kasıtlı, bazen de beceri eksikliğinden saçmalar. Adam saçmalamış.
Kadınların da çok eşli olabilme ihtimali oldukça ürkütücü geliyor değil mi?:) Kadın şayet tek eşliliği seçmek istemezse pekala çok eşli olabilir. Aynı anda birkaç erkeği idare etmekten bahsetmiyorum ancak yaşam boyu aynı erkeğe bağlı kalmamak ki günümüzde bu duruma çok fazla örnek var.
 
@Lefty

Bunları bir savunma olarak görmenizi istemem. Bir ömür düşünüldüğünde halihazırda çok eşli durumundayım.
 
Yazının devamını okusaydınız keşke.
Üremeyle ilgili durum aslında ifade edildiği gibi değil
Sizin paylaştığınız yazıdan bir kesit daha:
Yani aslında tek eşlilik. O korunumaya ihtiyaç her daim var. Hayvan türlerinden bahsedilirken çok eşlilik vurgusu yapılmış fakat bu tüm yaşamları göz önüne alınarak kullanılan bir ifade. Üreme döneminde eğilim genellikle tek eşlilikten yana.
Çok eşlilerin geri zekalı olduğunu kanıtlamış olalım.
Yazıyı okumadan paylaştığımı düşünmen ilginç.
Nüfus arttıkça tek eşlilik seçimi yapılmasını ilk baştan söyledim ve sebepleri bulaşıcı hastalık da olabilir, çocuk açısından da...
Tek eşliliği dişiler seçiyor ama erkek halen çok eşli eğilimde ve bunu geri zekalılık olarak niteleyemeyiz..
"Coolidge effect" sorununu nasıl aşacaksın?
 
Son düzenleme:
Yazıyı okumadan paylaştığımı düşünmen ilginç.
Nüfus arttıkça tek eşlilik seçimi yapılmasını ilk baştan söyledim ve sebepleri bulaşıcı hastalık da olabilir, çocuk açısından da...
Tek eşliliği dişiler seçiyor ama erkek halen çok eşli eğilimde ve sen bunu geri zekalılık olarak niteleyemeyiz..
"Coolidge effect" sorununu nasıl aşacaksın?

Nüfus arttıkça tek eşlilik seçimi yapıldığına dair bir ifadeniz yok. "Zamanla" yazmışsınız sadece.

İlkel toplumlar sayıca çoğaldıkça bunu görmüşler. Yazıda ifade edilen bu. Paylaştığınız yazıda bunun karar verilemeyen bir konu olduğu, iki farklı görüşe yer verildiği de ifade ediliyor. O yüzden öyle düşündüm.

Okumuş olabilirsiniz. Kusura bakmayın.

"Coolidge effect" insan için her konuda söz konusu. Cinselliğe veya üremeye özgü bir şey değil. Yeni olan heyecanlıdır.

Çok hızlı bir değişim veya yenilenme söz konusu olmadığı sürece eskinin bir hikayesi kalmıyor. Eşyalar, evcil hayvanlar, hatta çocuklar için bile geçerli. Küçük çocuklar büyük kardeşlerden daha fazla ilgi ve sevgi görür.
 
Evet, anlıyorum. Sonuçta çoğu insan çok eşli fakat kabullenmesi zor geliyor.

Zor gelenlere anlatmaya çalışabilirsiniz. Ben en sağlıklısının "evvel refik, bade'l tarik" olduğunu düşünüyorum.

Ayrılık kimse için kolay değil. Bence bunu en ilkelinden en modernine her halimizle kabul etmeliyiz.

Ebeveyn ayrılığının çocuklar üzerindeki etkisine ayrıca girmek gerek.
 
Kadınların da çok eşli olabilme ihtimali oldukça ürkütücü geliyor değil mi?:) Kadın şayet tek eşliliği seçmek istemezse pekala çok eşli olabilir. Aynı anda birkaç erkeği idare etmekten bahsetmiyorum ancak yaşam boyu aynı erkeğe bağlı kalmamak ki günümüzde bu duruma çok fazla örnek var.
Bu bir istek meselesi değil. Bir ömür dediğin toplam 70 yıl. İlk 10 yıl çocukluk dönemi, sonraki 10 yıl mesleğe yönelik eğitim, sonraki 20 yıl Aile hayatı ve sonraki 20 yıl'da yaşlılıkla geçer. Son 10 yıl ölümü beklemekle geçer.

Eş seçiminde de ilk dönem yanılgılarla geçse, sonrasında ortak bir yaşam başlar ve bunu terk etmek her seferinde yüksek maliyetli olacağından, akıllı insanlar yeni maceralara girmez.

Zaten istesen bile, belli bir yaştan sonra birini bulmak zor. Zaten herkesin bir eşi var. Aradığın kişinin senin için kendi yuvasını bozmasını bekleyemezsin. Yada senin bir birlikteliğin varken bir başkasının sana ilgi duymasını bekleyemezsin.

Ortada kalma riski çok büyük.

60'lı yıllarda Amerika'da böyle deneyler yapılmış. Flower Power dönemi. Ortak büyük bir Aile denemesi şeklinde yürütülmüş deneyler. Çocuklar ortak, mal ve mülk ortak. Başarılı bir sonuç elde edememişler. Ondan önce Nazi Almanya'sında da farklı toplumsal deneyler yapılmış. Meselâ Führer'e bir çocuk armağan edelim deneyi. Sonuç: çocuklar hepsi salak olmuş. Üstün Alman ırkı yerine salak Almanlar doğmuş.
 
Geri