Kadınlar muayyen günlerinde iken

Konu sahibi son olarak 2792 gün önce görüldü
Kadınlar muayyen günlerinde iken

Sual: Ramazanda bir kadının muayyen hâli zuhur ederse, yiyip içebilir mi? Muayyen hâli sona erince, yiyip içmesi günah olur mu?
CEVAP
Ramazanda imsak vaktinden sonra, hayzı kesilse, o gün oruçlu gibi durur. İmsak vaktinden sonra hayz gören, o gün gizli yiyip içer. Her iki durumda da o günkü orucunu sonra kaza eder. Vakit içinde, namaz kılmadan önce, hayz gören, o vaktin namazını kaza etmez.

İmsak vaktinden önce kan kesilse, sabah namazı vaktine, yalnız gusledip elbisesini giyecek kadar zaman olur da, Allahü ekber diyecek kadar fazla zaman kalmazsa, o günün orucunu tutar. Fakat, yatsıyı kaza etmesi lazım olmaz. Tekbiri söyleyecek kadar da zaman olursa, yatsıyı kaza etmesi de lazım olur. İftardan önce hayz başlarsa, orucu bozulur. Ramazandan sonra kaza eder. Namaz içinde hayz başlarsa, namazı bozulur.

Sual: Bir kadın akşamdan yarınki oruca niyet etse, yarın hayzı başlasa o gün oruç tutacak mı?
CEVAP
Hayz başlayınca oruç bozulmuş olur, yer içer. Ancak oruçluların gözü önünde yememelidir!

Sual: Kadın geceden niyet ettiği orucu öğleyin bozsa, öğleden sonra da âdet görse, kaza mı gerekir?
CEVAP
Âdet olmasa idi kefaret gerekirdi. Âdet olduğu için kaza gerekir. Bir kimse de orucunu bozsa, sonra oruç tutamayacak kadar hastalansa yine kaza gerekir.

Sual: Hayzlının, Ramazanda oruç tutması caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Sual: Orucun aksamaması için hayzı ilaçla geciktirmek caiz mi?
CEVAP
Caizdir.

Sual: Âdeti 13 ve 15 olan Maliki’yi taklit eden kadın onuncu günden sonra Ramazan orucunu tutabilir mi?
CEVAP
Evet tutması gerekir. On günden sonra değil esas âdeti kaç ise o günden sonra oruç tutmak gerekir. Hanefi’ye göre âdeti bitmiş oluyor gusledip oruçları tutar. Gusletmese de oruçlar yine sahih olur, fakat gusüllü tutmak elbette iyi olur. Maliki’ye göre de kan kesilince de yani 15 gün bitince gusletmesi gerekir.

Sual: Kaza orucu tuttuğum gün, âdetim başladı. Âdetim bittiğinde, yarıda kalan orucum yüzünden ayrıca bir gün daha mı tutacağım?
CEVAP
Ayrıca oruç tutmazsınız. Kaza orucunuz yarıda kalmıştır. Onu yeniden tutarsınız.

Mâlikî ve oruç
Sual: Mâlikî’yi taklit eden kadının, âdeti 10 gün iken, bundan sonra hep 11-15 gün arasında olursa, yani 10 günü aşarsa, 10 günden sonra hayzı devam ederken oruç tutması gerekir mi?
CEVAP
10. günden önce hayızdan kesilmiş olabilir veya öncekiler özür olup Hanefî’ye göre hayzı, 10. günden sonra yeni başlamış da olabilir. Oruçta Mâlikî taklit edilmediği için, Hanefî’ye göre hayzlı olmadığı günlerde orucunu tutar.
 
KADINLARIN AY HALİNDE İBADETLERİ KONUSU

Değerli arkadaşlarım, Diyanet sitesinde gezinirken okuduğum bir konuyu sizlerle konuşmak, tartışmak ve Kur’an ile karşılaştırıp, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce sizlere Kur’an dan bazı ayetler hatırlatmak istiyorum.

İsra 89: Yemin olsun, biz bu Kuran'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.

Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.

Araf 52: Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o.

Yukarıdaki ayetlere benzer birçok ayetler vardır. Sizlere sormak isterim, acaba bu ayetlerden sizler, bizlerin iman adına yapmamız gereken, sorumlu olduğumuz her şeyin KUR’AN DA olmadığını mı anladınız? Elbette hayır.

Aslında Allah çok açık bir şeyler söylüyor bizlere ve diyor ki, sizin rehberiniz Kur’an dır. Bu rehberde de sizleri ilgilendiren her konu, apaçık yazılmıştır.
Şimdide konumuzla ilgili ayete bakalım.

Bakara 222: Sana âdet halini de sorarlar. De ki: "O, insana rahatsızlık veren bir haldir. Hayızlı(regli)oldukları sırada kadınlardan uzak durun ve onlar TEMİZLENİNCEYE KADARkendilerine yaklaşmayın. İyice temizlendiklerinde, Allah'ın emrettiği yerden onlara gidin." Şu bir gerçek ki Allah, çok tövbe edenleri sever, iyice temizlenenleri de sever.

Kur’an da kadınların, adet halinden bahsettiği tek ayet bu ayettir. Burada da dikkat ederseniz, bu durumun kadına rahatsızlık veren bir hal olduğu, bu durumda kadınla cinsel birleşme yapmayın, bu durum bitip temizlendiğinde birleşebilirsiniz diye açıklama yapıyor ve böylece kadınları korumaya alıyor.

Dikkat ederseniz, kadın bu halindeyken asla ibadet edemez, ya da oruç tutamaz demiyor. Her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle verdim ki anlayasınız diyen Rabbimiz, böyle bir yasağı olsa söylemez miydi sizce? Elbette söylerdi.

Şimdide şöyle düşünelim, bu haldeyken kadına yaklaşmayın diye çok ince bir ayrıntıyı dahi veren Allah, kadının bu haldeyken oruç tutmamasını, ibadet etmemesini isteseydi, açıkça yazmaz mıydı? Yorum ve karar sizlerin, bir karar verirken Kur’an ı bir bütün olarak düşünmeliyiz, bunu da unutmayalım.

Şunuda söylemek isterim, kadına regli halindeyken rahatsızlık veriyorsa ve bundan dolayı oruç tutamayacak durumdaysa, elbette hasta olduğumuzda yaptığımız gibi, o gün oruç tutmayabilir. Bu bir ruhsatdır, kolaylıktır. Daha sonra tutar. Ama kadının bu hali, her kadında aynı rahatsızlık yaratmaz, onun için isteyen kadın bu halinde orucunu rahatlıkla tutabilir, namazını kılabilir, çünkü Allah ın bir yasağı yoktur. Her işini bu halindeyken yapabilen kadın, neden bu halindeyken, Allah ın huzuruna durup, ona şükürlerini sunmak adına namaz kılamasın?

Şimdide bu konuda, Diyanetin sitesinden aldığım bir bölümü sizlerle paylaşıp, bu sözlerin üzerinde konuşalım.

Kadınlar için ilâve şart ise, onların hayız veya nifas durumunda olmamalarıdır. Peygamberimizin hanımlarından gelen bütün rivayetler, onların aybaşı hallerinde namaz kılmadıkları ve oruç tutmadıkları yönündedir.

Daha önce namaz bahsinde ve bu bölümün başında da belirtildiği gibi hayız veya nifas halinde bulunan kadının oruç tutması haram olduğu gibi, tutacağı oruç da geçerli olmaz. Kadınlar bu durumları sebebiyle tutamadıkları oruçları, daha sonra istedikleri bir zamanda kaza edebilirler.

Cünüplük, hayız ve nifastan farklıdır. Çünkü cünüplüğün gerçekleşmesi ihtiyarî olduğu gibi, gusletmek suretiyle cünüplükten temizlenmek de mümkündür. Bu bakımdan cünüplük oruca başlamaya engel görülmemiştir. Bununla birlikte mümkün olan en kısa zamanda cünüplükten temizlenmek gerekir.

Şimdide yukarıdaki yazılanlara bakalım ve Kur’an dan aldığımız bilgilerle karşılaştıralım. Dikkat ederseniz kadınların bu hallerindeyken oruç tutamaması ve ibadet edememesini, hangi bilgilerden aldığı kaynaklara dayandırıyor.

(Peygamberimizin hanımlarından gelen bütün rivayetler, onların aybaşı hallerinde namaz kılmadıkları ve oruç tutmadıkları yönündedir.)

Değerli din kardeşlerim, gördüğünüz gibi Kur’an da asla böyle bir emir, hüküm bulunamadığı için yasakların, haramlaştırılanın kaynağını ibretle gördünmüz mü? Peygamberimizin eşlerinden gelen RİVAYETLERE dayanılarak, kadınlarımız bu haldeyken oruç tutamıyor ve ibadet edemiyor. Ne dersiniz yazının başında sizlere hatırlattığım ayetlere uyuyor mu? İşte bizler inancımızı, böyle bilgilerle yaşıyoruz.

Diyanetin yazısına dikkat ettiyseniz, cünüplük ile Hayızlı hali karşılaştırıyor ve bakın ne kadar ilginç bir sonuç çıkarıyor.

(Cünüplük, hayız ve nifastan farklıdır. Çünkü cünüplüğün gerçekleşmesi ihtiyarî olduğu gibi, gusletmek suretiyle cünüplükten temizlenmek de mümkündür. Bu bakımdan cünüplük oruca başlamaya engel görülmemiştir. Bununla birlikte mümkün olan en kısa zamanda cünüplükten temizlenmek gerekir.)

Lütfen dikkat edin, cünüplük hali insanın kendi eliyle ya da düşüncesiyle oluşan bir durumdur. Bu durum oruca başlama ya engel görülmediği halde, kadının kendi elinde olmayan bu hali, Rabbin verdiği kadının cinsiyetiyle ilgili bir durumundan oluşan ay hali durumunu, oruca engel nasıl görebiliyorlar.

Tam bu esnada size birkaç ayet daha hatırlatmak istiyorum, konunun daha iyi anlaşılabilmesi için.

Araf Suresi 3. (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

Araf 185: Göklerin ve yerin melekûtuna, Allah'ın yarattığı herhangi bir şeye bakmadılar mı; ecellerinin gerçekten yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? Peki, bu Kuran'dan sonra hangi söze iman ediyorlar.

Ankebut 51: Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

Bizler bu ayetlere iman ettiğimizi söylüyoruz ama ne yazık ki hayata geçirmeye geldiğinde, tam tersini yapıyor, Allah katından indirilene değil, batıl, rivayet ve bilgileri örnek gösteriyor ve hayatımıza geçiriyoruz. Sizce allah aşağıdaki hükmünü verdikten sonra, Kur2anda açıkça verilmemiş bir hükümden sorumlu tutar mı bizleri.

Zühruf 44: Doğrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür VE SİZ ONDAN SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ.

Elbette sorumlu tutmaz. Ama gözler perdeli gönüller taş kesmiş ise, ne söylerseniz söyleyin anlamayacaklardır.

Allah bu kadar açık ve net ayetlerini bizlere göndermesine rağmen, Kur’an ın hiçbir yerinde, kadın regli halinde oruç tutamaz, ibadet edemez diye hüküm vermediği halde, günümüzde bu yasağın konuşuna sebep ne olabilir? Gelin şimdi ona bakalım. Bakalım da Yahudi fitnesi, içimize nasıl sokmuş kendi batıl inançlarını iyice anlayalım.

BÖLÜM 12

Lev.12: 1 RAB Musa'ya şöyle dedi:

Lev.12: 2 "İsrail halkına de ki, 'Bir kadın hamile kalıp erkek çocuk doğurursa, ÂDET GÖRDÜĞÜ GÜNLERDE OLDUĞU GİBİ YEDİ GÜN KİRLİ SAYILACAKTIR.

Lev.12: 4 Kadın kanamasından paklanmak için otuz üç gün bekleyecek. Pak sayılması için geçmesi gereken bu günler doluncaya dek kutsal bir şeye dokunmayacak, tapınağa girmeyecek.

Lev.12: 5 Ancak, kız çocuk doğurursa, âdet gördüğü günler gibi iki hafta kirli sayılacaktır. Kanamasından paklanmak için altmış altı gün bekleyecektir…………..

Yukarıdaki bölümleri, bugün Yahudilerin ellerinde bulunan, Tevrat tan alıntı yaparak yazdım. Ne kadar açık ve net yazıyor, bu haldeki kadınlar kirli sayılacaktır diyor, daha çok vardı ben kısalttım.

Peki, hesaba çekileceğimiz, sorumlu olacağımız Kur’an da, neden tek bir kelime bile yok diye, neden sormuyoruz bizlere tüm bunları anlatanlara? Yorum sizlerin. İçimize sokulan hurafelerin artık din olmadığının farkına varalım, daha ne kadar ömrümüzün kaldığını bilemiyoruz. Hesap günü keşke Kur’an ı anlayarak okusaydım da, hurafelere inanmasaydım diyerek, dövünmenin hiçbir faydası olmayacak. Elimizdeki apaçık Kur’an ı bir kenara bırakmış, Yahudilerin içimize kendi inançlarını soktuğu düşüncelere iman ediyoruz.

Yahudileşmiş bir itikatla, Rabbin huzuruna çıkmaktan, yine Rabbim e sığınırım.

Amacım, bizlere din diye dayattıkları hurafeleri, sorgulayan bir toplum olabilme adınadır. Hakkın içine batıl karıştırırsak, hakkında güzelliğinden faydalanamayız. Onun içindir ki Yaradan, sakın hakka batıl karıştırmayın diye uyarır bizleri.

Rabbim bizlere bir şans daha ver ve başta Türk toplumu ve İslam âleminin gönül gözlerini aç. Gözlerindeki kalın perdeyi kaldır da, Kur’an gerçeklerini görelim. Kur’an ayetlerine karşı kör ve sağır olmaktan, ne olursun kurtar bizleri.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
Kur’anda her şey açık değildir

Sual: Hadisler olmadan Kur’anla amel edebilir miyiz?
CEVAP
Hadis-i şerifler olmadan Kur’an-ı kerimle amel etmek mümkün olmadığı gibi, mezhepler olmadan da hadis-i şeriflerle amel etmemiz mümkün olmaz. İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:
İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder:
Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (Radıyallahü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki:
— Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz.

İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki:
— Sen Kur’anı okudun mu?
— Evet.

— Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekât olduğuna rastladın mı?
— Hayır.

— Peki, bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekât düştüğüne rastladın mı?
— Hayır.

— Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac sûresinde (Eski evi [Kâbe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kâbe’yi yedi defa tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı?
— Hayır.

— Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı?
(Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7]

Hazret-i İmran daha sonra buyurur ki:
Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır. (Mizan-ül-kübra)

Kur’ana göre ibadet
Sual: (Namaz, zekât ve oruç gibi ibadetleri, “uyduruk din”e yani hadislere veya mezheplere göre değil Kur’ana göre yerine getirmelidir) diyenler oluyor. Hadisler ve mezhepler Kur’ana aykırı mıdır?
CEVAP
Mezhepsizler, (İslam’a göre ibadet edelim) diyorlardı. Bunlar da, (Kur’ana göre ibadet edelim) dediklerine göre, mezhepsizlerin başka kolu oluyor. Bu kasıtlı bir reform ve çok cahilce bir tekliftir. (Ülkeyi kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere göre değil, sadece Anayasaya göre idare etmeli) demekten daha yanlıştır. Her şey Anayasa’da olmaz, Anayasa kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerimde namazın farzlarını, namazı bozan şeyleri, namazın rekâtlarını bile bulamayız. Zekâtın farzını, kaçta kaç verileceğini, uşrun ne oranda verileceğini, Kur’an-ı kerimde bulamayız. Namazın, zekâtın, orucun farzlarını, orucu bozanları Kur’an-ı kerimde bulamayız. Bunları Peygamber efendimiz bildirmiştir. Peygamber efendimizin bildirdiklerini de, mezhep imamlarımız açıklamıştır. Onun için namaz, oruç ve zekât gibi ibadetler ancak mezheplere göre uygulanır. Kur’an-ı kerime hatta hadis-i şeriflerden kendi anladığımıza göre bile uygulayamayız.

Resulullah efendimizin bildirdiklerine ve mezheplere uyduruk din denmesi de, çok çirkin bir iftiradır. Kur’an-ı kerimde, (Resulüme uyun) buyuruluyor. Resulullah’a uymamak Kur’an-ı kerime yani Allahü teâlâya uymamak olur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Bazı kibirli kişiler çıkacak, “Allah Kur’anda bildirilenden başka bir şeyi haram kılmadı” diyecek. Yemin ederim ki, benim emrettiğim, yasakladığım, koyduğum hükümler de vardır. Bunların sayısı Kur’andaki hükümlerden daha çoktur.) [Ebu Davud]

(Kur’andan başka delil kabul etmem diyenler çıkacaktır.) [Ebu Davud]

(Hadisi bırak, Kur’ana bak diyerek bana inanmayanlar çıkacaktır.) [Ebu Ya’la]

(Yalnız Kur’andaki helal ve haramı kabul ederim diyenler çıkacaktır. İyi bilin ki, Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi, Darimi]

(Cebrail aleyhisselam, Kur’an gibi, açıklaması olan sünneti de getirdi.) [Darimi]

(Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed]

İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:
(Bize yalnız Kur’andan söyle) diyen birine, İmran bin Husayn hazretleri, (Ey ahmak! Mesela Kur’anda, namazların kaç rekât olduğunu bulabilir misin?) buyurdu. Hazret-i Ömer de, (Farzların seferde kaç rekât kılındığını Kur’anda bulamadık) diyene, (Allahü teâlâ bize Resulullah’ı gönderdi. Kur’anda bulamadığımızı Ondan gördüğümüz gibi yaparız. O, seferde 4 rekâtlı farzları 2 kılardı) buyurdu. (Mizan-ül-kübra)
 
Geri