Aleyna1
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 13, 2014
-
- Mesajlar
- 5,966
-
- Tepkime puanı
- 212
-
- Puanları
- 318
Peki nasıl oluyor da başlangıçta erkeklerden en azından analitik zeka konusunda üstün olan cinsiyet, ilerleyen çağlarda analitik zekayla birebir ilişkili olan bilim, matematik, teknoloji ve eğitim alanlarında erkeklerden geriye düşüyor?
İşte bu görselde, bu konunun zamansal gelişimine kısa bir bakış atacağız.
Aslında cinsiyetlerin zekasını birbiriyle karşılaştırmak ilk etapta kulağa çok doğru gelmeyebilir. Çünkü IQ testleri sadece tek tip zekayı (analitik zekayı) ölçtüğü gibi, o zekayı ölçmek konusunda da ne kadar başarılı olduğu konusunda yoğun tartışmalar devam ediyor. Fakat dişi ve erkek beyinleri arasındaki çalışma ve nitelik farklılıklarını anlayabilirsek, geleceği daha sağlam temellere dayalı bir şekilde inşa edebiliriz. Ne var ki günümüz toplumları halen ilkel ataerkil yapılanmaya saplanıp kalmış gibi gözüküyor: "Ne olursa olsun erkek üstündür, egemendir." anlayışı sadece Türkiye gibi gelişmemiş 3. dünya ülkelerinde değil, aynı zamanda birçok Avrupa ve Amerika kıta ülkelerinde de egemen olan görüş. Dişileri "sus"turmak, dişileri ezmek, dişileri görmezden gelmek, ikinci sınıf vatandaş saymak ve daha nicesi, halen süregelen ayıplar...
Son olarak şunu belirtelim: "cinsiyet boşluğu" (gender gap) denen bu konu, eğitim bilimlerinde ve diğer bilimsel araştırma dallarında son derece kapsamlı olarak analiz edilen, arkaplanında yatan nedenler üzerinde araştırmaların sürdüğü, oldukça derin bir konudur. Dolayısıyla dişi-erkek arasındaki fark; psikoloji, sosyoloji, politika, biyoloji ve hatta kimi durumda tarih ve antropoloji gibi geçmişe yönelik bilimlerden gelen veriler analiz edilmeksizin tam olarak anlaşılamaz.
İşte bu görselde, bu konunun zamansal gelişimine kısa bir bakış atacağız.
Aslında cinsiyetlerin zekasını birbiriyle karşılaştırmak ilk etapta kulağa çok doğru gelmeyebilir. Çünkü IQ testleri sadece tek tip zekayı (analitik zekayı) ölçtüğü gibi, o zekayı ölçmek konusunda da ne kadar başarılı olduğu konusunda yoğun tartışmalar devam ediyor. Fakat dişi ve erkek beyinleri arasındaki çalışma ve nitelik farklılıklarını anlayabilirsek, geleceği daha sağlam temellere dayalı bir şekilde inşa edebiliriz. Ne var ki günümüz toplumları halen ilkel ataerkil yapılanmaya saplanıp kalmış gibi gözüküyor: "Ne olursa olsun erkek üstündür, egemendir." anlayışı sadece Türkiye gibi gelişmemiş 3. dünya ülkelerinde değil, aynı zamanda birçok Avrupa ve Amerika kıta ülkelerinde de egemen olan görüş. Dişileri "sus"turmak, dişileri ezmek, dişileri görmezden gelmek, ikinci sınıf vatandaş saymak ve daha nicesi, halen süregelen ayıplar...
Son olarak şunu belirtelim: "cinsiyet boşluğu" (gender gap) denen bu konu, eğitim bilimlerinde ve diğer bilimsel araştırma dallarında son derece kapsamlı olarak analiz edilen, arkaplanında yatan nedenler üzerinde araştırmaların sürdüğü, oldukça derin bir konudur. Dolayısıyla dişi-erkek arasındaki fark; psikoloji, sosyoloji, politika, biyoloji ve hatta kimi durumda tarih ve antropoloji gibi geçmişe yönelik bilimlerden gelen veriler analiz edilmeksizin tam olarak anlaşılamaz.