Ataerkil toplum yapısının bir sonucu olarak, genelde toplumumuzda kadın hep 2. sınıf insan muamelesi görmektedir. İnsanlar arasında yaygın olarak bilinen ”Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmemeli” lafı bile durumun vehametini ortaya koymaktadır.
Kadına şiddetten, sadece fiziksel şiddet anlaşılmamalıdır. Fiziksel şiddetin yanında psikolojik şiddet, taciz bunlar da kadına karşı şiddetin bir başka tezahürüdür. Ülkemizde çoğu kadın; erkek baskısı ve şiddeti yüzünden kendi kararlarını bile veremez konumdalar.
Bu ülkede kadınlar aileleri tarafından özellikle de baba unsurunca zorla evliliklere maruz kalmakta, eğitim hakkı engellenmekte, istediği gibi hareket edebilme özgürlüklerine duvar örülmektedir. Kadının kendi kararlarını alabilmesine engel olabilmek için de kadın, ya şiddetle ya da ölümle tehdit edilmekte ve sindirilmeye çalışılmaktadır.
Bunu yapan da hep baba, erkek kardeş veya eş sıfatındaki kişilerdir. Bu öyle sığ bir zihniyettir ki, bu zihniyete sahip kişiler sırf erkek olduğu için kendisini kadından üstün görmekte, kadının hayatı üzerinde kendi hükmünün geçeceği kanısına varmaktadırlar.
Kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerinin artık ciddi boyutlarda ele alınması ve bu durumun olumlu yönde aşılması için daha ağır yaptırımlar uygulanması gerekir.
Bunun yanında özellikle TV dizilerinde kadına karşı şiddet ve cinsel istismarın bu kadar yaygın olarak işlenmesi, bu durumu insanların gözünde normalleştirmekte ve artık insanlar bu konulara karşı duyarsızlaştırılmaktadır.Ve bu konuların işleniş biçimi dolayısıyla kadının aciz insanlar olarak gösterilmesi son derece yanlıştır.
Bu nedenle TV kanallarında bu tür görüntülerin daha az gösterilmesi, kadını yücelten görüntülerin daha fazla yer alması bu olumsuzlukları bir nebze de olsa engelleyecektir.
Sonuç olarak hayata renk katan, hayatın her alanında emeği olan kadınlara hak ettiği değer verilmelidir...
Alıntıdır: Neuroformat
Kadına şiddetten, sadece fiziksel şiddet anlaşılmamalıdır. Fiziksel şiddetin yanında psikolojik şiddet, taciz bunlar da kadına karşı şiddetin bir başka tezahürüdür. Ülkemizde çoğu kadın; erkek baskısı ve şiddeti yüzünden kendi kararlarını bile veremez konumdalar.
Bu ülkede kadınlar aileleri tarafından özellikle de baba unsurunca zorla evliliklere maruz kalmakta, eğitim hakkı engellenmekte, istediği gibi hareket edebilme özgürlüklerine duvar örülmektedir. Kadının kendi kararlarını alabilmesine engel olabilmek için de kadın, ya şiddetle ya da ölümle tehdit edilmekte ve sindirilmeye çalışılmaktadır.
Bunu yapan da hep baba, erkek kardeş veya eş sıfatındaki kişilerdir. Bu öyle sığ bir zihniyettir ki, bu zihniyete sahip kişiler sırf erkek olduğu için kendisini kadından üstün görmekte, kadının hayatı üzerinde kendi hükmünün geçeceği kanısına varmaktadırlar.
Kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerinin artık ciddi boyutlarda ele alınması ve bu durumun olumlu yönde aşılması için daha ağır yaptırımlar uygulanması gerekir.
Bunun yanında özellikle TV dizilerinde kadına karşı şiddet ve cinsel istismarın bu kadar yaygın olarak işlenmesi, bu durumu insanların gözünde normalleştirmekte ve artık insanlar bu konulara karşı duyarsızlaştırılmaktadır.Ve bu konuların işleniş biçimi dolayısıyla kadının aciz insanlar olarak gösterilmesi son derece yanlıştır.
Bu nedenle TV kanallarında bu tür görüntülerin daha az gösterilmesi, kadını yücelten görüntülerin daha fazla yer alması bu olumsuzlukları bir nebze de olsa engelleyecektir.
Sonuç olarak hayata renk katan, hayatın her alanında emeği olan kadınlara hak ettiği değer verilmelidir...
Alıntıdır: Neuroformat