Kadın Olmanın Dayanılmaz Ağırlıgı

  • Kullanıcı VERA
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kadınlar Kulübü Arşiv
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Kadın Olmanın Dayanılmaz Ağırlıgı

“ Çiftlerin, karşılıklı anlaşmaları sonucu, boşanmalarına karar verilmiştir.”

Hakimin sözünü bitirmesinin ardından, çifler, avukatları ile birlikte ayağa kalkarlar ve mahkeme salonundan çıkarlar. Kaç yılsa evliliğin süresi, bitmiştir. Çiftler, medeni lerse el sıkışırlar, esenlikler dilerler, birbirlerine ve dönerler arkalarını, ayrı yönlere doğru giderler. Medeni değillerse; el sıkışma olmadan ayrı yönlere giderler. Sabit olan; gidilen ayrı yönlerdir…

Erkek, arkasını döndüğü andan itibaren,değişen bir şey olmadığını görür, hayatında.

Kadın, arkasını döndüğü andan itibaren, çok şeyin değiştiğini görür, hayatında: Soyadı.
Öyle nalet birşeydir ki bu soyadı… Yapıştığı yerden kazıyamaz, silemez kadın.
Zaman içinde kadın, silemeyeceği tek şeyin soyadı olmadığını anlar. Öyle çok şey vardır ki… Öyle çok şeydir ki hayatın içinde…

Kadın; ne olduğunu, ne kadar çok anlamlar taşıdığını boşandıktan sonra anlar:

Anadır…
Çocuğudur, birilerinin…
Arkadaşıdır, diğerlerinin…
Ve
Kendisidir…
Yaşanmamışlıklarıdır…
Yaşamak istedikleridir…
Boğazında düğümlenenlerdir…
Söyleyemedikleridir…
Söyleyebildiklerinden çok fazlasıdır…

Hayat, erkek için, yolunda akıp giderken; kadın, değişime uğramaktadır. Eş değildir artık: Dul’dur. Şimdilerde Bekar deniyor. Kadının ruh halini yumuşatmak amacıyla, sanırım. Ne değişiyor derseniz, bilemiyorum…

Kadın, nüfus cüzdanını değiştirir.
O güne kadar süregelen tüm resmi işlemlerini, yeni soyadı ile yeniler. Hatırlayabildiklerini, tabi ki. Diğerleri için vukuatlı nüfus evrakı almak zorundadır. Bu evrak’ın geçerlilik süreci; altı aydır.

Erkek, yeni bir hayata yelken açar, özgürce.

Kadın, duraklama devrindedir. Kime güvenebilir? İçinde yaşayamadıklarını, kiminle yaşayabilir, paylaşabilir? Onca sene, bir tek erkeğe kadınlık yapmıştır. Kime, ne yaşatabilir, ne yaşayabilir? Çocuklarına ne der? Arkadaşlarına, nasıl anlatır? Ya annesi, babası? Ablası, ağabeyi? Lanet olsun mu demelidir, inat edip yaşamaya mı çalışmalıdır?

Sorular, sorular…
Kadın, bunalır…

Bunalmak; insan hayatında, büyük bir boşluktur. Hele ki o insan bir kadınsa…

Kadının hayatına, biri girer. Tüm boşluklarını doldurur. Bütün imkansızlığına rağmen. Sonra… Sonrası, tam bir kabustur, kadın için…

Yaşamak istediği / Yaşamasına izin verilen…

Kimse, çocukları dahil, annesi-babası dahil, arkadaşları dahil; Ne yapıyorsun? Demezler. Akıllarına gelmez, sormak. Ama hayatına biri girdikten sonra, garip bir işarettir bu, bir anda herkes gözünü diker, kadının hayatına.

Kadın, anlamaz. Anlamadığı; o kişinin hayatına girişi ile kendisinde meydana gelen değişimdir. Kadın, gizlediğini zannederken değişiminin yarattığı farklılıkları gözden kaçırır. Mutludur! Ne büyük değişim… Dul ve yalnız bir kadın; çocukları, ailesi, arkadaşları dışında Mutludur! Oysa onların, onu mutlu etmelerine imkan olmayan bir zamanda! Bu işte bir gariplik olmalı. Bu kadın, bize rağmen mutluysa, bunun bir tek izahı olmalı: Hayatında biri var… Aman Tanrım, derhal engel olmalıyız.

Birbirinden habersiz insanlar, elbirliği yaparlar ve kadının hayatını, ablukaya alırlar. Neredesin? Ne yapıyorsun? Nereye gittin? Kiminle gittin? Biz o kişileri tanıyor muyuz? Ve benzeri sorularla, kadının üstüne gelirler.

Kadın, bunalır…
Lanet olsun, der…
Yalnızlığına geri döner.
Aradan günler geçer…
Üstüne gelenlerden biri bile Nasılsın? Diye sormaz.
Olmasını istedikleri gibidir, kadın: YALNIZ…

Ve
Erkek, hayatındaki kadını tanıştırır; çocukları ile, ailesi ile…

HERKES MUTLUDUR…
 
Bu dilemma cidden öldürür insanı Kahırdan. Hem bizsiz olmayan bir kesim birde bizsiz daha iyi olacağını düşünen bir kesimle yaşamak zor ve yorucu.
Bir kadın bir evin herşeyi iken bir anda bu boşanmalarda kendini ne kadar aciz ve vasıfsız hissedebilir acaba. Boşandıktan sonra ki hayatının zehir olması büyük ihtimal yiyeceği dul damgası onu fazlasıyla eksik ve suçlu hissettirebilir. Peki bunu hissettirenlere ne kadar insan diyebiliriz ?
Bu gerçekler bizi ne kadar acıtıyor ama inkar etmek bunları siler mi ? Hayır silmez. neyseki yaşadıgımız bu dönemde baş kaldırılar sayesinde en aza indirgendi bu durumlar. Artık hemcinslerim daha aklı başında ve daha sağır çevreye ve duyabileceği sözlere. Tek ihtiyacı olan biraz destek umarım çıktığınız her yolda başarılı ve mutlu olursunuz bir kadın olarak tüm kadınlara selam olsun diyorum ve çıktım ne çok yazdım yahu :/
 
Bosuna demiyorum erkek olmak varmis diye.
Hem calisirsin hem eve gelince yemek yaparsin.
Erkek sinirli olunca aman erkektir, o erkekse bende basina ayet ayagina cennet verilen kadinim! Yuvayi disi kus yapar, anlayisli olmasi gereken o, evi cekip cevirmesi gereken yine o, erkek ne eve ekmek getiriyor ona bisey denmez. Aman basinin etini yeme baskasina kayip gider.
O degil gercekten yuzde 90 boyleler gozlemledigim kadariyla. Evlenmeyen bin merakli, evlenen bin pisman. Sallayin ya gercekten zor kadin olmak.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri