Kadın Olabilmek...

F
  • Kullanıcı Fenerbahçe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
KIZIMDAN SİZLERE MEKTUP VAR

'Şimdi kendim için adalet istiyorum. Sesime ses verin' diyen H.İ'nin mektubunu babası Ahmet İ. Facebook sayfasından paylaştı.
''Merhaba hiç tanımıadığım insanlar ve babam . Sizler beni babamın KIZIM İÇİN ADALET İSTİYORUM çığlığı ile tanıyorsunuz. Ben H.İ Hikayemi internetten, gazetelerden haberlerden dinlediniz sizlerle beraber bende tekrar tekrar dinledim okudum bazen anladım bazen eleştirilere anlam veremedim ama dinledim. Ben sustum babam konuştu SESİM, NEFESİM ,ÇIĞLIGIM oldu BABAM Bu defa babam konuşmasın babam anlatmasın ben anlatayım yaşadıklarımı hissettiklerimi Ben H.İ Yaşım 14-15 yaşadıklarım yaşımdan büyük yaşıtlarım gibi oyun hikayelerim, okul anılarım, doğum günü hatıralarım yok artık! Silindi aklımdan. Rüyalarımda olan ne varsa bir gecede silindi gitti.
Yaşımdan büyük yaşadıklarım hatırladıklarım artık. Yarın 7 mayıs ve benden çok babamın mahkemesi var. Benim yaşımdan da küçüktü N.Ç. GÖRDÜM OKUDUM BAKTIM KORKUYORUM şimdi babamın çığlığı yetecek mi beni kurtarmaya. Davama bakacak hakimlerin kızları var mıdır bilmem. Yoksa bile kız yeğenleri vardır. Diliyorum bir an için bakmışlardır onların yüzüne ancak öyle anlarlar belki ne yaşadığımı. Çok tuhaf. Ben bir öğrenciydim. Ödev yapmam gereken bir saatte tanımadığım insanlara mektup yazıyorum. En çok edebiyat öğretmenim okusun isterdim. Acaba kompozisyon değerlendirmesine alsaydı mektubumu, kaç verirdi bana. BEN H.İ Hiç bilmediğim bir yasayla o korkutucu gecede yaşadığım şeyin ardından yaşımın bir gecede 16-17 olduğu rızamın olduğunu söyleyen yasalar ve amcalar bir gecede büyüdüm demek ama benim daha okulum bitmedi oyunlarım yarıda kaldı nasıl büyütünüz beni Nasıl karar verdiniz büyüdügüme. Boyum da aynı benım saçımda uzamada ki nasıl büyüdüm ben bir gecde bana da söyleyin nasıl büyüdüm nasıl büyütünüz beni .
BEN H.İ Yaşından büyük cümleler kurmayı öğrendim rezil bir gecede Benim için açılan internet sayfalarında tanımadıgım insanların elinde 'H.İ için adalet istiyoruz' yazıl bır kağıtla çekilmiş resimler gördüm . Birinde ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN yazıyordu okuyunca aklıma direk babam geldi evet o varsa yalnız değilim ve sizler hiç tanımadığım insanlar annelerim, ablalarım ,abilerim, ve babam, babalarım Sizler de ve daha niceleriniz, BEN H.i Bugüne kadar babamın adalet istediği kızı Ben H.İ 'aaaa bu o mu' diye yüzüme anlamadığım bir bakışla baktıkları kızım evet o benım Babası Ahmet İ.'nin 'Kızım için adalet istiyorum' diye ortalığı tırnakladığı kızı evet o benim ben H.İ Annesiyle okula, sinemalara gitmesi gerekirken karakollara , hastaneler, mahkemeye, avukatlara gitmek zorunda bırakılan evet işte o benim doğru tanıdınız. Bildiniz. Ama bilmediğiniz geceleri korkuyla uyuyamadığım artık örgenci olmadığım artık hep yaşımdan daha büyük görüldüğüm …..
Evet ben H.İ bugune kadar babasının KIZIM İÇİN ADALET İSTİYORUM dediği kızı Şimdi ben H .İ kendim için ADALET İSTİYORUM SESİME SES VERİN ZANLI 9 GÜNDE SERBEST BIRAKILDI Sarayköy İlçesi'nde yaşayan Ahmet İ., 16 yaşındaki kızı H.İ.'nin akrabası A.Ç.'nin tecavüze uğradığını iddia ederek geçen şubat ayında şikayetçi oldu. Gözaltına alınan A.Ç. önce nöbetçi mahkemece tutuklandı, ardından, üst mahkemeye yapılan itiraz sonucu 9 gün sonra serbest bırakıldı. A.Ç.'nin tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalmasına tepkili olan Ahmet İnce, sosyal paylaşım sitelerinde 'Kızım İçin Adalet İstiyorum' isimli bir platform oluşturarak imza kampanyası başlattı. Kampanyaya destek veren yaklaşık 60 bin kişiden destek geldi, imzalar toplandı. Türkiye genelinde çok sayıda sivil toplum kuruluşundan da babaya destek verirken, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin de twitter hesabından konuyla ilgilendiğini ve davaya müdahil olacaklarını açıkladı. Bakanlık ayrıca tecavüz zanlısı için mahkemeye “Tutuklu yargılayın” başvurusunda bulunup, müdahil oldu.


2010 YILINDA YAPILAN “TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK” YAZISINDAN BİR BÖLÜM

* 100 kadından 52′si dünyaya yeniden gelse, kadın olmak istemediğini söylüyor.
* Aynı araştırmaya göre, eşinden fiziksel şiddet gören her 100 kadından 39′u aynı zamanda cinsel şiddete de maruz kalıyor.
* Resmi veriler, Türkiye’deki kadın cinayetlerinin yedi yılda yüzde 1400 arttığını gösteriyor.
* 2002′den 2009′a kadar öldürülen kadınların sayısı 953.
* 2010 ve 2011 rakamları bu sayıya dahil değil. Yine istatistiklere göre Türkiye’de her 10 kadından dördü şiddet görüyor.
* 2010 yılı Raporu’na 72 kadın cinayete kurban gitti, 113 kadın da intihar etmek suretiyle yaşamına son verdi.
* Belirli bir bölgede yapılan 2010 araştırmasına göre 76 kadın tecavüze, 45 kadın da tacize maruz kalmıştır.
* 18 kadının ölümü kuşkulu bulunurken, 13 kadın namus cinayetinde yaşamını yitirdi.
* Aile içi şiddete uğrayan kadınlardan 25′i hayatını kaybetti, 95′i ise yaralı olarak kurtuldu.
* Şiddete uğrayan veya öldürülen kadınların içinde 18 yaşın altındaki kız çocukları da bulunuyor.
* Bataray, “2010 yılı içerisinde bölgemizde öldürülen 72 kadından 10′u 18 yaşın altındaki kız çocukları.
* İntihar eden kadınlardan 28′i, intihar teşebbüsünde bulunanlardan da 10′u 18 yaşın altındaki kız çocukları.
* 18 yaşından küçük kız çocuklarının yaşadığı tecavüz, taciz ve şiddet oranları da ciddi boyutlarda.
* Kadınların sosyal ve siyasal yaşamda aktif rol almalarının toplumsal barışı geliştireceğini düşünüyoruz” diye konuşuyor.
* Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre, * * Türkiye’de kadınların yüzde 41.9′u fiziksel ve cinsel şiddete uğruyor.
* Yüzde 49.9′la en fazla şiddete maruz kalan kadınlar ‘düşük gelir’ grubundan oluşuyor.
* Şiddet, yüksek gelir düzeyinde de azımsanmayacak oranda: Yüzde 28.7.
* Eğitimi olmayan ya da ilköğretimini bitirmemiş kadınların yüzde 55.8′i şiddet mağduruyken, lise ve üzeri eğitim alan kadınlardan şiddet görenlerin oranı yüzde 27.2.
* Türkiye genelinde yaşadığı şiddeti kimseye anlatamayan kadın oranı yüzde 48.5.
* Düşük gelir düzeyinde bu oran yüzde 54.1
* Yüksek gelir düzeyindeyse yüzde 37.5.
* Türkiye genelinde ‘ekonomik şiddete’ uğrayan kadın oranı yüzde 23.4.
* Erkeklerin ‘işten çıkmaya neden olma veya çalışmaya engel olma’ oranı düşük gelir seviyesindeki kadınlarda yüzde 21.5 iken, yüksek gelir düzeyindeki kadınlarda neredeyse aynı: Yüzde 21.2.
* Şiddet yaşamış kadınların yüzde 33.7′si ‘hayatına son vermeyi düşündüğünü’ söylüyor.
* Düşük ve yüksek gelir grubunda bu fikri aklından geçiren kadın oranı ise yüzde 34.6.
* Eğitimsiz kadınların yüzde 34.1′i, eğitimlilerinse yüzde 37.6′sı intihar etmeyi düşünmüş.

25 Kasım. Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü.
* Ancak, dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye'de biz kadınlar değişik biçimlerde şiddete uğruyoruz.

* Kadınların eğitimden yoksun bırakılarak eve mahkum edildiği, ekonomik faaliyetinin yasal ve geleneksel birçok engelle kısıtlandığı, çalışma yaşamında bin bir haksızlık ve ayrımcılıkla karşılaştığı, toplumun en fakir kısmını oluşturduğu ve kendi kaderine terk edildiği koşullarda, şiddetin ilk hedefi de doğal olarak(!) en korumasız ve zayıf kesimi biz kadınlarız!
* Kadına yönelik şiddetin bildik hüzünlü öyküleri, geleneksel ön kabuller, toplumun ve devletin duyarsızlığı ile büyüyor. Şiddet yalnızca bedenlere zarar vermiyor, kadınların öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusunu zayıflatıyor veya yok ediyor.

* Dünyada kadına yönelik şiddet, özellikle ekonomik, siyasal ve etnik sorunlarla iç içe geçerek artmaktadır. Nijerya'da, Emine Laval'ın evlilik dışı çocuk sahibi olduğu gerekçesiyle şeriat mahkemesi, Mardin'de Şemsiye Allak'ın ailesi tarafından taşlanarak öldürülmesine karar verilmesi bunun en somut ve güncel örnekleridir.
Bugün dünya üzerinde yaşayan kadınların yarısı eşlerinden şiddet görüyor.
* Çin'de, yılda 1 milyon kız çocuğu doğar doğmaz öldürülüyor. Dünyada bu yolla kaybedilen kadın sayısı 40-50 milyonu buluyor.
* Uluslararası Göç Örgütü, her yıl 2 milyon kadının sınır ötesi kadın ticaretinde kullanıldığından bahsediyor.
* ABD'de, her 6 dakikada bir kadına tecavüz ediliyor.
* İngiltere'de, her 7 kadından biri birlikte olduğu erkek tarafından tecavüze uğruyor.
* Fransa'da, her ay 6 kadın aile içi şiddet nedeniyle hayatını kaybediyor.

* Bunlarla birlikte, paylaşım savaşları, işgaller, ağır ekonomik bunalımlar ve yoksulluk biz kadınları şiddet cenderesine daha fazla itiyor. Antik Çağdan beri kadının bedeni, her savaşın üzerinde cereyan ettiği savaş toprağı olmuştur. Biz kadınlar, savaş dönemlerinde hem anlamsızca öldürülüyoruz, hem eşlerimiz, çocuklarımız katlediliyor, hem de tarihsel yazgımız haline gelen tecavüz olaylarına maruz kalıyoruz. Bir yandan da, erkeklerin savaş cephelerine sürülmeleriyle boşalan yerler ucuz kadın emeğiyle dolduruluyor; savaşın yol açtığı açlık ve yoksulluğun katlandığı sömürü işletiliyor.
* Bu yüzden biz kadınlar, ABD'nin Irak'a saldırısının meşrulaştırılmaya çalışıldığı şu günlerde; savaşa, ABD'nin dünyanın dört bir yanını kana bulamasına, Türkiye'nin bu kirli oyunun bir parçası haline getirilmesine karşı olduğumuzu ilan ediyoruz! Bizler, eşlerimizin, çocuklarımızın ABD askeri olmasını istemiyoruz! Bugüne kadar Irak'ta ve dünyanın birçok yerinde işgaller ve ambargolar nedeniyle yüz binlerce kadının ve çocuğun katledilmesinin, şiddet görmesinin, aç bırakılmasının durdurulmasını istiyoruz.
* Bizler, Türkiye'de %97'si şiddet gören kadınlarız!
* Bizler, Adana'da sokak ortasında, polislerin gözü önünde vahşice bıçaklanan kadınız!
* Bizler, Diyarbakır'da, kendilerine ve kocalarına bilgi verilmeden kısırlaştırılan 17 kadınız!
* Bizler, namus(!) cinayetleri sonucunda yaşamımızı yitiren yüzlerce sessiz kadınız!
* Bizler, cinsel yönelimlerimiz nedeniyle işinden kovulan, evinden çıkartılmaya çalışılan, TC mahkemelerince 'lezbiyen anneye kız çocuğu verilmez' kararıyla velayet hakkı elinden alınan, devletin tüm organları ve toplum tarafından yok sayılan, aşağılanan kadınlarız!
* Bizler, türban taktığımız için, çalışmak istediğimiz için, gece sokağa çıktığımız için, eylem yaptığımız için saldırıya uğrayan kadınlarız!

* Bizler, gözaltında tecavüze uğrayan, jandarma ve emniyet güçleri önünde sorgusuz sualsiz 'bekaret kontrolü'(!) yapılan kadınlarız!
* Biz diyoruz ki; yaşadıklarımız yalnızca sonuçtur. IMF ve savaş politikalarıyla derinleştirilen mülkiyet ilişkileri, sömürü mekanizması, işsizlik, yoksulluk ve eğitimsizlik, aile içi şiddetin, cinnetlerin, intiharların, cinsel tacizin, fuhuşun, hırsızlığın inanılmaz boyutlara gelmesine neden olmuştur. Güneydoğu'da islami ve milliyetçi nitelikli bir muhafazakarlaşmanın ve feodal yapının yanısıra, son 15 yıllık çatışma da göç ve değerler bunalımına, otoriter devlet anlayışının pekişmesine, kadına yönelik siyasi ve toplumsal baskının artmasına yol açmıştır.
* Diğer yandan; namus, töre cinayetleri, koca-baba dayakları, işkence medyada magazinleştirilerek sunuluyor. Şiddete uğrayan kadının ne yaptığı, ne söylediği ya da nasıl giyindiği sorgulanıyor. Fiziksel, sözel ve cinsel şiddete uğrayan kadınların bunu hakkedip hakketmediği tartışılıyor; kurbanlar suçlanıyor, suçlular "mağdur" ilan ediliyor. Şiddet, dinsel-geleneksel önyargılarla, cinsiyet ayrımcı politikalarla ve yasalar eliyle meşrulaştırılıyor.
* Bütün bunların sona erdirilmesi için bizler;
* Devletin kadınlara yönelik her türlü şiddet eylemini açık bir şekilde kınamasını,

* Şiddete uğrayan kadınlar için başvuru ve sığınma evlerinin sayısının artırılmasını, ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek ve yasal yardımın yapılmasını,

* Cinsiyet ayrımcı politikalar, yasalar ve uygulamaların kaldırılmasını, eylem ve eğitim projelerinin kadın örgütleriyle birlikte hayata geçirilmesini,

* Aile içi şiddeti ve genel olarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek için kampanyalar, ana-baba eğitim programları başlatılmasını,

* Kadınların ekonomik özgürlüğü için çalışmasının önündeki engellerin kaldırılmasını, sosyal güvenlik, parasız eğitim ve parasız sağlık hakkından yararlanılmasının sağlanmasını,



* Medyanın, kadın ve çocuklara yönelik şiddeti teşvik edici yayınlar üzerinde kendi oto-denetim mekanizmasını kurarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti bir malzeme olarak kullanmaktan vazgeçmesini,



* Evde, sokakta, işyerinde, gözaltında, cezaevinde yaşanan kadına yönelik şiddetin sorumlularının yargılanmasını ve caydırıcı yasal tedbirler alınmasını



* Toplumsal barışın sağlanması için, anadil üzerindeki tüm yasakların, OHAL ve koruculuk sisteminin kaldırılmasını,

* Anayasanın 10. maddesine "cinsel yönelim" ibaresinin eklenmesini; bu değişikliğin hayata geçirilebilmesi için kanunlardan tüzüklere, yerel yönetimlerin işleyişinden yönetmeliklere tüm ayrımcı yasal düzenlemelerin kaldırılmasını, "genel ahlak", "yüz kızartıcı suç" gibi ifadelerin eşcinsellere karşı kullanılmamasını, vatandaşların yaşamlarını işten atılma, yurttan atılma gibi ayrımcılığa, şiddete, tehdide karşı güvence altına alacak şekilde gerekli değişikliklerin eşcinsel örgütleriyle işbirliği içerisinde düzenlenmesini

* Aile içi şiddetin psikolojik etkisi fiziksel yaralanmalardan daha yıpratıcı olabilmektedir. Fiziksel olarak istismara uğramış kadınlar çeşitli psikolojik problemler, özellikle de depresyon için risk altındadırlar. Şiddete uğrayan bazı kadınlarda hastaneye yatırılacak kadar ağır ruhsal problemler yaşarken, bazılarında intihar isteği ve girişimleri görülür. Şiddet kurbanlarında kendine zarar verme, madde bağımlılığı, saldırganlık, intihar girişimi, cinsel işlev ve beslenme bozuklukları görülmektedir.
* Eş şiddeti kadınlarda erkeklerden daha kötü sonuçlara neden olmaktadır. Şiddete uğrayan kadınlar depresyon, intihara yatkınlık gibi ciddi sonuçlarla karşı karşıyadır. Aile içi şiddetin sonuçları şiddetin türü, ne kadar zamandır devam ettiği, sertliği, şiddete uğrayan kişinin problemle savaşma becerisi ve sosyal ilişkileri ile yakından ilgilidir.
* Aile içi şiddete maruz kalan kişide ilk olarak şok görülmekte, bu şok zamanla umursamazlık ve içe dönmeye neden olmaktadır. Süre uzadıkça travma, stres bozukluğu, kronikleşen depresyon gibi ağır psikolojik sonuçları getirmektedir. Bu kişiler güvensizlik, sosyalleşme kaybı yaşarlar. Tüm hepsinde çaresizlik, öfke, umutsuzluk ve kaygı görülür. Eşi tarafından şiddet uygulanan kişi duygusal olarak hissizlik, sürekli tetikte olma, yoğun stres içine girecek, uyuma ve yeme düzenleri bozulacak, kendilerini bitkin hissederek, korkulmaması gereken durumlardan korkmaya başlayacaktır.

Kadınlar ve erkekler eşittir diyoruz! Hayır kadınlar ve erkekler eşit değildir ve hiçbir zaman da olmamalıdır.... Kadın kendi ayakları üzerinde durmalı, kendi parasını kazanmalı dedik yıllarca... Peki hiç düşündünüz mü şu anda Türkiye'de çalışan kadınların %46.2'si çalıştığı parayı kocalarına veriyor! Tabi o kocalar da yan gelip yatıyor...Kahvelerde, orda burda aylak aylak geziyor.... O zaman eşitlik nerede kalıyor?


* AİHM'in "Kadını koruyamadı" diye mahkum ettiği Türkiye'de Zübeyde Yıldız, Ayşe Paşalı, Necle Yıldaz, Nural Özkan, Gamze Özkan, Huriye Bekçi ve daha yüzlerce kadın savcılar gözetiminde öldürüldü.
 
Tüm bu anlamları yükleyen toplum değil mi?
Toplum sürü dur.
sürüden ayrı durmak bir şey kaybettirmez özgür düşünceleri hayata yansitabilen olmak güzeldir.
 
Allah rahatlık versin
 
Yazının hepsini okuyamadım belli kısımları bile tüylerimi diken diken etmeye yetti de arttı bile
aşağıdaki yazıve tablo herseyı özetliyor zaten

Kadın hakları kurumlarının yaptığı araştırmaya göre 2002-2013 yılları arasında tam 4 bin 885 kadın öldürüldü

Türkiye gündeminin en can yakıcı konularından biri hiç kuşkusuz kadın cinayetleri. Gün geçmiyor ki ülkenin bir yerinde kadınlar sokak ortasında, işyerlerinde, evlerinde öldürülmesin. Korkutucu bir tırmanış gösteren bu cinayetler bu konuyla ilgili çalışmalar yürüten kadın kurumlarının raporlarına da yansıdı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mor Çatı ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Komisyonu rakamları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne adeta gölge düşürdü.


EN ÇOK KADIN 2009 YILINDA ÖLDÜRÜLDÜ
Bu çalışmalara göre yılllar ve öldürülen kadın sayısı şöyle:
2002 – 66 kadın
2003 - 83 kadın
2004 - 164 kadın
2005 - 317 kadın
2006 - 663 kadın
2007 – 1011 kadın
2008 - 806 kadın
2009 - 1126 kadın
2010 – 217 kadın
2011-257 kadın
2012- 165 kadın
EN ÇOK KOCALARI ÖLDÜRDÜ
Kadın kurumlarının raporlarına göre kadınları en çok ‘En yakınındaki’ kişiler öldürdü.2012 yılı bunun en somut ve acı örnekleriyle dolu. 2012’de kadınların yarısından çoğunu kocaları öldürdü. 85 kadını kocaları, 12'sini eski kocaları, beşini boşanma davası süren kocaları, 16 kadını sevgilileri, üçünü eski sevgilileri, beşini babaları, dördünü damatları, sekizini diğer akrabaları (ağabey, oğul, kayınbirader...), yedisini ilişki teklifini reddettiği erkekler, iki seks işçisini ise müşterileri öldürdü. Diğer cinayetlerin ise faili meçhul.
İSTANBUL İLK SIRADA
Rapora göre adeta katliama dönüşen kadın cinayetlerinde ilk sırayı İstanbul aldı. Ankara, İzmir ve Adana’da kanlı listenin ilk sıralarında yer aldı.
24 KADIN KORUMA ALTINDAYKEN ÖLDÜRÜLDÜ
Kadın cinayetlerinin önlenmesi için hükümet yoğun çaba harcadı. Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın girişimleriyle yasal düzenlemeler yapıldı, kadınlar korunmaya çalışıldı.Buna rağmen 2012’de şiddete karşı koruma altına alınan 24 kadın öldürüldü.
BAKANLIĞIN AÇIKLAMASI DA DOĞRULUYOR
Kadın kurumlarının belirlediği bu korkunç tablo Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı verilerle de örtüştü. Bakan Sadullah Ergin’in 2009 yılında bir soru önergesine verdiği yanıtta da
öldürülen kadınların sayısı ‘ 2002-66, 2003-83, 2004-164, 2005-317,2006-663, 2007-1011, 2008-806, 2009-953’ olarak belirtildi. Aynı yanıtta kadınlara yönelik şiddet ve cinayetlere ilişkin yargılama istatistikleri de yer aldı. Yine aynı dönemi içeren bu rakamlara göre de ‘2002'den Temmuz 2009'a kadar; şiddet ve cinayetler nedeniyle toplam 12 bin 678 dava açıldı. Bu davalarda 15 bin 564 kişi yargılanırken, bunlardan 5 bin 736'sı mahkûm oldu. Bu davalarda bin 859 kişi için beraat, 794 kişi için de denetimli serbestlik kararı verildi."
KADINLARIN YÜZDE 41.9’U FİZİKSEL VE CİNSEL ŞİDDET KURBANI
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün 'Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması 'da yürek yakan bu tablonun bir başka boyutunu gösteriyor. İşte rapordan bazı satır başları:
“Türkiye'de kadınların yüzde 41,9'u fiziksel ve cinsel şiddete uğruyor. Yüzde 49,9'la en fazla şiddete maruz kalan kadınlar'düşük gelir' grubundan oluşuyor. Şiddet 'yüksek gelir düzeyinde de azımsanmayacak düzeyde. Eğitimi olmayan ya da ilköğretimini bitirmemiş kadınların yüzde 55,8'i şiddet mağduruyken, lise ve üzeri eğitim alan kadınlardan şiddet görenlerin oranı yüzde 27,2. Türkiye genelinde yaşadığı şiddeti kimseye anlatmayan kadın oranı yüzde 48,5.Şiddet yaşamış kadınların yüzde 33,7'si'hayatına son vermeyi düşündüğünü' söylüyor.
 
Geri