Kader ve Özgür İrade

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Dini konularda herkesin kendisine göre bir doğrusu vardır. Bu doğru kişisel olduğu için öznel bir doğrudur. Asla kapsayıcılığı yoktur.

Şimdi açmak istediğim konuyu aynı dinden mensup olmalarına rağmen farklı kişilerden farklı şekilde yorumlar alabilirim. Ve alacağımı da sanıyorum.

Efendim konu ''Kader ve Özgür İrade''.

Soruyu genel olarak şöyle soralım : İnsan kendi kaderini kendi mi belirler, yoksa kaderimiz tanrı tarafından mı çizilmiştir?


----------------------------------------------------------------------


Genel olarak teizmde herşeye gücü yeten, kadiri mutlak bir tanrının insanları yarattığı, insanları bir imtihana tabii tuttuğu ve imtihanın sonucuna göre ödüllendirdiği yada cezalandırdığı fikri yaygındır. Fakat burada konuyu biraz açmak gerekiyor.

İslamcı teist anlayışta genel olarak iki eğilim ön plandadır.

Birinci eğilim der ki; herkesin kaderi baştan yazılıdır, bugüne kadar olmuş olanlar, şu anda yaşanlar ve ilerde yaşanacak olanlar tanrının bilgisi ve tercihleri dahilindedir. Hatta bunların levh-i mahfuz isimli bir yerde yazılı olduğu, insanların -ne yaparlarsa yapsınlar- kaderlerini değiştiremeyeceği söylenir.

Bu bakış açısı insanın özgür iradesini tamamen geçersiz kılar, yok sayar ve akla onlarca soru getirir. En basitinden islama göre inançsızların kalpleri mühürlüdür ve tanrı öyle yaratmıştır. Yani tanrı benim gibi kafirleri cehenneme atmak için yaratmış gibi bir sorun ortaya çıkıyor. Akla gelebilecek bir başka soru da kaderimiz çizili ve baştan belli ise neden kararlarımızdan sorumlu tutulduğumuzdur. Çünkü bunu biz tercih etmiyoruz. Tanrı çizmiş ve belirlemiş ve doğacak tüm 'iyi' ve 'kötü' ameller tanrının sorumluluğudur. Bir başka soru ise şu olabilir, tanrı herşeyi biliyorsa kaderimiz geçmişimiz ve geleceğimiz baştan belli ise, baştan belli olan birşeyi değiştirmek için neden kitap yada peygamber göndermiştir?

İkinci eğilim ise biraz daha yanıltmalı bir eğilim. Efendim burada da denirki insanların bir miktar özgür iradesi vardır ve insanın başına gelenlerin sebebi büyük oranda insan kaynaklıdır. Seçemediği kısımlar tanrının bilgisi dahilindedir ve tanrı imtihanı değerlendirirken bunları da hesaba katar ve ona göre sonuç verir. Yani kişi özgür iradesi sonucu yaptığı eylemler hesaba katılır ve sonuçlandırılır.

İlk bakışta bu argüman kulağa hoş geliyor. Ama biraz derinlemesine bakalım. Tanrı herşeye gücü yeten, mutlak, kadir, işiten, gören biri olduğu için bunları da yani insanın özgür irade bağlamında verdiği ve vereceği kararları biliyor(bununla ilgili Kur'an'da ayetler mevcut). Yani burada bir tutarsızlık mevcut. Tutarsızlık, insana dinsel olarak atfedilen cüz-i irade ile tanrıya atfedilen küll-i iradenin çelişkisidir. Diğer bir deyişle insana özgür irade alanı kılmak tanrının iradesini kısıtlamak anlamına gelir. Yani insana tabii durumlar varsa ve tanrının elinden birşey gelmiyorsa bu tanrının iradesini kısıtlar. Oysa herşeye kadir, mutlak bir ilah için kısıtlama düşünülemez. Ama olsa olsa tanrı bunlara izin veriyordur denebilir. Yani tanrı insana verdiği özgür iradeye saygı gösteriyor ve yaptıkları eylemlere karışmıyordur. Fakat herşeyi baştan bildiği için, aslında seçimlerin neye sebep olacağının da bilincindedir. Dolayısıyla bu sonucu önceden bilinen bir sınavmış gibi oluyor. Sonucu bilinen bir sınav için neden imtihana tabi tutuluyoruz gibi bir soru akla gelecektir. Bunun dışında ekleyebileceğimiz bir başka husus da pek çok durumda kişinin tercihleri çevre koşullarına da bağlı olduğundan, yani aslında Tanrı’nın dolaylı olarak sebep olduğu şeyler olduklarından, Tanrı yine de ortaya çıkan sonucun sorumlusudur. Yani burada bir yönlendirme de söz konusudur. Dolayısıyla teist mentalite burada tutarlı değildir.

Kullandığım Kaynaklar:
Ateizmi Anlamak (Propaganda Yayınları)
Ateist Manifesto (Yurt Kitap)
 
Zaman zaman üzerinde düşündüğüm bir konu. Aslında üzerinde çok fazla kafa patlatılmaması gereken de bir konu. Kader sorgusundan kaçınmamız hadislerle tavsiye edilmiş zira. Ve ben cidden işin içinden çıkamıyorum.

Genelde şu örneği veriyorlar: öğretmen sınav yapar ama kimin ne alacağını az çok tahmin eder ve bilir deniyor. Bu örnek bana saçma geliyor, olayları içinde bulunulan durum etkiler ve öğretmen o etkenleri tahmin edemez. Zira sürpriz not alan öğrenci her zaman çıkar. Kader bu kadar basit bir örnekle açıklanamaz bence.

Kader alın yazısı daha biz doğmadan önce yazılmıştır. Biz hayatımızı bilmeden yaşıyoruz, neyin ne getireceği hakkında bir fikrimiz yok. Özgür irade var mıdır yok mudur olayına girecek olursak eğer Allah daha biz doğmadan önce bizim yaşayacaklarımızı görür bilir ve yazar. Bu Allah'ın sonsuz ilim sahibi olduğundan kaynaklı bir durum.
Şimdi gelelim bizim tarafa. Kaderimiz belli, önceden yazılmış. Peki bizim irademiz kararlarımız nerede? Hayatın ne getireceğini bilmeden anlık kararlarla yaşıyoruz. Ve bu bizim kendi kararımız. Kaderimiz öyle yazıldı diye biz bunları yaşamıyoruz, böyle yaşayacağımızı bildiği için Allah kaderimizi böyle yazmış.

Mesela bi maç olur, ev sahibinin üstün olduğu bi karşılama berabere giderken hakem bi yanlış kararla penaltı kırmızı kart verir ve maçı misafir takım kazanır. Ertesi günün manşetlerinde ise şunu görürüz: hakem verdiği yanlış kararla maçın kaderini değiştirdi.
Bu yanlış bir ifade. Kader değişmez, değiştirilemez. Bu sonuç zaten kaderdir. Olduğu da olmayanı da kaderdir. Hayat istediklerini vermeyince kaderi suçlamak çok kolay. İnsanoğluyuz hepimiz mükemmeliz hata kabul etmeyiz hemen günah keçisi ararız, kaderi de bunun için biçilmiş kaftan olarak görürüz. İnanmak esaslı bir durum bu. Kaderi suçlamak yerine çözüm üretmeli insan, yarının ne getireceğini bilmiyoruz. Eğer kader mahkumu olarak yaratılmak istenseydik, bu dünyaya gelirken kaderimizi biliyor olurduk diye düşünüyorum.

Buraya kadar benim bi sıkıntım yok. Kafamı kurcalayan kısım ise sonumuzu bildiği halde Allah neden bizi yarattı. Mesela ben cehennemde yanacağım diyelim, kaderimde bu yazılı ise ben bunu değiştiremeyeceğim. Ama cennete gitmek için de çabalıycam falan derken benim beyin burada erroru veriyor işte. Bazen mantıklı açıklamalar getiriyorum. Sürpriz olacak, sınav sonucunu bilmiyoruz bu yeterince dersime çalışıp çalışmamakla alakalı diye. Ama Allah sonucu zaten biliyor moralim bozuluyor :o Çok tehlikeli bir konu bu. Umarım mantıklı açıklamalarla aydınlatan birileri çıkar..
 
Adama imam dediniz fetva vermeye başladı. Başkanım falan demeyin, başbakan addeder yarın bir gün de. :haha:

*

*

*​

Şimdi konunuza dönecek olursak; tabiî ki de her insanın kaderi Allahü Teala tarafından önceden belirlenmiştir. Bazen bu konuya hükmedemezsiniz; ama bazı durumlarda kendi kaderinizi kendiniz şekillendirirsiniz. Şimdi %100 bir kadercilikle her şeyi hakk'a bırakmak da yersiz. Tamam kaderimiz önceden yazılmıştır. Belli bi yere kadar gidişatı asla değiştiremezsiniz. Atıyorum sen bir sınava hazırlanıyorsun ve şöyle diyorsun:"Kaderimde varsa kazanırım; yoksa da bi şey olmaz." diyip hiçbir çaba göstermeden her şeyi kaderciliğe bağlamak yanlıştır.
Kaderimiz önceden yazılmıştır; ama bazen yaptığımız seçimlerle küçük de olsa seyrini degistirebiliriz.
 
Bazı arkadaşlar belki tepki gösterecekler ama her insan kendi kaderini kendi tayin eder.Yaptıklarının-yapmadıklarının tüm sorumluluğu insanın kendisidir.Çünkü seçenekler ona aittir.Vicdan denilen duygu bir insanda ne kadar geliştiyse o kadar az hata yapar,her ne kadar günümüzde vicdanlı insanlar daha çok kaybediyor olsa da.
 
Şimdi şöyle düşünmek gerekiyor, Allah CC kimsenin kaderine sen şuna tecavüz edeceksin, sen bunu çalacaksın, sen kaçakçı olacaksın, sen şu olacaksın bu olacaksın diye yazmaz diye düşünüyorum, yaşadığımız müddetçe her şey bizim elimizde bazı şeylerin önüne geçemiyoruz ama elimizde olan çok şey var öyle işte
 
Ben bir anımı anlatayım.
Ortaokula gidiyordum 6. sınıfa yani. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde hocamız bu soruyu sormuştu.
Sınıftaki herkes Allah belirler dedi tek ben kendimiz belirleriz dedim. Sınıfta bana karşı çıkan bir sürü arkadaşım oldu. Yanlış birşey söyledim korkusuyla hocama baktım, gülümsüyordu. Sonra benim söylediğimin doğru olduğunu açıklamasıyla anlattı. Yani o yaşlardan beri kaderimizi belli ölçüde kendimizin belirlediğine inanırım. Yol ayrımlarında yada çıkmazlarda aldığımız kararlar ve yaptığımız seçimler belirler kaderimizi.
 
Doğum, ölüm, evleneceğimiz kişi ve
Çocuklarımız haricinde herşeyi kendimiz belirliyoruz. O iradeye sahibiz. Daha dünya yaratılmadan ruhlar aleminde her dünyaya gelicek insanın ruhu üflendi, sen şunun evladısın adın şöyle olucak ve dünyada bu kadar yıl yaşayacaksın dendi. Ama sadece bu kadar, gerisi herşey bizim kendi seçimimiz. Allah bize rol dağıtmamış, sen şunu yapıcaksın o bunu yapıcak değil, Allahın ilmi o kadar büyük ki o sadece önceden bizim ne kararlar alacağımızı bildiğinden bunu amel defterimize yazıyor. Bana da böyle öğretildi, en mantıklısı da bu gibi.
 
''İnsan eceli gelmeden intihar edebiliyor mu? Peki o zaman intihar neden büyük günah?'' sorusunu sormak gibi bir şey bu da.
 
Bununla ilgili üstte bir link verdim. Verdiğim link daha önce forumda açmış olduğum bir tartışma konusunu içerir. Dileyen oraya istediğinde yazar ve yorumlar. Tartışmak isteyen varsa da bizzat ismimi etiketleyip yazsın, tartışalım, fikir alışverişi yapalım.
Zaten sadece sizler okuyorsunuz. Sizi eleştirenler hiçbirşey okumuyor kardeş. Atıp tutuyorlar, boşboş konuşuyorlar. Yada en iyisi boş verelim. Senin dediğin doğru.

Mazlum, ben kendimi haklı çıkarmak için söylemedim. Bildiğim, gördüğüm bir şeyi sana aktardım. Diğerleri beni bağlamaz. Ezber bilgi ve ezbercilik çok olduğu için duyduğu şeyleri -doğru mu, yanlış mı sorgulamadan- empoze etmeye çalışıyorlar.
İslamcıları boşver sen neden bu tip konuları bizzat İslamdan araştırmıyorsun? Çünkü, insanlar duyduğu, gördüğü bir şeyi kendilerince yorumluyorlar. Böylece ortaya özüne aykırı şeyler çıkıyor.
 
Ortada bir tanri varsa hur irade den bahsetmek mumkun degil. Yani ilahi adalet kavrami da goreceli bir hal alir. Allah in adaleti ve kul un adalet anlayisi cok farkli. Misal afrika da dogan bi cocugun kaderi ile turkiye de dogan bir cocugun kader cizgisi bi bakima onceden bellidir. Sana sadece secenekler sunulur yasam icinde ve sen bunu secersin ama o secenekler bile en basindan bilinir.
Bilincimiz belli bir noktaya kadar hur cunku dunya ya gelisimizde bi amac var. Buu farkinda olmaliyiz oteki turlu hayvanlardan bir farkimiz olmazdi. Ateist,deist,dindar hic fark etmez aklimizla dusuncelerimizle tanri vardir ya da yoktur onu istedigimiz gibi de sekillendirebiliriz ama hic bir zamam bilincmizin sonsuz acik oldugunu dusunmedim. Markete gidip cubuklu mu yoksa kelebek makarna mi alacagin sana kalmis olsa da eninde sonunda o makarnayi yiyecegin gercegi var.
 


Mazlum, ben kendimi haklı çıkarmak için söylemedim. Bildiğim, gördüğüm bir şeyi sana aktardım. Diğerleri beni bağlamaz. Ezber bilgi ve ezbercilik çok olduğu için duyduğu şeyleri -doğru mu, yanlış mı sorgulamadan- empoze etmeye çalışıyorlar.
İslamcıları boşver sen neden bu tip konuları bizzat İslamdan araştırmıyorsun? Çünkü, insanlar duyduğu, gördüğü bir şeyi kendilerince yorumluyorlar. Böylece ortaya özüne aykırı şeyler çıkıyor.

Burada söz konusu olan haklı çıkmak yada çıkmamak değil, usluptur.
Bir açıp okumayı deneyin ne demek? Senin savunduğun görüşü savunan açıp okumuş oluyor ama ben farklı birşey söylediğimde yada islamcıların tutarsız olduğunu söylediğimde okumuyor gibi algılanıyorum. Bunu kastetmemiş olsan da böyle algılanması da sson derece normal. Burada tavsiyeye gerek olduğunu sanmıyorum. Zira sözlük konusuna yaptığım yorum özneldir ve bunun böyle olduğunu, yani tutarsızlık olduğunu yukarıdaki mesajımda belirttim.

Ama herşeyi boşverelim. Senin önerinden yola çıkalım. Açıp okuyalım!
Şöyleki inancın sebebi büyük çoğunlukla sosyolojiktir. Yani toplumun etkisindedir. Örneğin bugün Arap bir ülkede yeni doğan bir çocuk toplumun etkisi nedeniyle büyük oranda İslamiyet inancını benimseyecektir. Keza İsrailli bir tüccarın Yahudi olması, Avrupa'daki mühendisin Hristiyanlık inancını benimsemesi, Hindistan'daki bir köylünün Hindu dinini benimsemesi son derece kuvvetle muhtemeldir. Bunların hiçbirinin zeka ile alakası yoktur. Her bir tanrı bulunduğu coğrafyanın ürünüdür. Bu dinlerin sadık mensuplarına sorsanız(isterse şamanlara tapsın) doğru din ve gerek konuda geçen kader konusunu doğru/tutarlı yorumlayan din kendi mensubu oldukları dinlerdir.

Evet, bu anlattıklarmın konu ile alaksı ne diyeceksin belki.
Şöyle ki;
Konuyu kişiselleştirmiş olmak istemiyorum. Ama inançsız biri olduğumu biliyorsun. Genel olarak söyleyebilirim ki inançsızlık diğerlerinin aksine çoğunlukla sonradan olur. Mevcut toplumsal düzenin ve toplumun benimsediği inancın aksine sorgulayarak sonradan ortaya çıkar. Örneğin bir zamanlar ben de son derece dindar biriydim. Yada başka bir inançsız kişi de böyle olabilir ve benim öznel gözlemlerime göre ailede bu yoksa eğer, kişi çoğunlukla sorgulaysrak araştırarak bu yola yani inançsızlığa ulaşır. Düşünebiliyor musun, 20 yıl boyunca inandığın birşeyin var olmadığını düşünnmek nasıl bir duygudur diye? Kişi burada önce bir şoka uğrar. Sudan çıkmış balık misali. Buna inanmak istemez ama tek yolu araştrmak ve okumaktır. Kimse durduk yere inancını değiştirmez. Eğer bir sonuca ulaşmak istiyorsa buna ulaşabileceği tek felsefi yöntem tez-antitez-sentez üçlemidir. Herşeyi bunun üzerine kurgular. Okur ve araştırır, araştırması gerekir. Zira hala tereddütte kalır, çünkü kişinin hayata bakış açısını şekillendirecek en önemli parametrelerden biridir din. Bu nedenle inançsızlar büyük oranda tüm dinleri olmasa da eskiden mensup oldukları inancı sorgulayan ve en azından kısmen de olsa araştırmış kişilerdir diye düşünmekteyim.

Selamlar.
 
Son günlerde bu konuyu daha da düşünmeye başladım. Her şey o kadar tutarsız ve mantıksız geliyor ki artık.. Ben hala neden yaratıldığım konusunda fikirsizim. Tamam kaderin dini boyutunu kabul ediyorum onu kavradım. Ama madem bu filmin s10u yok neden yaratıldım ? Neden kader konusunu sorgulamamamız söylenmiş ? Şu an benim yaptığım gibi sapkınlıklara yol açmasın diye mi ? Adı anılmaması gereken kişi misali dinde kurcalanmaması gereken konu muamelesi görüp örtbas ediliyor gibi geliyor, kime sorsam geçiştiriyor. Sonunda yanacaksam bu kadar maceraya ne gerek vardı ki..
Anlamıyorum gerçekten idrak yollarım tıkandı. Yatacak yerim yok.
 
Burada söz konusu olan haklı çıkmak yada çıkmamak değil, usluptur.
Bir açıp okumayı deneyin ne demek? Senin savunduğun görüşü savunan açıp okumuş oluyor ama ben farklı birşey söylediğimde yada islamcıların tutarsız olduğunu söylediğimde okumuyor gibi algılanıyorum. Bunu kastetmemiş olsan da böyle algılanması da sson derece normal. Burada tavsiyeye gerek olduğunu sanmıyorum. Zira sözlük konusuna yaptığım yorum özneldir ve bunun böyle olduğunu, yani tutarsızlık olduğunu yukarıdaki mesajımda belirttim.

Ama herşeyi boşverelim. Senin önerinden yola çıkalım. Açıp okuyalım!
Şöyleki inancın sebebi büyük çoğunlukla sosyolojiktir. Yani toplumun etkisindedir. Örneğin bugün Arap bir ülkede yeni doğan bir çocuk toplumun etkisi nedeniyle büyük oranda İslamiyet inancını benimseyecektir. Keza İsrailli bir tüccarın Yahudi olması, Avrupa'daki mühendisin Hristiyanlık inancını benimsemesi, Hindistan'daki bir köylünün Hindu dinini benimsemesi son derece kuvvetle muhtemeldir. Bunların hiçbirinin zeka ile alakası yoktur. Her bir tanrı bulunduğu coğrafyanın ürünüdür. Bu dinlerin sadık mensuplarına sorsanız(isterse şamanlara tapsın) doğru din ve gerek konuda geçen kader konusunu doğru/tutarlı yorumlayan din kendi mensubu oldukları dinlerdir.

Evet, bu anlattıklarmın konu ile alaksı ne diyeceksin belki.
Şöyle ki;
Konuyu kişiselleştirmiş olmak istemiyorum. Ama inançsız biri olduğumu biliyorsun. Genel olarak söyleyebilirim ki inançsızlık diğerlerinin aksine çoğunlukla sonradan olur. Mevcut toplumsal düzenin ve toplumun benimsediği inancın aksine sorgulayarak sonradan ortaya çıkar. Örneğin bir zamanlar ben de son derece dindar biriydim. Yada başka bir inançsız kişi de böyle olabilir ve benim öznel gözlemlerime göre ailede bu yoksa eğer, kişi çoğunlukla sorgulaysrak araştırarak bu yola yani inançsızlığa ulaşır. Düşünebiliyor musun, 20 yıl boyunca inandığın birşeyin var olmadığını düşünnmek nasıl bir duygudur diye? Kişi burada önce bir şoka uğrar. Sudan çıkmış balık misali. Buna inanmak istemez ama tek yolu araştrmak ve okumaktır. Kimse durduk yere inancını değiştirmez. Eğer bir sonuca ulaşmak istiyorsa buna ulaşabileceği tek felsefi yöntem tez-antitez-sentez üçlemidir. Herşeyi bunun üzerine kurgular. Okur ve araştırır, araştırması gerekir. Zira hala tereddütte kalır, çünkü kişinin hayata bakış açısını şekillendirecek en önemli parametrelerden biridir din. Bu nedenle inançsızlar büyük oranda tüm dinleri olmasa da eskiden mensup oldukları inancı sorgulayan ve en azından kısmen de olsa araştırmış kişilerdir diye düşünmekteyim.

Selamlar.

Toplum baskısı demissin öyle olsa ateistlerin de inancı olurdu değil mi? Sonuçta özgür bir bireyim; ne toplum ne de başka biri bana inançlı olacaksın diye zorluyor. Ailem bile karışmıyor. Düşününce doğruyu yanlışı ayırt edebiliyorum. Tutarsız derken neye dayanarak diyorsun?
 
Yorumları baştan sona okumamakla birlikte konuyu anladım sanıyorum. Bizim inancımıza göre kader Allah tarafından yazılır.Ve bu büyük kaderdir, değişmez. Birde insanın iradesine bırakılan konular vardır, onlarıda insan kendi iradesine göre karar verir, ve yaşar. Eğer insanlar için bütün kararlar Allah tarafından verilmiş olsa idi , hesap günü, cennet cehennem sorgu sual olmazdı. Allah herşeyini kendi belrlediği bir insana kendi belirlediği şeyler yüzünden neden hesap sorsun ?
 
kader ile ilgili konuyu yıllardır düşünür tartışır ve araştırırım birçok kişiyle sonu olmayan tartışmalara da girdim. Lakin düşüncem ve inancım şu yöndedir.

kader Allah'ın ezeli ve ebedi ilmi ile biz doğmadan önce bize yazılmış bir alın yazısıdır. Bu şöyleki gideceğin okuldan, çalışacağın işten, yiyeceğin lokmadan, gezip göreceğin yere kadar.

Özgür irade vardır ama insan acizdir. Düşünce kapasitesi bellidir. Kaderi kendisi belli ölçülerde tayin ettiğini varsayabilir fakat aslında öyle bir durum söz konusu değildir. Çünkü yarın nelerle karşılaşılacağını ve ne karar vereceğinizi bilmiyorsunuz. Bilemiyoruz. Kaderinizde ne var? bilinmiyor. Ancak hesapları doğrultusunda birşeyler düşünülebiliyor. Yarın işe gidicez çalışacaz birkaç kişiyle tanışacaz vs. haricinde ekstra şeyler hesap edilebiliyor mu? mesela gün içinde çalışırken kimin onu arayacağını yahut iş çıkışında eve giderken ne ile karşılaşacağını?

Örnek verelim mesela. Önümüzde masa da bi alkol var oturuyoruz içersek haram günah içmezsek normal bi sıkıntı yok. Önümüzde 2 yol var birini seçecez. Ya günah işleyecez yada birşey olmayacak. Şimdi alkolü içmeyi kabul ettik ve içtik haram işledik. Buna kaderimde alkol içmek vardı kaderim böyle yazılmış. Diyebilirmiyiz? Diyenler diyebilir aslında kısmen diyebiliriz de çünkü kaderinde senin alkol masasında olman ve alkol alman yazılmış. Fakat burada işin en önemli kısmı şu. Allah seni günahkar yapmak için alkol almanı yazmamıştır. O senin doğmadan önce 23 yaşında bir alkol masasında bulunacağını ve alkolü içeceğini bildiği için ezeli ve ebedi ilminden dolayı bu sana yazılmıştır. Yani senin tercihini yaradan bilmiştir zaten biliyordur bilecektir de. Özgür irade eğer buysa evet özgür irade gerçektir. İnsan seçer ve yapar. Yalnız seçeceği şey zaten bilinmektedir.

Mesela denilir ki dua ile kader Allah dilerse kısmen değişebilir. Evet doğrudur ama buda yanlış anlaşılmaktadır. Yani durum şu. Kaderin o zamana kadar farklıydı sen dua edince değişti değil. Kaderin zaten aynıydı. Sen dua edince de aynıdır. Fakat sen dua ne zaman edeceğini biliyor musun? Mesela en yakın arkadaşın sapa sağlam birisi. Hastalandı doktorlar 2 ay ömrü kaldı dedi. Sen yürekten dua ettin ve arkadaşın 3 yıl yaşadı. Sen arkadaşının hastalanacağını biliyormuydun? Onun için dua edeceğini biliyormuydun? Dua ettin diyemi 3 yıl yaşadı peki? hayır tabikide. Allah o arkadaşının hastalanacağını senin o arkadaşın için dua edeceğini biliyordu ve böyle yazıldı. Burada da dua etmenin önemi yansıtılmıştır. Dua önemlidir. Fakat Allah senin dua edeceğini de bildiği için böyle bir kader yazmıştır.

bunlar örnek hep açıklayıcı olmak adına. Bunun gibi birçok örnek çoğaltılabilir.

En kısa olarak. Yapılan herşey fani açıdan ve düşünüldüğünde aslında insanın kendi kararları ve düşünceleridir. Evet öyledir de zaten. Fakat Kaderi sen doğmadan daha senin falana yaşta falanca kişiyle falanca münasebetin olacağı yazılmışsa senin düşüncelerin seçtiğin yolunda kaderindir zaten.
 
İnsanlar her zaman başına gelen herşeyi kaderden bilir. mesela benim şu anda bu yazıyı yazmam kaderdir. bir kaç saniye sonra yazacağım yazıyı bilmeden yazıyorum ben. Bu bizim irademiz için kaderdir. Birde insanların iradeleri dışında başına gelen şeyler vardır. Ailemiz anne babamız. bunlar irademiz dışında ki kaderdir.
 
ALLAH katında zaman mefhumu yoktur .. Geniş-geçmiş-gelecek-şimdiki zaman katları yoktur .. Zamana bağlı olarak yaşamak yarattıklarına mahsustur ..
Düşünce zemininizi buna göre oturtursanız eğer bazı şeyleri daha rahat anlayabilirsiniz ..
 
bence kader diye bişey yok.. buna inanmak beyhude bir çabadır..
 
Ortada özgür irade ile alınmış bir karar yoksa sorumluluğumuz da olmaz. Yani kaderimizi kendimiz belirleyemiyorsak öyle yazıldığı için mi hesap vereceğiz? Mantıksızlık bu bence.
Diğer yandan ölüm günü belirli diyoruz da şöyle bir hikaye canlanıyor gözümde adam yaralamaktan hapse girenler var adam öldürmekten girenler var . Hiçbir suçlu tutupta adamın eceli o günmüş diye savunma yapmıyor. Veya biz adamın eceli o günmüş diye masumlaştırmıyoruz karşımızdakini. Sağlığımıza da dikkat etmeyelim ölüm günümüz var nasılsa mı Dicez. Ben anlamadım ki bu işi.
 
Geri