-
- Katılım
- Mart 27, 2013
-
- Mesajlar
- 16,468
-
- Tepkime puanı
- 17,816
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Asgard
Dini konularda herkesin kendisine göre bir doğrusu vardır. Bu doğru kişisel olduğu için öznel bir doğrudur. Asla kapsayıcılığı yoktur.
Şimdi açmak istediğim konuyu aynı dinden mensup olmalarına rağmen farklı kişilerden farklı şekilde yorumlar alabilirim. Ve alacağımı da sanıyorum.
Efendim konu ''Kader ve Özgür İrade''.
Soruyu genel olarak şöyle soralım : İnsan kendi kaderini kendi mi belirler, yoksa kaderimiz tanrı tarafından mı çizilmiştir?
----------------------------------------------------------------------
Genel olarak teizmde herşeye gücü yeten, kadiri mutlak bir tanrının insanları yarattığı, insanları bir imtihana tabii tuttuğu ve imtihanın sonucuna göre ödüllendirdiği yada cezalandırdığı fikri yaygındır. Fakat burada konuyu biraz açmak gerekiyor.
İslamcı teist anlayışta genel olarak iki eğilim ön plandadır.
Birinci eğilim der ki; herkesin kaderi baştan yazılıdır, bugüne kadar olmuş olanlar, şu anda yaşanlar ve ilerde yaşanacak olanlar tanrının bilgisi ve tercihleri dahilindedir. Hatta bunların levh-i mahfuz isimli bir yerde yazılı olduğu, insanların -ne yaparlarsa yapsınlar- kaderlerini değiştiremeyeceği söylenir.
Bu bakış açısı insanın özgür iradesini tamamen geçersiz kılar, yok sayar ve akla onlarca soru getirir. En basitinden islama göre inançsızların kalpleri mühürlüdür ve tanrı öyle yaratmıştır. Yani tanrı benim gibi kafirleri cehenneme atmak için yaratmış gibi bir sorun ortaya çıkıyor. Akla gelebilecek bir başka soru da kaderimiz çizili ve baştan belli ise neden kararlarımızdan sorumlu tutulduğumuzdur. Çünkü bunu biz tercih etmiyoruz. Tanrı çizmiş ve belirlemiş ve doğacak tüm 'iyi' ve 'kötü' ameller tanrının sorumluluğudur. Bir başka soru ise şu olabilir, tanrı herşeyi biliyorsa kaderimiz geçmişimiz ve geleceğimiz baştan belli ise, baştan belli olan birşeyi değiştirmek için neden kitap yada peygamber göndermiştir?
İkinci eğilim ise biraz daha yanıltmalı bir eğilim. Efendim burada da denirki insanların bir miktar özgür iradesi vardır ve insanın başına gelenlerin sebebi büyük oranda insan kaynaklıdır. Seçemediği kısımlar tanrının bilgisi dahilindedir ve tanrı imtihanı değerlendirirken bunları da hesaba katar ve ona göre sonuç verir. Yani kişi özgür iradesi sonucu yaptığı eylemler hesaba katılır ve sonuçlandırılır.
İlk bakışta bu argüman kulağa hoş geliyor. Ama biraz derinlemesine bakalım. Tanrı herşeye gücü yeten, mutlak, kadir, işiten, gören biri olduğu için bunları da yani insanın özgür irade bağlamında verdiği ve vereceği kararları biliyor(bununla ilgili Kur'an'da ayetler mevcut). Yani burada bir tutarsızlık mevcut. Tutarsızlık, insana dinsel olarak atfedilen cüz-i irade ile tanrıya atfedilen küll-i iradenin çelişkisidir. Diğer bir deyişle insana özgür irade alanı kılmak tanrının iradesini kısıtlamak anlamına gelir. Yani insana tabii durumlar varsa ve tanrının elinden birşey gelmiyorsa bu tanrının iradesini kısıtlar. Oysa herşeye kadir, mutlak bir ilah için kısıtlama düşünülemez. Ama olsa olsa tanrı bunlara izin veriyordur denebilir. Yani tanrı insana verdiği özgür iradeye saygı gösteriyor ve yaptıkları eylemlere karışmıyordur. Fakat herşeyi baştan bildiği için, aslında seçimlerin neye sebep olacağının da bilincindedir. Dolayısıyla bu sonucu önceden bilinen bir sınavmış gibi oluyor. Sonucu bilinen bir sınav için neden imtihana tabi tutuluyoruz gibi bir soru akla gelecektir. Bunun dışında ekleyebileceğimiz bir başka husus da pek çok durumda kişinin tercihleri çevre koşullarına da bağlı olduğundan, yani aslında Tanrı’nın dolaylı olarak sebep olduğu şeyler olduklarından, Tanrı yine de ortaya çıkan sonucun sorumlusudur. Yani burada bir yönlendirme de söz konusudur. Dolayısıyla teist mentalite burada tutarlı değildir.
Kullandığım Kaynaklar:
Ateizmi Anlamak (Propaganda Yayınları)
Ateist Manifesto (Yurt Kitap)
Şimdi açmak istediğim konuyu aynı dinden mensup olmalarına rağmen farklı kişilerden farklı şekilde yorumlar alabilirim. Ve alacağımı da sanıyorum.
Efendim konu ''Kader ve Özgür İrade''.
Soruyu genel olarak şöyle soralım : İnsan kendi kaderini kendi mi belirler, yoksa kaderimiz tanrı tarafından mı çizilmiştir?
----------------------------------------------------------------------
Genel olarak teizmde herşeye gücü yeten, kadiri mutlak bir tanrının insanları yarattığı, insanları bir imtihana tabii tuttuğu ve imtihanın sonucuna göre ödüllendirdiği yada cezalandırdığı fikri yaygındır. Fakat burada konuyu biraz açmak gerekiyor.
İslamcı teist anlayışta genel olarak iki eğilim ön plandadır.
Birinci eğilim der ki; herkesin kaderi baştan yazılıdır, bugüne kadar olmuş olanlar, şu anda yaşanlar ve ilerde yaşanacak olanlar tanrının bilgisi ve tercihleri dahilindedir. Hatta bunların levh-i mahfuz isimli bir yerde yazılı olduğu, insanların -ne yaparlarsa yapsınlar- kaderlerini değiştiremeyeceği söylenir.
Bu bakış açısı insanın özgür iradesini tamamen geçersiz kılar, yok sayar ve akla onlarca soru getirir. En basitinden islama göre inançsızların kalpleri mühürlüdür ve tanrı öyle yaratmıştır. Yani tanrı benim gibi kafirleri cehenneme atmak için yaratmış gibi bir sorun ortaya çıkıyor. Akla gelebilecek bir başka soru da kaderimiz çizili ve baştan belli ise neden kararlarımızdan sorumlu tutulduğumuzdur. Çünkü bunu biz tercih etmiyoruz. Tanrı çizmiş ve belirlemiş ve doğacak tüm 'iyi' ve 'kötü' ameller tanrının sorumluluğudur. Bir başka soru ise şu olabilir, tanrı herşeyi biliyorsa kaderimiz geçmişimiz ve geleceğimiz baştan belli ise, baştan belli olan birşeyi değiştirmek için neden kitap yada peygamber göndermiştir?
İkinci eğilim ise biraz daha yanıltmalı bir eğilim. Efendim burada da denirki insanların bir miktar özgür iradesi vardır ve insanın başına gelenlerin sebebi büyük oranda insan kaynaklıdır. Seçemediği kısımlar tanrının bilgisi dahilindedir ve tanrı imtihanı değerlendirirken bunları da hesaba katar ve ona göre sonuç verir. Yani kişi özgür iradesi sonucu yaptığı eylemler hesaba katılır ve sonuçlandırılır.
İlk bakışta bu argüman kulağa hoş geliyor. Ama biraz derinlemesine bakalım. Tanrı herşeye gücü yeten, mutlak, kadir, işiten, gören biri olduğu için bunları da yani insanın özgür irade bağlamında verdiği ve vereceği kararları biliyor(bununla ilgili Kur'an'da ayetler mevcut). Yani burada bir tutarsızlık mevcut. Tutarsızlık, insana dinsel olarak atfedilen cüz-i irade ile tanrıya atfedilen küll-i iradenin çelişkisidir. Diğer bir deyişle insana özgür irade alanı kılmak tanrının iradesini kısıtlamak anlamına gelir. Yani insana tabii durumlar varsa ve tanrının elinden birşey gelmiyorsa bu tanrının iradesini kısıtlar. Oysa herşeye kadir, mutlak bir ilah için kısıtlama düşünülemez. Ama olsa olsa tanrı bunlara izin veriyordur denebilir. Yani tanrı insana verdiği özgür iradeye saygı gösteriyor ve yaptıkları eylemlere karışmıyordur. Fakat herşeyi baştan bildiği için, aslında seçimlerin neye sebep olacağının da bilincindedir. Dolayısıyla bu sonucu önceden bilinen bir sınavmış gibi oluyor. Sonucu bilinen bir sınav için neden imtihana tabi tutuluyoruz gibi bir soru akla gelecektir. Bunun dışında ekleyebileceğimiz bir başka husus da pek çok durumda kişinin tercihleri çevre koşullarına da bağlı olduğundan, yani aslında Tanrı’nın dolaylı olarak sebep olduğu şeyler olduklarından, Tanrı yine de ortaya çıkan sonucun sorumlusudur. Yani burada bir yönlendirme de söz konusudur. Dolayısıyla teist mentalite burada tutarlı değildir.
Kullandığım Kaynaklar:
Ateizmi Anlamak (Propaganda Yayınları)
Ateist Manifesto (Yurt Kitap)