Kabe´nin Yeniden Yapılışı

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Kabe´nin Yeniden Yapılışı

Aslı itibariyle hem kendisi, hem bütün insanlık için hayırlı olan bütün toplumsal etkinliklere, Peygamber efendimiz hem mali, hem de bedeni katkıda bulunmuştur. Kureyşliler´i, Özellikle Arapların tamamını birbirine bağlayan kopmaz ve kesilmez bir bağ vardı. Çünkü bu bağ zaman zaman yenilenmekteydi. Onları birbirine bağlayan bu bağ, iki unsurdan oluşmaktaydı:

1- Peygamberlerin atası İbrahim (as)´ın inşa etmiş olduğu Ka-be-i Muazzama. Bu bina, insanlar için yeryüzünde inşa edilen ilk evdir. İnsanlar oraya gelip tavafta bulunur ve hac menasikini ye*rine getirirlerdi.

2- Araplar, göklerle yeri yaratan varlığın, noksanlıklardan müzezeh olan yüce Allah olduğna inanırlardı.

Onlar bu bağı korumaya özen gösterirlerdi. Aralarında kendi*lerini birbirine bağlayan bu bağı asla koparmazlardı. Özellikle Kureyşliler, buna son derece riayet ederlerdi. Çünkü onurlarını korumayı, şeref ve üstünlüklerini bu bağda görmüşlerdi. Bütün Araplara karşı üstünlük ve hakimiyetlerini bu vesileyle elde et*mişlerdi. Bütün Arapların birbirleriyle savaştıkları bir ortamda sadece Mekke-i Mükerreme mahfuz kalmıştı. Birbirleriyle savaş*makta olan Araplar, Mekke-i Mükerreme´nin Haremine geldikle*rinde emniyet içinde olurlardı. Nitekim Cenab-ı Allahda, onlara bahşetmiş olduğu bu nimetini hatırlatarak şöyle buyurmuştur:

"Görmediler mi çevrelerinde insanlar kapıl (ip öldürülür veya esir edil) irken, biz (kendi şehirleri Mekke´yi), güvenli, dokunul*maz bir bölge yaptık. Hala batıla inanıp Allah´ın nimetine nan*körlük mü ediyorlar " (Ankebut: 67)

Kabe-i Muazzama´nın binası, harab olmaya yüz tutmuştu. Ku-reyşliler onu yeniden inşa etmek istediler. O sıralarda peygamber efendimiz 35 yaşına gelmişti ve Hatice (ra) ile evleneli on yıl ol*muştu. Bazı rivayetçilerin sahih olmayan senetlerle naklettikleri rivayetlerde anlatıldığı gibi, bu olay, Peygamber efendimizin Ha*tice anamızla evlenmesinden önce meydana gelmiş bir olay değil*dir. Şu halde Kabe-i Muazzama´nın yeniden inşa edilişi, Peygam*ber efendimizin bi´setinden beş yıl önce olmuştur. Peygamber efendimiz 40 yaşında risaletle görevlendirildiğine göre; Kabe-i Muazzama´nın yeniden inşa edilişi, onun şerefli ömrünün 35. yı*lında vuku bulmuştur.

Kabe-i Muazzam, İbrahim peygamberin kurduğu temel üze*rinde yeniden inşa edilecekti. Kureyşliler, bu iş için hazırlığa baş*lamışlardı, bu inşaata, içine haram mal karışmayan helal para harcamak ve bunu halis niyetle yapmak hususunda görüş birliği etmişlerdi. Ibn Kesir bu konuda şöyle der:

Kabe-i Muazzama, Kureyşliler´in diğer insanlara karşı bir ko*runak ve şeref vesilesi olmuştu. Bu maksatla onun yıkılmasından korktukları için yeniden inşa etmek istediler. Mahzun oğullarının büyüklerinden biri, Kureyşliler´in Kabe´yi yeniden inşa etmeye yö*neldikleri bir esnada şöyle demişti:

"Ey Kureyş topluluğu! Şu binanızın masrafına, temiz ve helal kazancınızdan başka birşey karıştırmayın. Fahişelerin mehri, fa*iz kazancı, insanlardan zulmen alınan mallar, bu inşaat işine bu*laştırılmasın. "[1]

Yukarıdaki ifadeler, Arapların ve özellikle Kureyşliler´in üze*rinde Kabe-i Muazzama´mn ne kadar etkili olduğunu ve onların burayı ne kadar tazim ettiklerini göstermektedir. Yine bu ifade*lerden anlaşıldığına göre, Kabe-i Muazzama´nm İbrahim pey*gamberle olan bağlantısı, Arapları ve özellikle Kureyşyiler´i ona sarsılmaz, kopmaz bağlarla bağlamıştır. Kabe-i Muazzama, onlarda yaşayan bir vicdan meydana getirmiştir ki, bu da iman ve tevhid fidanının yeşermesine zemin hazırlamıştır.

Bütün bu sebepler, bizim ibrahim peygambere dönmemizi ve onun ilk mabed olarak Kabe´yi nasıl inşa etmiş olduğunu öğren*memizi gerekli kılmaktadır. Ondan sonra da Kabe-i Muazza-ma´nın inşasıyla ilgili faaliyetler bahsine döneceğiz.

Kabe-i Muzzama ilk olarak, ibrahim peygamber tarafından kurulmuştu. Kabe´nin daha önce kurulduğu konusunda hiçbir kaynaktan haber gelmemiştir. Ibn Kesir bu konuda şöyle demiş*tir:

"İbrahim peygamberden önce Kabe-i Muazzama´nın inşa edil*miş olduğuna dair sahih bir haber nakledilme mistir. "Bir zaman*lar ibrahim´e beyt (Kabe) in yerini açıklamıştık " ayeti kerimesine dayanarak, Kabe´nin ibrahim peygamberden önce inşa edilmiş ol*duğunu ileri sürenlerin görüşleri kuvvetli bir görüş değildir. Çün*kü bu ayeti kerimede Kabe´nin yerinden söz edilmesi, onun yeri*nin Cenab-ı Allah´ın ilminde takdir edilmiş olduğunu göstermek*tedir. Ve yine Adem peygamberden İbrahim peygambere kadar geçen zaman içinde Kabe´nin yerinin bir çok peygamberler tara*fından saygı gören bir mevki olduğu açıklanmaktadır."

Sonra Ibn Kesir, Adem peygamberin yeryüzüne indiği esnada Kabe´nin yeri üzerinde bir kubbe kurduğuna; meleklerin ona: "Ey Adem biz bu makamı senden Önce tavaf ettik " dediklerine ve Nuh´un gemisiyle Kabe´nin etrafında kırk gün müddetle döndü*ğüne dair söylenilen sözleri ele alarak şöyle demektedir:

"Fakat bu haberlerin tamamı Israiliyattandır. Bu sözlerin, ne doğrulanabilen, ne de yalanlanabilen sözler olduklarını daha Ön*ce ifade etmiştik ." Bu sözleri söyleyen İbn Kesir, sonuçta şu kara*ra varmaktadır: "İslam tarihi, İbrahim peygamberden önce Ka*be´yi inşa eden bir şahsı tanımamaktadır"

Biz de İbn Kesir´in vardığı sonuca katılıyor ve vehimlerle efsa*neleri te´yid edecek gerçek tarihi deliller ile dini kaynaklı sabit ve sahih yazılar mevcut değildir. Öyle ise biz, zanlara tabi olmayız.

"Zan ise şüphesiz gerçeği ifade etmez (zan ile gerçeğe ulaşıl-maz)." (Necm:28)

İnşa edilişinden önce de Kabe-i Muazzama´nın yerinin, eski ta*rihi kaynaklarda da belirtildiği gibi, bilinen bir yer olduğunu açık*lamıştık. İbn Kesir de bunu doğrulamakta ve "ibrahim peygamberin inşasından önceleri Kabe-i Muazzama´nın yeri saygı gören bir makamdı" diyerek sözlerini şöyle sürdürmektedir: "Daha ön*celeri de Kabe-i Muazzama´nın yeri insanlar tarafından saygı gö*rürdü. Diğer çağlarda ve zamanlarda insanlığa aydınlık saçar*dı."

Bu, doğru bir sözdür. Çünkü Kur´an-ı Kerim´in Nassı da, Allah dostu İbrahim peygamberin inşasından önceleri Kabe´nin yerinin bilinen bir makam olduğunu ifade etmektedir. Kur´an-ı Kerim´de konuyla ilgili olarak şöyle buyurulmaktadır:

"Bir zamanlar İbrahim´e beyt (Kabe´n)in yerini açıklamıştık." (Hac:26)

Ayette geçen "açıklamıştık" sözünden de anlaşıldığı gibi, İbra*him peygamberin inşasından Önceleri Kabe´nin yeri belliydi. Ce-nab-ı Allah onun yerini İbrahim peygambere açıklamıştır.

İbn Kesir ile diğerlerinin vardıkları sonuca katıldığımız, yani Kabe-i Muazzama´nm İbrahim peygamberden önceleri de başka*ları tarafından saygı ve itina gören bir yer olduğunu kabullendiği*miz takdirde, şöyle dememiz gerekecektir: İbrahim peygamber*den önce Kabe-i Muazzama´nm yerinin mahfuz kalması için etra*fında bir kuşatma duvarının örülmüş olması zorunludur. Öyle ise bu duvarı örenler kimlerdir ve ördükleri duvarın ölçüsü ne kadar*dır

İşte bu sorunun cevabım veren olmamıştır. Bu konuda araştır*ma yapılmamıştır. Sağlam tarihi kaynaklara v.e muharref olma*yan kitaplara dayanılarak herhangi bir araştır-maya giren görül*memiştir. Söylenenler sadece zanna dayanmaktadır.

Belki de, önemli olmamakla birlikte, şöyle bir soru sorabiliriz: Kabe-i Muazzama mı, yoksa Mescid-i Aksa mı önce inşa edilmiş*tir Şüphesiz İbrahim peygamberin inşa etmiş olduğu Kabe-i Muzzama, Mescid-i Aksa´dan Önce inşa edilmiştir. Bu kesindir. Denildiğine göre, Mescidi-i Aksa´yı, ibrahim peygamberin torunu Yakub (as) inşa etmiştir. Ondan sonra inşa edilmiş olduğunu söy*leyenler de vardır. Buhari ve Müslim´in Sahihlerinde nakledilen bir hadisde Ebu Zer şöyle demektedir: "ilk kurulan mescid hangi*sidir, ya Resulullah " diye sordum. Resulullah şöyle buyurdu: "Mescid-i Haramdır." Sonra hangisidir diye sordum: "Mescid-i Aksadır" dedi."

Fakat şunu düşünmemiz gerekir: İbrahim peygamberin inşa etmesinden sonra da Kabe-i Muazzama´da bir çok onarımlar ya*pılmıştır. Çünkü İbrahim peygamberin inşa etmiş olduğu bina*nın, ikibin yıldan fazla sağlam bir şekilde kalmasına ve yıkıima-masına imkan yoktur. O, burasını inşa ederken işçilere zor kulla*nan Firavun gibi davranmamıştı. Ancak İbrahim peygamber ile oğlu İsmail, ne bir taş, ne bir yün, ne bir yapağı, ne de bir insan gü*cünü gasbetmeksizin kendi güçleri ile bu binayı inşa etmişlerdir.
 
Kabe´nin Yeniden İnşası Bu bahsettiğimiz olaylardan, yani Ali´nin aileye katıl*masından kısa bir zaman önce, Muhammed (s.a.v.) otuz-beş yaşında iken Kureyşliler Kabe´yi tekrardan yapmaya karar verdiler. O zamanlar Kabe´nin yüksekliği, bir insan boyu kadardı ve üstünde çatı yoktu. Bu nedenle kapı kilit-lense bile hırsızlar kolaylıkla içeri girebilirdi. Kısa bir sü*re önce, mahzene gömülen hazinelerden bir kısmı çalın*mıştı. Ellerinde çatı yapmaya yetecek kadar kereste vardı: Yunanlı bir tüccarın gemisi karaya vurmuştu ve tamir edi*lemeyecek kadar dağılmış bir halde Cidde kıyısında bek*liyordu. Bu nedenle onun kerestelerini çatı yapmak için al*dılar. O sırada Mekke´de yetenekli bir marangoz olan bir Kıptî de bulunuyordu.

Fakat Kabe´ye duydukları saygı o denli fazla İdi ki ona el sürmekte tereddüt ediyorlardı. Planları, yumuşak ve dayanıksız taşlardan yapılmış olan tüm duvarları yıkıp, yenilerini yapmaktı; fakat kutsal olan bu yeri yıkarak gü*nahkâr olmaktan ve belaya uğramaktan korkuyorlardı. Bu tereddütleri, Kabe´nin duvarından her güaı güneşlemek için dışarı çıkan yılanı görmeleriyle daha da arttı. Kim o tarafa yaklaşırsa yılan başım kaldırıyor, dilini çıkarıp tıs*lıyordu. Bu da onlan çok korkutuyordu. Fakat bir gün, yılan güneşlerken, Allah gökten bir kartal gönderdi, kartal yılanı kaptı ve uçtu gitti. Kureyşliler aralarında şöyle ko*nuştular: «Şimdi Allah´ın bizim niyetimizi tasdik ettiğine inanabiliriz. Bize yardım edecek bir marangozumuz ve tahtalarımız var, Tanrrı bizi yılandan da kurtardı.»

Duvarların üstünden ilk taşı alan. Muhammed (s.a.v ) in büyük annesi Fatıma´nın erkek kardeşi MahzunVlu Ebu Vehb idi; fakat o taşı alır almaz, taş elinden kurtulup tek*rar eski yerine döndü. Bunun üzerine hepsi işe devam et*mekten korkarak Kabe´den kaçtılar. Daha sonra Manzumilerin reisi, o zaman hayatta olmayan Muğire´nin oğlu Ve lid kazmayı eline aldı ve şöyle dedi: «Ey Tanrım, korkma. Ey Tanrım biz iyilikten başka birşey istemiyoruz.» Daha sonra Yemen köşesi ile Hacerü´l-Esved´in arasındaki gü-ney-doğu duvarının bir kısmını yıktı; fakat diğerleri işe koyulmaktan çekindiler. «Bekleyelim ve görelim» dediler, *Eğer o helak olursa, Kabe´ye dokunmayalım, hatta onu eski haline çevirelim. Fakat eğer o çarpılmazsa, ki bu Allah işimizi onaylıyor demektir, onu sonuna kadar yıkalım » Gece hiçbir aksilik çıkmadı; Velid, sabah erkenden tek rar işe başladı, diğerleri de ona katıldılar. Tüm duvarlar. İbrahim´in attığı temellere kadar yıkılınca, yanyana dızık miş deve hörguçlerine benzer, büyük, yeşilimsi taşlar orta*ya çıktı. Bir adam taşlardan birini çekip çıkarmak için iki taşın arasına bir manivela koydu; fakat ilk hareketinde, tüm Mekke´yi sarsan ve depreme benzeyen bir sallantı ol du. Bunu, temelleri yıkmamaları için yapılan bir uyan işa*reti olarak kabul ettiler

Hacerü´l-Esved´in bulunduğu köşede süryanice bir ya*zı buldular. Onu, bir Yahudi okuyana dek ne olduğunu bilmeden sakladılar: -Ben Allah´ım ve Bekke´nin Rabbıyım. Bekke´yi. gökleri ve yeri yarattığım, Aya ve Güneşe şekil verdiğim ve Güneşin etrafına dokunulmaz olan yedi mele*ği yerleştirdiğim gün yarattım. O (Bekke), insanlarına su i. ve su ile yardım eden iki tepesi varoldukça varolmaya de*vam edecektir.» Bir parça yazı da İbrahim makamında Kabe´nin kapısı yanında İbrahim´in ayak izini taşıyan ka*yanın altında bulundu: «Mekke, Tanrı´nın kutsal evidir. Onun sürekliliği üç yönden gelir. Onun insanları onu ille kirletenler olmasın.»

Kureyşliler, binanın yüksekliğini arttırmak için. daha çok taş topladılar. Ayrı ayrı kabileler sırayla çalıştılar. Nihayet bina Hacerü´l-Esved´in konulacağı yüksekliğe gel*di. Bu şurada aralarında şiddetli bir tartışma çıktı. Çünkü hiçbiri Hacerûl-Esved´i duvara yerleştirme şerefini, diğer kabileye bırakmak istemiyordu. Bu tartışma bir kaç gün sürdü ve anlaşmazlık o denli büyüdü ki, taraflar savaşmaya hazırlandılar. O sırada yaşlı bir adam şöyle bir öneri ge*tirdi : «Ey Kureyşliler, tartıştığınız konuda sizi uzlaştıracak bir hakem seçin. Mescid´e girecek olan ilk adam bu konu*da hakem olsun.»[1] Kabe´nin çevresindeki alana Mescid, ya*ni secde edilen yer adı verilirdi. Çünkü Allah´ın Evine yönelerek O´na secde etme geleneği. İbrahim ve İsmail´den beri devam edegeliyordu. Yaşlı adamın tavsiyesine uyma ya karar verdiler. Mescid´e ilk giren kişi, belli bir süredir Mekke´de bulunmayan ve henüz dönen Muhammed (s.a.v.1 idi. Onun kapıdan görünmesiyle insanların yüzünde, mut*luluk ve sevinç ifadeleri belirdi. Daha da yaklaştığın*da memnuniyetle -dolu selamlamalar ve mırıldanma*lar topluluğu sardı. Bazıları: «O, el^Emin´dir» dediler. Bazı*ları: «Muhammed (s.a.v.) geldi, onun kararına uyanz* de*diler. Meseleyi ona anlattıklarında O, «Bana bir parça ku*maş getirin» dedi. Getirdiklerinde bezi yere yaydı, Ha-cerü´LEsved´i ortasına koydu. «Her kabile bezin bir ucun*dan tutsun» dedi. «Sonra hep birlikte onu kaldırın». Taşı yeteri kadar yerden yükselttiklerinde, onu aldı ve Kabe´*nin köşesine kendi elleriyle yerleştirdi ve böylece inşaat devam etti
 
Kabe'nın yenıden ınsası

Hz. Muhammed (S.A.V.) 35 yasinda iken Kureys'liler Ka-be'nin tekrar insasina karar verdiler. Kabe yikildiktan sonra Hacerü'l Esved'in bulundugu kösede Süryanice bir yazi buldurlar ve onu bir yahudiye okuttular. "Ben Allah'im ve Bekke (Mekke)'nin Rabbiyim. Mekke'yi ve gökleri ben yarattim, Ay'a ve Günes'e sekil verdigimi ve Günes'in etrafina dokunulmaz olan yedi melegi yerlestirdigim gün yarattim. O (Mekke), insanlara süt ve su ile yardim eden iki tepe varoldukça varolmaya devam edecektir." yazmakta idi. Bir parca yazida Ibrahim makaminda Kabe'nin kapisi yaninda Hz. Ibrahim'in ayak izini tasiyan kayanin altinda bulundu. "Mekke, Allah'in kutsal evidir. Onun sürekliligi üç yönden gelir. O'nun yakinindaki insanlar onu ilk kirletenler olmasin."

Ka-be'nin yapilmasinda bütün kabileler çalisti ve yeniden yapildi. Sira Hacerü'l Esved tasinin yerine konulmasina geldiginde yerlestirme serefine tüm kabileler nail olmak istemekte idiler. Aralarinda anlasamiyarak ihtilafa düstüler. Bu tartisma bir kaç gün sürdü ve yasli bir adam söyle bir öneri getirdi: "Mescid'e ilk giren hakem olsun." Tam busirada Hz. Muhammed kapidan içeri girdi. Hepsi Muhammed Emin'dir karari kabulumuzdür dediler. Durumu kendisine anlattilar. Hz Muhammed bana bir kumas getirin dedi. Kumasi yere serdi. Hacerü'l Esvedi kendi elleriyle kumasin üzerine yerlestirdi. Her kabilenin reisi bezin ucundan tutsun. dedi. Tas yükselincede onu yerine kendi elleriyle yerlestirdi. Böylece insaatin kalan kismina devam edildi ve sorun çözüldü.
 
Geri