Julius Sezar Kimdir

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Devlet Adamları ve Siyasiler
Konu sahibi son olarak 2615 gün önce görüldü
Julius Sezar Kimdir

Roma'nın Kanlı Diktatörü

JULİUS SEZAR

"Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hırsı" olarak tarihe geçen Sezar , M.Ö.101 yılında Roma'da doğdu.

Avukat olarak hayata atıldı. Zeki , kurnaz , çok hırslı v eusta bir demagog idi. İnsanları etkilemenin , onlara hükmetmenin yollarını iyi biliyordu. İçini yakan büyük bir hırsla , gözünü yukarılara dikmişti. "Ya birinci adam olmalıydı , ya da hiç yaşamamalıydı." Birinci adam olmak uğruna her şeyi göze almıştı. "Ömür boyu Roma'da ikinci adam olmaktansa , Alplerdeki bir dağ köyünde birinci adam olmayı tercih ederim" sözü de Sezar'a aittir.

Roma'da siyasî iktidar olmanın yolunun askerî kumandanlıktan geçtiğini bilmekteydi. Bu yüzdendir ki ne yapıp etmiş kendisini İspanya Proptreatoru tayin ettirmişti.

Kazandığı çok küçük zaferleri propaganda ile büyütüp , şişirmesini bilmişti. Galya ve İtalya'yı işgal ettikten sonra şöhreti birdenbire artmıştı. Bunu fırsat bilen Sezar , Gol valiliğine aday oldu . Senato , onu Roma'dan uzaklaştırmak için iyi bir fırsat olarak bunu onayladı. Hâlbuki Sezar , "İktidarı ele geçirmek için gerekli orduyu orada kurabileceği" için bunu istiyordu. Dokuz yıl boyunca , gerekli serveti ve orduyu temin etti.

Sezar , "zarlar atılmıştır," sözü ile dönüşü olmayan yola çıkmıştı. Yolun sonunda ya iktidar , ya da ölüm vardı.

Pompe , itirazlara rağmen şehrin boşaltılmasını kararlaştırmıştı. Panik başlamış ; Sezar tarafları olanlar bile , zulüm haberlerinin tesiri ile kaçışıyorlardı. Senatörler , " ayrılış dualarını yapmadan" şehri terk etmişlerdi. Baştakilerin bu durumu üzerine bütün şehir bir anda Sezarcı kesilmişti. Roma , Sezar'ın ayaklarına kapanıyordu.

İlk iş olarak , kendisini hedefine götürecek kanunları peş peşe çıkartmış ve kendine pek çok sâlahiyet verdirmişti. Konsüllüğünün ömür boyu olduğunu senatoya tasdik ettirmiş ve M.Ö.49'da devlet başkanı olduktan sonra da , diktatörlüğünü ilân etmişti.
Artık kanunu kendisi koyuyor , müesseselerde değişiklikleri kendisi yapıyor , senatörlerin listesini kendisi düzenliyorduç İmparator sıfatıyla ordunun mutlak hakimi de kendisiydi.

Yine senatoya tasdik ettirdiği bir kanunla hudutsuz salâhiyetler kazanmıştı. Savaş ilân etme ve sulh yapma , asalaet unvanı verme , yüksek vazifeleri tayin etme , eyalet hükümetlerini bölüştürme , kanun gücünde kararnameler çıkarma , senato ile komiteleri toplantıya çağırma salâhiyetlerine haizdi.
Basılan bütün paraların üzerinde kendi resmini koydurmuştu. Yılın bütün bir ayına (Juliud - Temmuz) da kendisi adına verdirmişti. Ülkenin her tarafına heykelini diktirmişti.

Gerçek bir halk idaresini kurmak vaadiyle iş başına gelen Sezar , tarihin kaydettiği en büyük diktatörlerden birisi olup çıkmıştı. İsterse , kukla hâline gelen senatoyu da kaldırabilirdi. Fakat senatoyu bir kukla olarak kullanmak en büyük zevkiydi.

Ülkedeki ahalinin durumu umurunda bile değildi. Oysa ki halk büyük sıkıntı içerisindeydi. Ekonomik durum gittikçe kötüye gidiyordu. Sezar , kendince bütün bu sıkıntıların çaresini bulmuştu. Eğlence... Çılgınca eğlenceler tertipleyerek halkın sıkıntılarını unutturmaya uğraşıyordu. Fakat nafile... Halk artık homurdanmaya başlamıştı... (Bozgeyik , 1999 : 33)

Suikastçılar senatoda hazırlanmışlardı Sezar , yerine oturur oturmaz etrafını aldılar. Onunla konuşacak , bir şeyler isteyecekmiş gibi davranıyorlardı. Sezar durumdan şüphelendi ve onlardan uzaklaşmak istedi. Hızla doğruldu , fakat , sırtındaki harmanisinin baştan başa yırtıldığını gördü . O anda suikastçılardan biri arkasından bir hançer darbesi indirdi. Hançerler üst üste girip çıkıyordu gövdesine. Etrafındakileri ümitsiz bir şekilde hızla gözledi. Son bir gayretle kaçmaya yeltenecekti. Fakat o anda , gayrimeşru çocuğu Brütüs'ün hançerini hırsla savurduğunu gördü.

Dudaklarından dökülen kısacık cümle , beklenmedik ihanetler için deyim olacaktı:

-Sen de mi Brütüs?!

Sezar , önce iki büklüm oldu. Sonra sırt üstü yuvarlandı. Hayret ve dehşetle açılmış gözleri hâlâ sorar gibi bakıyordu:
"Sen de mi Brütüs?..."(Vakkasoğlu , 1976:177)

İktidara büyük vaatler içinde gelen ve kendisini tek adam yapmak uğruna binlerce canlar yakıp , zevk ve eğlenceye dalan Sezar'ın sonu , insanlık tarihinde ibret olmuştur. Çünkü ;

"Kanla gelen , kanla gider , seçimle karşılanan ise seçimle uğurlanır."
 
Roma tarihinin en tanınmış imparatoru ve general Julius Caesar MÖ 100 yılında doğdu.

Gaius Julius Caesar, 12 temmuz MÖ 100'de doğdu ve 15 mart MÖ 44'te hayata veda etti. Eski Roma'nın en önemli asker ve siyasetçilerindendi, aynı zamanda imparatorluğa kadar yükseldi.

Galiçya'yı aldıktan sonra, Roma İmparatorluğu'nu Atlas Okyanusu'na kadar genişletti ve MÖ 55'te Britanya Adası'nı ele geçirdi. Büyük İskender'den sonra antik çağlardaki en başarılı komutan kabul edilir.

Ceasar yıkılmaya yüz tutmuş Roma Cumhuriyeti'ni kurtarmak için general Pompei ile bir ittifak oluşturur ve Roma'ya girer.

Bu arada kızı Julia'yı Pompei ile evlendirir. Cumhuriyeti asalaklardan temizler ve Pompei ile bir anlaşma yapar.

Pompei Roma'da kalıp senatoya hakim olacak, Ceasar da devletin sınırlarını korumak ve genişletmek amacıyla askeri komutayı ele alacaktır. Ceasar 13'üncü lejyonu da dahil olmak üzere Fransa üzerine büyük bir ordu ile sefere çıkar.

Yaklaşık 10 yıl süren sefer sonucunda bütün Galya'yı tek bayrak altında toplamayı başaran Galya kralı Vercingetorix'i yener. Vercingetorix'in Ceasar'a teslim olduğu haberi tüm Roma'ya yayılır ve halkın Ceasar'a olan sevgisi artar.

Ceasar Galya'da elde ettiği ganimetlerin bir kısmını halka dağıtır. Bu olay Roma Senatosu'nda Ceasar'a karşı bir cephe
oluşturur. Senato zamanla Pompei'yi etkiler ve Ceasar'a sırt donmesini sağlar.

Ceasar ordusunun büyük çoğunluğunu Galya'da bırakarak sadece 13'üncü lejyonuyla İtalya'ya girer. Korkan Pompei, Yunanistan'a kaçar. Fakat Ceasar Yunanistan'daki savaşlar sonucu eski dostunu yenilgiye uğratır.

Pompei'nin destekçilerinden Scipio ve Cato'yu da Kuzey Afrika'da yenen Ceasar, Roma'ya tek mutlak güç olarak döner. Zamanla kendini sentoya diktatör olarak ilan ettirir. Pek çok ıslahatlar yapar.

Ancak senatodaki muhafazakar cumhuriyetçi grup Caesar'ın cumhuriyet karşıtı bir tiran olduğunu düşunmektedir. Ve aralarında manevi oğlu Brutus de olan suikastçiler Caesar'ı senato girişinde hançerleyerek öldürür.

Ölümünden sonra başta katiller affedilir ancak Caesar'ın parasının büyük bölümünü halka bıraktığı anlaşılınca Brutus ve
arkadaşları Romalıların tepkisini üzerlerine çekerler ve Yunanistan'a kaçmak zorunda kalırlar.

Tarihte Caesar

'Gemileri yakmak' deyimini tarihe kazandıran kişi olarak geçer Caesar. İşgale gittikleri bir ülkede ordusu rakibin gücü
karşısında korkmaya başlayınca, askerlerini bir tepeye çıkarır ve aşağıda kalan birkaç askere gemileri ateşe vermeleri emrini
verir. Gemileri gözlerinin ününde yanan askerler şok geçirir.

Caesar, "gördüğünüz gibi gemileri yaktık. Artık dönüş yok. Ya
bu savaşı kazanırsınız ya da hepimiz burada ölürüz" der. Savaş Caesar'ın ordularının ezici zaferiyle sonuçlanır.

William Shakespeare, 'Julius Cesar' adlı oyununda Caesar'ın son diyaloglarını şöyle anlatır: Caesar, Brutus'e, "sen de mi
Brutus" diye sorar, Brustus de "öyleyse yıkıl Caesar" diye cevap verir. Caesar doğarken ölen annesinin karnını kesmek suretiyle doğurtulduğu için 'kesilip alınan' anlamına gelen Caesar adını aldığı iddia edilir. Yani bugünkü sezaryenin isim babasıdır.

Caesar'dan sonra Roma imparatorları bu ismini kullanmaya başlamıştır. Zamanla Ceasar kelimesi 'denizlerin ve karaların tek hakimi' anlamını kazanmıştır. İskambil oynanan destedeki karo papazının Julius Caesar'ı temsil ettiği söylenir.

Bunun başka bir boyutu daha vardır. Efsaneye göre iskambil kağıtlarını bulan kralı temsil eder karo papazı. Bu kağıtları bulan kral ülkesinde ve dünyada kumarın bu sebeple artmasından dolayı çok üzülür, ama elinden bir şey gelmez.

Bunun üzerine kendini suçlu hissedip kollarını kestirir. Destedeki tüm papazların yüzü oyuncuya dönükken, karo papazı utancı nedeniyle oıyuncuya bakmaz ve tüm papazların kolları gövarken, karo papazının kolları yoktur. 'Veni, vidi, vici' ('Geldim, gördüm, yendim') ve 'Alea jesta est' ('Ok yaydan çıktı') lafları da Caesar'a aittir.
 
Geri