Jın kelehe mêr gırtiye

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Selam ötedeki, fikirleri bana tamamen zıt olan hayat görüşümüz ak ile kara kadar birbirinden farklı olan insan.

Unutma ki bu dünyada yapılmış ve yapılacak olan her kötülüğün nedeni karşıdakine yönelik beslenen korkulardır. Kaybetmekten korkarsın, zarar vermesinden korkarsın, zarar vermekten korkarsın, dümdüz korkarsın vesaire. Her olumsuzluk kişinin bilinçaltı kendine itiraf edemese de korkunun meyvesidir. Korku genelde "ötedeki" insana beslenir. Seni ürkütmüş filmleri düşün mesela hep bir öteki karakter vardır korkutucu olan.

Peki esas soru ötekilendiği için mi korkutucu olmuştur bu karakter, öteki olduğunu fark ettiği için mi?

Ben de sana göre "öteki" iyim. "Ötekileştirilmiş" bir nefer. Bilinçaltımda korku yok benim. Hadi gel yıkalım bu paradoksu öteki olan ben senden korkmuyorum, sen de korkma.


 
Orgazm yaşamak için sevişmeye gerek yoktur çoğu zaman, biraz blues yeterli.

[YOUTUBE]INF7l39eOCA[/YOUTUBE]
 
Sana da selam olsun, "Ağbii bukowski yhaa" diyerek karşı cinsi etkilemeye çalışan pleb.


11947543_510659612432610_3743512173066279442_n.jpg
 

Toplum tarafındaki öteki şahıslar tarafından ötekilenmiş olmanın ve bunun verdiği ezilmişliğin beraberinde getirdiği psikolojiyle düşünmeye başladığı süreçte insanlar içerisinde toplumun ona yapıştırması gereken sıfatın "entellektüel kadın" olduğuna inanan ve bu yola evrilen biri. Aslında ne Bukowski yi sever ne Kafkayı anlar. Ama bunu kullanarak "Farklı olduğu için toplum tarafından dışlanan kadın." imajı yerine "Farklı olduğu için toplumu dışlayan kadın." fikrini argüman olarak sunar.

Görseldeki Özge bu. Görseldeki sözleri söyleyen erkeği sorma gitsin. Baştan sona bir "sahte kişilik". Aslında söylediği hiçbir şeyi sevmeyen, sadece birileriyle sevişebilmek adına yalanlar üzerine kurulu bir hayat yaşayan, marjinal olma çabası içerisindeki bir pleb.

Bir görselden ne analizler yazdım be. ^^
 
Görseldeki erkeği göremedim desem ...
Belli ki görmekte istememişim.Onu geçelim şimdilik , gelelim Özge'ye ,
Sence Özge haksız mı bu argümanı bulup kullanmakta ?
 
Görseldeki erkeği göremedim desem ...
Belli ki görmekte istememişim.Onu geçelim şimdilik , gelelim Özge'ye ,
Sence Özge haksız mı bu argümanı bulup kullanmakta ?


Özge karakterini insanların fikirlerine göre şekillendirme yolunu seçtiği için eleştirebilirim. Özgenin kendisi olması daha lazım gerekti. Lakin şöyle bir şey de var herkes içinde yaşadığı çevreden etkilenir hatta ailesinin onu etkilediğinden çok daha fazla etkilenir.

O zaman burda bu değişim ve evrim sürecinin arka yüzüne bakmamız lazım.

Eğer Özge olmaya çalıştığı kişi gibi olmaya çalışırken elem ve ıstırap duyup acı çekiyorsa, sırf topluma karşı eleştirel tutum sergilemek ve "entellektüel gözükmem" çabası içerisindeyse haksız. Örnekle temellendireyim, dışarı çıkardığı cep telefonunda Frank Sinatra playlisti varken, sadece evinde kullandığı mp3 ünde Mahsun Kırmızıgül var ise, kişilik bölünmesi yaşıyor. Ve acilen hedonist bir tutum sergilemeye dönmesi lazım.

Eğer Özge olmaya çalıştığı kişi olmaya çalışırken yaptığı şeylerden haz alıyorsa bu onun kişisel gelişim sürecinin bir basamağıdır muhakkak ki ve son derece haklı o zaman. O zaman kişiğini keşif evresinde ki-yahut yeni tatlar hoşuna gidiyor- bu kişi gayet doğal.
 
Söylem benzerlikleri sizleri baskın olan gücün güdümündeki insanlar yapmaz.

Donanımlı bir birey olmanın ölçütü savunduğunuz fikirdeki, görüşteki, oluşumdaki eksiklikleri üçüncü şahıslar size gösterdiği zaman bunu kabullenip bu olumsuzlukları düzeltmeye çalışmaktır.

Kimse bir diğeriyle tartışırken egosunu yenip de bunun savunduğu fikirleri kendime hayat düsturu edineyim demez - en azından koyun değilse -, tartışmaların, fikir alışverişlerinin amacı insanın savunduğu fikirdeki açıkları görmesi ve bunları kapatmaya çalışmasını sağlamaktır. Savunduğun fikri daha iyi savunabilmene yarar, değiştirmeye değil.
 
"Cogito, ergo sum"

"Düşünüyorum, öyleyse varım."

Üzerinde yıllardır sayfalarca yazıldı, çizildi, haklı bulundu, eleştirildi Descartes'in bu sözü. Genelde de yöneltilen eleştiriler "Algılayamadığımız şeyler yok mudur?" gibi basit argümanlar üzerinden geldi. Burda varlığı eğer somut olmaya, ya da anlatılmış olmaya bağlarsak yanılgıya düşeriz.

Zerdüştün yıllar sonra mağaradan çıktığında ağzından dökülmüş olan ilk sözler gibi "" Ey ulu yıldız! Aydınlattıkların olmasaydı ... "

İnsan algılayabildiği sürece vardır. Peki bu algılama ön yargılarınız tarafından realiteyi görmenizi engelliyorsa? Algıların önündeki en büyük engel ön yargılardır. Doğru diye bir şeyin varlığından bahsedemeyiz. Doğruluk ölçütü kişiden, toplumdan, ahlak yargılarından bağımsız düşünülemeyeceği için doğru kavramı ile realite kavramı çakışan iki çizgi halini almıştır. Ve belki de günümüz insanının en büyük sorunu önyargılarının, ideolojilerinin, -izmlerinin algı yollarını tıkamış olması.

Ve insan algısını ön yargılarıyla, -izmleriyle tıkadığı müddetçe, varlığının hiçbir anlamı yoktur.
 
...''düşünceyi ben oluşturur, ben sürdürürüm. varoluşmaktayım.varoluşmakta olduğumu düşünüyorum... düşünmemi durdurabilseydim.. çabalıyorum buna, başarıyorum. kafamın içi dumanla dolu gibi... ama işte yeniden başladı. 'duman... düşünmemek... düşünmek istemiyorum. düşünmek istemediğimi düşünüyorum. düşünmek istemediğimi düşünmemem gerek.' bitmek bilmeyecek mi bu?
düşündüğüm ile varoluşmaktayım.''

Sartre - la Nausee
 
[YOUTUBE]tAkHE4Y-uOk[/YOUTUBE]

Muazzam müzikle, muazzam bir bitiriş oldu.


"bence insan bilinci evrimde trajik bir biçimde ilerledi. çok fazla bilinçlendik. doğa kendinden bağımsız bir bakıç açısı yarattı. bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız. hepimiz bir yanılsama içindeyken duygusal deneyimler ve hislerin gelişimi sayesinde birey olduğumuzu sanan fakat aslında hiçbir şeyiz. bence türümüzün yapması gereken onurlu davranış programlamamızı reddedip üremeyi durdurmak ve hep birlikte soyumuzu tüketerek kardeşçe bu haksızlığa bir gecede son vermektir."
 
Geri