huri
Bronz Üye
-
- Katılım
- Nisan 13, 2019
-
- Mesajlar
- 4,690
-
- Tepkime puanı
- 2,174
-
- Puanları
- 348
Günümüz dünyasında hayatta kalmak için elbette çalışmak gerekiyor ancak görünen o ki çalışmak kimi zaman ölmekle eşdeğer hale gelmiş durumda. Yani ava giden hâlâ avlanıyor, yalnızca bu defa silahlar tek bir elde toplanmış bulunuyor. Değerlerimizi insan merkezli belirlerken, kazançları kurum merkezli ve tek taraflı belirlediğimiz noktada insani değerler makyajdan öteye geçemiyor ve hep beraber kaybediyoruz, kaybedeceğiz.
Japonya ekonomisi, yaklaşık 4 trilyon dolarlık milli gelirle, ABD’den sonra dünyanın ikinci en büyük milli ekonomisini oluşturuyor. 2017 Mayısına kadar olan veriler, 90’lı yıllarda duraklamaya başlayan Japon ekonomisinin son 10 yılın en uzun yükseliş serisini kaydettiğini gösteriyor. Ekonomik verileri gösteren bu madalyonun öbür yüzünde ise sokaklarda uyuyakalıncaya hatta ölünceye kadar çalışmaya zorlanan Japon halkı var. ‘Karoshi’ adıyla dillerine geçmiş olan tabir ölümüne çalışma durumunu ifade ediyor. Japonya duraklarında, metro istasyonlarında insan sağlığını tehdit edecek boyutlarda çalışmaktan yığılıp kalmış insanlara rastlamak sıra dışı bir durum değil. Son yıllara kadar fazla gündeme getirilmeyen bir konu olan Karoshi, yalnızca fiziksel değil psikolojik çöküntülere de yol açarak intiharlara sebebiyet veriyor. Japon dilinde bu durumun da bir kelimesi var, Karoshi sonucundaki intiharlara ‘Karojisatsu’ deniyor.
Tüm sektörler aynı
Japon medyasının konuyu ele almaktaki çekincesi, eski bir medya sektörü çalışanı tarafından kendi çalışma şartlarına bağlanıyor. Çoğu gazetenin hem sabah hem akşam yayını bulunuyor ve bu sebeple bir yayın kuruluşunun haftada 80’i bulan çalışma saatleri ile 7/24 yayında olması sıradanlaşmış bir durum. Hatta aynı kişi, gece vardiyasında görevlerinden birinin de müfettişler geldiğinde onlara sunmak üzere sahte çalışma saati belgeleri hazırlamak olduğunu aktarıyor. Bunun yanında doktorluk gibi aciliyet teşkil eden sektörlerde de fazla mesai saatleri ayda 300’lere dayanıyor ve tabii kaçınılmaz olarak ölümleri beraberinde getiriyor. İnsanları iyileştirmek, hayatta tutmak, onlara daha kaliteli bir yaşam standardı sunmak gibi amaçlara hizmet eden doktorların ve sağlık personellerinin kendi hayatlarına müdahale ede- meyişleri son derece üzücü ve kendi doğasıyla çelişen bir durum. Karoshi, herhangi bir sektörle sınırlı olmadığı gibi Japonya ile de sınırlı değil. Benzer çalışma saati uygulamaları ve benzer sonuçlar Güney Kore, Hindistan, Tayvan ve Çin gibi ülkelerde de karşımıza çıkıyor. Hatta burada ismi geçmeyen diğer birçok ülke de tamamen masum değil; yalnızca henüz bu durumu ifade edecek kelimeleri bulunmuyor. Örneğin 2013 yılının Ağustos ayında, Moritz Erhardt adındaki stajyer 72 saatlik çalışmanın ardından evinde ölü bulunmuş. Londra’da Amerikan Merrill Lynch Bankası’nda çalışan 21 yaşındaki Erhardt’ın yoğun ve stresli çalışma temposunun tetiklediği epilepsi hastalığı sebebiyle öldüğü belirtiliyor. Ölümünün ardından banka, stajyerlerin çalışma saatini günde 17 saat ile sınırlandırmış bulunuyor.
ALINTI
Japonya ekonomisi, yaklaşık 4 trilyon dolarlık milli gelirle, ABD’den sonra dünyanın ikinci en büyük milli ekonomisini oluşturuyor. 2017 Mayısına kadar olan veriler, 90’lı yıllarda duraklamaya başlayan Japon ekonomisinin son 10 yılın en uzun yükseliş serisini kaydettiğini gösteriyor. Ekonomik verileri gösteren bu madalyonun öbür yüzünde ise sokaklarda uyuyakalıncaya hatta ölünceye kadar çalışmaya zorlanan Japon halkı var. ‘Karoshi’ adıyla dillerine geçmiş olan tabir ölümüne çalışma durumunu ifade ediyor. Japonya duraklarında, metro istasyonlarında insan sağlığını tehdit edecek boyutlarda çalışmaktan yığılıp kalmış insanlara rastlamak sıra dışı bir durum değil. Son yıllara kadar fazla gündeme getirilmeyen bir konu olan Karoshi, yalnızca fiziksel değil psikolojik çöküntülere de yol açarak intiharlara sebebiyet veriyor. Japon dilinde bu durumun da bir kelimesi var, Karoshi sonucundaki intiharlara ‘Karojisatsu’ deniyor.
Tüm sektörler aynı
Japon medyasının konuyu ele almaktaki çekincesi, eski bir medya sektörü çalışanı tarafından kendi çalışma şartlarına bağlanıyor. Çoğu gazetenin hem sabah hem akşam yayını bulunuyor ve bu sebeple bir yayın kuruluşunun haftada 80’i bulan çalışma saatleri ile 7/24 yayında olması sıradanlaşmış bir durum. Hatta aynı kişi, gece vardiyasında görevlerinden birinin de müfettişler geldiğinde onlara sunmak üzere sahte çalışma saati belgeleri hazırlamak olduğunu aktarıyor. Bunun yanında doktorluk gibi aciliyet teşkil eden sektörlerde de fazla mesai saatleri ayda 300’lere dayanıyor ve tabii kaçınılmaz olarak ölümleri beraberinde getiriyor. İnsanları iyileştirmek, hayatta tutmak, onlara daha kaliteli bir yaşam standardı sunmak gibi amaçlara hizmet eden doktorların ve sağlık personellerinin kendi hayatlarına müdahale ede- meyişleri son derece üzücü ve kendi doğasıyla çelişen bir durum. Karoshi, herhangi bir sektörle sınırlı olmadığı gibi Japonya ile de sınırlı değil. Benzer çalışma saati uygulamaları ve benzer sonuçlar Güney Kore, Hindistan, Tayvan ve Çin gibi ülkelerde de karşımıza çıkıyor. Hatta burada ismi geçmeyen diğer birçok ülke de tamamen masum değil; yalnızca henüz bu durumu ifade edecek kelimeleri bulunmuyor. Örneğin 2013 yılının Ağustos ayında, Moritz Erhardt adındaki stajyer 72 saatlik çalışmanın ardından evinde ölü bulunmuş. Londra’da Amerikan Merrill Lynch Bankası’nda çalışan 21 yaşındaki Erhardt’ın yoğun ve stresli çalışma temposunun tetiklediği epilepsi hastalığı sebebiyle öldüğü belirtiliyor. Ölümünün ardından banka, stajyerlerin çalışma saatini günde 17 saat ile sınırlandırmış bulunuyor.
ALINTI