Z
Z3yn3P
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Japonya Prensi Kaoru Nakamaru'nun 2012 Kehaneti
Benim adım Prenses Kaoru Nakamaru, Japonya’dan. 1976’da müthiş bir ruhsal deneyim yaşadım ve o zamandan beri üçüncü gözüm açıldı. Böylelikle dünya dışı varlıklarla iletişime geçebildim, ayrıca Dünya’nın içerisinde de çok yüksek bir uygarlık mevcut. Özellikle yeryüzünün içindeki “Kütüphaneciler”in başı, onlarla da iletişim içindeyim. Ve bütün bu edindiğim bilgiler sonucu, emin oldum ki 2012 yılının 22 Aralık gününden itibaren üç gün, bu Dünya beşinci boyuta geçerken, -Nuru adı verilen bir yer var- biz bu yerden geçmekteyken üç gün ve üç gece boyunca elektriksiz, gece gündüz tamamen karanlıkta kalacağız. Güneşsiz, yıldızsız, hiç ışık olmadan üç gün boyunca karanlıkta olacağız.
Meteor kütlesi veya herhangi bir bilgi bu gezegendeki insanlara duyurulmuyor. Gizli hükümet görevlileri bunu biliyor, kurtulabileceklerini kendi kendilerine gördüler, bu gezegenden kaçmaya çalışıyorlar. Veya Atlanta, Norveç, Hollanda, İsviçre, Avusturalya’da yeraltı şehirleri kazıyorlar. Yaklaşık on bin civarında elit insan oraya yerleşerek kurtulabilir. Ben yine de kurtulmuş olacaklarını düşünmüyorum, ruhani durumumuzu, fiziksel ve ruhsal olarak arındırmamız gerekiyor.
Nasıl yapılacağını anlatacağım. Bu çok önemli. Ulu Tanrı, bizzat Tanrının yaratıcısı; Işık, Sevgi ve Enerji’dir. Bu sevgi enerjisinin bir kısmı bizim kalbimizdedir. Başka insanlara yalan söyleyebiliriz, ama kendi kendimize yalan söyleyemeyiz. Bu, bilinç diyebileceğimiz şeydir. Her insan varlığı, Yaratıcının o güzel parçasını ruhunda taşır. İşte bu yeniden doğacak. İçimizde var olan, sonsuz yaşamdır. Yani, ruhumuzu arındırmak üzere, doğumumuzdan itibaren yaklaşık her beş yılda bir olan bitene, nasıl davrandığımıza, nasıl iş gördüğümüze, nasıl konuştuğumuza bu bilinçle bir göz atabiliriz. Ve bütün bu olanlar, hayatımızın şu anına kadarki her beş yıllık döneme bakarak temizlenebilir. Bu şekilde, bir şey bulduğumuz, başkalarına zarar verdiğimiz her seferinde, bunu temizleyip arındırabiliriz. Ve bunu her bulduğumuzda kalbimiz genişler, bunu derin derin soluyabiliriz. Ve bunu her deneyimlediğimizde, bütün bu karanlık kalbimizden çıkar ama bütün o altın ışık kalbimize dolar. Bu şekilde gittikçe daha iyi görebiliriz.
22 Aralık (12. ay) 2012’ye kadar hala biraz vaktimiz var. Fiziksel olarak da bedenimizi arındırabiliriz, herşeyden önce kutu meyve suyu veya kutu bira kesinlikle içilmemeli, alüminyum bedenimiz için son derece zararlıdır. Bilmeden bütün bu zehirli yiyecek ve içecekleri alıyoruz. Yani her birimiz bu gibi şeylerle, bedenlerimize özen gösterebiliriz. Ayrıca bazı egzersizler de yapmak gerekir. Ve her gün bunları ruhumuza olduğu gibi yapabiliriz.
Özde, biz insan varlıkları Işık ve Sevgiyiz. Çünkü Yaratıcının bir parçası kalbimizdedir. Ve bu parça bizimle vücut bulur, bedenimizi burada yeryüzünde bırakırız ama ruh devam eder, yaşamını sürdürür.
Yeryüzünde, bu gezegendeki binlerce yıl önceki yaşamlarımı hatırlayabildim. Ayrıca, gezegenin yaşamış olduğum bir çok farklı bölgesini de. Ve bütün bu bellek canlanırken, hiç öğrenmemiş olduğum bir dili bile konuşabildim. Yani ben enkarnasyon teorisinin doğru olduğunu fiziksel olarak deneyimledim.
İşte, bu konferansın konusunu dinleyen kim varsa, sanırım insanlar kurtulur, biz 1913’ten sonra böyle bölünmüştük. Bu görüşe inanan insanlar vardı, inanmayan insanlar vardı. Onlar çok derinden ayrıldılar, ve bütün bu taraf, bunu anlamayan veya inanmayan insanlar, veya tamamen karanlık bir ruhsal durumda bulunanlar, diğer gezegene doğacaklar. Aynı Dünya gibi, bu dünya, şiddetin ve savaşın olduğu; onlar bu diğer gezegene yeniden doğacaklar. İşte şimdi, harika bir konferansa hazırız. Çok yakında, çok kısaca.
Benim adım Prenses Kaoru Nakamaru, Japonya’dan. 1976’da müthiş bir ruhsal deneyim yaşadım ve o zamandan beri üçüncü gözüm açıldı. Böylelikle dünya dışı varlıklarla iletişime geçebildim, ayrıca Dünya’nın içerisinde de çok yüksek bir uygarlık mevcut. Özellikle yeryüzünün içindeki “Kütüphaneciler”in başı, onlarla da iletişim içindeyim. Ve bütün bu edindiğim bilgiler sonucu, emin oldum ki 2012 yılının 22 Aralık gününden itibaren üç gün, bu Dünya beşinci boyuta geçerken, -Nuru adı verilen bir yer var- biz bu yerden geçmekteyken üç gün ve üç gece boyunca elektriksiz, gece gündüz tamamen karanlıkta kalacağız. Güneşsiz, yıldızsız, hiç ışık olmadan üç gün boyunca karanlıkta olacağız.
Meteor kütlesi veya herhangi bir bilgi bu gezegendeki insanlara duyurulmuyor. Gizli hükümet görevlileri bunu biliyor, kurtulabileceklerini kendi kendilerine gördüler, bu gezegenden kaçmaya çalışıyorlar. Veya Atlanta, Norveç, Hollanda, İsviçre, Avusturalya’da yeraltı şehirleri kazıyorlar. Yaklaşık on bin civarında elit insan oraya yerleşerek kurtulabilir. Ben yine de kurtulmuş olacaklarını düşünmüyorum, ruhani durumumuzu, fiziksel ve ruhsal olarak arındırmamız gerekiyor.
Nasıl yapılacağını anlatacağım. Bu çok önemli. Ulu Tanrı, bizzat Tanrının yaratıcısı; Işık, Sevgi ve Enerji’dir. Bu sevgi enerjisinin bir kısmı bizim kalbimizdedir. Başka insanlara yalan söyleyebiliriz, ama kendi kendimize yalan söyleyemeyiz. Bu, bilinç diyebileceğimiz şeydir. Her insan varlığı, Yaratıcının o güzel parçasını ruhunda taşır. İşte bu yeniden doğacak. İçimizde var olan, sonsuz yaşamdır. Yani, ruhumuzu arındırmak üzere, doğumumuzdan itibaren yaklaşık her beş yılda bir olan bitene, nasıl davrandığımıza, nasıl iş gördüğümüze, nasıl konuştuğumuza bu bilinçle bir göz atabiliriz. Ve bütün bu olanlar, hayatımızın şu anına kadarki her beş yıllık döneme bakarak temizlenebilir. Bu şekilde, bir şey bulduğumuz, başkalarına zarar verdiğimiz her seferinde, bunu temizleyip arındırabiliriz. Ve bunu her bulduğumuzda kalbimiz genişler, bunu derin derin soluyabiliriz. Ve bunu her deneyimlediğimizde, bütün bu karanlık kalbimizden çıkar ama bütün o altın ışık kalbimize dolar. Bu şekilde gittikçe daha iyi görebiliriz.
22 Aralık (12. ay) 2012’ye kadar hala biraz vaktimiz var. Fiziksel olarak da bedenimizi arındırabiliriz, herşeyden önce kutu meyve suyu veya kutu bira kesinlikle içilmemeli, alüminyum bedenimiz için son derece zararlıdır. Bilmeden bütün bu zehirli yiyecek ve içecekleri alıyoruz. Yani her birimiz bu gibi şeylerle, bedenlerimize özen gösterebiliriz. Ayrıca bazı egzersizler de yapmak gerekir. Ve her gün bunları ruhumuza olduğu gibi yapabiliriz.
Özde, biz insan varlıkları Işık ve Sevgiyiz. Çünkü Yaratıcının bir parçası kalbimizdedir. Ve bu parça bizimle vücut bulur, bedenimizi burada yeryüzünde bırakırız ama ruh devam eder, yaşamını sürdürür.
Yeryüzünde, bu gezegendeki binlerce yıl önceki yaşamlarımı hatırlayabildim. Ayrıca, gezegenin yaşamış olduğum bir çok farklı bölgesini de. Ve bütün bu bellek canlanırken, hiç öğrenmemiş olduğum bir dili bile konuşabildim. Yani ben enkarnasyon teorisinin doğru olduğunu fiziksel olarak deneyimledim.
İşte, bu konferansın konusunu dinleyen kim varsa, sanırım insanlar kurtulur, biz 1913’ten sonra böyle bölünmüştük. Bu görüşe inanan insanlar vardı, inanmayan insanlar vardı. Onlar çok derinden ayrıldılar, ve bütün bu taraf, bunu anlamayan veya inanmayan insanlar, veya tamamen karanlık bir ruhsal durumda bulunanlar, diğer gezegene doğacaklar. Aynı Dünya gibi, bu dünya, şiddetin ve savaşın olduğu; onlar bu diğer gezegene yeniden doğacaklar. İşte şimdi, harika bir konferansa hazırız. Çok yakında, çok kısaca.