İzmir'in işgali

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
İzmir'in işgali

Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi

300px-Izmir15Mayis1919.jpg


İzmir'in İşgali

Tarih 21 Mayıs 1919 - 8 Eylül 1922

Bölge İzmir

Sonuç İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinden sonra 9 Eylül'de Türk ordularının İzmir'e girerek işgale son vermesi.

Taraflar

Yunan Krallığı Ankara Hükümeti

Kumandanlar

Aristidis Stergiadis Mustafa Kemal Atatürk

İzmir'in İşgali, I. Dünya Savaşı sonrasında Paris'te toplanan Uluslararası Barış Konferansının kararıyla İzmir kentinin 15 Mayıs 1919'da Yunanistan tarafından işgal edilmesi olayıdır. İşgal 9 Eylül 1922'de Türk ordusunun kente girmesiyle sona ermiştir.

İzmir kenti ile birlikte Ayvalık, iki kent arasındaki sahil şeridi, Çeşme yarımadası ve Belkahve'ye kadar İzmir'in art-bölgesi de işgal edilmiştir. 1920 Nisan'ından sonra Yunan ordusu İzmir'den harekete geçerek, Bursa, Eskişehir, Kütahya ve Afyon'a kadar Batı Anadolu'nun büyük bir bölümünü de işgal altına almıştır.

İşgal Kararı

İzmir'in işgali düşüncesi 1919'un Şubat ortalarında Yunanistan başbakanı Venizelos'un önerisiyle, İngiltere başbakanı Lloyd George tarafından ortaya atıldı. ABD başkanı Wilson bu öneriye önce kesinlikle karşı çıktı, ancak 25 Mart dolayında daha esnek bir tavrı benimsedi. 7 Mayısta İngiltere, ABD ve Fransa, Yunan donanmasının İzmir'e gönderilmesinde hemfikir oldular. Karar 15 Mayısta uygulandı.[1]

İşgalin statüsü

Yunan işgali, Türk barış antlaşmasının imzalanmasına kadar sürecek bir güvenlik tedbiri olarak sunulmuştur. (I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'na göre, barış imzalanıncaya kadar müttefik devletlere gerekli gördükleri limanları ve stratejik noktaları işgal etme yetkisi verilmişti.) İzmir Yunanistan'a ilhak edilmemiş, Yunan askeri kontrolü altında bir Türk vali tarafından yönetilmiştir.

10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması uyarınca İzmir ve Ayvalık beş yıl süreyle Yunan işgali altında Osmanlı egemenliğinde kalacak, bu sürenin sonunda hangi devlete katılacaklarına ilişkin plebisit (halkoylaması) yapılacaktı.

Türk ve dünya kamuoyu işgali, Türk ulusuna yönelik bir hakaret ve nihai Yunan ilhakına yönelik bir adım olarak değerlendirmiştir.

İşgale yönelik eleştiriler

İzmir'in Yunanlılarca işgali fikri Batı dünyasında birçok siyasetçi ve asker tarafından şiddetle eleştirildi. Barış Konferansındaki ABD delegasyonunun resmi raporuna göre,
“ ...ekonomik açıdan bakıldığında Küçük Asya'nın batısındaki kıyı şehirlerinin İç Anadolu'dan ayrılması insafsızca bir darbe olacak ve Türk İmparatorluğu kendisini denize bağlayan doğal çıkışlardan kopacaktır. ”

Winston Churchill sonradan İzmir'in işgalini şöyle değerlendirmiştir:
“ "Wilson, Lloyd George, Clemenceau ve Venizelos gibi aklını, ihtiyatını ve tecrübesini yaşam karşısında sınamış seçkin devlet adamlarının Paris'te nasıl olup da böylesine acele ve ölümcül bir adım atabildiklerini halen anlayabilmiş değilim. ”
İşgalin gerekçeleri

İşgalin en büyük gerekçesi hazırlanan sahte raporlarla bölgedeki Rum sayısının Türk sayısından fazla olduğudur ve bu bölgenin Yunanlara verilmesinin kararlaştırılmasıdır.

 
kurtulus.jpg


13 Kasım 1918, müttefiklerin İstanbul' a giriş günlerine rastlıyordu. Mustafa Kemal, İtilaf donanmasına bağlı gemilerin İstanbul' a girmesi üzerine yanındakilere: "Geldikleri gibi giderler" diyerek ülkenin birgün bağımsızlığa kavuşacağına olan inancını belirtti. Gerçi şehir resmen işgal edilmiyordu, siyasal ve idari kontrol Türkler elindeydi, ama bu tamamen nazari bir durumdu, gerçekte İstanbul işgal edilmiş demekti. Enver, Cemal, Talat Paşa' lar memleketten kaçmış, hükümet ve meclis üyeleri birbirine düşmüştü. Sultan, şeyhülislamın, Cavit ve Fethi Beyler' in hükümetten çekilmesini istiyordu. Sadrazam İzzet Paşa bu isteği kabul etmedi ve hükümeti ile birlikte istifa etti. Yeni hükümeti kurma önerisi Tevfik Paşa' ya yapıldı. Mustafa Kemal ve Rauf Bey, Tevfik Paşa' nın sadrazam olmaması, hükümeti yine İzzet Paşa' nın kurması için yoğun bir çalışma yaptılar, fakat başaramadılar. Mustafa Kemal İstanbul' da kaldığı bu altı aylık dönem içinde vatanın kurtuluşuna en küçük yardımı dokunabilecek olan herkesle ilişki kurdu, görüştü. Düşüncelerini daha kolay yayabilmek daha etkili olabilmek için Fethi Bey' in (Okyar) çıkardığı Minber gazetesine ortak oldu. Savaştan yeni çıkan komutan ve subayların morallerini yükseltmek için Sofya' da askeri ateşe iken yazdığı Zabit ve Kumandanla Hasbihal adlı eserini yayımladı. Onun bu çok yönlü çalışmaları işgal kuvvetleri yetkililerini ve hükümeti kuşkulandırmaya başlamıştı. Onu herhangi bir nedenle tevkif de edemiyorlardı. Çünkü kazandığı zaferlerle ordu ve halk arasında sevgi ve takdir elde etmişti. Onu tevkif etmenin halk çoğunluğu üzerinde kötü etkileri olacaktı. Şu halde Mustafa Kemal' i İstanbul' dan uygun bir görevle uzaklaştırmak gerekiyordu. Bunun için de yeterli bir neden vardı. İngiliz raporlarına göre, Samsun ve dolaylarında Türkler, rum ahaliye baskı yapıyorlardı. İngiliz işgal makamları Osmanlı hükümetine, bu durumun önüne geçilmezse kendilerinin işe el koyacağını bildirmişti.

r01.jpg


İzmir' in İşgali

Hükümet bir önlem olarak Mustafa Kemal Paşa' yı 9.Ordu müfettişliğine atadı. Ordu merkezi Erzurum' daydı. Mustafa Kemal Paşa durumu yerinde inceleyecekti. Mustafa Kemal Paşa öneriyi sevinçle kabul etti. Çünkü İstanbul' a geldiği günden beri resmi bir görevle Anadolu' ya geçmenin olanaklarını arıyordu. 9.Ordu müfettişliğine Sivas' ta bulunan 15.Kolordu (Kazım Karabekir) bağlıydı. Üstelik Mustafa Kemal, genelkurmay ikinci başkanı Kazım Paşa' nın (İnanç) yardımıyla, hükümetten çok geniş yetkiler alarak gidiyordu.

Bu yetkiye göre Mustafa Kemal müfettişlik sınırları dışındaki bütün komutanlarla ve sivil makamlarla doğrudan doğruya yazışma yapabilecek ve gereken emirleri verebilecekti. Mustafa Kemal Paşa yol hazırlıklarını büyük bir gizlilik içinde yaptı. Hükümetin veya müttefiklerin O' na verilen yetkilerden pişman olup her an geri çağırabileceklerinden korkuyordu. Kendisi ve kalabalık maiyeti için İngilizlerin vereceği vizeyi heyecanla beklemeye başladı. Bu bekleyiş sırasında 15 Mayıs günü Yunan birlikleri 20.000 kişilik bir kuvvetle İzmir' de karaya çıktı. İstanbul halkı da bütün memleket gibi İzmir işgalinden şaşkına dönmüştü. Tarihi Sultanahmet mitingi bu şaşkınlığa eklenen nefret ve isyanın bir sonucuydu. Böylece Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919' da Yunanlıların İzmir' i işgali sırasında düşmana ilk kurşunun sıkılmasıyla fiilen başlamış oldu.
 
İzmir’in İşgali 15 Mayıs 1919

R08.jpg


İşgal başlıyor, halk sessizce seyrediyor

Güzel yurdumuzun incilerinden İzmir, 15 Mayıs 1919 tarihinde işgal ediliyor. Yıllarca bu ülkenin ekmeğini yiyen, para kazanan şehirdeki Rumlar ise, şenlikler yapıyor ve karaya çıkan Yunan silâhendazlarını büyük gösterilerle karşılıyor

Ünlü İtalyan ressam Vittorio Pisani’nin İzmir’i işgal eden Yunan askerlerinin Kordon’da Türklere yaptıkları mezalimi anlatan tablosu.



15 Mayıs 1919 Perşembe.. Atatürk’ün Samsun’a çıkmasından dört gün önce, güzel yurdumuzun incilerinden İzmir işgal ediliyor. Halk sessiz ve üzgün seyrediyor. Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’nın “mukavemet edilmemesi” emri yüzünden Türk kuvvetleri kışlalarına çekildiler. İngiliz, Fransız, Yunan bahriye silâhendazları (deniz piyadeleri) öğleden sonra, mevkii müstahkemleri (savunma tesislerini), kaleleri işgal ettiler.
Günlerden beri İzmir limanında toplanmakta olan yabancı harp gemilerinden öğleden sonra bahriye silâhendazları (deniz piyadeleri) indiler ve kentin çeşitli noktalarını işgal ettiler. İngiliz birlikleri, Karaburun ve Uzunada tarafını, Fransız kuvvetleri Urla ve Foçalar’ı, Yunan müfrezeleri de Yenikale’yi kontrolleri altına aldı.


8.JPG


Teslimiyetçi Şakir Paşa

Halk sokaklara, kordon boyuna yayılarak sessizlik içinde bu işgali seyretti. Yıllarca bu ülkenin ekmeğini yiyen, para kazanan şehirdeki Rumlar ise, şenlikler yaptılar ve karaya çıkan Yunan silâhendazlarını büyük gösterilerle karşıladılar.
Harbiye Nazırı Şakir Paşa, günümüzdeki “teslimiyetçiler” gibi, “Bu gibi şayialara (söylentilere) ehemmiyet vermeyin” açıklamasını yapıyor!.
Sabah saatlerinde, 17.Kolordu Kumandanı Ali Nadir Paşa, Harbiye Nezareti’ne (Savunma Bakanlığı’na) telgraf çekti. Komutanın telgrafından anlaşıldığına göre, resmi işgal, İstanbul Hükümeti tarafından komutana bildirilmedi. Yunan İşgal Komutanı ise, son dakikada tebligatta bulundu. Buna rağmen, Hükümetten bilgi verilmediği için, komutan kararsız.
İşgalcilerle “işbirliği” içindeki İstanbul Hükümeti, kendi ordusunun komutanını aldatıyor. Komutan da, basiretsiz ve aldanma eğiliminde.

3c23bcw3.jpg


Harbiye Nezareti suskun

Ali Nadir Paşa, telgrafında, “halktan duyduklarına dayanarak”, şöyle diyor:
“Halk arasındaki şayialara (söylentilere) göre, İzmir’in Yunan kıtaları tarafından işgal edileceği, yahut Yunanistan’dan daha evvel İzmir’e getirilmiş bulunan Yunan Kızılhaç ekiplerinin, el altından yerli Rumlar’dan teşkil edip silahlandırdığı kuvvetler tarafından, içeriden işgal altına alınacağı ihtimali vardır.” Komutan, işgal karşısında nasıl hareket edeceğini Bakanlığa sorarak, çok acele emir bekliyor. Fakat, Harbiye Nezareti İzmir’i savunacak olan komutana hiçbir cevap vermiyor!
O sırada, Midilli limanında bekleyen Averof Zırhlısı’nda, Yunan 1. İşgal Tümeni Komutanı Albay Zafiryo, son önlemlerini yazılı emre döküyordu:
“Türk mukavemetine (direnişine) imkan bırakmamak için İzmir’in etrafı süratle abluka (kuşatma) altına alınacaktır. Yabancı unsurların kent içinde kargaşalık çıkarmalarına imkan bırakılmayacaktır. Kent içinde meydana gelecek direnişleri kırmak için, Türk ve Rum mahalleleri birbirlerinden tecrit edilecektir.”

istanbulisgal1920mart.jpg


Şayialara önem vermeyin

İşgalin planı, sabah saatlerinde Amiral Kaltorp’un başkanlığında yapılan bir toplantıda kararlaştırılmış ve saat 09.00’da, Kolordu Kumandanı Ali Nadir Paşa ile Vali Kambur İzzet’e bir nota ile işgal tebliğ edilmişti.
Kolordu kumandanı, işgal notasını alır almaz, bu kez, telgraf makinesinin başına geçti, Bâbıâlî ve Harbiye Nazırı Şakir Paşa ile konuşmaya çalıştı. Harbiye Nazırı Şakir Paşa, mors alfabesinin başında cevap veriyor:
“İşgal vukuuna dair Bâbıâli’ye verilmiş bir malumat (bilgi) yoktur. Amiralin bu teklifi (işgale, ” teklif “ diyor!), Mütareke şartları hükümleri icabından olmakla, muvafakat edilmesi (uyulması) lüzumu tabiidir.”
“Efendim, bunun bir Yunan işgaline yol açacağı ısrarlı şayiaları vardır.”
“Bu gibi şâyialara (söylentilere) ehemmiyet vermeyiniz!”

7.jpg


Esef verici olay yaşanmasın!

Gece yarısına yaklaşırken, İngiliz Akdeniz Filosu Komutanı Amiral Kaltorp (Calthorpe) ikinci notasını (müzik notası değil, işgal notası!) veriyor ve “esef verici olaylara meydan verilmemesini” (!) istiyor:
“Mondros Mütarekenamesinin 7. maddesi gereğince, İtilaf Devletleri namına, İzmir Yunan askeri birlikleri tarafından işgal olunacaktır. Bu karar Bâbıâli’ye de bildirilmiştir. Çıkarma kuvvetleri yarın (15 Mayıs 1919) saat 08.00’de İzmir’e ulaşacaklardır. Yunan deniz silahlı müfrezeleri, saat 07.00’den itibaren iskeleleri işgal edecektir. Esef verici olaylara meydan vermemek üzere, Osmanlı kıtaları, bulundukları mahallerde kalmalıdır. Bir İngiliz deniz piyade müfrezesi tarafından işgal edilecek olan Telgrafhanede, sansür edilmek kaydıyla, resmi muhaberata müsaade edilecektir. Yunan askeri makamlarının emirlerini bekleyin.”
İzmir’in karşısındaki Midilli adasındaki 1.Yunan Tümeni, sabaha karşı İzmir’e hareket ediyor. İşgal başlıyor!..
İzmir’deki Türk Komutan Ali Nadir Paşa ise, emrindeki birliklere şu talimatı veriyor!:
“İzmir müstahkem mevkii tahkimat bölgesi, bugün öğleden sonra İtilâf Devletleri kıtaları tarafından işgal edilecektir. Toplar ve diğer her türlü harp malzemesi bu kıtalara teslim edilecektir. Bu bölgelerdeki komutanlar, subaylar ve erler, esef verici olayların olmaması için (!) garnizonlarından çıkmayacaklar ve bu bölge dışında ve gerilerinde toplanacaklar, kolorduca verilecek emre göre hareket eyleyeceklerdir. Bu işgal esnasında katiyen karşı konmayacak, işgale gelecek İtilâf müfrezelerine gereken kolaylıklar gösterilecektir.”
Bu emri veren komutan, daha sonra, Yunanlı bir işgal teğmeninden tokat yiyeceğini bilmiyordu!.. Kolordu emri nedeniyle, Türk birlikleri işgalden hemen önce sessizce çekiliyor ve düzenli hiçbir çatışma olmuyor. Ordu “tek kurşun atmadan” İzmir işgalcilere teslim ediliyor!..


işgalden sonra izmir

Bugün bile pek çok insan, İzmir’i yalnızca Yunanlılar’ın işgal ettiğinin propagandasını yapıyor. Oysa, İzmir’e çıkanların başında İngiliz, Fransız ve İtalyanlar geliyor. Bu ülkeler, Yunanlılar’ı ileri sürerek, onlara “işgal taşeronluğu” yaptırıyor. Kendileri, tıpkı Irak işgalinde olduğu gibi, geriden idare etmeyi tercih ediyor. Görüyoruz ki, neredeyse 100 yıl önceki taktik de aynı. Bugün yaptıkları hiç de sürpriz değil.
 
Geri