İzmir Aşk'tır

Konu sahibi son olarak 3168 gün önce görüldü
İzmir'in dağlarında çiçekler açar
Altın gümüş ordu ateşler saçar
Bozulmuş Yunanlılar yel gibi kaçar

Kader böyle imiş ey şanlı ata
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa

Peygamber kucağında şehitler yeri
Çalındı borular haydi ileri
Bozuldu çadırlar kalmayın geri

Kader böyle imiş ey şanlı ata
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa

Türk oğluyum ben ölmek isterim
Toprak diken olsa yatağım yerim
Allah'ından utansın dönenler geri

Kader böyle imiş ey şanlı ata
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa

Kemeraltı Güzeli
Tatlı ve nazlı bir hayal değil
Bizim çarşıdan aşığımdı o
İmbatında ve busesinde o
Canım İzmirim

İşte bu bir rüya değildi ki
Bizim çarşıdan aşığımdı o
Süzülürken mehtabı kuşanmış
Kemeraltı güzeli

Tek tek basaraktan
Göz göz göz süzerekten

Kordondaki sakız yalılara
Sormalısınız ah o günleri
Tutuşur denizi Bostanlı'da o
Canım İzmirim

Belki Karşıyaka'dan gelirdi o
Bizim çarsının gözbebeğiydi
Belkide Güzelyalı'dan gelirdi
Kemeraltı güzeli ♥​
 
534867_207350002741400_265352675_n.jpg
 
HAVA SOĞUK! çok soğuk!!! burda.oysa nasıl da alışmıştık "kış" ortasında ılık havalara."kış" bu yıl yalan oldu derken, şaşırıp kaldık donduran soğuklar karşısında.sıcacık bi fincan salep içimizi ısıtmaya yeter belki.
ya buz tutan duygularımız?onları eritebilir mi?

araştırmalar; son yıllarda ayrılan eşlerin ne kadar çoğaldığını söyleyip duruyor.biz de hiç sevmediğimiz bi şarkı gibi dinliyoruz bunları.ve hiç sevmediğimiz bu şarkının hiç sevmediğimiz nakaratıysa;
2006 yılında ayrılıklar da rekoru izmir li çiftlerin kırdığını en beğenmediğimiz fotoğrafımız gibi gösteriyor bizlere.izmir bu konu da türkiye yi bile sollamış durumda.oysa;

izmir bir güzel şehir...
izmir de aşıklar...
....

"uzun soluklu aşk" beklentisi izmir e aralıksız günlerce lapa lapa "kar" yağmasını beklemekle özdeş bence.
zaten; hep bu yüzden ben;

kısa süreli aşk(!)lar gördüm
uzayan ayrılıklar...

veeeeeeee
ayrılığın güzeli yok!!!
ne çok zaman geçmiş gördüğüm ilk "kar"ın üstünden izmir de, ne çok zaman...
yıllar; sert rüzgarlar gibi nasıl da vurmuş geçmiş sevdiklerimin yüzlerine. derin derin izler bırakarak hem de.
ölenleri olmuş sevdiğim evlerin
gelin olup gidenleri...
gidenler, çoğalıp gelse de bayramlarda bi daha hiç dönmeyecek olanları
unutturmuyor ki...
örselenmiş yüreğimde neydi hissettiğim?
demini iyice almış "acı çay" gibi yaşadığım sadece özlem değil.
şirinyer de halamlarda birlike güle oynaya hazırladığımız, patlayana kadar yediğimiz mantıların tadı niye yok?
hiç bi yerde
hiç bi şeyde
 
Ahh İzmirr anlatılmaz yaşanır İzmir
Deniz kokusunu içine çektiğinde Konak'ta
O güzellikle kendini Alsancak'ta bulursun
Sonra bir bakmışsın bazen sadece vapura binmek için biner Karşıyaka'ya geçersin.
İzmir anlatılmıyor yaşamak lazım ama herkes kaldıramaz orası da bir gerçektir.
Aşık değilsen çekilmez İzmir
Eğlenmesini bilmiyorsan hissedemezsin:)
 
Karaburun, Ege Bölgesinde İzmir iline bağlı bir ilçedir. Karaburun Yarımadası’nda bulunan ilçenin 1 beldesi ve 13 köyü vardır. İlin en küçük ilçesidir. Genelde yazlık sezonda ilgi görmektedir

733952_215379881938412_602922595_n.jpg

 
Bir karsiyakali olarak bazi kisimlara burun kivirsamda :) super olmus eline saglik
Izmir gercekten rahat ve stressiz bir sehir
evka kismina cok guldum bende bilmiyorum :D
 
2 ay sonra izmiri ilk kez görebilicem kısmet olursa :)
 
Hera Hemsom iZmirimi o kadar guzel anlatmissinki fotograflarla ve sözlerle emegine ve yuregine saglik cok begendim cok guzel olmus gormeyenler vardir memleket gorsun gozleriniz :) , 1000 kere dunyaya gelsem yine senden vazgecmem ;)
 
2267217092_338465b74a_o.jpg


KARŞIYAKA AŞKI BAŞKADIR..

Karşıyaka kızları neden bu kadar güzel ve havalı dersiniz?
Aşktır bu! Bıkmadan usanmadan her yerde, göğsünü gere gere “Karşıyakalıyım” dedirten. İzmirli değiliz. Karşıyakalıyız. Havası suyu mu? Yalısı, palmiyeleri, eski köşklerinin güzelliği mi? Çarşı sokakları mı? İlk öpücüğün unutulmaz heyecanı mı? Sokaklarında delice pedal çevirdiğimiz günler mi? (Futbol maçları mı desem?) Sahildeki stadyumda 3O Ağustos Zafer Bayramı Kutlamaları mı? Işıl ışıl misketlerin birbirine çarparken çıkardıkları seslerin vapur düdüklerine karışması mı?
Sonra o deli, o yeşil kırmızı aşklı çocuğun, üstüne formayı geçirip futbol maçlarına gidip, gelişi miydi? Nergis kokan mahallelerin sokak aralarında oynanan maçlarda, golü atınca, sana doğru deli gibi koşması mıydı? O küçük kızın sürdüğü ilk rujda kendini beğenmişliyi de cabası. Rimelli kirpiklerinin arasından o terlemiş, o ilk aşkına ürkek bakışıyla… Etrafında kızlar çığlık çığlığa tezahüratta. Karşıyaka’da…
Sonra o deli o çıldırasıya akıl almaz ilk gençlik yılları, sahilde arkadaşlarla içilen biralar. Eski Bostanlı iskelesinde geceyi yırtan gitar eşliğinde söylenen şarkılar arasında. İlk sarhoşluklar… Okulu ekip gezip tozmalar. Bilardo toplarının, ıstakaların arasında o bembeyaz lise gömleğinin tebeşirden yeşile boyanması. Annenizin durumu çakması. Atlayıp bir motosiklete yeşil kırmızı, son sürat Foça’ya Çeşme’ye kaçışlar. Kendinden kaçışlar.
İlkler hep ordadır oysa. Anılar. Yaşanmışlıklar.
Martı çığlıkları arasında vapur sefaları. İnsan Hakları Parkının oradan Çatalkaya’nın o görkemli görüntüsü. Eskiler “Çatalkaya kararırsa İzmir’in havasından korkun!” derlermiş.
Biz Karşıyaka Gençleri; Korkmayız.! Ne İzmir’in havasından ne de hayatın yokuşlarından...
Karşıyaka kızları güzeldir. Havalıdır. Neden mi? Bizim kızlarımızın özerk kişiliği gelişmiştir. Ezik değildirler. Kendini ifade etmesini bilirler. Doğaldırlar. Havalıdırlar elbet. Ama düşününce, az bile.
Erkekleri delikanlıdır. Tüm dünya erkeklerine taş çıkartırlar. Serserileri mi? Siz tanımamışsınız onları. Tertemizdir yürekleri de aşkları kadar. Dürüsttürler. Sadece akılları biraz çılgınlığa yatar. Eee olacak o kadar da. Karşıyakalı olmanın da raconları var herhalde.

Karşıyaka güzelleri. Karşıyaka yakışıklıları. En büyük ve en anılası Karşıyaka aşkları. O aşklar ki Anılarda. İstasyondan geçen bir trenin çufçuflarında. Yüreklerde derinlerde, mükemmellikte ve saflıkta.
Peki neden nereye gidersek gidelim göğsümüzü gere gere “Ben Karşıyakalıyım” diyoruz,. Bizim kendimize güvenimiz vardır çünkü. Belki de hiçbir ilin ilçenin gençlerinin olmadığı kadar. Kim bilir? Bu yüzden her yerde meşhuruzdur.
Özel bir yer Karşıyaka. Kutsal topraklardan gelen bizler, hepimiz, tek tek özel insanlarız. Karşıyakalıyız. Susmayız, konuşuruz. Övünürüz güzel kızlarımızla. Aşklarımızla. Takımımızla. Bu yüzden her yerde gururla giyeriz K.S.K tişörtlerimizi. Evlerimizin kapısına yapıştırırız armamızı.

VE BEN; Beyoğlu’ nda soğuk kış günlerinde K.S.K atkımı takarım yalnızlıktan titrememek için. Şehir dışında okuyan yüzlerce Karşıyakalı genç gibi. O an da kalabalığın arasından bir genç selam verir bana. Gülümseriz birbirimize. Ufak bir el işareti ile gururla. O büyük kentte kardeşizdir o an da. Gülümseriz hemşerimle birbirimize. Yeşil kırmızı atkım boynumda. Kalabalık yalnızlıklar arasında. Beyoğlu’nda..
Alnımız açık başımız diktir. Arkamıza bakmayız… Geleceğe bakarız.. Kardeşliklerimiz dostluklarımız ömür boyu sürer. Eğlenmesini de biliriz, dağıtmasını da. Ama izin de vermeyiz asla sokağımızda ki ağacın kesilmesine.
Hiçbir gence soruşturma açılmamıştır sarmaş dolaş gezdikleri için.. Ramazan’ da hiç kimse birine sigara içiyor diye kötü gözle bakmaz. Ya da ne bileyim bir Karşıyaka güzeli mini eteğini çektiği zaman altına. Süzülerek geçer çarşıdan bir kuğu edasıyla, hiç istifini bozmadan.
Belki de bu yüzden Zübeyde anamız hep gülümseyerek gökyüzünden bakar Karşıyakalılara…

“KARŞIYAKA ÖZGÜRLÜK DEMEKTİR..”
*Kei

alinti

 
canım memleketim ya nasıl özledim
 
Türkiye’nin en çok konuşulan ve konuşturan ili neresi diye bir araştırma yapsalar İzmir açık ara önde çıkar. İzmirli olsun olmasın herkes, kızını, yazını, zeybek havasını, kumrusunu, çiğdemini, Kemeraltı’nı, Kordonboyu’nu, Levanten ailelerini, gávur olup olmadığını, 35,5’unu, körfez kokusunu konuşur durur. Bugüne kadar hakkında çok yazı yazıldı. Ama son noktayı bundan yaklaşık iki ay önce yazdığı yazıyla Yılmaz Özdil koydu.

Öyle bir yazıydı ki, İzmirli olmanın bütün kodlarını ayan beyan ortaya dökmüştü. Özdil’in yazısı hálá gündemde. İzmirli olup da okumayan yok. Herkes internet üzerinden birbirine gönderiyor ve yazıdaki kodları tartışıyor. Buradan yola çıktık, geniş çaplı bir araştırma yaptık. İzmir’in ileri gelen isimlerine İzmirli olmanın onlar için ne anlama geldiğini sorduk. İzmirliliğin şifresini çözdük.

Yılmaz Özdil

HER ŞEY BU YAZIYLA BAŞLADI
/_np/2892/8092892.jpg
İZMİR

Türkiye’den sıkıldığım zaman İzmir’e giderim ben. Simite gevrek deriz biz... Çekirdeğe çiğdem. Kordon elektrik aleti değildir. Kumru da kuş değildir bizim için... Yengen’i yeriz. Sen sigorta dersin... Biz asfalya deriz. Uzatmayız... Gidiyom geliyom deriz.

Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz.

Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha... Canı çekerse, o seni tavlar!

Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı... Erkekleriyle kahveye giderler çünkü... Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler... Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin... Gönül Yazar’ız, Sezen Aksu’yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina’yız... Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.

Erkeklerimiz de fena değildir hani... Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana... Ertuğrul Özkök’ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış...

Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun İzmir’de. Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi’ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz!

Rahatızdır... Çocukları Kemeraltı’da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu’ndan alırız... Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi...

Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20’de tiyatro başlıyor... 20.30’da geliriz... Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21’de filan başlar...

35’imiz var. 35 buçuğumuz da var. Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.

Ertuğrul Özkök
 
80 yaşındaki annem yazıyı okuyunca Yılmaz Özdil’i aramış

Yılmaz Özdil’in İzmir yazısı çıktığı gün İzmir’deydim.

Annemin yaş gününü kutluyorduk.

Ailemizin dört nesli oradaydı.

Baktım annem yazıyı okumuş. Kız kardeşlerim okumuş. Onların çocukları da okumuş.

Gerçekten olağanüstü bir yazıydı.

Üç gün sonra Yılmaz aradı.

"Abi bugün hayatımda ilk defa bi genel yayın yönetmeninin annesinden telefon aldım" dedi.

80 yaşındaki annem aramış ve yazıyı ne kadar çok sevdiğini anlatmış.
/_np/2891/8092891.jpg
Yazı, İzmirli kadınlar ve genç kızlar için bir methiye gibiydi.

O yazıyı ben de çok sevdim.

En çok hoşuma gideni ise, "Kemeraltı’nda kaybolmak" tespitiydi.

Her İzmirli çocuk mutlaka Kemeraltı’nda bir kere kaybolmuş ve karakolda annesini babasını beklemiştir.

Kimse heyecanlanmaz.

Türkiye’de hemşerilik duyguları kuvvetlidir.

İzmir’de ise hemşerilik duygusunu aşan, daha farklı bir şey var. Her İzmirli, hiçbir zaman dönmese bile, bir gün mutlaka şehrine döneceği duygusuyla yaşar.

Bana göre İzmir’in en çekici tarafı, kadınsı bir şehir oluşudur.

Daha doğrusu kadın duruşu çok kuvvetli bir şehir oluşu.

Hepimiz bu duruş ve meydan okumayla çok övünürüz.

Erkeklerimiz de, bu duruşun arkasında saf tutmaktan acayip keyif alır.


Mustafa Denizli ( Teknik Direktörü)
 
İzmirli hiçbir yere vaktinde gidemez. Ben hayatta bir tek işime vaktimde giderim. Onu da İstanbul’da öğrendim. Elektrik, su, doğalgaz fark etmez. İzmirli olmak her faturayı cezalı ödemektir. İzmir özgürlükler şehridir. Kordon’da iki gencin öpüşmesi olağandır bizim için. Bu manzaraya bir tek İstanbullular bakar ve şaşırır.

Yaşar Aksoy (İzmir araştırmacısı yazar)
 
Victor Hugo söylemiş: İzmir bir prensestir

Victor Hugo’ya katılmamak elde mi? "Les Orientales" isimli kitabına bulunan "La Captive" isimli şiirinin ilk dizesinde, "Smyrne est une princesse" demiştir. Yani, "İzmir bir prensestir." Hugo, İzmir’e hiç ayak basmadan, çok uzaklardan şöyle bir bakıp, ona nasıl prenses diyebilmiştir? Bunun sebebi İzmir’in baskın "dişilik" özeliğidir. Bir Amazon kraliçesi tarafından kurulduğu efsanelere kazınmıştır. İzmir üzerine yazılmış her şiir buram buram dişilik kokar. O bir prensestir, bazen bir sevgili veya eş, bazen kız kardeştir, bazen de küçük bir kız çocuğu.
 
Geri