MaviBereLi
Üye
-
- Katılım
- Nisan 3, 2019
-
- Mesajlar
- 1,869
-
- Tepkime puanı
- 6
-
- Puanları
- 293
"Nankör şu insanoğlu ! " İnsanoğlunun yaratılışından beri kimbilir kaç kişi kurmuştur ? bu bir hayli bilindik cümleyi. Ve yaptığı iyilikten pişman olmuş kaç kişinin canı yanarcasına söylediği bir cümledir bu ? bilinmez. İyilik yapmak canını yakar mı insanın ? ki iyilik ; karşılık beklenilmeden yapılan yardımın adıdır oysa. Hani misal; kimi zaman karşıdakinin tek başına kaldıramadığı ağır yükü beraber omuzlamak kimi zaman yerinde bir nasihat kimi zaman anlayış ve sabır kimi zamansa karşıdakine gösterilen güler yüzdür iyilik adına yapılanlar. Karşılıksızsa yapılan; nankör sıfatının iyilik yapılan için kullanılması iyilik kavramı hususunda çelişkiye düşmektir kanımca. Öyleyse eğer; bu çelişkiyi biraz irdeleyelim derim.
İyilik yapmayı ve iyilik görmeyi kısaca vermek ve almak olarak adlandırırsak ; ikisinede yatkın insanoğlu. Yeri geldiğinde ikisinden de haz alır. Öyleyse şu nankör sıfatını kullanmaya iteleyen en önemli sebebte; vermek kadar almaya da yatkınlık olmalı. İnsanoğlu eliyle verdiğini gönlüyle esaret altına alır farkında olmadan. Sonra da kişiden kişiye değişen belirsiz zamanların ardından; gönlündeki bu esarete diliyle hüküm giydirir "nankör" diyerek. Bu hüküm giydirmeye asıl olan nedensellik ; her zaman için verdiğini aynısıyla geri almak isteği değildir elbette. Nedensellik farkında olmaksızın iyiliğe biçilen karşılıktır yürekte. Biçilen bu karşılık; yeri gelir yapılan iyiliğin her daim hatırda tutulmasını aramak olur. Yeri gelir içten içe bir gönül sızısına bağlanır iyilik. Ki hani o gönül sızısı da ; yapılan iyilikten pişmanlık duyulmasıdır aslında.
Üstündür iyilik yapan. İyilik yap denize at; balık bilmezse halik bilir misali ... Beklediğim bir karşılık yok dese de... Sırf yaptığının iyilik olduğunu bilmesi bile; inceden inceden üstün olduğunu hissettirir ona. Üstün olduğunu hissetmek ! Aslında bu da bir karşılıktır. O en üstün olana yaklaşabilmenin bir karşılığı.
Boynu eğiktir iyilik görenin. Gördüğü iyiliğin karşılığı olarak; özgürlüğünün bir parçası esaret altındadır iyiliği yapanın gönlünde. Hani almadan vermek Allah` a mahsustur misali ... O nankör yaftası yapıştırılmasın diye ona; ya bir iyilikle karşılık vermeye çalışır yapılana ya da hep hatırında tutmaya çalışır yapılan iyiliği.
Oysa yapılan iyilik de azat edilmeli gönülden görülen iyiliğe de esaret edilmemeli özgürlük .... Değil mi ki ;" Allah razı olsun" diyen de ödemiştir borcunu "Allah razı olsun" denilen de almıştır karşılığını.
İyilik yapmayı ve iyilik görmeyi kısaca vermek ve almak olarak adlandırırsak ; ikisinede yatkın insanoğlu. Yeri geldiğinde ikisinden de haz alır. Öyleyse şu nankör sıfatını kullanmaya iteleyen en önemli sebebte; vermek kadar almaya da yatkınlık olmalı. İnsanoğlu eliyle verdiğini gönlüyle esaret altına alır farkında olmadan. Sonra da kişiden kişiye değişen belirsiz zamanların ardından; gönlündeki bu esarete diliyle hüküm giydirir "nankör" diyerek. Bu hüküm giydirmeye asıl olan nedensellik ; her zaman için verdiğini aynısıyla geri almak isteği değildir elbette. Nedensellik farkında olmaksızın iyiliğe biçilen karşılıktır yürekte. Biçilen bu karşılık; yeri gelir yapılan iyiliğin her daim hatırda tutulmasını aramak olur. Yeri gelir içten içe bir gönül sızısına bağlanır iyilik. Ki hani o gönül sızısı da ; yapılan iyilikten pişmanlık duyulmasıdır aslında.
Üstündür iyilik yapan. İyilik yap denize at; balık bilmezse halik bilir misali ... Beklediğim bir karşılık yok dese de... Sırf yaptığının iyilik olduğunu bilmesi bile; inceden inceden üstün olduğunu hissettirir ona. Üstün olduğunu hissetmek ! Aslında bu da bir karşılıktır. O en üstün olana yaklaşabilmenin bir karşılığı.
Boynu eğiktir iyilik görenin. Gördüğü iyiliğin karşılığı olarak; özgürlüğünün bir parçası esaret altındadır iyiliği yapanın gönlünde. Hani almadan vermek Allah` a mahsustur misali ... O nankör yaftası yapıştırılmasın diye ona; ya bir iyilikle karşılık vermeye çalışır yapılana ya da hep hatırında tutmaya çalışır yapılan iyiliği.
Oysa yapılan iyilik de azat edilmeli gönülden görülen iyiliğe de esaret edilmemeli özgürlük .... Değil mi ki ;" Allah razı olsun" diyen de ödemiştir borcunu "Allah razı olsun" denilen de almıştır karşılığını.