"Ingilizceyi iyi konusamamak" diye bir sey yok "ingilizceyi iyi bilmemek" ya da "bilmemek" ya da "bilmek" diye bir sey var.
Burada galiba aksandan bahsediyoruz buna en cok Turkler takiliyor nedense

British ingilizcesi (ki herkesin bayildigi ingilizce, ingiliz ingilizcesi) genellikle ö leri cok kullandiklari
ve r leri yuttuklari icin biraz fransizca fonetigi gelir kulaginiza
ki ingilizcede noktali harfler yok ukala ingilizler "ö" diye cikarirlar ama o sesi.
Dil ogrenirken aksaninizi daha kolay yonlendirmek icin "kulak Dolgunlugu" onemli
Bunu yabanci bir ulkede ogrenirken daha rahat yapsaniz bile
(ki yabanci ulkede kolay ogrenmenin temel nedeni bu kulak dolgunlugu cunku sadece o dili duyuyorsunuz)
"radyo" dinlemeniz ise yariyor"
Televizyon izlediginizde ayni zamanda gorsel konstanre oldugunuz icin tatmin edici olmuyormus.
Muzik dinledigjnizde beyninizin ayni anda muzigi aritmasi sozleri farkli algilamasi zor oldugu icin
"radyo" en ise yarayan seymis. Anlayip anlamaniz onemli degil siz farkinda olmasaniz bile
6 ay duzenli olarak ingilizce radyo dinlediginizde kulaginiz doluyor bu da sizi pratik anlamda ileriye tasiyor.
Kullandigi aksana hakim olabiliyor imissiniz.
Bi de ingilizce dusunmeyi ogrenmek gerekiyor, kafanizda turkceye cevirmemek gerekiyor(imis)
ya da hangi dili kullaniyorsaniz.
cocuklar ezberleyerek ogrendikleri icin onlarin boyle bir sorunu olmuyor.
Ingilizce yi bir ingiliz ya da amerikali gibi konusmak zorunda degilsiniz.
Aksana cok takilmayin onemli olan dili kullanma yetkinliginiz ki dil ogrenmek yetenek gerektiren bir sey.