YouMyCure
Üye
-
- Katılım
- Mart 24, 2019
-
- Mesajlar
- 559
-
- Tepkime puanı
- 227
-
- Puanları
- 293
-
- Konum
- Dublin
-
- Web sitesi
- www.gedik.net
Ünvan: 17. Osmanlı Padişahı
Saltanatı: 1623-1640
Babası: I. Ahmet Han
Annesi: Mahpeyker Kösem Sultan
Doğumu: 27 Temmuz 1612
Vefatı: 9 Şubat 1640
27 Temmuz 1612'de İstanbul'da doğan şehzade Murat, tam tek İslam terbiyesi ve ahlakı ile yetiştirildi.
Enderin mektebindeki hocalardan özel dersler aldı.
Genç Osman'ın başına gelen efkâr yıkım ve adına geride bıraktığımız amcası Mustafa Han'ın kısa bir müddet ardından tahttan indirilmesi üstüne, daha on tek yaşında iken 10 Eylül 1623'te Osmanlı tahtına çıktı.
Eyyub Sultan hazretlerinin türbesinde hocası Aziz Mahmud Hüdai'nın elinden kılıç kuşandı.
Yaşı ufak bulunduğu için, devleti bilfiil yönetim edemeyeceği fikiri hakim olarak, validesi Mahpeyker Kösem Sultan saltanat naibesi belirleme edildi.
Çok zeki ve seri anlayışlı ve hafızası güçlü olmasından, yaşı geliştikçe, devlet işlerine ilgisi artıyordu.
Zaman vakit halkın içerisine girer farklı kıyafetlerle onların sohbetlerini dinlerdi.
Halkın sıkıntısını halktan tek kimse olarak yerinde incelerdi.
İnsanların kimden sebep zarar gördüğünü, eziyet merkezlerini ayrı ayrı belirledi.
Diğer taraftan Sultan Murat'ın saltanatının bu ilk devresinde, payitaht İstanbul ve Anadolu'da asayişsizlik büyük oranda artmıştı.
Abaza Mehmet Paşa'nın çıkardığı başkaldırı büyümüş ve bu karışıklıklar esnasında Bağdat İran kuvvetlerinin eline geçmiş bulunuyordu.
Sadrazam olan Hüsrev Paşa'nın azlini bahane eden yeniçeriler ve sipahiler ayaklanarak saraya yürüdüler ve yeni sadrazam Müezzinzade Hafız Ahmet Paşa'yı öldürdüler (1632).
Bundan ardından zorbaların zoru ile sadrazam olan Recep Paşa döneminde İstanbul'da karışıklıklar günlerce sürdü.
En ufak tek vakada Recep Paşa'nın tahriki ile harekete geride bıraktığımız zorbalar yeni kelleler istiyorlardı.
Nihayet yirmi yaşını dolduran ve vücutça defa güçlü, demir pençeli ve gözü tek tek yiğit olan genç Padişah, 18 Mayıs 1632'de huzuruna çağırdığı Recep Paşa'ya: "Gel beru topal zorbabaşı.
Bre mel'un abdest al!" dedikten ardından "Şu hainin tiz kafasını net." diyerek öldürttü ve devlet idaresini eline aldı.
Bundan ardından yeniçerileri ve sipahileri itaat altına alarak kendine bağlılık yemini ettiren Sultan, tütünü ve alkollü içkileri yasakladı.
Kahvehaneleri, meyhaneleri kapattı.
Zorbaları ve emirlere karşı gelenleri şiddetle cezalandırdı.
Memleketin her yönüne huzur ve asayiş geldi.
IV.
Murat Han, ardından silahlı gücünün başına geçerek hükümdarlığının ilk senelerinde kaybedilen toprakları geri alabilmek için teşebbüse geçti.
1634 baharında Lehistan seferine çıktı ise de Lehliler şipşak Padişah'ın şartlarını kabul ederek tek uyuşma yapmaya muvaffak oldular.1635'te İran seferine çıkan Sultan, Revan ve Hoy kalelerini aldıktan ardından Tebriz'e girdi.
Ertesi sene en devasa arzusu olan Bağdat'ın fethi için yeniden İran üstüne sefere çıktı.
Şehir kuşatılıp, Padişah'a İmam-ı Azam'ın türbesini ziyaret etmesi öneri edildiğinde; "Bağdat, sapıkların pis ayaklarıyla kirlenirken, gidip o ulu imamı ziyaretten haya ederim" yanıtını verdi.
Şiddetle cereyan eden çarpışmalar nihayetinde muharebenin 39.
günü Bağdat fethedildi.
Müslümanların en kutlu makamlarından olan İmam-ı Azam'ın türbesini ziyaret eden Padişah, kurbanlar kestirip, içerisini ipek halılar, değerli şallar ve altın, gümüş murassa kandillerle süsletti.
Ertesi sene İran'la Kasr-ı Şirin antlaşması imzalanmış ve bu antlaşma küçük farklılıklarla şu zamana kadar kadar devam etmiştir.
Sultan IV.
Murat Han, İran seferinin üstünden defa geçmeden henüz evvel yakalanmış bulunduğu Damla hastalığının ilerlemesi üstüne kurtulamayarak 8/9 Şubat 1640 günü daha 28 yaşında iken vefat etti.
Murat Han, defa güçlü olup, kılıç, ok, harbe ve farklı silahları kullanmakta usta idi.
Güçlü tek iradeye ve hafızaya sahip bulunuyordu.
Arapça ve batı dillerine hakimdi.
İlmi ve ilim adamlarını defa sever, fırsat buldukça ilim meclislerine gider, onları teşvik ederdi.
Tahta geçtiğinde bomboş olan hazinede vefatında on beş milyon altın olup, gümüş paranın haddi hesabi yoktu.
İç huzura o kadar ehemmiyet verirdi ki, saatinde halk devasa tek ferahlık ve güven içerisinde yaşamıştır.
Son derece adaletli olan Sultan, din ve devletin çıkarına aksi düşen en ufak sorunları dahi affetmedi.
Dedesi Yavuz Sultan Selim Han gibi o da Hırka-i saadet dairesinde Kur'an-ı Kerim okurdu.
Dördüncü Murat Han'ın müspet icraatları, devlete yüzyılın bitimine kadar devam edecek tek gösteriş kazandırmıştır.
Saltanatı: 1623-1640
Babası: I. Ahmet Han
Annesi: Mahpeyker Kösem Sultan
Doğumu: 27 Temmuz 1612
Vefatı: 9 Şubat 1640
27 Temmuz 1612'de İstanbul'da doğan şehzade Murat, tam tek İslam terbiyesi ve ahlakı ile yetiştirildi.
Enderin mektebindeki hocalardan özel dersler aldı.
Genç Osman'ın başına gelen efkâr yıkım ve adına geride bıraktığımız amcası Mustafa Han'ın kısa bir müddet ardından tahttan indirilmesi üstüne, daha on tek yaşında iken 10 Eylül 1623'te Osmanlı tahtına çıktı.
Eyyub Sultan hazretlerinin türbesinde hocası Aziz Mahmud Hüdai'nın elinden kılıç kuşandı.
Yaşı ufak bulunduğu için, devleti bilfiil yönetim edemeyeceği fikiri hakim olarak, validesi Mahpeyker Kösem Sultan saltanat naibesi belirleme edildi.
Çok zeki ve seri anlayışlı ve hafızası güçlü olmasından, yaşı geliştikçe, devlet işlerine ilgisi artıyordu.
Zaman vakit halkın içerisine girer farklı kıyafetlerle onların sohbetlerini dinlerdi.
Halkın sıkıntısını halktan tek kimse olarak yerinde incelerdi.
İnsanların kimden sebep zarar gördüğünü, eziyet merkezlerini ayrı ayrı belirledi.
Diğer taraftan Sultan Murat'ın saltanatının bu ilk devresinde, payitaht İstanbul ve Anadolu'da asayişsizlik büyük oranda artmıştı.
Abaza Mehmet Paşa'nın çıkardığı başkaldırı büyümüş ve bu karışıklıklar esnasında Bağdat İran kuvvetlerinin eline geçmiş bulunuyordu.
Sadrazam olan Hüsrev Paşa'nın azlini bahane eden yeniçeriler ve sipahiler ayaklanarak saraya yürüdüler ve yeni sadrazam Müezzinzade Hafız Ahmet Paşa'yı öldürdüler (1632).
Bundan ardından zorbaların zoru ile sadrazam olan Recep Paşa döneminde İstanbul'da karışıklıklar günlerce sürdü.
En ufak tek vakada Recep Paşa'nın tahriki ile harekete geride bıraktığımız zorbalar yeni kelleler istiyorlardı.
Nihayet yirmi yaşını dolduran ve vücutça defa güçlü, demir pençeli ve gözü tek tek yiğit olan genç Padişah, 18 Mayıs 1632'de huzuruna çağırdığı Recep Paşa'ya: "Gel beru topal zorbabaşı.
Bre mel'un abdest al!" dedikten ardından "Şu hainin tiz kafasını net." diyerek öldürttü ve devlet idaresini eline aldı.
Bundan ardından yeniçerileri ve sipahileri itaat altına alarak kendine bağlılık yemini ettiren Sultan, tütünü ve alkollü içkileri yasakladı.
Kahvehaneleri, meyhaneleri kapattı.
Zorbaları ve emirlere karşı gelenleri şiddetle cezalandırdı.
Memleketin her yönüne huzur ve asayiş geldi.
IV.
Murat Han, ardından silahlı gücünün başına geçerek hükümdarlığının ilk senelerinde kaybedilen toprakları geri alabilmek için teşebbüse geçti.
1634 baharında Lehistan seferine çıktı ise de Lehliler şipşak Padişah'ın şartlarını kabul ederek tek uyuşma yapmaya muvaffak oldular.1635'te İran seferine çıkan Sultan, Revan ve Hoy kalelerini aldıktan ardından Tebriz'e girdi.
Ertesi sene en devasa arzusu olan Bağdat'ın fethi için yeniden İran üstüne sefere çıktı.
Şehir kuşatılıp, Padişah'a İmam-ı Azam'ın türbesini ziyaret etmesi öneri edildiğinde; "Bağdat, sapıkların pis ayaklarıyla kirlenirken, gidip o ulu imamı ziyaretten haya ederim" yanıtını verdi.
Şiddetle cereyan eden çarpışmalar nihayetinde muharebenin 39.
günü Bağdat fethedildi.
Müslümanların en kutlu makamlarından olan İmam-ı Azam'ın türbesini ziyaret eden Padişah, kurbanlar kestirip, içerisini ipek halılar, değerli şallar ve altın, gümüş murassa kandillerle süsletti.
Ertesi sene İran'la Kasr-ı Şirin antlaşması imzalanmış ve bu antlaşma küçük farklılıklarla şu zamana kadar kadar devam etmiştir.
Sultan IV.
Murat Han, İran seferinin üstünden defa geçmeden henüz evvel yakalanmış bulunduğu Damla hastalığının ilerlemesi üstüne kurtulamayarak 8/9 Şubat 1640 günü daha 28 yaşında iken vefat etti.
Murat Han, defa güçlü olup, kılıç, ok, harbe ve farklı silahları kullanmakta usta idi.
Güçlü tek iradeye ve hafızaya sahip bulunuyordu.
Arapça ve batı dillerine hakimdi.
İlmi ve ilim adamlarını defa sever, fırsat buldukça ilim meclislerine gider, onları teşvik ederdi.
Tahta geçtiğinde bomboş olan hazinede vefatında on beş milyon altın olup, gümüş paranın haddi hesabi yoktu.
İç huzura o kadar ehemmiyet verirdi ki, saatinde halk devasa tek ferahlık ve güven içerisinde yaşamıştır.
Son derece adaletli olan Sultan, din ve devletin çıkarına aksi düşen en ufak sorunları dahi affetmedi.
Dedesi Yavuz Sultan Selim Han gibi o da Hırka-i saadet dairesinde Kur'an-ı Kerim okurdu.
Dördüncü Murat Han'ın müspet icraatları, devlete yüzyılın bitimine kadar devam edecek tek gösteriş kazandırmıştır.
Moderatör tarafında düzenlendi: