İsviçre Maliye Bakanı'ndan Credit Suisse itirafı

Konu sahibi son olarak 576 gün önce görüldü

1732995.jpgİsviçre Maliye Bakanı Sutter, Credit Suisse'in iflasının İsviçre ekonomisini çökerteceği itirafında bulundu.​

İsviçre Maliye Bakanı Karin Keller-Sutter, hükümetin ülkenin en büyük ikinci bankası Credit Suisse'in rakibi UBS tarafından hızlı bir şekilde devralınmasını sağlayarak ülkenin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini savundu.

Bakan Karin Keller-Sutter, Avrupa'nın önemli bankalarından Credit Suisse'in iflası halinde İsviçre ekonomisinin muhtemelen çökeceğini söyledi.

Le Temps gazetesine konuşan Keller-Sutter, "Koşullar dikkate alındığında, devletin ve vergi mükelleflerinin yükünü en aza indirmek için elimizden gelenin en iyisini yaptık. Yetkililerin kararlı müdahalesi olmasaydı, pazartesi sabahı Credit Suisse'in iflasıyla birlikte İsviçre ekonomisinin muhtemel çöküşüne de uyanırdık." ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz ay Silikon Vadisi Bankası'nın iflası ve küresel bir bankacılık krizi korkularının gölgesinde, Credit Suisse'e yönelik yatırımcı güveni 15 Mart'ta çökmüş, hükümet 20 Mart'ta piyasalar yeniden açılmadan önce, hafta sonunda hızlı bir devralma operasyonu yürütmüştü.

Hükümet garantileri ve İsviçre Merkez Bankası tarafından sağlanan likiditeyle 120 milyar dolar masaya konmuştu.

Credit Suisse, küresel finans sistemini izleyen Finansal İstikrar Kurulu'na göre 'dünyanın en önemli bankalarından biri'.

Uluslararası bankacılık sistemi için küresel bir öneme sahip olan banka, batamayacak kadar büyük kabul edilen dünya çapındaki 30 banka arasındaydı.

Credit Suisse, kara para aklama davasına dahli gibi, son yıllarda bir dizi skandalla birlikte anılır olmuştu. Mart ayında ABD'de üç önemli bankanın iflasıyla birlikte zincirin en zayıf halkası gibi görülüyordu.
Maliye Bakanlığı binasında Credit Suisse'e ilişkin yürütülen devralma görüşmeleri sonucunda 19 Mart akşamı 3,25 milyar dolar değerinde bir anlaşma sağlandığı duyurulmuştu.

Keller-Sutter verdiği demeçte, "Banka 20 Mart'ta iflas edecekti. Neden mi? Çünkü yıllar boyunca yanlış teşvikler yaratmış gibi görünen bir kültürü vardı. Çünkü birçok skandala yaşandı." şeklinde konuştu.(Euronews)

En başından beri 2023 Bankacılık krizi yılı olacağını savunuyordum

 
Sonuç ne batmışlar mı?
 
bu konuya şu açıdan bakıyorum, düşene bir tekme de büyükler vurup yok fiyatına satın alımlar yapıyorlar. Bu haberde olduğu gibi bir başka örnek de Silicon Valley Banka'sı için diyebiliriz. Bilenler bilir yaklaşık 2 ay önce batan bankanın İNGİLTERE ayağını HSBC hisse başına 1 cent gibi sembolik bir rakam ödeyerek satın almıştı. Biri batarken biri daha da zenginleşmişti bu satın alma ile.

Bu arada @WarrenBuffett arkadaşımızın söylemine katılmıyorum onunda izahını şu şekilde yapıyorum;
uluslar arası piyasalarda ki bankaların batmasının bizim bankaları da batıracağını düşünmüyorum çünkü bizde zaten 1994 yılında başlayan ve 2001 yılında tavan yapan ekonomik krizde ortalama 20 banka batmış ve sonrasında IMF'in önerdiği (zorladığı) kararların alınması ile sonra ki yıllarda oluşabilecek krizlerde bankaların batmasının bir şekilde önüne geçilmesi sağlanmıştır.

Bu duruma şöyle bir örnek te verebilirim; 2008 yılında dünyada meydana gelen krizden Türkiye'de ki bankalar çok az etkilenmiştir. Tıpkı şuan ki dönemde gördüğümüz gibi.

Not: 2008 krizinde de bir kaç banka batmıştı.
 
bu konuya şu açıdan bakıyorum, düşene bir tekme de büyükler vurup yok fiyatına satın alımlar yapıyorlar. Bu haberde olduğu gibi bir başka örnek de Silicon Valley Banka'sı için diyebiliriz. Bilenler bilir yaklaşık 2 ay önce batan bankanın İNGİLTERE ayağını HSBC hisse başına 1 cent gibi sembolik bir rakam ödeyerek satın almıştı. Biri batarken biri daha da zenginleşmişti bu satın alma ile.

Bu arada @WarrenBuffett arkadaşımızın söylemine katılmıyorum onunda izahını şu şekilde yapıyorum;
uluslar arası piyasalarda ki bankaların batmasının bizim bankaları da batıracağını düşünmüyorum çünkü bizde zaten 1994 yılında başlayan ve 2001 yılında tavan yapan ekonomik krizde ortalama 20 banka batmış ve sonrasında IMF'in önerdiği (zorladığı) kararların alınması ile sonra ki yıllarda oluşabilecek krizlerde bankaların batmasının bir şekilde önüne geçilmesi sağlanmıştır.

Bu duruma şöyle bir örnek te verebilirim; 2008 yılında dünyada meydana gelen krizden Türkiye'de ki bankalar çok az etkilenmiştir. Tıpkı şuan ki dönemde gördüğümüz gibi.

Not: 2008 krizinde de bir kaç banka batmıştı.
Dediklerin doğru ama bir farkla;
2008 krizinde ABD, kendi krizi açığa çıkmasın diye Dünya'yı dolara boğdu. Öyle ki Petro dolar dediğimiz sermayeler direkt olarak Batı'nın o zamanki güvenli limanı olan Türkiye'ye akıyordu. Dediğin bankaların hisseleri zaten yüksek mevduatlar sebebiyle son aylarda zarar yazıyordu çünkü, enflasyona göre bir faiz ayarlaması yapılmamıştı. HSBC gibi bankalar zaten leş avcılarıdır. Ölü fiyattan almayı çok severler. Ama bu onların değersiz olduğu anlamına gelmez.

Sillicon Vallay Bank bugün kripto dediğimiz Fintech yatırımlarının adeta likidite sağlayıcısı idi. Bu olay biraz karışık ve anlatması çok uzun sürer ama kısaca demek gerekirse kripto paralar ile büyük ülke endeksleri arasında çok ciddi bir kapışma var. Kripto paralara son aylarda ciddi fon girişleri ve para girişleri arttı. Bu kadar tantana ve karmaşaya rağmen S&P500 ve DJI endeksleri tavan tavan gitti. Bunlar tesadüf değil. Birileri bankaları batıracak, kripto karşısındaki zenginleri zorda bırakacak ki kripto paralar ortaya umut olarak çıkıp yeni sermaye gücünün yeni "altın yumurtlayan tavuğu" olsun.

Bunun örneklerini bizim borsada da görebiliriz. Halka arzlar ile sözde borsalara katılan şirketler neredeyse 200-300 yıllık fiyatlamaları ile şuanda değer görüyor. Borsaya adeta kara para akıyor ki, birilerine gel gel yapılabilsin. Hisse başına yıllık (%20 bile değil. Bunun bilanço okuma ve bedelli sermaye artırımı ile ilgili hesaplamaları var. O da ayrı bir bahis.) 80 kuruş kazandıran KONTR hissesini, spekülatörlerin fenomenleri pazarlaya pazarlaya bir hal oluyorlar. Halbuki yıllık enflasyon %120 civarında.

Gel gelelim, 94 ve 2001 krizlerine. O zamanlarda bizim bankaların sermayeleri ve dönen varlıklarında yurt dışı kaynaklı borçlar çok azdı. Her yıl da zarar yazmıyorlardı. Bu yıl bankalar feci zarar yazıyor. Çoğunun da ciddi borçları var. Özellikle KKM ve Swaplar ve Hedgeler şuanda bankaların en büyük kabusu durumunda. Doların artmaması ihracat gelirlerini de ciddi düşürdüğü için ihracatçılar da kredi çekip yurt dışına açılamıyorlar. O zamanlarda bankacılık politikalarına ve dolar kurlarına müdahale edilmiyordu. Piyasa kendi dengesini buluyor, bir şekilde kurtarıyordu. Şimdi ise kuru kurmalı oyuncak gibi kurcalayan bir iktidar var karşımızda. Merkez Bankası rezervlerinin eksi de olması zaten başlı başlına garabet. Çünkü bu rezervler aslında bankaların borcunu gösteriyor.

Bizim bankaların çoğu (birkaçı hariç) taşıma suyla değirmen döndürüyor. Özellikle bu kadar enflasyon, üretim maliyetlerinin yükselmesi, deprem, dolar kurunun aşırı yüksekliği gibi ve net hata noksan kalemi gibi değerlerin yüksek olması bankalar için çok ciddi bir handikap. Hasılı; Bankaların kısa vadede borç bulması ve borçlarını bir şekilde para satarak ya da tahviller & bonolar üzerinden katlayarak kazanıp bu borçlarını ödemesi gerekiyor. Çünkü dünyada giderek yükselen enflasyon ve değişim sinyalleri aslında bizim bankaları da bir bakıma oldukça fazla zorluyor. Bugün iktidar faizi arttırmıyor ama, bankalardaki mevduat faizleri % 30'larda. Bu bankaların mevduatlardan kazanabilmeleri için en azından Merkez Bankasının faizleri %35-40 aralığına çekmesi lazım. Bu doğal olarak borsa için felaket olsa da kısa vade de para bulmanın en hızlı yolu.

Kaldı ki üretim anlamında her konuda dışarı bağlıyız. Hayvancılık da bile gübre yurt dışından geliyor. Teknik olarak birçok konuyu pas geçerek kısa kısa anlattım size durumu. Yoksa bu konu emin olun en az 10-20 adet bir bu kadar daha yazı içerir.

Sonuç olarak yurt dışındaki bankaların batışı, bizim kredi bulmak ve borçları ödemek konusunda direkt olarak etkileyecek bir durumdadır.(Maalesef.) İsterse @ZaLim kardeşimize bununla ilgili tablolar ve yorumlar da gönderebilirim.
 
Bu yıl bankalar feci zarar yazıyor dedin de, son 3 yılda kar etmeyen zarar gösteren bir kaç banka örneği verebilir misin ülkemizde? Ayrıca borsa konusuna gelince dediğin gibi enflasyon yüzde 150'lerde ve borsa'da izlenimlerime göre ki bist100 endeksi şuan 7 binlerde olması gerekiyor. Ancak hala 5 bin seviyesinin üstüne demir atabilmiş değil. Tespitlerin kısmen doğru ancak çözümlemelerin benim bakış açıma tamamen ters çünkü sonuçlar çözümlemelerinle uyuşmuyor.

Ayrıca KKM'nin garantisi Merkez Bankası, KKM için bankaların cebinden bir şey çıkmıyor. Aksine KKM mevduatı çok olan bankaya merkez bankası bir çok imtiyaz da sağlıyor.
 
Bu yıl bankalar feci zarar yazıyor dedin de, son 3 yılda kar etmeyen zarar gösteren bir kaç banka örneği verebilir misin ülkemizde? Ayrıca borsa konusuna gelince dediğin gibi enflasyon yüzde 150'lerde ve borsa'da izlenimlerime göre ki bist100 endeksi şuan 7 binlerde olması gerekiyor. Ancak hala 5 bin seviyesinin üstüne demir atabilmiş değil. Tespitlerin kısmen doğru ancak çözümlemelerin benim bakış açıma tamamen ters çünkü sonuçlar çözümlemelerinle uyuşmuyor.

Ayrıca KKM'nin garantisi Merkez Bankası, KKM için bankaların cebinden bir şey çıkmıyor. Aksine KKM mevduatı çok olan bankaya merkez bankası bir çok imtiyaz da sağlıyor.
O zaman bir yanlış anlaşılmayı düzelteyim. (Orayı atladım açıklamayı kusura bakma.) Bankaların zarar dediğim olayı aslında kârdan zarar. Şöyle ki; İster reel ister politik faiz olsun yıllık enflasyonun altında kalırsa o banka az kâr ediyor demektir. (Bankacılık teriminde bu zarar diye telaffuz edilir. Aslında kâr ederler ama beklenilen düzeyde edemezler.) Hatta buna dair bir grafik de gördüm yakın zamanlarda sosyal medya da. Özellikle 2022 son çeyrekte bankaların kârlılığı ciddi oranda düşmüş. (Grafiği bulursam atacağım buraya.) Zarardan kastım tam da bu. Enflasyon yıllık % 120 ve üzerinde. Lakin bankaların verdiği faizler en yüksek % 30. Bu yeteri kadar kâr edememek (yani bankacılık teriminde zarar) anlamına gelmektedir.

Zaten borsamızdaki Banka hisselerinin gitmemesi dolayısıyla borsamızın da sürekli yerinde saymasının ana sebebi budur.
 
2022 son çeyrekte bankaların kâr'lılığı büyük oranda düşmüş olabilir (yine de zarar etmemiş ve bana göre yüksek kâr açıklamışlardır) ancak 2021 (bütün çeyrekler) ve 2022'in ilk üç çeyreğinden olması gerekenden fazla kâr etmiştir. Ve hala da ediyorlar kredi faizleri yıllık 20-30 arasında ne yazık ki. Politika faizine mevduat faizine tamamen ters orantıda. Özellikle yineliyorum bankaların kredi faizinden daha yüksek oranda mevduat faizi vermelerinde ki paylı merkez bankası dolduruyor zaten.. Şöyle diyor bankalara; sen ne kadar çok TL mevduatını artırırsan ben sana o kadar düşük faizle para veririm.
 
İsviçre on tane Türkiye’yi satın alır
 
2022 son çeyrekte bankaların kâr'lılığı büyük oranda düşmüş olabilir (yine de zarar etmemiş ve bana göre yüksek kâr açıklamışlardır) ancak 2021 (bütün çeyrekler) ve 2022'in ilk üç çeyreğinden olması gerekenden fazla kâr etmiştir. Ve hala da ediyorlar kredi faizleri yıllık 20-30 arasında ne yazık ki. Politika faizine mevduat faizine tamamen ters orantıda. Özellikle yineliyorum bankaların kredi faizinden daha yüksek oranda mevduat faizi vermelerinde ki paylı merkez bankası dolduruyor zaten.. Şöyle diyor bankalara; sen ne kadar çok TL mevduatını artırırsan ben sana o kadar düşük faizle para veririm.
Maalesef bilançolarda hükümet baskısı ile Kâr diye gösteriyorlar ama işin aslı öyle değil. Birçok bankacı ile konuşuyorum dönen kredilerin zararları bir hayli büyümüş. Basına açıklanan bilançolar hep makyajlı. Geçenlerde baktım ismini vermeyeceğim bir banka 2022 son çeyrekte bilmem kaç milyar TL kâr etmiş. Oranı da % 200 civarında filan diye yazıyor. Ama bahsettiği tarihten, kâr ettik dediği tarihe kadar Şok Marketteki pastırmanın fiyatına bakıyorum % 300'den fazla zamlanmış :D

Var sen oradan düşün kardeşim bizim bankaların karlılığını. Son gelen gerçek bilançoları birkaç üstad ile yorumladık hepsi rezalet diyor. Zaten rezalet olmasa üretim maliyetleri bile % 100 artan EREGL hissesi bugün 85-100 TL aralığında olurdu. Hala Eylül 2022 seviyelerinde sürünüyor. Borsa geleceği fiyatlar. Geleceğimiz de pek parlak gibi durmuyor.

Bu arada bazen konularda teknik detayları atlayarak açıklama yapmadan yazıyorum. Kusura bakma anlaşılmazsa.
 
2022 son çeyrekte bankaların kâr'lılığı büyük oranda düşmüş olabilir (yine de zarar etmemiş ve bana göre yüksek kâr açıklamışlardır) ancak 2021 (bütün çeyrekler) ve 2022'in ilk üç çeyreğinden olması gerekenden fazla kâr etmiştir. Ve hala da ediyorlar kredi faizleri yıllık 20-30 arasında ne yazık ki. Politika faizine mevduat faizine tamamen ters orantıda. Özellikle yineliyorum bankaların kredi faizinden daha yüksek oranda mevduat faizi vermelerinde ki paylı merkez bankası dolduruyor zaten.. Şöyle diyor bankalara; sen ne kadar çok TL mevduatını artırırsan ben sana o kadar düşük faizle para veririm.
Adamlar öyle bir bilanço oyunu yapıyorlar ki anlatamam sana. Alıyor sırf ciroyu kâr diye gösteriyor. Nasılsa BDDK ya da SPK denetlemiyor. Hepsi göbekten bağlı. Hisseler üzerinden ve halka arzlar üzerinden SPK kuruşun bile hesabını yapar halde şuan da. Bankaların yatırım şirketlerinin hepsine eli mahkum. Çünkü piyasada derinlik yok, hisseleri alanlar yok. Yalvar yakar bankaların ya da kurumların yatırım birimlerine şunları şunları alın dedirtiyorlar. Varlık fonu üzerinden özellikle. E böyle bir durumda bankalar da kafalarına göre takılıyorlar.

Kâr gösterdiklerinin ne kadarı öz sermaye kârı?, Ne kadar dönen kredilerden kazanılan para, ne kadarı mevduat kazancı, ne kadarı tahvil bono ya da bireysel yatırım kârları ya da ne kadarı swap & döviz kârları belli değil. Bunun personel giderleri, görev zararları, bireysel yatırım zararları vs. gibi birçok kalemi var. Dikkat ettin mi bunları açıklayanlar var mı? Yok. Ülkemizin ne halde olduğunu çok sık verdiğim bir örnekle sana da hatırlatayım. Saudi Aramco bizim PETKM şirketinin muadili. Bütçe ve rekabet bakımından aynılar. Şuanda Saudi Aramco 15-20 USD civarında. Peki bizim PETKM? 1 DOLAR BİLE DEĞİL. Küresel Petrokimya şirketlerinden bahsetmiyorum bile onların kendi piyasalarındaki değerleri 150-200 USD arasında.

Var sen oradan biç kardeşim bizim ülkemizin ekonomisi ne halde?
 
Adamlar öyle bir bilanço oyunu yapıyorlar ki anlatamam sana. Alıyor sırf ciroyu kâr diye gösteriyor. Nasılsa BDDK ya da SPK denetlemiyor. Hepsi göbekten bağlı. Hisseler üzerinden ve halka arzlar üzerinden SPK kuruşun bile hesabını yapar halde şuan da. Bankaların yatırım şirketlerinin hepsine eli mahkum. Çünkü piyasada derinlik yok, hisseleri alanlar yok. Yalvar yakar bankaların ya da kurumların yatırım birimlerine şunları şunları alın dedirtiyorlar. Varlık fonu üzerinden özellikle. E böyle bir durumda bankalar da kafalarına göre takılıyorlar.

Kâr gösterdiklerinin ne kadarı öz sermaye kârı?, Ne kadar dönen kredilerden kazanılan para, ne kadarı mevduat kazancı, ne kadarı tahvil bono ya da bireysel yatırım kârları ya da ne kadarı swap & döviz kârları belli değil. Bunun personel giderleri, görev zararları, bireysel yatırım zararları vs. gibi birçok kalemi var. Dikkat ettin mi bunları açıklayanlar var mı? Yok. Ülkemizin ne halde olduğunu çok sık verdiğim bir örnekle sana da hatırlatayım. Saudi Aramco bizim PETKM şirketinin muadili. Bütçe ve rekabet bakımından aynılar. Şuanda Saudi Aramco 15-20 USD civarında. Peki bizim PETKM? 1 DOLAR BİLE DEĞİL. Küresel Petrokimya şirketlerinden bahsetmiyorum bile onların kendi piyasalarındaki değerleri 150-200 USD arasında.

Var sen oradan biç kardeşim bizim ülkemizin ekonomisi ne halde?
ekonominin ne kadar batık ve bitik bir halde olduğunun farkındayım ne yazık ki, özellikle son 2-3 yıldır yürütülen ekonomi politikasını yanlış buluyor ve her seferinde dile getiriyorum
Petkim'i de uzun yıllardır takip ederim. İnan öyle bir hisseden örnek verdin ki borsacı olup ta o şirkete küfür etmeyen var mıdır bilmiyorum. Resmen ölü fiyatında ve bir türlü yükselmesine müsaade etmiyorlar. Özellikle Azeriler ne amaçlıyorlar bilmiyorum ama sürekli yüksek fiyattan alıp zararına satarak fiyatın daha da yükselmesine mani oluyorlar. Belki de Iran'lılar. Ben bu şirketi borsa da Azeri-Iran kapışması olarak nitelendiriyorum.
 
Son düzenleme:
Geri