İstiklal Mahkemelerinde 500.000 insanın asıldığı yalanı!

  • Kullanıcı eSc
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 4834 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Lütfen özellikle bazı kişiler, 'Ben Bağnaz Değilim.' diyorsa sonuna kadar okusun.



Öncelikle iddialara yer vermek istiyorum:

“1923–1931 yılları arası, sırf İslami düşünüş ve yaşayışlarından dolayı, darağaçlarında sallandırılan 10 binin üzerinde (tabii ki topluca öldürülenler ve kurşuna dizilenler hariç[?])…”
(H.H.Ceylan, Din-Devlet İlişkileri kitabı, 3. Cilt, Sayfa 9)

“Hilafetin ilgasından sonra, birbirini kovalayan inkılapların ana hedefi, sanıldığı gibi yalnız resmi hayatı değil, aynı zamanda ferdi ve şahsi davranış, yaşayış ve hissiyatı da, din dışı kılmaktı... Bu güç iş, dört sene gibi mahdut bir zamana sığdırılmıştı. Ama nasıl? Anadolu dahilinde, fevkalade selahiyeti haiz İstiklal Mahkemeleri dolaştırmak ve.. bu mahkemelerin sözde hakimlerinin vasıtasıyla, masum kellelerinden ehramlar yükseltmek suretiyle. 1924’te hilafetin yıkılışı ile başlayıp 1928’de İslam harflerinin yasaklanması ile ikmal olunun öylesine hızlı bir İslam düşmanlığı siyaseti takip edildi ve bu tatbikat, o derece korkunç bir devlet terörü ile gerçekleştirildi ki bir karşı hareket hayal bile edilemezdi. İstiklal Mahkemeleri adıyla, çoğu azası hukukçu olmayan seyyar bir mahkeme, Anadolu’nun şehir ve kasabalarında dolaştırılarak, on binlerce masum insan, çoğu halka göz dağı vermek maksadı ile yoktan yere darağaçlarında telef edildi. Bu öyle bir devlet terörüdür ki kurbanlarının hakiki sayısını tespit etmek mümkün değildir.
(Kadir Mısıroğlu, Hilafet, Sayfa 347-348 / 358-359)

“İstiklal Mahkemeleri otuz bin kişi asmıştır.” (Mehmet Altan, aktaran E. Aybars, İstiklal Mahkemeleri adlı dizisi, Milliyet, 29 Ekim 1996, Sayfa 18)

“İstiklal Mahkemelerince Yüz yirmi bin kişi asılmıştır.” (A. Dilipak, Hürriyet gazetesi, 2 Şubat 1922)

“Kemalist inkılapları yerleştirmek için beş yüz binden ziyade insan telef edilmiş[tir].”
(Kadir Mısıroğlu, Hilafet, s. 359/316. dipnot; Lozan, 1. cilt sayfa 96)

Evet gördüğünüz gibi başlıca iddialar bunlar. Anadolu’ya giderken Mustafa Kemal’e verildiği iddia edilen para gibi bu konuda da arttıran arttırana. Sonunda Yarım Milyona ulaştılar. Yakında milyonu da, hatta ilerde o zamanki nüfusu da aşarlar.

Açıkçası, uyduruyorlar! Uydurmak gibi ucuz, hızlı, kolay bir yöntem varken, incelemeye, araştırmaya kim vakit ayırır? Zaten araştırma yapmak işlerine de gelmez, ne çıkacağını biliyorlar.

Gerçeği, amaçlarına göre sürekli değiştiriyorlar. Bu konuda da tutumları aynı: İdam sayısını şişirerek, Müslümanların sırf Müslümanlıklarından dolayı idam edildiklerini, devletin terör yaptığını yaymak, zihinlere yerleştirmek, bu yolla da, Müslüman kitleyi M. Kemal’den, Cumhuriyet’ten nefret ettirmek, Kurtuluş Savaşı’nı örselemek!

Şimdi doğrulara geçelim:

İstiklal Mahkemeleri, İstiklal Savaşı dönemi içinde iki ayrı evrede hizmet görmüşlerdir:


  • 11 Eylül 1920-17 Şubat 1921 (8 mahkeme)
  • 30 Temmuz 1921- Ekim 1923 (5 mahkeme)

Bu iki evrede verilen toplam idam kararı, 3.811’dir; bunun 2.827’si tecil edilmiş (ertelenmiş), 1.054 idam kararı ise infaz edilmiştir. Prof.Dr.Ergün Aybars çeşitli sebepler ve bilimsel bir ihtiyatlıkla, infaz edilmiş idam kararları sayasını 1450-1500 olarak tahmin ediyor. (İstiklal Mahkemeleri, 1.C., s.155, 168, İleri K.) İdam edilenler, ısrarlı asker kaçakları, asiler, hainler, halka eziyet eden görevliler, işgalcilerle işbirliği yapan Rum ve Ermenilerdir.(a.g.e., s. 143-156)

Cumhuriyet döneminin başlangıcında, 1923-1927 yılları arasında ise, sadece 4 İstiklal Mahkemesi kurulur ve 1927’de tarihe intikal ederler:

1- İstanbul İstiklal Mahkemesi (Çalıştığı yer, yalnız İstanbul, 8.12.1923 – 5 Şubat 1924), Emir Ali ve Ağa Han’ın mektubunu yayımlayan bazı İstanbul gazetelerinin yöneticileri ile suikasttan sanık İlyas Sami Kalkavan ve arkadaşlarının davalarına baktı. Her iki davanın sanıklarından çoğu hakkında beraat kakarı verdi. Hiç bir idam kararı vermiş değildir.(a.g.e., s.221-252)
2- İsyan Bölgesi İstiklal Mahkemesi (Çalıştığı yerler; Diyarbakır, Urfa, Elazığ; 7 Mart 1925- Mart 1927) Baktığı başlıca davalar: Şeyh Sait isyanı, Şeyh Eyüp ve Dr. Fuat, Seyyid Abdulkadir, Mühendis Ali ve arkadaşlar, İstanbul gazetecileri, Kürt Teali Cemiyeti, casus Nuri, asker kaçakları vs…. (a.g.e., sayfa 293-349) 5.010 kişi yargılanmış, yarıdan fazlası beraat etmiştir. İdamlar 350 dolayındadır. (a.g.e. sayfa 348)
3- Ankara İstiklal Mahkemesi ( Çalıştığı yerler: Ankara, Eskişehir, İzmir, Gaziantep, Adana, Kayseri, Sivas, Tokat, Erzurum, Rize, Giresin, İstanbul, 7 Mart 1927) Baktığı başlıca davalar: Salih başo ve Resul Hoca, Antalya şehir inayeti, İsmail Hami, Telgrafçılar, gizli Tarikat-ı Salahiye Cemiyeti, Lütfi Fikri Bey, komünistler, Eyüp Sabri vs…

Bu iki dönemde her iki mahkemenin verdiği idam kararlarının toplam azami sayısı: 576’dır.

1923-1927 yılları arasında, bir rejim mahkemesi olarak çalışan üç İstiklal Mahkemesi’nin, şapka olayını vesile ile istismar ederek halkı isyana kışkırtmak ve isyana katılmak suçundan, Atıf Efendi dahil, verdiği idam kararlarının toplam sayısı sadece 27’dir. Ve yukarıdaki genel sayıya dahildir.

SONUÇ:

Ergün Aybars, bilimsel bir ihtiyatlıkla, birinci dönem idam kararları sayısının 1450-1500 olabileceğini tahmin ediyordu. Azami haddini kabul edelim: İstiklal Mahkemelerinin var oldukları 1920-1927 yılları boyunca, infaz edilmiş tüm idam sayısı kararı, 1.500+575= 2.076’dir.
Hani on bindi, otuz bindi, yüz yirmi bindi, beş yüz benden fazlaydı?
Hani masum kellelerinden ehramlar yükseltilmişti?
Hani Kemalist inkılapları yerleştirebilmek için beş yüz binden ziyade insan telef edilmişti?
Hani, ‘Seyyar bir mahkeme, Anadolu’nun şehir ve kasabalarında dolaştırılarak, on binlerce masum insan, çoğu halka göz dağı vermek maksadı ile yoktan yere darağaçlarında telef edilmişti?

Hiç kimse, sırf İslami düşünüş ve yaşayışından dolayı, darağaçlarında sallandırılmış, kurşunlanmış, köylerinle birlikte yakılmış değildir.
Hiç kimse şapka giymedi diye idam edilmemiştir. Zaten 671 sayılı Şapka İksası hakkında kanun’da da, başka kanunlarda da, böyle bir müeyyide bulunmuyor. Şapka giymek, memurlar için zorunlu tutulmuş, halk şapka giymeye zorlanmamıştır. Şapka davası diye adlandırılan davaların, şapka giyip giymemekle hiçbir ilgisi yoktur. O davalarla ilgili suçun vasfı, şapka olayını vesile ve istismar ederek, halkı isyana kışkırtmak ve isyana katılmaktır.

Yeni rejimin (Cumhuriyet'in) çeşitli uygulamaları eleştirilebilir. Eleştiriliyor da. Ama kendini kabul ettirmek ve korumak için kıyıma yöneldiğini, terör estirğini iddia etmek, insafla da, gerçekle de bağdaşmıyor. Yeni rejimin ne kadar yumuşak davrandığını şundan da bellidir ki yakın tarihimiz değerlendirilirken, bir kısım yaşlı başlı yazarlar bile, yeni bir rejime geçilmiş olduğunu, İstiklal Mahkemelerinin ihtilal ve rejim mahkemeleri olduğunu hiç hatırlamıyorlar. On binler, yüz binler öldürülmüş, hapse atılmış, sürülmüş, ezilmiş olsaydı, bu dehşeti kim unutabilirdi? Kadir Mısıroğlu'nun iddia ettiği gibi o zaman için 12 milyonluk bir Türkiye'de 500 binden fazla insan sırf Müslüman diye, şapka takmadı diye idam edilmiş olsaydı bunu Türk Milleti nasıl unuturdu? Şuan Türkiyenin çok büyük kısmı Atatürk'ü severmiydi?

Ama türlü masallar anlatılıyor, biri ötekini tutmaz sayılar ileri sürüyor, genel, bulanık, dayanaksız, kanıtsız iddialarda ve suçlamalarda bulunuyorlar. Sık sık hatırlattıkları, filmini de yapmaya kalkıştıkları bir örnek var: İskilipli Atıf Hoca! Haksız yere idam edildiği iddia ediliyor. Diyelim ki öyledir. Eğer öyleyse sorumlular adına özür dilerim. Buna karşılık, İstanbul'un tahriki ya da Dürrizade fetvası yüzünden öldürülen Ali Kemali Hoca, Yarbay Mahmut Bey, Akbaş kahraman Hamdi Bey ve öteki vatandaşlar, yöneticiler, komutanlar, subaylar, erler yani vatanını sevmekten ve düşmana karşı koymaktan başka kusuru olmayan binlerce insan var. ama kimse artık bu yaraları kaşımıyor, büyütmüyor, ısıtıp ısıtıp kamuoyunun önüne sürmüyor, sömürü vasıtası yapmıyor. Bunları tartışma dönemi açılırsa, yine o alaca karanlık günlere dönmez miyiz?
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri