İstanbul'un Fethi İle İlgili Gerçek Hikayeler

Konu sahibi son olarak 4816 gün önce görüldü
İstanbul'un Fethine geçmeden önce, 1408 sene önce zuhur eden ilahi Mu'cize ve Müjdeyi inceleyelim. Ondan sonra Fethi anlatmaya çalışalım. Peygamber Efendimiz Hadis-i Şeriflerinde; Konstantiniyye(İstanbul) elbet Feth olunacaktır. Onu Feth eden Kumandan ne güzel Kumandan, Feth eden Asker, ne güzel Askerdir buyurmuşlardır.

Kur'an-ı Kerim'de, Sebe Süresi'nin 15. Ayetinde geçen; Allah tarafından koruma altına alınan güzel bir belde vardır.Bu Ayette geçen Tayyib çok güzel, Belde yaşanılan yer. Beldetün Tayyibetünde ise; Yaşanılan çok güzel bir belde(yer) ye işaret ediliyor.

Molla CAMİİ Hazretleri (İslam Aleminin büyük Alimlerinden) , bu Ayet-i Kerime'yi incelemiş ve Beldetün Tayyibetün cümlesinin harflerinin Ebced Hesabına göre toplam, 857(hicri) , Miladi 1453 yılını gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Bu Ayet-i Kerimede Fethin Mu'cizesi gizlidir. Ancak Kalp Gözü açık olan Din Alimleri bu sırrı çözebilmiş. Biz müjdelerin kısa olanına alışmışız ve hemen olmasını isteriz. Ancak Fethin Müjdesi yaklaşık 857 yıl sonra gerçekleşmiştir.

Yine Kevser Süresinde; İnna Etayna Kel Kevser, Fesalli Lirabbike Venhar... ın içerisinde bulunan Kel Kevser Fe harflerinin Ebced Kodu, toplam; 857 çıkmaktadır. Bu da Hicri 857, Miladi 1453 yılına tekabül etmektedir. Bu Sürede de İstanbulun Fetih tarihine işaret edilmektedir.

Kevser Peygamberlere verilen nimet, Fetih manalarına gelmektedir. Bu Kevser yani Fetih aynı zamanda Peygamber Efendimizin adını da taşıyan Mirasçılarına da verilirmiş. İşte bu Kevser yani Fetih Hz. Fatih Sultan Muhammed Haa da verilmişti. Kel Kevserden sonra gelen F Harficeri bir kelimenin başına gelince, aciliyet gerektirir. Yani Kevseri sana verdik, hemen(zanam geçirmeden) Namaz kıl, Secdeye git mealine göre hareket eden Fatih, İkindi Namazını kılarak hemen Secdeye gitmişti. Konunun başında ifade ettiğimiz gibi, her iki Sürede de İstanbulun Fetih Tarihi gizlidir.

Bu iki Sürede gizli olan 857 rakamı, 1453 yılında gerçekleşecek olan Türk Fetih Tarihinin Kuranda var olduğuna ve Kuran-ı Keriminde Türklerin varlığına üstü kapalı değindiğini görmekteyiz.

Yine Maide Süresi 54. Ayet te de Türklere işaret etmektedir: Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse, şunu (iyi) bilsin: Allah onun yerine öyle bir kavim getirecek ki, Allah onları sever; onlar da Allahı severler, Müminlere karşı yumuşak gönüllü, Kafirlere karşı onurlu ve başları yukardadır; Allah Yolunda mücadele ederler(ölüme atılırlar) , dil uzatanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allahın ihsanıdır. Onu dilediği kimseye verir. Allahın İhsanı geniştir, her şeyi bilendir.

Bu Ayet nazil olduğunda henüz Türkler Müslüman değillerdi. O zaman Araplar Müslüman idi. Öyle ise burada kim dininden dönerse ikazı, o zamanın Müslüman Araplara yapılmıştır. Peki yerine getirilecek olan kavim� kim olmuştur? Elbetteki asırlar sonra İslamın Bayraktarlığını yapan ve İslam Dinini Üç kıtaya yayan Türkler olduğu anlaşılmıştır. Said-i Nursi; Bu Ayeti okuduğumda, VAllahi bu Ayet Türklere işret ediyor dedim. Diyor. Sıralamış olduğumuz bu üç Ayetin ve Hadisin övgüsüne mazhar olan Yüce Türk Milletinin, ABnin kapısında, bir Eyalet olmak için beklemesi onurumuza dokunuyor doğrusu.

Emeviler Devri
Mübarek Ayet-i Kerime'nin ve Hadis-i Şerif'in sırrına mazhar olabilmek için, Peygamber Efendimiz'in vefatından 56 yıl sonra, Abdurrahman Bin VELİD kumandasında bir İslam Ordusu İstanbul'u almaya geldi. Bu Ordunun bir özelliği vardır: Hepsi de SAHABİ, yani Resulullah'ı gören insanlardı. Bu Ordunun arasında 90 yaşında, ak sakallı Eyüp SULTAN da vardı. Peygamber Efendimizi yedi ay evinde misafir etmiş, Bedir, Uhud, Hendek Gazalarına katılmıştır.

İstanbul surlarını geçmek çok zordur, askerlerin bir kısmı, surlardan içeri atlayalım derler. Diğer bir kısmı da çok tehlikeli olur, bu konuda ayet vardır dediler ve Bakara Süresi'nin 195. ayetini okudular: Allah yolunda mallarınızı harcayın ve elinizle kendinizi tehlikeye atmayın, Mücahitlere maddi ve manevi ihsan ve yardımda bulunun. Çünkü Allah, muhakkak iyilik ve ihsanda bulunanları sever. Eyüp SULTAN ayağa kalkarak buna itiraz etti; Bu ayet nazil olduğunda ben oradaydım. Bütün savaşları kazandık, biraz istirahat edelim, mal mülk toplayalım dediklerinde, Peygamber Efendimiz biraz düşündü ve hemen bu ayet nazil oldu ve Allah'ın Resulü; Ey Allah'ın kulları kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın ayetini bize okudular. dedi.

İşte bu şavaşta Eyüp SULTAN Hazretleri Şehit olur ve ölümü askerlerden gizli tutulur. Surların yakınlarında bir yere gömülür. Ancak Fatih İstanbulu Feth ettiği sırada, aradan geçen süre içerisinde, Eyüp SULTANın mezarı belirsiz hale gelmişti. Yine bu mezarı bulmak Akşemseddine düşmüştü. Akşemseddin Hazretleri, mezarı ararken çimenlerin üzerinde Secdeye giderek iki Rekat Namaz kılar, Allaha yalvarır. İşte o Secde anında olan olur. Namazı kıldıktan sonra, görevlilere burayı kazın emrini verir. Kazılan yerde Eyüp SULTAN Hazretlerinin mezarı bulunur ve Fatih tarafından Türbesi ve Camisi yaptırılır.

II. Murat Devri

Daha 17 yaşında iken tahta geçen, 25 yaşına kadar at sırtında inmeyen Murat HAN... Onun zamanında Mana Alemi'nin anahtarı, Ehl-i Beytt'en, Hoca Ahmet YESEVİye, oradan Horasan'a yansıyıp, oradan da birer Manevi Füze olarak Anadolu'ya atılan Aksaraylı Hamid Hazretleri'nin Ankaralı Müridi Hacı Bayram-ı Veli'de idi. Hacı Bayram-ı Veli'de, birincisi; İstanbul'un kalelerinin, ikincisi ise kendisinden 500 sene sonra Başkent olacak olan Ankara'nın Manevi Anahtarları gizli idi. Ankara nın ileride Başkent olacağını bildirmekle; Osmanlı nın ömrünün tamamlanacağını ve Tükenmek üzere olan bir milletten yeni bir Türk Devletinin doğacağını ve bu devletin Fatihi nin de Mustafa Kemal ATATÜRK olacağını söylemek istemişti adeta...

II. Murat, Hacı Bayram'la daha ilk görüşmesinde onun yüceliğini keşfetmiş ve gönlünde yatan isteği dile getirmekte acele etmişti. Hacı Bayram-ı Veli'ye şöyle demişti:

Himmet etseniz de şu İstanbul işini bitiriversek deyiverdi. Hacı Bayram Hazretleri güldü ve o sırada yerde oturmakta olan Küçük Mehmet'le kapının yanında duran Müridi Akşemseddin'i işaret ederek; Sultanım, o iş(fetih) şu Beşikteki çocuk ile Eşikteki Köse'ye(Akşemseddin) nasip olacaktır.dedi. Yüce Veli, adeta Kader Ekranında okuyordu geleceği...

Yüce Allah Sevgisi ile dolu olan ve her üç geceden birinde Peygamber Efendimiz'i(sav) mutlaka rüyasında gören II. Murat, Hacı Bayram'ın bu müjdesi üzerine Küçük Mehmet'in yetiştirilmesini Molla GÜRANİ(Gurmanç ve Zazalar Güranidir) nin ellerine teslim etti. Molla GÜRANİ, Hikmetler Diyarı Horasan İlinden gelen Mana Nakışlarını Küçük Mehmet'in gönlüne nakşetmiş ve bu şerefli vazifeyi daha sonra Akşemseddin'e devretmiştir.
 
Geri