Israil Vahşeti

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Hamilelere İsrail vahşeti

105163.jpg


Kuşatma altındaki Gazze'ye gönüllü giden Türk doktorlar savaşın soğuk yüzüne tanık oldu
Yaralılara müdahale etmek ve ameliyat yapmak üzere 24 Kasım'da Gazze'ye giden 7 Türk doktor, ülkede yaşanan savaşa ve çok sayıda acı hikâyeye yakından tanık oldu. Ekibin koordinatörü Filistin asıllı Tarık Dabboor, savaşın soğuk yüzünü bir bebeğin dramı üzerinden şöyle anlattı:

"MECBUR KALDIM"

"Hastanede annesinin kucağındaki bir bebek dikkatimi çekti. Annesi çaresiz gözlerle bir doktor arıyordu. 4 aylık bebek yarı baygın duruyordu. Hemen bir doktor ayarladım. Doktorlar bebeğe farklı testler uyguladı. Annenin hikâyesi tüyler ürperticiydi: 'Hamileydim, muayene olabilmek için İsrail tarafına gitmek gerekiyordu. İzinler alındı. Manyetik bir kapıdan geçmem istendi. Hamile olduğumu, bebeğime zarar vereceğini söyledim, dinlemediler. Mecburen dediklerini yaptım.”

BİNLERCE BEBEK AYNI DURUMDA

Sonrası kaçınılmaz son. Anne, o kapıdan geçince yüksek oranda radyasyona maruz kalmış. Bebek bir süre sonra dünyaya geldi ancak sinir sistemi zarar görmüş. Başını tutamıyor, beyninde hasar var. Yaşarsa da hayatına engelli olarak devam edecek. Biz anneye bu durumu nasıl anlatacağımızı bilemedik. Gazze'de aslında binlerce böyle anne ve bebek bulunuyor.”

"GAZZELİ MUHAMMED'İ UNUTAMIYORUM"

Yeryüzü Doktorları İkinci Başkanı Kerem Kınık, Gazze'y e giden son ekipte yer aldı. Son Gazze saldırısında 1250 yaralının yanında 86 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Kınık, her şeye rağmen Gazze halkının metanetini koruduğunu dile getirerek şunları söyledi:

“Gazze bir açık hava hapishanesi. Eli kolu bağlanmış, İsrail'in kendi planlarına göre canı istediği zaman vurduğu bir coğrafya . Buna rağmen Gazze hayalet şehir değil. Çünkü insanları hayata sıkı sıkıya bağlı ve çok güçlü. Gazzeli Muhammet'i unutamıyorum. 2008 saldırılarında İsrail'in bombaladığı bir evin enkazından çıkan ve belden aşağısı kesilen bir genç. Bu genç yaşadığı tüm felakete rağmen hayata sıkı sıkıya bağlı.”

YİNE GİDECEKLER

Yeryüzü Doktorları, daha önce de Somali, Filistin, Bosna Hersek gibi ülkelere gönüllü olarak giderek buradaki yaralı ve muhtaçlara tıbbi destek vermişti. Gazze'de yüzlerce yaralıyı muayene edip sayısız ameliyat yapan doktorlar, sayılarını artırarak önümüzdeki günlerde yeniden Gazze'ye gidecek.

GAZETE HABERTÜRK / Tülay ACAR
 
Filistindeki israil vahşeti

[YOUTUBE]5jdHV_8MF_E[/YOUTUBE]
 
İsrail vahşeti dünyayı şoke etti

İsrail askerlerinin Filistinli bir çocuğa işkence yaptığı anların gizli görüntüleri yayınlandı.

israil_vahseti_dunyayi_soke_etti_h2413.jpg


İsrail askerleriEl-Halil şehrinde, otomatik silahlı İsrail askeri, arkasından sinsice yakaladığı 9 yaşındaki Filistinli çocuğu yerde sürüklerken bir diğer İsrail askeri de koşarak gelip küçük çocuğa tekme ile saldırıyor.

İşgalci İsrail askerlerinin kindar ve vahşi tutumunu gözler önüne seren görüntüleri, İsrail toplumu bünyesinde çalışma yapan bir insan hakları örgütü olarak bilinen B'T selem servis etti.

Videoda, İsrail askerlerinden biri, Batı Yaka'nın el-Halil şehrinde Hz. İbrahim Camisi yakınlarında henüz dokuz yaşında olan Abdurrahman Burkan adında bir çocuğu sinsice pusuya düşürerek bir canavarın avının üzerine saldırması gibi saldırıyor.

İsrail askeri, kolundan yakaladığı çocuğu bir süre yerde sürükleyerek eziyet ederken, ikinci bir polis ise yanlarına gelerek çocuğa tekmeyle saldırıyor. Tekme darbeleriyle acı içinde bağıran çocuğun ağlama sesi ve feryatları açık şekilde duyuluyor. İşkenceye maruz kalan çocuk İsrail askerlerinin kendisini bırakmasıyla oradan koşarak uzaklaşıyor. ayınlandı.
 
İsrail vahşeti

http://kizilelma0671.blogcu.com/israil-vahseti/3819206#edittitle


İsrail vahşeti
BATI Şeria’da yapılan duvarı protesto eden Filistinli bir genç, İsrail askerleri tarafından gözaltına alındı.
Elleri ve gözleri bağlanan gence, yakın mesafeden ateş edilmesi tüm dünyada nefret uyandırdı


YAHUDİ VAHŞETİ
Elleri kelepçeli gence kurşun!
İsrail’in Filistinlilere yönelik zulmü sınır tanımıyor. Yahudi devleti, hemen hergün yeni bir insanlık dışı uygulama ile dünyayı şoke etmeye devam ediyor. Batı Şeria’da güvenlik duvarını protesto eden genci yakalayıp elleri ve gözünü bağlayan İsrail askerleri sokak ortasında dehşet bir işkenceye imza attı. İsrail merkezli insan hakları örgütü B’Tselem, gözaltındaki Filistinliyi plastik mermiyle kısa mesafeden vurmasının görüntülerini yayınladı. Bir dakikayı aşan video kaydında, 27 yaşındaki Eşref Ebu Rahma‘nın gözleri kapalı ve elleri kelepçeli şekilde ayakta olduğu sırada, kolundan rütbesinin yarbay olduğu belirtilen İsrailli subay tutuyor. Karşısındaki asker ise yaklaşık 1,5 metre mesafeden plastik mermi yüklü silahını Filistinliye doğrultarak bacağına ateş ediyor.

Görüntü gizlice çekildi
Kendisini ’İşgal Altındaki Topraklarda İsrail İnsan Hakları Enformasyon Merkezi’olarak tanımlayan B’Tselem yaptığı açıklamada, görüntünün Batı Şeria’nın Nil’in köyünde 7 Temmuz’daki gösteri sırasında çekildiğini açıkladı. İnsan hakları örgütü, olay görüntülerinin ise, Nil‘in köyünde yaşayan 14 yaşındaki Filistinli bir kız tarafından gizlice görüntülendiğini ve kendilerine ulaştırıldığını belirtti. B‘Tselem, elleri kelepçelenen ve gözleri bağlanan şahsın yaklaşık yarım saat böyle kaldığını ifade ederek, ayağından yaralanan gencin daha sonra serbest bırakıldığını söyledi.

Soruşturma açılmasını istedik
İnsan hakları örgütü, “Olaya karışanlar hakkında herhangi bir hukuki süreç başlatılıp başlatılmadığını bilmiyoruz. Bununla birlikte, köylüler aynı askerin ertesi gün de köyde görüldüğünü ve görevine devam ettiğini söylüyor. B‘Tselem, söz konusu askerin yargı önüne çıkarılmasını talep etmiştir. Buna ek olarak, olaya karışan ve şüphelinin kolunu tutan yarbay hakkında da soruşturma başlatılması talep edilmiştir” dedi.



Gözaltına alınan Eşref Ebu Rahma’yı İsrail askerlerinden biri tuttu diğeri tetiğe bastı

Filistinli bir gence, elleri ve gözleri bağlıyken yakın mesafeden ateş açan İsrail askerinin görüntüleri, Yahudi devletinin bölgede estirdiği terörü bir kez daha göz önüne serdi.

İŞDE İSRAİL ORDUSUNDA BULUNAN 2 AYAKLI 2 KÖPEK
BAŞKA SÖZE GEREK YOK.
 
İsrail Vahşeti, Dünyanın Yüz Karasıdır

İsrail'in Gazze'ye saldırısı ve Filistin halkının soykırıma uğratılması karşısında hür dünyanın suskun kalması hiç kuşkusuz zamanı geldiğinde sorgulanacaktır. Biz, her zaman şunu savunuyoruz: Bu savaşa seyirci kalanlar da, durduramayanlar da en az saldırgan ve vahşet sergileyen İsrailliler kadar suçludurlar.

Sadece şunu söylemek bile yeterli: İsrail'in Gazze'de başlattığı vahşet ve soykırım artık İsrail içinde yaşayan vatandaşlar da, İsrail dışındakiler de, hatta savaşan askerler de isyan etmeye başlamışlardır. Bugünkü yazımızda bunlardan da örnekler vereceğiz.

Bir önemli konu da, İsrail'in ateşkes çağrılarına kulak tıkamasıdır. Bildiğini okumasıdır. Orantısız güç kullanması, kimyasal ve yumuşatılmış yasak, nükleer silahları Filistin halkının üzerinde denemesidir. Bütün bunlara seyirci mi kalınacak? Bunlar sorgulanmayacak mı? İsrail, savaş ve insanlık suçu işlediği gerekçesi ile suçlu sandalyesine oturtulmayacak mı?

KATLİAM İTİRAFI


Savaşın boyutu arttıkça, İsrail'in uyguladığı insanlık dışı taktikler de ortaya çıkıyor. Saldırılarda hedef gözetmeksizin sivil hedefleri vuran İsrail, Gazze'de 1000 kişinin ölümüne neden olmuştur. Bunun üçte biri çocuklardır. Savaşta rol alan bazı İsrailli askerlerin itirafları da İsrail vahşetini ortaya koyuyor.

Times Gazetesi'ne açıklamalarda bulunan bir İsrail askerinin şu sözlerinin altını çiziyoruz:


" Hedef gözetmeksizin vur emri aldık. Şu anda her şeye düşman gibi yaklaşıyoruz. Bize, hiçbir şeyi şansa bırakmamamız talimatı verildi. ( Soru sormayın, ateş açın ) denildi. Daha önce de savaşlarda görev aldım. Gazze'de Filistinlilere yönelik saldırı, bugüne kadar gördüklerimin en şiddetlisi ve açmasızıdır. Gazze'deki bazı görüntüler beni şoke ediyor. Bazı semtler ise bütünüyle yerle bir edildi. Gördüğüm manzara birkaç haftadır savaşıyoruz gibi değildi. Yıllardır bombalıyormuşuz gibi yıkılmış ve tahrip edilmiş haldeydi."

Soyadını ve rütbesini açıklamayan, adının da Alon olduğunu söyleyen İsrailli askerin bu açıklamaları tüyler ürpertiyor. Dahası, hedef gösterilmeksizin girişilen bu katliamda en büyük zararın sivillerin görmesidir. Çünkü Gazze'deki saldırıda sivil hedefler vuruluyor, yıkılıyor, siviller hayatlarını yitiriyor. Bu satırlar yazılırken gelen haberlerde, Filistin halkının ölülerini gömecek mezar dahi bulamadıkları vurgulanıyordu.

Gözü dönmüş İsrailliler bir yandan katliam yapıyor, öte yandan ateşkes çağrılarına kulaklarını tıkıyor, bir başka yönden de Filistinlilerin mezarlarını bile bombalıyor. Buna ne denir? Buna nasıl seyirci kalınır? Kaldı ki, yasaklanmış silahların burada denenmesi de gerçekten büyük bir insanlık ve savaş suçudur. Bunun hesabı sorulmaz ve yapanının yanına kar kalırsa, ileride İsrail'in bu yaptıkları başkaları tarafından da kullanılabilir. O zaman hür dünya buna ne der çok merak ediyoruz?

GAZZE'DE DURUM ŞOK EDİCİ

Gazze, İsrail tarafından cehenneme çevrilmiş durumda. Özellikle burada yaşayan çocukların, kadın ve yaşlıların durumlarının çok zor olduğu uluslar arası kuruluş temsilcileri tarafından dile getiriliyor.

Uluslar arası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Başkanı Jacob Kellenberger bakınız neler diyor:

" Burada binlerce yaralı ve yaralı yakını var. Onların çektiği acılar şok edici. Buraya gelen yardımların yetersiz olduğunu da görüyoruz. İsrail'in kesintili olarak yardımlara izin vermesi de burayı daha da dramatik hale getiriyor. Yaralı insanları, onların nasıl yaralanmış olduklarını gördüğümüzde de bu insanlar acı veriyor. Bu insanlar, özellikle de çocuklar çok büyük travma yaşıyor."

Şimdi, bu işin bir yönü. Öteki yönü ise daha da vahim görünüyor. Çünkü, yaralananları tedavi eden Filistinli ve Filistin dışından gelen doktorlar, şok açıklamalara imza atıyorlar. İsrail'in kullandığı kimyasal silahların, yaralıları ne hale getirdiğini vurguluyorlar. Bu konuda yapılan araştırma ve tutulan raporlarda İsrail'in burada kimyasal içerikli bombalar kullandığı da ortaya çıkmış bulunuyor.

Burada AB ülkelerine sormak istiyoruz:


Türkiye'ye insan hakları dersi vermeye kalkıyorsunuz. Türkiye'de yapılan bir haksızlığa karşı hemen ayağa kalkıyorsunuz. Peki, dünyanın gözü önünde işlenen cinayetlere, katliamlara, insan hakları ihlallerine niye ses çıkarmıyorsunuz? Bunun yanıtını vermek durumundasınız. Çünkü gelecekte yapacağınız çıkışlarda, Gazze'de işlenen bu vahşetin, insanlık dramının, insan hakları ihlallerinin fotoğrafları ve belgeleri mutlaka önünüze konulacaktır.

Bir de Birleşmiş Milletler ( BM) konusuna değinelim:

BM, Güvenlik Konseyi tamamen ABD'nin güdümündedir ve hiçbir işe yaramamaktadır. İsrail'in Gazze'ye saldırısı sonrasında BM Güvenlik Konseyi'nin bu duruşu, tutum ve davranışı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Eğer, BM Güvenlik Konseyi, alacağı kararlarla İsrail'i savaş ve insanlık suçlusu olarak sanık sandalyesine oturtmaz ise, bu görüşümüz daha da güçlenecektir. Bundan sonra sağlanacak olan ateşkes bundan öncekiler gibi ancak İsrail'in yaptığının yanına kar kalmasını sağlayacaktır.
 
Prof. Erkal: "İşte İsrail Vahşeti"

Prof. Dr. Mehmet Erkal, İsrail vahşeti ve Mazlum Filistin Direnişi üzerine belki de en çok yazı kaleme almış ilahiyatçı hocamız. Kendisinin bir önceki gazze katliamı ile ilgili yazmış olduğu İşte İsrail Vahşeti başlıklı yazısını görülen lüzum üzere yayınlıyoruz.

Bundan önce 22 gün süre Gazze katliamında – üçte biri çocuk olmak üzere 1369 – Filistinli kardeşimiz şehit olmuş, beş bin kişi de yaralanmıştı. Bunun üzerine yazdığım yazılardan birinde sadece İsrail bombaları ile cennet kuşu haline gelen ölümünde de gülümseyen bir yavrumuzun resmini de neşrettim. .... yavrum sana nasıl kıydılar.... şeklinde çok duygu yüklü yorumlar aldım. Yazının başlığı da “Sözün Bittiği Yer”di. Yanılmışım, söz bitmemiş, bitmiyor.

Filistin’de Birleşmiş Milletler kararlarının hiçbirinin uygulanmadığı çok açık görülüyor.

İsrail pervasız şımarıklığı ile insanlık suçlarını vahşice işlemeye devam ediyor. Zorbaların zavallılığını sergiliyor. Insanlık değerlerini kendisine tehdit gören kibir hastası. Gazze’yi havadan, karadan, denizden kuşatıp kadın, çoluk çocuk demeden vuruyor, öldürüyor, taş taş üzerinde bırakmıyor. Amerika ve Avrupa İsrail’siz bir ortadoğu istemediklerini pervasızca ortaya koyuyorlar. Bunun yanında, korkunç denecek öldürücü güce gelen savaş araçları ve bunun ticareti alabildiğine yaygınlaşıyor.

Modernite, yüce yaratıcının yerine insanı koydu. Tek hakikati, tek doğruyu (vahiy) inkar etti. Bundan sonra dünya modernitenin tezgahından geçenler ve geçmeyenler olarak ikiye ayrıldı. Bu tezgahtan geçenlere iyi adam, geçmeyenlere kötü adam lakabını uygun gördü. Taşlaşmış bir gezegen, betonlaşmış şehirler yanında delinmiş ozonu da miras bıraktı.

20. yüzyıl Avrupa modernitesi pozitivist, maddeci bir dünya görüşü üzerine bina edilmiştir. Emperyalist batının yeryüzünde hakimiyet sağladığı derin bir buhranlar asrını yaşıyoruz.

Kilisenin teslisi yerine kapital, cinsellik, bireyselcilik teslisinden oluşan meteryalist bir hayat anlayışını insanlığa “insanlığın dini” olarak sunan batı, kim haklı kim haksız ayrımı yapmadan ilahi olan ne varsa düşmanlık esasını hayat felsefesi olarak sunmaktadır. Insanlık tarihinin merkezine batılı toplumların gelişimini ve değişimini koyan batı, bütün medeniyet ve kültürleri sanki yeryüzünden silmeye çalışmaktadır. Tarihin sonu (the end of the history) gibi tezlerle asla ulaşamayacağı büyüklük vehmini devam ettirmek istemektedir. Ancak adalet yılanlar gibi çıplak ayakları sokmakta, varlıklılar duvarların arkasında sokağın sesini duymamak için kulaklarını tıkamaktadırlar.

Doğru olan duvara bir daire çizip, ortasına on iki yazılıp onun iyi atıcı olduğuna inanılırken bugün ok atılıyor nereye düşerse düşsün onun etrafına daire çizilip okun bulunduğu yere oniki yazılıyor. “Işte oniki bu, vurdu!” deniliyor.

Bosna Hersek yakılıp yıkıldı, batı nutku tutulmuş gibi sustu. Suriye yanıyor, yine dünya çizgi filmi seyreden çocuklar gibi televizyonlarda seyrediyor. Filistin yıllardır yok edilmeye, kendi topraklarından sürülmeye çalışılıyor. Yine durum aynı.

Kendi öz değerlerimize dayanarak özgün yapımızı inşa etmekten başka çaremiz yok.

Prof. Dr. Mehmet ERKAL
 
Filistin de israil Vahşetleri

Gaflet uykusundayız, atılan bunca bomba
Uyandırmıyor bizi, bölmüyor uykumuzu
Mukaddes topraklarda bulunan zalim zorba
Bizden satın almıştır İslami duygumuzu
Ey Irak’ta bulunan İngiltere, Amerika
Sizlere fayda vermez bu katliam bu ölüm
Sabredin kardeşler bitecek bu arbede
Küfür devam etse de ebedi değil zülüm
 
Çocuklar hangi suçtan dolayı öldürüldü?

Değerli Okuyucular; Bundan tam dört sene önce GAZZE katliamı münasebeti ile ilgili aşağıdaki yazıyı kaleme almış idim. Maalesef –ibret ve tedbir alınmayınca tarih tekerrür ediyor- dört yıl sonra aynı seneryo tekrar sahneye kondu.



Sonuç 40 ı çocuk, bir aileden 10 kişi, olmak üzere 170 günahsız şehid, binlerce yaralı ve tamamına yakını yıkılmış harab GAZZE. Bu elim, vahim, insanlık dışı olay, konuyu tekrar hatırlatmayı gerekli kıldı.



Karadan, havadan, denizden kuşatılmış, en hayati tıbbi ilaçları, gıda maddelerini rahatça alamayan, hele hele yıkılan binalarını yeniden inşa için inşaat malzemesi getirmesi sakıncalı bulunan Gazzeli kardeşlerimiz yaşam-ölüm mücadelesinde. Gel gör ki ellerinde ne uçak, ne geliştirilmiş silah, ne de kendilerini savunacak güç var? Sadece hürriyetlerine kavuşmak üzere kullanma tarihi çoktan bitmiş ibtidai füzeler!. Peki bu kullanılan orantısız gücün, öldürülen masum-özellikle 4 aylıktan 4 yaşına kadar masum ve masunelerin hesabı sorulmayacak mı? Elbette sorulacak. Hem bu dünyada hem hesab gününde. İnanıyoruz ki bir gün taşlar yerinden oynatılacak. Gelin biz -sanki günümüzde inmiş gibi insanları uyaran- KU’AN’ımıza dönelim. Bakınız TEKVİR SURESİNDE(81) Rabbimiz ne buyuruyor:



“Güneş dürülüp karardığında, Yıldızlar dökülüp söndüğünde, Dağlar yürütüldüğünde, Doğuracak develer başıboş bırakıldığında, Yabani hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde, Denizler kaynatıldığında, Ruhlar bedenlerle birleştirildiğinde, KIZ ÇOCUĞUNA HANGİ SUÇUNDAN DOLAYI ÖLDÜRÜLDÜĞÜ sorulduğunda, Defterler açıldığında, Gök yerinden oynatıldığında, Cehennem alevlendirildiğinde, Cennet yaklaştırıldığında, Kişi ne yaptığını görecektir. Doğan ve batan yıldızlara andolsun, Kararmakta olan geceye andolsun, ağarmakta olan sabaha andolsun ki, Bu Kur’an değerli, güçlü ve Arşın sahibi katında itibarlı,saygın ve güvenilir bir elçinin sözüdür. Arkadaşınız kesinlikle mecnun değildir. Andolsun ki O Cebrail’i apaçık ufukta görmüştür. O gaybi bilgilerde en doğru ve en emindir. O, Lanetli şeytanın sözü değildir. (Ey İnsanlar) Nereye gidiyorsunuz ? Kur’an herkes için bir öğüttür. Özellikle sizden doğru yolda gitmek isteyenler için. Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.” (Tekvir (81),1-29)

22 gün süren GAZZE katliamı bittiğinde üçte biri çocuk olmak üzere 1369 Filistinli kardeşlerimiz şehid edildi. 5000 bin kardeşimiz yaralandı. Bugün de aynı vahşet tekrarlanmıyor mu üçte biri çocuk, bir ailenin 10 ferdi ile tamamen yok edilişi, yüzlerce şehid ?

Çocuk katilleri karadan, havadan, denizden, orantısız güç kullanarak, Vandalları andıran bir vahşetle saldırdırıyor. Çoluk, çocuk, yaşlı, kadın demeden öldürülüyor. Yakıyorlar, yıkıyorlar.

Bütün bunlara karşı Dünya nutku tutulmuş gibi susuyor; Amerika zaten dünyada dünyalı değil. Sanki benim rakibim artık dünyalı değil uzaylı, ben yıldız savaşları yaparım dercesine Gazzeli kardeşlerimizi “kötü adam”, İsrail’i de “beyaz adam” ilan ediyor. Tarafsız kalmayı bırak İsrail’e taraf oluyor arkasında duruyor. Rönesansın maddeci mirasına dayanan Batı, GAZZE katliamını, televizyonda çizgi film seyreden çocuklar gibi seyrediyor. Bilgi tıkıştırılmış, yabancı kültürle yoğrulmuş kimi aydınlar, her gün bir taviz vererek şerrinden kurtulabileceklerini sandıkları için “Amarika ne der, Avrupa ne der endişesi ile müthiş bir sessizliği tercih ediyor. Kısaca dünya hayret verici bir hareketsizliğin içine gömüldü. GAZZE’yi dipsiz bir kuyuya attı, merdivensiz bıraktı.

İslam Dünyası ne mi yaptı? Onun belirttiği mana, artık korkunç denebilecek bir badirenin eşiğinde olduğumuzun en çarpıcı bir çığlığıdır. İslam’ın yürekleri eriten ulvi heyecanından güç kazanan Müslüman toplumlar, bugün temelinden çatısına kadar estirilen TEFRİKA fırtınalarıyla harabeye yüz tutmuştur. Kimi dut yemiş bülbül gibi susuyor, gık çıkarmıyor, kimi kendi halkını bombalamakla meşgul, kimi iç çatışmalarla çalkalanıyor. Bu muazzam yapının sarsıntısını, fırtınanın çıkardığı canhıraş ıslığı her idrak sahibi duymuş, görmüş ve bilmiştir.

Bakınız Yüce Allah sevgili Peygamberimiz için ne buyuruyor:

“Andolsun, size içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur. “ (Tevbe 9), 128

Daha peygamber olmadan “Mazlumları Koruma Derneği” diyebileceğimiz “Hılfu’l-fudul”a giren (üye olan) mazlumların yanındaki Peygamber bütün insanlığın acısı ile yanmıştır. Acıyı O bize öğretmiştir. “Ben hüzünlerin peygamberiyim” diyen o ufuk insanın, çağların günahlarını yıkamak için gece yarılarında akıttığı gözyaşları, yattığı şilteyi ıslatıp Hz. Aişe’yi uyandıracak kadar sel olup çağlamıştır. Hz.Fatıma ablası Rukiyye’nin kabri başında ağlarken, onun gözyaşlarını elbisesinin ucuyla silmiştir (Müsned 1,335) Vefat eden oğlu İbrahim için ağladığı gibi (Buhari, Cenaiz,43), vefat eden arkadaşları için de gözyaşı dökmüştür (Ebu Davud, Cenaiz, 35). Gazze için, müslümanların perişan durumları için de mutlaka ağlamıştır. Merhamet-i Muhammedi’nin bu acı duruma ağlamaması mümkün değildir. Çünkü O Yüce Peygamber; “Allah’ım! ürpermeyen kalpten, yaşarmayan gözden sana sığınırım” yakarışını sık sık tekrar etmiştir.

Evet çocuk katilleri ayette belirtildiği gibi “…Kız çocuğuna hangi suçundan dolayı öldürüldüğü sorulduğunda…”ne yaptıklarını göreceklerdir. Cahiliyye döneminde –az da olsa-kız çocuklarını diri diri gömüp öldürenlerle, yaşadıkları binaları başlarına yıkarak beton altına bu yavruları gömenler arasında ne fark olabilir. Bu cahiliye kalıntılarının, kız çocuklarını gömerek öldürenlerden tek farkı birinin bu vahşeti işlerken teknoloji kullanmaması, ötekinin kullanmasıdır.

İsrail göstermiştir ki. Bu bir insanlık suçu, bir hukuki suçtur. Lakin İsrail’siz Ortadoğu istemeyen, İsrail için ortadoğuyu yakıp yıkan Amerika, bu hayasızlığa sessiz kalmış, pozitivizm kalıntısı modernist batı susmuştur

GAZZE şehidlerine, Gazze yolunda şehid olanlara ALLH’tan rahmet, ailelerine sabır ve metanet, yaralılara acil şıfalar niyaz ederim.

Prof. Dr. Mehmet ERKAL
 
Allah gazabında aceleci değildir elbet Hak onların üstünede kopar vay gidi insanlığını unutanlar sizler ibret almadınız hayata ibretlik olscaksınız!!
 
Allah gazabında aceleci değildir elbet Hak onların üstünede kopar vay gidi insanlığını unutanlar sizler ibret almadınız hayata ibretlik olscaksınız!!

inşallah inşallah ibret almakta iyidir ama anlayana tabiki
 


kuranda onlar için onalrca ibretlik olay vardır çok büyük lütuflar verildi hepsini ittiler elleriyle elbet Komutan gelecektir bizlere :)

evet hayırlısı olsun herşeyin elbette birgün sıra biz türklerin olacak bekliyoruz sabır ve heyecanla tabiki :cici:
 
Geri